9. bölüm · SİYAH GÜL

İmkânlar

Bella Rossi

Hayatım boyunca asla gerçek anlamda aşık olabileceğimi hiç düşünmüyordum, benim için bir umut ışığı bile yoktu. Ben aşık olmaktan her zaman çok korkmuşumdur, aşk demek zayıflıktı, aşk demek hayal kırıklığıydı, aşk demek ihanetti. Hayatım boyunca aşk ile ilgili tek bunları biliyordum. Ben aşkı sadece bunlardan ibaret olduğunu bilirdim ta ki yine sıcacık kollarında durduğum adamla göz göze gelene kadar... İlk defa bir adama duygu hissetmeye başladım, ilk karşılaşmamız da bu adama kapılacağımı çoktan anlamıştım...

Şu an yine dünkü pozisyonumuzla aynı sayılırdık fakat bu sefer adamın elini kalçamda hissediyordum. Sahi adamın eli niye benim kalçamda? Ve neden rahatsız hissetmiyordum? Karnımda ki uçuşan kelebekler de neyin nesiydi?

Adam gözlerimin içine baktı ve ilk konuşan bu sefer o oldu. "Biz seninle hep çarpışarak mı karşılaşacağız?" Adam muzip bir sırıtışla bana bakıyordu. Tanrım bu sırıtışı bile ayaklarımı yerden kesmeye yetiyordu, lanet! Hemen adamdan uzaklaştım. "Peki siz neden hep arkamda olmak zorundasınız, adını bilmediğim adam?" Adamın muzip sırıtışı sıcacık bir gülümsemeye dönüştü ve tanışmak için elini bana uzattı. "Adım Shawn, Shawn Rossi." Ne! Shawn Rossi mi? Hani şu tüm mafyaların lideri olan Shawn Rossi mi! Şaşkınlığımı gizleyemeden Shawn'ın uzattığı eli tuttum. Keşke tutmaz olaydım! Elim adamın elinin içinde resmen kayboldu! Hiç beklemediğim an da Shawn elimi sıktı. Eli kolları gibi sıcacıktı, soğuyan bedenimi sıcacık ettiğini hissettim, acaba iri gövdesi de sıcak mıydı? Siktir! Ben bunları neden düşünüyordum! Isabella kızım kendine gel.

Yine sessizliği bölen Shawn oldu. "Eee? Sende adını söylemeyecek misin?" Shawn'ın konuşmasıyla hayal dünyamdan hemen uzaklaştım ve boğazımı temizledim. "Isabella, Isabella Wizard." Shawn yine aynı sıcak gülümsemeyle yüzümü incelemeye başladı. Gözleri en çok gözlerime ve dudaklarıma baktı. Ne yaptığının farkına varmış olacak ki hemen bana bakmayı kesti. Bu sefer de sessizliği bölen ben oldum. "Siz... Şu herkesin bildiği Mafya lideri Shawn Rossi'siniz değil mi?" Shawn onaylayan bir mırıltı çıkardı. Hevesim büyüdü. "Mafyalığı hep çok merak etmişimdir, nasıl bir şey?" Shawn birden bana doğru eğildi. Cüş! Bir dakika! Boy farkımızı daha yeni fark etmiştim, bu adam beni bir vuruşta iki metre yere sererdi! Zaten adamın eli neredeyse kafam kadardı! "Boyuna göre fazla meraklısın küçük hanım, diyeceklerim seni korkutmayacak mı? Ayrıca senin gibi zarif bir kadının barım da ne işi var?" İşaret parmağıyla burnuma yumuşakça dokundu. Böyle bir el'e göre çok nazikti. Yapma be adam yakarsın ikimizi de! Rahatça nefes almak için hemen bir adım geriye attım yoksa birazdan nefesim kesilebilirdi. Birden Shawn'ın telefonu çaldı, numarayı görünce kaşları çatıldı. "Benim gitmem lazım, bir sonra ki çarpışmamız da sorduğun soruyu cevaplarım." Bana göz kırptı ve sırıtarak yanımdan ayrıldı. Bu adam yürüyen icon'du! İçli bir nefes verdim ve Shawn'ın barından ayrıldım, içimde kelebekler uçuştuğuna yemin edebilirdim ama kanıtlayamazdım. Mutlulukla şarkı mırıldanarak otele doğru ilerledim. Aşk böyle bir şey miydi emin değilim ama bunun adı neyse şimdiden çok sevmiştim.

Günün ilerleyen saatlerinde Clara ile birlikte otel süitinde dedikodu yaparak geçirmiştik biraz eğlenmek için partiye gitmeye karar verdik. Üzerime siyah kaygan kumaşlı mini elbise, siyah YSL topuklular ve siyah çanta ile kombinimi tamamlamıştım. Saçımı düzleştirdim ve en sevdiğim siyah elmas kolyemi takıp hazırlanmamı bitirdim. Clara ise gece mavisi mini bir elbise, siyah YSL topuklu ayakkabı ve yine siyah YSL çanta ile kombinini tamamlamıştı, saçlarını benim aksime dalgalı yapmıştı. İkimizde mükemmel olmuştuk.

VIP araca binip şehrin en lüks parti mekanına gittik. İçeri girdiğimizde çılgınca dans eden insanlar, renkli ışıklar ve DJ vardı. Clara ile boş bir masa bulduk ve oraya oturduk. Hevesle dans eden insanlara baktım. "Tanrım! Burası tam kafa dağıtmalık mekan!" Clara bu hevesime gülerek karşılık verdi. "Gerçekten de öyle. Hadi biraz içelim sonra dans ederiz." Garsonu çağırdım ve iki şişe bira istedim.

Kısa süre içinde garson biraları getirdi. "Şerefe." Biradan bir kaç yudum aldım, alkole yeterince dayanıklı değildim onun için bir şişede kesinlikle hemen sarhoş olabilirdim, ama kimin umurunda? Bu gece benim gecemdi! Ölümüne içecektim.

Şişenin yarısına geldikten sonra alkol etkisini göstermeye başlamıştı. Yanaklarımın kızardığını hissedebiliyordum, görüş alanım yavaştan bulanıklaşmaya başlamıştı. Clara'ya döndüm. "Hadi gel dans edelim." Clara alkole daha dayanıklı olduğu için henüz sarhoş olmamıştı. "Dans edelim ama yanımdan ayrılma, sonra seni adamların yanından zar zor ayırıyorum." Clara'nın söylenmesine küçük bir kahkaha attım ve zor da olsa ayağa kalkabildim. İnsanların dans ettiği pist'te gittik. Etrafa baktım. Birbirleriyle flörtleşen, öpüşen, gülüşen bir çok çift vardı. Manzarayı görünce kalbimin acıdığını hissediyordum derken birden karşımda iri cüsseli, siyah saçlı, belirgin yüz hatlı, bir çift lacivert gözle karşılaştım. Kaslarına yapışan gece mavisi gömleği, siyah pantolonu ile kesinlikle göz kamaştırıcı görünüyordu. Karşımda ki manzaraya sesli şekilde iç çektim. Bu adam kesinlikle bir anneden doğmuş olamazdı...