44. bölüm · SİYAH GÜL
İhanetin Bedeli
Silah sesleri daha da artmıştı, evin her bir köşesinde çatışma olduğunu yemin edebilirdim. Shawn ve Larry'nin bakışları kesişti, ikisi de yüksek sesle küfür ederek oturdukları yerden kalktı. Shawn'ın endişeli bakışları beni buldu. "Clara ve sen sığınağa gidin ve sakın oradan çıkmayın." Başımı olumluca salladım ama orada kalmayacağımı Shawn çok iyi biliyordu bu yüzden tereddütle bana baktı. "Isabella, bir kez olsun dediğimi yap." Başka bir şey demeden Larry ile birlikte evden çıktı, sesler durmak bilmediği için ayağa kalktım. "Clara seni sığınağa götürelim." Clara da benimle birlikte ayağa kalkınca bahçenin en ıssız alanına gittik. Beyaz güller olan çalıya geldiğimizde güllerin kenarını tırnaklarımla kazmaya başladım. Ellerim tahriş olsa bile umursamadan kazmaya başladım. Biraz daha kazdıktan sonra yeşil, orta büyüklükte bir buton belirdi tereddüt etmeden butona bastım. Beyaz güllerin olduğu çalı sol tarafa kaydı ve gizli sığınak açıldı. Clara'yı nazikçe itip sığınağa inmesini sağladım. Clara'nın güvenliğinden emin olduktan sonra ayağa kalktım. "Clara sağ tarafta ki kırmızı butona bas." Clara gelmeyeceğimi anlayınca korkuyla bana baktı. "Isabella, hayır! Sakın yapma. Tanrım! Ölürsün!" Hiç bir şeyi bilmiyordu, zaten beni öldürmek için gelmişlerdi. "Şu lanet butona bas dedim!" Daha fazla itiraz edemeyeceği için kırmızı butona basmak zorunda kaldı. Ölürsem hakkım sana binlerce kez helal olsun... Bu sözlerimi Clara asla bilmeyecekti. Hızlı adımlarla eve girdim, yatak odasına çıktığımda halıyı sertçe kenara çektim. Parkenin altında bebeklerim vardı. Parkenin hafif çukur olan bölümünü tuttum ve yukarı doğru çektim, silahlarımı ve bıçaklarımı görünce yüzümde kocaman bir gülümseme vardı. Özlemiştim. Yanıma altı silah, üç bıçak alarak vakit kaybetmeden evden çıktım. Silah seslerini duydukça ve kocamın dışarıda olduğunu hatırlayınca Siyah Gül'ün öfkesi daha da artmıştı. Karnıma baktım. "Burası biraz vişne suyu gölü olacak. Kapat gözlerini miniğim." Evden çıktığımda gördüğüm manzaraya ardı ardına küfürler savurdum. Karşı tarafın elliden fazla arabası vardı! Küfür etmeye devam ederken Shawn ve Larry'nin duvara saklanmış ateş ettiklerini fark ettim. Tabii korumalarımız da bir yandan ateş ediyordu ama onların sayısı bizden fazlaydı. En kötü kısmı bombalarımı ve sis bombalarımı Türkiye'de unutmuştum! "Harika! Gerçekten harika!" Homurdanarak ateş etmeye başladım, hiç ıskalamamıştım çünkü öfkeliyken ekstra dikkatli oluyordum. Saniyeler içerisinde tam on adam öldürmüştüm ama sanki hiç bitmiyorlardı. Shawn beni fark edince kaşları çatıldı, bu hâline gülümseyerek öpücük attım. Şu an gerçekten sinir krizi geçiriyor olabilirdi. Tekrar ateş etmeye başlayınca bir silahla ateş etmek yeterli olmadığı için ikinci silahı çıkardım, artık iki silahla ateş ediyordum. Zaten en keyiflisi de iki silahlı çatışma oluyordu. Bir kurşun tam başımın ucundan geçti. "Siktir!" Hemen başımı eğdim, ateş eden adama bakıp orta parmağımı gösterdim sonra tam alnının ortasından vurdum. Shawn'a baktığımda Larry ile birlikte köşeye sıkışmışlardı ve büyük ihtimalle mermileri bitmişti, olabildiğince yüksek sesle ıslık çaldım. Shawn bunu duyunca hemen başını bana doğru çevirdi, altı silahımdan ikisini onlara doğru fırlattım. İkisi de silahları havada yakaladılar ama benim geriye dört silahım kalmıştı, mecburen taramalı silaha geçecektim. İki tane taramalı silah çıkardım, taramalı ile ateş etmek beni olduğundan daha tehlikeli gösteriyordu. Vakit kaybetmeden Shawn ve Larry'e dikkat ederek ateş etmeye başladım. Benimde artık mafya imparatorluğum olduğu için Shawn'la eşit sayıda korumam vardı fakat çoğu burada değildi. Ateş etmeye devam ederken korumalarımın şefi olan Antonio'yu aradım. Telefon saniyeler içinde açıldı, lafı uzatmadan konuştum. "Sende dahil olmak üzere tüm adamlar buraya gelsin, hemen!" Antonio'nun konuşmasına izin vermeden telefonu kapattım. Durmadan buraya bir sürü araba geliyordu ve Shawn'ın adamları ciddi derecede azalmaya başlamıştı. "Yok bu böyle olmayacak." Sözlerimle saklandığım duvardan çıktım, Larry beni fark etmişti. "Isabella kafayı mı yedin amına koyayım! Saklandığın yerden çıkma!" Sözlerini umursamayıp tam çatışmanın olduğu ortaya çıktım. "Sizin ceddinizi sikerim!" Öfkem ciddi anlamda tehlikeli dereceye gelmişti, bu gece katliamdan daha fazlası olacaktı...
Açık hedef hâline geldiğim için tüm silahlar benim üzerimdeydi, karşı tarafın adamları etrafımı sardı ama hiç biri ateş etmiyordu, en küçük hareketimde hepsinin bir anda bana ateş edeceğini çok iyi biliyordum. "Bugün benim için buraya toplanmanız ne hoş!" Sesimi bilerek tatlı çıkartmıştım, amacım manipüle etmekti. "Hayatımda aldığım en güzel doğum günü hediyesi olabilir." Yüksek sesle konuştuğum için sesim etrafta yankı oluşturuyordu. Adamlar her geçen saniye bir adım atarak bana yaklaşıyordu. Yüzümde tüyler ürpertici derecede tehlikeli bir sırıtış oluştu, sırıtmaya devam ederken başımı hafifçe sağ omzuma doğru eğdim. "Ben namı değer Siyah Gül, istediğiniz kadar sayınız fazla olsun ama bir ben edemezsiniz." Adamlar gergince birbirlerine baktılar. Adamların kaslı bedenlerini işaret ettim. "Bunlar hiç bir şey ifade etmiyor, asıl güç bende. İstediğiniz kadar kaslı olun veya spor yapın, bu dünyada ben var olduğum sürece aranızda ki en güçlünüz benim ve öyle de olmaya devam edeceğim." İçime derince nefes çektim. "Bu burada bitmeyecek, hepiniz ölene kadar durmayacağım. Beni durduracak Tanrıdan başka bir güç yoktur. Bunu olmayan o aklınıza kazıyın." Uzun bir sessizlikten sonra duyduğum kadın sesi ile buz kesildim. "Bence kendinden bu kadar emin olma, Siyah Gül." Duyduğum ses Ella'ya aitti. Gözlerimi sıkıca yumdum. Hayır, hayır, hayır. Bu duyduğum ses ona ait olmasın...
Adamlar iki yana açıldı, tam karşımda duruyordu. Beyazlar içinde giyinmişti, en kötüsü düşmanca bakıyordu. Evet, tam tahmin ettiğim kişiydi. Gözlerim doldu ama buna hemen engel oldum. Ağlama Isabella, sonra ağla. Zamanı değil, Isabella. Sonra ağla, sonra... Silahı tutan elim gevşedi. Bunu görmemeliydi ama zaten biliyormuş gibi bir hâli vardı. Shawn arkamdan seslendi. "Isabella! Sakın kendini ona teslim etme! Seni yok etmek için yapıyor! Her şey tuzak!" Shawn'ı dinlemedim, kısacası dinleyecek gücüm kalmamıştı. Sanki tüm gücümü elimden almışlardı, bu şimdi olmamalı. Siyah Gül uyan! Kendime gelmemi sağlayan şey Siyah Kılıç'ın sesiydi. Taramalı silahını omzuna atmış ıslık çalarak tam Ella ve benim ortama gelmişti. Islık çalması kesildi, kendini Ella'ya doğru çevirdi. "Bence sen kendinden bu kadar emin olmamalısın Ella." Kısa bir süre durakladı, yüzünde kocaman bir sırıtış oluştu. "Pardon, Gizem Yıldırım olacaktı." Koray'ın dedikleri ile gözlerim kocaman açıldı...
Gizem Yıldırım, ablamın ölümüne sebep olan arkadaşıydı. Evet, bu zamana kadar hiç ablamın olduğundan bahsetmemiştim, Shawn'a ve Clara'ya bile. Çünkü benim en büyük acım ablamın ölümü olmuştu, Gizem Yıldırım ablamı canice katletmişti. Ablamı bulduğumda tüm uzuvları kesilmiş uzuvlarından ateş simgesi yapılmıştı. Bende bu yüzden öldürdüğüm kişilerin kanından ateş simgesi yapıyordum. Bu benim en karanlık sırrımdı, benden başka kimse bilmiyordu. Koray'ın bilmesi beni ayrı afallatmıştı.
Koray geri geri adımlar atarak tam yanıma geldi, omuzunda duran silahı aldı ve bana doğru uzattı. Bu silah Ella'nın yani Gizem'in ablama defalarca kez ateş ettiği silahtı nereden görsem tanırım. Titreyen ellerimle taramalı silahı aldım. Gizem'e doğru tuttum. Gözümden bir damla yaş aktı ama bu üzüntü veya kırgınlık içeren bir göz yaşı değildi. Nefret göz yaşıydı. Gizem'in gözlerinin içine baktım, gözlerinde anlam veremediğim garip bir duygu vardı. "Senin için her şeyi yaptım, herşeyi! Ölüm döşeğinde olduğunda anında sana yardım ettim." Göz yaşlarımın arasında alayca güldüm. "Meğersem ablamın katiline yardım ediyormuşum!" Derince iç çektim. "İntikam sırası bende, Gizem Yıldırım..." Tereddüt etmeden tetiği çektim ve Gizem'in bedenini delik deşik edene kadar defalarca kez ateş ettim.
Siyah Gül'ün öldürdüğü ilk ve tek kadın olarak hafızamdan asla silinmeyecekti...
