13. bölüm · SİYAH GÜL
Tutku
Shawn Rossi... Artık tek doğrum, en büyük çılgınlığım, en büyük aşkım...
Karşımda beklentiyle bana bakan adama baktım. Shawn başını sağ omzuna doğru hafifçe eğdi. Tanrım mafya lideri şu an da gerçekten çok sevimli görünüyordu, herkesin içinde olmasak kesinlikle yanaklarını sıkmak isterdim. Aradan geçen bir kaç saniye sonra tereddüt etmeden cevabımı verdim. "Evet..." Shawn'ın gözleri büyüdü. Sanırım benim gibi bir kadından evet beklemiyordu, itiraf etmek gerekirse benim konumumda ki bir kadın tarafından gerçekten de beklenmedik bir hareketti. Zaten Shawn bir seri katil olduğumu bilmiyor. Fakat kimin umurunda? Bu adamı asla kaçıramazdım. "Ama henüz birbirimizi tanımış değiliz öncelikle birbirimizi iyice tanımalıyız." Shawn başını olumluca salladı. "Haklısın önce birbirimizi tanımalıyız." Hafifçe tebessüm ettim. "O zaman bir partiye veya kafeye gidebiliriz." Shawn kısa süreliğine düşündü ve aniden bir kolunu belime dolayıp beni kendine çekti. "Ben bir yer biliyorum ikimiz de rahatça birbirimizi tanıyacak bir yer." İkimiz tekrardan arabaya doğru ilerledik.
Kısa bir araba yolculuğundan sonra kimsenin olmadığı bir sahil kenarına gelmiştik. Arabadan indim ve etrafa kısa bir göz attım. Güneş batmaya başlıyordu. Güneş yansıması ve sakin deniz adeta dans ediyordu. Hava sarı ve turuncu renkleri barındırıyordu. Kısacası önümde şu an bir görsel şölen vardı. Hayranlıkla manzaraya bakarken Shawn'ın yanımda yaklaştığını hissettim. Elimi nazikçe tuttu ve kumlara doğru adım atacağımız an da durdum. Shawn'da durduğumu fark edince o da durdu. "Ne oldu?" Topuklu ayakkabımı işaret ettim. "Topuklu ayakkabı giydim. Buraya geleceğimizi bilseydim spor ayakkabı giyerdim." Shawn bir an bocaladı. Bu yüz ifadesi kesinlikle çok tatlıydı, kendi iyiliğim için yasa dışı olmalıydı. "Ha... O zaman bırak ben halledeyim." Elimi bıraktı ve birden kendi ayakkabılarını çıkardı. Sonra diz çöküp topuklu ayakkabılarımı çıkardı. Kendi ayakkabısını benim ayağıma giydirdi. Ulan bu adamın ayak numarası ne! Ayağım ayakkabı da kayboldu resmen. İstemsizce tebessüm ettim. Topuklu ayakkabımı eline aldı ve boş eliyle elimi tuttu. "Bu güzel ayakların acımasını istemeyiz." Shawn gülümseyerek göz kırptı ve beni kendine çekti, alnıma nazik ama derin bir öpücük kondurdu. Geri çekildiğinde ise lacivert gözlerinde yoğun bir ateş vardı. Tanrım birazdan kendimi tutamayıp adamın üzerine atlamamak için kendimi zor tutuyorum. Shawn peşinde beni sürükleyerek denize doğru yürüdük. Denize yakın kumlarda oturduk.
Saatlerce kendimizi birbirimize anlattık. Shawn'ın en sevdiği tatlı tiramisuymuş, köpekleri severmiş. En sevdiği yemek kıymalı lazanya... Ve benimle en büyük ortak yanı ise adam öldürmekmiş, fakat ben henüz Shawn'a seri katil olduğumu söylemedim belki de beni arıyor. Kim bilir?
En sonunda tekrardan hayranlıkla etrafı incelemeye başladım. "Burayı nereden buldun? Aşık olunmayacak gibi değil." Shawn muzipçe sırıttı. "Değil mi? Manzara çok güzel." Shawn'a baktığım da bana baktığını fark ettim, içimde adını bir türlü koyamadığım sıcak bir his oluştu. Lacivertlerinde kaybolduğum gözlerde bu sefer yoğun bir hayranlık ve sevgi görüyordum. Shawn'ın içli bir nefes verdiğini işittim. Bu adam gerçekten yasa dışı olmalıydı, o güzel dudakları öpmemek dudaklarımı uyuşturuyordu. Shawn'ın eli saçlarıma doğru uzandı ve bir tutamı kulağımın arkasına itti. Hafif bir tebessüm ettim. Yoğun ve delici bakışları gülüşüme ilerledi. "Gülümsediğinde çok güzelsin, Tüm alanı aydınlatıyor... Ve kalbimi de..." Tepki vermeme izin vermeden dudakları dudaklarımın üstüne kapandı, yoğunlukla öpmeye başladı. Ben ise farksız sayılmazdım, ben de aynı yoğunlukta Shawn'ın öpücüğüne karşılık veriyordum. Shawn alt dudağımı nazikçe ısırdığında ağzımdan küçük bir inleme çıktı, bu da hoşuma gitmişti. Shawn ile alakalı her şey hoşuma gitmeye başlıyordu... Dayanamayarak Shawn'ın kucağına oturdum ve vücudunu kumlara doğru nazikçe ittim. Artık Shawn yatıyordu ve ben üstündeydim. Shawn'ın kasıklarına oturdum, Shawn'ın boğazından küçük bir hırıltı çıktığını işittikten sonra kıçıma sert bir şey hissettim. Ne olduğunu anladım ve sırıtarak Shawn'a baktım. "Umarım kıçım da hissettiğim silahındır." Shawn muzip bir sırıtışla kollarını kafasının arkasına attı. "Silah hem de dolu bir silah..." Shawn'ın sözleri ile kadınlığımın uyuştuğunu hissettim. Sakin ol Isabella burada sevişmenin zamanı değil, daha çok erken. Shawn'ın yüzüne doğru eğildim ve tekrar dudaklarımız ortada buluştu. Ne eksik ne fazla, birbirimize tam uyuyorduk. Ürkütücü derecede mükemmel bir duyguydu. Shawn'ın gövdesine tam uyduğumu hissediyordum, tıpkı bir yapbozun parçaları gibiydik. Tanrı ikimizi birbirimiz için yarattığını düşünmeye başlıyordum. Kalçamı hafifçe Shawn'ın kasıklarına sürttüm. Shawn ise bu tepkime karşılık boğazından derin bir hırıltı çıktı. Elleri kalçama doğru ilerledi hafifçe okşadı. İkimiz de samimi bir ateş sarıp sarmalamıştı, ta ki bir silah sesi bu ateşli anımızı bölene kadar...
