27. bölüm / 31
Kızıl YeminEmir Büyük Yerden
Bölümler 31Şu an: Emir Büyük Yerden
- 1 Kayıp Yüzük544 kelime
- 2 Ateş Çemberi555 kelime
- 3 Fırtına Sonrası498 kelime
- 4 Yaraların Sessizliği426 kelime
- 5 Gölgenin Ardından581 kelime
- 6 Sessiz İtiraflar427 kelime
- 7 Küllerinden Doğmak441 kelime
- 8 Karanlığın Merkezine Yolculuk584 kelime
- 9 Sözlerin Sessizliği433 kelime
- 10 Yaralar ve Anılar520 kelime
- 11 Bir Fincan Hayal479 kelime
- 12 Kabusun Gölgesi514 kelime
- 13 Kalplerin Fısıltısı409 kelime
- 14 Kahkaha Terapisi577 kelime
- 15 Savaşın Diğer Yüzü472 kelime
- 16 Kaosun İçinde496 kelime
- 17 Fırtına Kopuyor490 kelime
- 18 Sessizlikte Yankılanan Aşk391 kelime
- 19 İhanetin Gölgesi392 kelime
- 20 Yalnızlık Hattı477 kelime
- 21 Kıyamete Hazırlık455 kelime
- 22 Veda Fermanı353 kelime
- 23 Yangın288 kelime
- 24 Gitmek Gerek306 kelime
- 25 Sessiz Çığlık270 kelime
- 26 Kardeşlik Yarası221 kelime
- 27 Emir Büyük Yerden309 kelime · Okuduğun bölüm
- 28 Kardeşlik Yeminleri ve Eski Köşedeki Adam330 kelime
- 29 Gitmek Gerek338 kelime
- 30 Karar (Doğukan)245 kelime
- 31 Kırık Kadeh302 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm 30: Emir Büyük Yerden
Kurtuluş Timi, etrafımda bir koruma kalkanı oluşturmuştu. İçimdeki acıyı hafifleteceklerini biliyorlardı ama tamamen geçmeyeceğini de. Kırılmıştım, hem de en derin yerimden.
Tam konuşmaya hazırlanıyordum ki, arkamızdaki kapı sertçe açıldı.
“Ne bu hâl?”
Albayın tok sesi koridorun soğuk duvarlarına çarpıp yankılandı. Hepimiz ona döndük. O da sert bakışlarını üzerimize gezdiriyordu.
Taylan hemen ayağa kalktı, askeri bir duruş sergileyerek, “Bir şey yok, Albayım,” dedi.
Albay gözlerini kısmıştı. Bana baktı, hâlâ dizlerimin üzerinde yere çökmüş hâldeydim. Gözlerim yaşlıydı, nefesim düzensizdi.
“Tunç,” dedi adımı ilk kez bu kadar yumuşak söyleyerek.
Yavaşça ayağa kalktım. Tim de benimle birlikte doğruldu. Üzerime sinmiş ağırlığı silkeleyerek dik durmaya çalıştım.
“Buyurun, Albayım.” Sesim beklediğimden daha sert çıkmıştı.
Albay birkaç adım attı ve karşımda durdu. Beni inceler gibi bakıyordu.
“Gitmeye kararlı mısın?” diye sordu.
Boğazımdaki düğümü yutkunarak bastırdım. “Tayin emri büyük yerden geldi, Albayım.”
Kaşlarını çattı. “Bu soruma cevap değil, Binbaşı.”
Herkes nefesini tutmuştu. Tim, göz ucuyla bana bakıyordu.
Albay benden cevap bekliyordu ama verecek bir şeyim yoktu.
Gitmek istiyor muydum?
Hayır.
Ama gitmek zorunda mıydım?
Evet.
“Kararlıyım,” dedim sonunda.
Albay başını salladı. “Anladım.”
Sonra cebinden bir kâğıt çıkardı. Baktım.
Tayin emri.
Gözlerim büyüdü. Bu, Doğukan’ın yırttığı kâğıt değildi. Bu, yenisiydi.
Ve altındaki imza…
Albayın kendisine aitti.
Şok içinde ona baktım. “Siz…”
Kâğıdı bana uzattı. “Emir büyük yerden gelmişti, evet. Ama ben bu emri onayladım. Çünkü bu timin birliğini bozan her şeyin karşısındayım.”
Sözleri içime saplanan bıçak gibiydi. Ama Albay konuşmaya devam etti.
“Birliğiniz sarsıldı, Binbaşı. Ve bunun en büyük sebebi güvenin kaybolmasıydı.” Derin bir nefes aldı. “Güvenin olmadığı yerde başarı olmaz.”
İçimde bir şeyler çatırdadı.
Albay bir adım daha yaklaştı.
“Gitmek senin tercihin olabilir. Ama bil ki, burada kalmak için savaşmazsan, o zaman gerçekten kaybetmiş olursun.”
Bana kâğıdı uzattı. “Karar senin.”
Taylan, Yavuz, Emir, Melek, Kaan, Altay… Hepsi bana bakıyordu.
Ellerim titreyerek uzandı ve kâğıdı aldım.
O an anladım.
Gerçek savaş, şimdi başlıyordu.
Bölüm etkileşimi
