Kızıl Yemin kitap kapağı

14. bölüm / 31

Kızıl Yemin

Kahkaha Terapisi

Vaveyla Yazarı: The. Nur

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 31Şu an: Kahkaha Terapisi

Bölüm 14: Kahkaha Terapisi

Sabah toplantısı için timi odaya topladığımda, herkes farklı bir ruh halindeydi. Emir masanın köşesine oturmuş, kahvesini yudumluyordu. Taylan gözlerini zar zor açık tutuyordu. Altay ve Yavuz, kimin daha hızlı koşabileceğine dair hararetli bir tartışmaya girmişti. Melek ve Kaan ise köşede sessizce fısıldaşıyor, arada kıkırdıyorlardı.

Elimi masaya vurarak dikkatlerini çektim. “Arkadaşlar, bugün operasyona çıkmıyoruz. Ama bu boş duracağımız anlamına gelmiyor.”

Taylan anında sırıttı. “Komutanım, eğitim mi var? Eğer öyleyse, baştan söyleyeyim, dün gece çok yorucuydu.”

Altay başını salladı. “Dün gece mi? Taylan, yemekhanedeki görevliye yazdığını herkes biliyor.”

“Yalan! Asılsız itham!” Taylan ellerini kaldırıp savunmaya geçti.

Gülümseyerek araya girdim. “Bugün eğitim yok. Bunun yerine biraz eğlenelim dedim. Size bir oyun hazırladım.”

Yavuz kaşlarını kaldırdı. “Oyun mu? Yoksa bu gizli bir test falan mı?”

“Hayır, bu gerçek bir oyun. Kurallar basit: Birbirimize sorular soracağız. Ama dürüst olmak zorundasınız. Cevap vermezseniz, cezayı kabul edeceksiniz. Cezayı da soruyu soran kişi belirler.”

Gruptan bir uğultu yükseldi, ama herkes heyecanlanmış gibiydi. Taylan hemen yerinden doğruldu. “Tamamdır, ben başlıyorum!”

“Kimse şaşırmadı,” dedim gülerek. “Hadi bakalım, Taylan. Kime soruyorsun?”

Taylan şeytani bir gülümsemeyle Altay’a döndü. “Altay, dürüst ol: Geçen hafta iddia ettiğin gibi gerçekten sabah sporunda 5 kilometre koştun mu, yoksa 3 kilometrede bıraktın mı?”

Altay bir an duraksadı, sonra omuzlarını silkti. “3 kilometre koştum. Ama bunu kabul etmeyecektim, çünkü kimse fark etmedi sanıyordum.”

Taylan kahkahayı bastı. “Demek yakalandın, Altay! Askeri gururumu zedeledin.”

Altay alaycı bir şekilde elini salladı. “Tamam, sıra bende. Yavuz, sen de dürüst ol: Dün gece sana yemekhanede verilen tatlıyı neden Emir’in tepsisine koydun? Beğenmediğin için mi, yoksa ona bir iyilik mi yapmak istedin?”

Yavuz’un yüzü hafifçe kızardı. “Ee… Tatlı çok şekerliydi. Emir’in sevdiğini düşündüm.”

Emir anında atıldı. “Ne? O tatlıyı sırf beğenmediğin için mi bana verdin? Ben senin iyilik yaptığını sanıyordum!”

Herkes kahkahalarla gülerken Yavuz boynunu büküp oturdu. “Tamam, kabul ediyorum. Ama en azından israf olmadı.”

Bu sırada Melek elini kaldırdı. “Sıradaki benim. Komutanım, size soruyorum. Doğukan’ı ilk gördüğünüzde ne düşündünüz? Gerçekten mi ilgilendiniz, yoksa ilk başta sinir oldunuz mu?”

Bütün odada sessizlik oldu. Doğukan kaşlarını kaldırarak bana baktı, herkesin gözü bende. Gülümsememi bastırarak cevap verdim. “İlk gördüğümde sinir oldum. Çünkü yanlış zamanda, yanlış yerde çok fazla konuşuyordu. Ama…” Gözlerimi Doğukan’a çevirdim. “Zamanla bu huyunu bile sevdim.”

Timden toplu bir “Awww” sesi yükseldi. Doğukan başını yana eğip gözlerini devirdi. “Hep sinir olmanla başlıyoruz zaten.”

Melek gülerek söz aldı. “Tamam, şimdi sıra Kaan’da. Kaan, dürüst ol: Aramızda en iyi şakalaşmayı kim yapıyor?”

Kaan kaşlarını çatarak düşündü. “Hmm… Bu zor bir soru. Ama sanırım Taylan. Çünkü onun şakaları genelde farkında olmadan komik oluyor.”

Taylan yerinden sıçradı. “Teşekkür ederim! Ama bu bir iltifat mı, emin olamadım.”

Oyun böyle devam etti. Herkes sırayla birbirine komik, utandırıcı ve garip sorular sordu. Bir noktada Altay, Taylan’a çocukken yaptığı en büyük yaramazlığı sordu ve Taylan’ın itirafı herkesi gülmekten yerlere yatırdı: Bir keresinde yanlışlıkla köyün camisini süslemek için büyükannesinin perdelerini kullanmıştı.

Yavuz, Melek’e seslendi: “Evlilik hayatı nasıl gidiyor? Kaan seni kızdırıyor mu?”

Melek gülerek cevap verdi. “Kaan beni her gün kızdırıyor. Ama onun bu kadar inatçı olmasını seviyorum. Yoksa sıkıcı olurdu.”

Kaan itiraz eder gibi yaptı ama herkes güldüğü için sonunda o da kahkahalara katıldı.

Oyun saatlerce sürdü ve herkesin kahkahadan yorulduğu bir noktada sona erdi. Oyun boyunca timdeki herkes birbirine daha da yakınlaştı. Bir kez daha anladım ki, savaş alanında birbirimize ne kadar güveniyorsak, burada, kışlada da aynı derecede birbirimize ihtiyacımız vardı.

Bu kahkahalar, her birimizin içinde taşıdığı yükü bir nebze hafifletmişti. Ve belki de en önemlisi, gelecekte bizi bekleyen zorluklara karşı dayanma gücü vermişti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

16okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.