10. bölüm · SİYAH GÜL
İlk Öpücük
Yavaşça gözlerim aralandı, başım deli gibi ağrıyordu imkânı olsa çatlayacak gibiydi. Yattığım yerden doğruldum homurdanarak şakaklarımı ovdum. Hassiktir! Ulan nerdeyim ben? Burası neresi! Gözlerim hemen etrafta dolandı, bir yatak odasındaydım ama yatak odası demeye bin şahit gerekirdi, odaya bak anasını satayım, azrail'in yatak odası gibiydi! Duvarlar simsiyah, yatak siyah, perdeler siyah, yatak örtüsü bile siyah! Neredeydim ben kafayı yiyecektim. Derken birden odaya iri cüsseli bir adam girdi etraf karanlık olduğu için adamın yüzünü göremiyordum. Oğlum kaçırıldım mı lan ben! Gözlerim etrafta kesici alet aradı fakat hiç bir şey yoktu mecburen ellerimle savaşacaktım. Birden odanın ışığı açıldı, gözlerim karanlığa alıştığı için ışığa alışmak suretiyle gözlerimi kıstım. Karşımda yüzünü hâlâ tam göremediğim adam sessizliği bölen ilk oldu. "Sonunda birileri uyanmış. Günaydın küçük hanım." Lan! Tövbe estağfurullah! Defalarca kez Bismillahirrahmanirrahim! Bu sesi çok iyi tanıyordum Shawn Rossi'ye ait derin erkeksi sesti. Ulan adamın sesi bile mükemmel kim aşık olmaz ki! Hemen gözlerim açıldı en sonunda ışığa alışabilmiştim. Gözlerim hemen lacivert gözlere gitti. Derince iç çektim okyanus gözlüm ne de güzel bakıyor... Lan Isabella kendine gel kızım! İyice kafayı yedin.
Ayılmak için yanağıma hafifçe tokat attım. Öldüm de Cennet'e mi düştüm Ey Rabbim! Gerçi bu kadar günahım varken kolay kolay Cennette gidebileceğimi düşünmüyorum. Derin lacivert gözler tam göğüsüme bakıyordu, Shawn'ın yüzünün kızardığını gördüğümde hemen göğüsüme baktım. Kör olsaydım da bakmaz olaydım! Üzerinde ki yorgan göğüslerimin yarısını açmıştı. Bir dakika... Ben neden çıplaktım? Nefesimin altından küfürler savurarak hemen yorganı çeneme kadar çektim. Acaba bu Shawn benim sarhoş hâlimden mi yararlanmıştı! Siktir!
Hemen endişeyle Shawn'a baktım, ne dediğimi anlamış olacak ki hemen ellerini havaya kaldırdı. "Sakin ol, sakin. Dokunmadım sana." Gerginliğim daha da büyüdü. "O zaman ben niye çıplağım! Ayrıca neredeyim ben? Azrail'in yatak odasında mı?" Shawn'ın güldüğünü görünce gergin vücudumun rahatladığını hissettim. "Dün gece sarhoş olduğun için bana asılmaya çalıştın, senden uzak durmaya çalışsamda sen kedi gibi peşimi bırakmayınca seni kendi evime götürmekten başka bir çare bulamadım. Seni götürmek için kız arkadaşından izin aldım, buraya gelince de üstüne kustuğun için kadın çalışanımdan üstünü çıkarmasını söyledim, yani ne düşündüğün şey oldu ne de ben senin vücudunu gördüm. Şimdi rahatlayabilirsin." Üzerimden büyük bir yük kalkmış gibi hissettim. Ayrıca benim rahatsız olmamam için de kadın çalışanına üstümü çıkarması için emir vermesi detayı açıkçası beni etkilemişti, başımı sol tarafa eğdim ve gülümseyerek Shawn'a baktım. "Bu inceliğin için teşekkür ederim başka bir erkek olsa sarhoşluğumdan yararlanıp ne istediğini yapardı." Shawn öyle bir sıcacık gülümsedi ki kendimi uzun zamandır bu kadar güvende hissetmemiştim. "Teşekkür etmene gerek yok seni orada bırakacak hâlim yoktu." Gülümsemem daha da büyüdü. Bu samimi sessizliği bölen karnımdan gelen derin bir gurultu sesi oldu. Shawn gülümsemesini bastırmak için başını eğerek alt dudağını ısırdı. Utançtan yerin dibine girebilirdim. "Çalışanlarım senin için bir şeyler hazırlamasını söyledim ayrıca kıyafetlerin yıkanıyor, yıkanana kadar benim gömleklerimden birisini verebilirim." Başka seçeneğimin olmadığı için başımı olumluca sallamakla yetindim. Shawn giyinme odasına ilerledi ve beyaz bir gömlek alıp bana uzattı. "Kapının önünde bekliyorum giyince haber ver." Samimi bir gülümseme ile yatak odasından çıktı, utançtan ağlamak istiyordum fakat şuan bunun sırası değildi gerçekten çok acıkmıştım. Gömleği hemen alıp üzerime geçirdim. Beyefendi'nin benden üç kat büyük bedeni olduğu için gömlek bana elbise gibi gelmişti. Boyum 1,74 idi ve bu adam benden ciddi anlamda uzundu, acaba boyu kaçtı? Saçımı düzelttim ve hemen yatak odasından çıktım. Shawn'ın dediği gibi kapının önünde bekliyordu. Geldiğimi görünce hemen başını bana çevirdi ve lacivert gözleri derince beni süzdü. Gözleri açıkta kalan bacağımda fazla oyalandı, ben boş durur muyum? Tabiki hayır. Bende uzunca Shawn'ı süzdüm, özenle çizilmiş gibi duran keskin yüz hatları, büyük kol kasları, uzun boyu... Gerçekten mükemmeldi. En sonunda gözlerimiz kesişti bakışları anında yumuşadı. Kalbimin bu kadar hızlı atması normal miydi? Utanmıştım, hemen bakışlarımı çevirdim. Gözlerim etrafta gezindi burası yatak odası gibi siyah değildi aksine beyaz renkleri ağırdı. Aniden Shawn elimi tuttu ve beni merdivenlerden aşağı indirdi, bir nevi sürükledi de denilebilirdi. Benim suçum yok bu adam bu kadar uzundu! Ellerimize baktığımda ellerimin ellerinde küçücük kaldığını fark ettim. Hoşuma gitmişti. Yüzümde küçük bir tebessüm oluştu. Kısa süre içinde mutfağa gelmiştik bakışlarım yine etrafta gezindi. İngiliz tezgâhı dikkatimi çekmişti. Keşke Shawn belimden kavrayıp beni tezgâh'a oturtsa... Ulan ben niye sürekli böyle hayaller kuruyordum! Tüylerim ürperdi. Shawn beni lüks, yemek kaplı, gümüş renkli masaya oturttu. Tezgâh varken neden sandalye? Hayal kırıklığıyla iç çektim. Önümde ki yemek şölenine baktım. Yani mısır gevreği ve süt yeteri ne gerek vardı bu kadar show'a? Masa da domuz etli pastırmayı görünce gerginliğim arttı. Shawn bunu anlamış olacak ki tek kaşını kaldırarak bana baktı. "Ne oldu? Beğenmedim mi?" Rahatsızlanarak yerimden kıpırdandım. "Ben müslümanım domuz etli herhangi bir şey yiyemem." Shawn şaşkınlıkla bir bana bir de domuz etli pastırmaya baktı ama bakışları rahatsız olmuşa benzemiyordu. "Anladım. Kusura bakma Müslüman olduğunu bilmiyordum, Türk müsün?" Shawn'ın sorduğu soruyla bakışlarım dalgınlaştı. Üzerime hüzün çöktü. "Evet, Türk'üm." Shawn'ın bakışları tekrardan yumuşadı. "Maria!" Anında beyaz önlüklü bir kadın belirdi kapıdan. "Buyurun Bay Rossi?" Shawn eliyle masayı işaret etti. "Burada domuz eti veya yağı ile ilgili olan tüm yiyecekleri hemen kaldırın." Şaşkınlıkla Shawn'a baktım. "Eğer sen yiyorsan kaldırmayın." Shawn'ın yüzüne küçük bir tebessüm oluştu. "Bende domuz eti yemem ve asla da yemedim. Belki sen seversin diye hazırlatmıştım. Müslüman olduğunu bilmiyordum." Adını yeni öğrendiğim kadın çalışan hemen domuz eti ve yağı içeren tüm yiyecekleri aldı artık tereddüt etmeden karnımı doyurabilirdim. İlk başta haşlanmış patates ile kahvaltıma başladım. Shawn'ın bakışlarını üzerimde hissedebiliyordum. Shawn boğazını hafifçe temizledi ve bana baktı. "Madem artık tanışıyoruz, biraz birbirimizi tanımakta sorun olmayacağını düşünüyorum." Hevesle Shawn'a baktım. Saçımı nazikçe geriye attım. "Adımı zaten biliyorsun, Türkiye'de doğdum, Türkiye'nin baş kentinde yaşıyordum sonra dün gece gördüğün arkadaşımla tercüman olduk ülkeden ülkeye gidiyoruz. Şu an ikimizde İtalya'da yaşıyoruz." Shawn'ın gülüşü büyüdü. "İtalya'da mı yaşıyorsunuz? Ben de İtalya'nım. İtalyan mafya lideriyim." Bu sefer benim gülüşüm büyüdü. "Demek İtalya'lısınız zaten bu kadar yakışıklı olmanız İtalya değilde başka nerede olabilir bulmak zor olurdu." Shawn'dan minik bir kahkaha yükseldiğini işittim. "Hep bu kadar açık sözlü müsün?" Hafifçe gülümsedim. "Bazenleri ağzım benden etkisiz konuşabiliyor, ağzımın kusuruna bakmayın." Shawn'ın nefes altından sessizce bir şeyler mırıldandığını duydum. "Ağzını yesinler." Böyle mi dedi anlamadım ama sanırım böyle demişti. Yanaklarım hafifçe kızardı. "Bir şey sorabilir miyim?" Shawn tek kaşını kaldırdı. "Tabiki." Derin bir nefes aldım. "Senin boyun kaç?" Shawn samimi bir şekilde gülümsedi. "1,95." Ne! Ben mi yanlış duydum yoksa bu yakışıklı beyefendi 1,95 mi dedi! Çüş! Tanrı tüm boyları Shawn'a vermiş gibiydi.
Kahvaltı devam edene kadar samimi bir şekilde konuştuk en son ayaklandığımda dengemi sağlayamayıp kıçımın üstüne düşüceğim an da belime güçlü bir kol sarıldığını hissettim. Kafamı hafifçe yukarı kaldırdım, yine ve yine okyanusun derinliklerini andıran lacivert gözleri gördüm ve artık dayanamayarak beklenmedik an da Shawn'ın dudağına yapıştım. Gözlerim istemsizce kapandı ve kalbimi hızlandıran tek adamın kollarına kendimi bıraktım...
