28. bölüm / 31
Kızıl YeminKardeşlik Yeminleri ve Eski Köşedeki Adam
Bölümler 31Şu an: Kardeşlik Yeminleri ve Eski Köşedeki Adam
- 1 Kayıp Yüzük544 kelime
- 2 Ateş Çemberi555 kelime
- 3 Fırtına Sonrası498 kelime
- 4 Yaraların Sessizliği426 kelime
- 5 Gölgenin Ardından581 kelime
- 6 Sessiz İtiraflar427 kelime
- 7 Küllerinden Doğmak441 kelime
- 8 Karanlığın Merkezine Yolculuk584 kelime
- 9 Sözlerin Sessizliği433 kelime
- 10 Yaralar ve Anılar520 kelime
- 11 Bir Fincan Hayal479 kelime
- 12 Kabusun Gölgesi514 kelime
- 13 Kalplerin Fısıltısı409 kelime
- 14 Kahkaha Terapisi577 kelime
- 15 Savaşın Diğer Yüzü472 kelime
- 16 Kaosun İçinde496 kelime
- 17 Fırtına Kopuyor490 kelime
- 18 Sessizlikte Yankılanan Aşk391 kelime
- 19 İhanetin Gölgesi392 kelime
- 20 Yalnızlık Hattı477 kelime
- 21 Kıyamete Hazırlık455 kelime
- 22 Veda Fermanı353 kelime
- 23 Yangın288 kelime
- 24 Gitmek Gerek306 kelime
- 25 Sessiz Çığlık270 kelime
- 26 Kardeşlik Yarası221 kelime
- 27 Emir Büyük Yerden309 kelime
- 28 Kardeşlik Yeminleri ve Eski Köşedeki Adam330 kelime · Okuduğun bölüm
- 29 Gitmek Gerek338 kelime
- 30 Karar (Doğukan)245 kelime
- 31 Kırık Kadeh302 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm 31: Kardeşlik Yeminleri ve Eski Köşedeki Adam
Tim, Albayın odasından çıktıktan sonra beni etrafına almış, adeta çelikten bir duvar gibi sıkıştırmıştı.
“Bitti, Tunç abla. Sen bir yere gidemezsin,” dedi Emir, kollarını kavuşturup kararlı bir bakışla.
Taylan başını salladı. “Zaten mantıklı düşününce gitmemen gerektiğini biliyorsun.”
Melek araya girdi. “Bak, seni ikna etmenin zor olacağını biliyoruz ama ne kadar inatçıysan, biz de o kadar inatçıyız.”
Kaan sırıttı. “Hadi ama Tunç abla, bizim senden vazgeçmemizi mi bekliyorsun? Öyle bir dünya yok.”
Altay sessizce bir adım attı, gözleri her zamanki gibi keskin ve ciddi bakıyordu. “Gidersen, timin eksik kalır. Bunu sen de biliyorsun.”
Yavuz elini omzuma koydu. “Bizi bırakmaya gerçekten hazır mısın?”
İçimdeki duygular dalgalanıyordu. Timin hepsi burada, benim için savaşıyordu. Gözlerimin içine bakıyor, pes etmemi istemiyorlardı.
Derin bir nefes aldım, onlara tek tek baktım.
Ve sonra pes ettim.
“Hadi lan,” dedim, gözlerimi devirdim. “Benim başım belada bileyken peşimi bırakmıyorsunuz, bari burada bırakın.”
Anında bir sevinç çığlığı yükseldi. Taylan, Yavuz’un omzuna yumruk attı. Melek, mutluluktan ellerini çırptı. Kaan ve Emir birbirleriyle yumruk tokuşturdu. Altay bile hafifçe gülümsedi.
Melek gözlerini kısarak bana baktı. “Bunu kutlamalıyız.”
Kaan hemen araya girdi. “O zaman plan belli! Meyhane zamanı!”
Kaşlarımı kaldırdım. “Oğlum, ciddisiniz dimi?”
Taylan kollarını iki yana açtı. “Her zaman gittiğimiz yer. Sen de geliyorsun, itiraz istemiyoruz.”
Derin bir iç çektim. “Beni alkolle kandıramazsınız.”
Yavuz sırıttı. “Kandırmayacağız. Sadece biz ve bir gecelik eğlence.”
Melek yanağını yanağıma yasladı. “Lütfen?” diye fısıldadı, kıkırdayarak.
Bu timle mücadele etmek, cehennemle savaşmaktan daha zordu. Sonunda pes ettim. “Peki lan, tamam.”
Sevinç çığlıkları arasında meyhaneye doğru yola çıktık.
---
Meyhanenin kapısını açtığımızda, içerideki loş ışık ve hafif rakı kokusu hemen yüzümüze çarptı.
Herkes içeri doluşurken, gözüm en köşedeki masaya takıldı.
Ve nefesim kesildi.
Köşede, yalnız başına oturan adam…
Doğukan.
Tek başına, elinde bir bardak vardı. Gözleri yere sabitlenmişti. Yüzü gölgelerin içinde kayboluyordu.
Tim de onu fark etmişti. Bütün gülüşler, neşeli kahkahalar bir anda kesildi.
Taylan hafifçe mırıldandı. “Vay… Bunu hiç beklemiyordum.”
Melek, elimi sıktı. “Tunç abla…”
Doğukan, başını kaldırdı.
Ve göz göze geldik.
Bölüm etkileşimi
