Kızıl Yemin kitap kapağı

11. bölüm / 31

Kızıl Yemin

Bir Fincan Hayal

Vaveyla Yazarı: The. Nur

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 31Şu an: Bir Fincan Hayal

Bölüm 11: Bir Fincan Hayal

Gecenin sessizliği eve huzurlu bir dinginlik getiriyordu. Şömine hafifçe çıtırdıyor, odanın içinde sıcak bir atmosfer yaratıyordu. Doğukan, kanepenin köşesine yaslanmış, yorgun ama rahat bir ifadeyle bana bakıyordu. Ben ise elimdeki kahve kupasını karıştırıyor, arada göz ucuyla ona bakıyordum.

“Beni böyle izlemeye devam edeceksen en azından kahvemi doldur,” dedim, gözlerimi ona çevirerek.

Doğukan gülümsedi. O tanıdık, sakin gülüş. “Senin kahveni her zaman doldururum ama bir şartla.”

Kaşlarımı kaldırdım. “Yine ne istiyorsun, Doğukan?”

“Bana söz ver,” dedi, yüzünde ciddi bir ifadeyle. “Bundan sonra savaşlar arasında değil, hayatın kendisinde birlikte olacağız.”

Sözleri bir an kalbime dokundu ama yüzümü ciddiyetle büzdüm. “Sen romantik bir adam olmaya mı karar verdin? Yoksa bu, parmağını kaybettikten sonra gelen bir yan etki mi?”

Doğukan kahkahasını tutamadı. “Komutanım, seni güldürmek için parmağımı feda ettiğimi söyleyebiliriz belki.”

“Çok kötü bir espriydi, Doğukan,” dedim ama gülümsemeden edemedim. “Ama şunu bil, kahramanlıklarını takdir ediyorum.”

Şakalar bir yana, içimde bir şeylerin değiştiğini hissettim. Onun yanındaydım, güvendeydi, ama geleceğimiz hakkında ne düşündüğümüzü hiç konuşmamıştık. Kupayı masaya bıraktım ve ona yaklaştım.

“Peki,” dedim yavaşça. “Hayatta ne istiyorsun, Doğukan? Gelecekte ne görmek istiyorsun?”

O, bir süre duraksadı, sanki söylemek istedikleri zihninde şekilleniyordu. Sonra derin bir nefes alarak gözlerimin içine baktı. “Hatun... Ben bir aile istiyorum. Küçük, sıcak bir evimiz olsun. Bir bahçemiz. Ve çocuklarımız.”

Bir an afalladım. Gözlerimi kırpıştırarak yüzüne baktım. “Çocuklarımız mı?”

“Evet,” dedi kararlı bir şekilde. “Senin gibi güçlü, benim gibi biraz inatçı. Ama aynı zamanda ikimizin sevgisiyle büyüyen, her şeyden habersiz masum çocuklar.”

Gözlerimi devirerek kahkaha attım. “Benim gibi güçlü ve senin gibi inatçı mı? Evde her gün savaş çıkar.”

“Belki de çıkar,” dedi gülerek. “Ama o savaşı bile seve seve yönetirim. Çünkü onların annesi sen olacaksın.”

Sözleri boğazımda bir düğüm oluşturdu. Gözlerimi ondan kaçırdım ama o, yanağımdan hafifçe tuttu ve bana dönmemi sağladı.

“Hatun,” dedi yavaşça. “Sen benim en büyük hayalimsin. Ve eğer sen hazırsan, hayatımı seninle paylaşmak istiyorum. Sadece savaş meydanlarında değil, evin içinde de.”

Bir an sustum. Yüzüne baktım, gözlerinde o derin sevgi parlıyordu. “Doğukan, ben çocuk sahibi olmayı hiç düşünmedim,” dedim dürüstçe. “Ama seni böyle görünce... Belki de düşündüğümden daha güzel olabilir.”

O, beni kendine çekip sarıldı. “Çok güzel olacak, Hatun. Çünkü sen her şeyi güzel yapıyorsun.”

Kıkırdadım, başımı göğsüne yasladım. “Doğukan, çocuklardan biri senin kadar konuşkan olursa, kesin beni deli eder.”

“Ve eğer biri senin kadar inatçı olursa, beni deli eder,” dedi gülerek.

“Demek ki tam bir ekip çalışması olacak,” dedim gülümseyerek.

Bir süre öylece sessiz kaldık. Şöminenin ışığı yüzlerimizi aydınlatıyordu. Onun nefes alışverişini duyuyordum, ve bu ses bana kendimi her şeyden daha güvende hissettiriyordu.

“Doğukan,” dedim bir süre sonra. “Söz veriyorum. Hayatımızda savaşlar bitecek. Sadece sen, ben ve hayallerimiz kalacak.”

O, alnımı öperek fısıldadı. “Ve her şeyin başladığı yer de burası olacak. Çünkü sen benim evimsin, Hatun.”

Gece, geleceğin vaat ettiği huzurlu bir rüya gibi üzerimize çökerken, sadece birbirimize ait olduğumuzu biliyorduk. Savaşlar ve kayıplar bizi şekillendirmişti, ama sevgimiz bizi tamamlıyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

16okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.