14. bölüm · SİYAH GÜL
Kurtarıcı
Sevdiğim adamın kollarında ateşli bir anımızda yanımızda biten silah sesi yüzünden Shawn'ın büyülü dudaklarından ayrıldım, fakat Shawn ani hareketle beni altına aldı, bedeniyle bedenimi siper etti. Şaşkınlıkla Shawn'a baktım fakat Shawn lacivert gözlerini bana değdirmedi onun yerine kafasını kaldırdı ve silahı sesinin geldiği yere baktı. Ağzının içinden bir şeyler mırıldandığını duydum, büyük ihtimalle küfür ediyordu. Yanımıza bir grup adamın geldiğini hissettim fakat Shawn'ın geniş omuzları yüzünden hiç bir şey göremiyordum, Shawn sinirle adamlara baktı. "Lan, ne işiniz var sizin burada!" Bir adamın konuştuğunu işittim. "Patron telefon aramamıza yanıtlamayınca endişelendik, buraya geldik." Adam bakışlarını yere eğdi, Shawn biraz geri çekilince adamla bakışlarımız kesişti. "Patron... Bu kadın kim? Ve neden sizin altınızda?" Siktir! Basılmıştık! Shawn'ın sinirden boynunda ki bir damarı belirginleşti. Artık tamamen üstümden inmişti. "Larry senin ben ebeni..." Sinirle şakaklarını ovdu Shawn. Hemen yattığım kumlardan doğruldum, saçlarım ve kıyafetim kum içindeydi, umursamadan saçımı kulağımın arkasına sıkıştırdım. Adını yeni öğrendiğim Larry, Shawn'ın sinirini fark edince yutkundu. "Patron valla seni hiç bir kadınla görmemiştik, birden kadınla görünce şaşırdım." Shawn ayağa kalktıktan sonra benimde kalkmam için elini uzattı, hızlıca Shawn'ın elini tuttum ve ayağa kalktım, Shawn'ın kolunu belime dolayıp beni kendine çekti. "Isabella, bu Larry. Benim hem sağ kolum hem de yakın arkadaşım. Larry, bu Isabella. Benim kadınım." Shawn'ın sözleriyle Larry ve diğer adamlar bir kaç saniye bocaladı. "Kadınım mı...?" Larry hemen boğazını temizledi. "Yani, kadınınız mı?" Shawn başını olumluca salladı. "Kadınım... Benim kadınım." Shawn'ın bu sözleri ile hemen eriyip buhar olacak dereceye geldim, yüzümde küçük bir tebessüm oluştu. Larry'nin bakışları kısa süreliğine üzerimde hissettim, iki kafalıymışım gibi bakıyordu. Bana bakarken gizlice nah çekmek istedim fakat hiç normal bir an da değildik, Eğer ruhlar nah çekebiliyorsa benim ruhum kesinlikle cehennemlikti. Düşüncelerimi uzaklaştıran şey Shawn'ın sesi olmuştu. "İstersen seni oteline bırakabilirim." Başımı hemen olumsuzca salladım, her ne kadar sevdiğim adam olsa da bir erkeğe muhtaç kalmayı sevmezdim. Aslında hiç bir kadın bir erkeğe muhtaç kalmayı istemez, korkunç bir durum. "Gerek yok, yürüyerek gidebilirim." Küçük bir tebessüm ettim. Shawn bana endişeli bir bakış attı. "Emin misin? Paris sokakları sandığın kadar masum değil. Özellikle kadınlar için." Tek kaşımı kaldırdım. "Kadınların da tehlikeli olmadığını sana düşündüren ne?" Kimse kusura bakmasın ya da baksın ama kadınlara özellikle bu konularda kadınları asla ezdirmem. Bu sefer Shawn'ın tek kaşı havalandı fakat konuşmasına izin vermeden sol elimi Shawn'ın omuzuna koydum. "Merak etme." Yanağına küçük bir öpücük kondurdum. Larry'e döndüm. "Tanıştığımıza memnun oldum Larry." Shawn'a son bir bakış attım ve arkamı dönüp deniz kenarından uzaklaştım. Yürürken hayatımı sorgulamayı da ihmal etmedim tabiki de. Bugün çok olay yaşanmıştı, her şey birden gerçekleşti ve mükemmel miğdem ve ben buna alışkın değiliz. Bu kadar olay tabiki de karnımı acıktırmıştı. Boğa burcu olmanın bir güzel yanı da buydu. Ve lanet olsun ki Fransa'da kruvasan ve sütlü kahveden başka bir şey yoktu. Neden bir insan koskoca Fransa'da dönerci açmaz ki? Homurdanarak yürümeye devam ettim.
Otele varmıştım fakat hâlâ aç olduğum için otelin yanında ki 7/24 açık olan bakkala girdim. Bir tane makaron ve sade süt aldım. Bakkaldan çıkıp karnımı doyuracağım sırada ara sokakta yüksek sesle bir kadın çığlığı duydum, makaronu ve süt şişesini hemen çantama koydum hızla arka sokağa ilerledim. Gördüğüm manzara ile damarlarımda ki akan kırmızı kanın siyaha dönüştüğünü hissettim. Üç adam yerde yatan kadını öldüresiye tekmeliyordu. Hızlı adımlarla üç adama yaklaştım ve sarışın, orta kiloda bir adama sert bir yumruk attım. Adam düşmemek için yanında ki duvara tutundu fakat dudağı patlamıştı. Diğer iki adam beni fark etti ve yerde yatan kadını bırakıp bana ilerlemeye başladılar, esmer bir adam bana gelirken adama ilerledim ve adamın bacağından tuttum, sertçe bacağı kendime çektim adam zayıf olduğu için hemen kıçının üstüne düşmüştü fakat fazla sert çektiğim için adamın ayağından kemik kırılma sesi gelmişti. Yüzümde tehlikeli bir tebessüm oluştu, en sevdiğim seslerden birisiydi. Adam acıyla bağırdı, adamın bacağını bıraktım ve son kalan adama ilerledim. Bu adam da esmerdi fakat diğer iki adama kıyasla daha iriydi ama bana iri, zayıf, güçsüz, güçlü fark etmezdi kendimden katlarca iri adamları kolaylıkla öldürmüşlüğüm vardı. Üçüncü adamın kafasını tuttum ve kafasını sertçe duvara vurdum, adam hemen bayılmıştı. "E ama siz çok kolaydınız. Bir de cahil toplum erkekler kadınlara göre daha güçlüdür diyorlar. Güçlülük bu mu?" Bakışlarım hâlâ yer de yatan fakat hayranlıkla bana bakan kadına takıldı. Kadını korkutmamak adına sakin adımlarla kadına ilerledim. Dikkatlice yere çömeldim, kadını yakından inceledim. Vücudunda yer yer morluklar ve çizikler vardır fakat bunlar yeni oluşmuş gibiydi. Birden polis siren seslerini işittim. Geliyorlardı fakat Siyah Gül Tanrıdan başka kimseden korkmazdı, korku duygusu önceden silinmişti benden kimseyi bir tehdit olarak görmüyordum, kimse benim için bir uyarı, korku, tehdit veya başka bir şey değildi, çünkü biliyordum. Asıl korku Siyah Gül'dü, asıl korku bendim, asıl tehdit bendim, asıl uyarı bendim. Kadınların kurtarıcısı olmalıydı dünyada, o da bendim...
