24. bölüm · SİYAH GÜL
Katliam
Bavulum ile İtalya'ya varmıştım. Son iki gündür Roberto hakkında fazladan araştırma yapmıştım. Tam bir pislikti. Uyuşturucu satıcılığı, kadınlara tecavüz, hayvanlar üzerinden deneyler, silah alışverişi aklınıza gelecek her türlü pisliğin içindeydi. Shawn'ın neden Seninde seveceğini düşünüyorum demesini şimdi anlamıştım.
Lüks bir otelde rezervasyon yapmıştım, otele girer girmez kendimi kocaman yatağa attım. İki gündür sadece dört saat uyuyabilmiştim çünkü Roberto denilen piç üstün korumalı bir evde yaşıyordu ve benim için epey uğraştırıcı olacaktı. Korkak piç hem bir sürü suç işliyor hemde korkaklık yapıp evini korumalar ile kaplıyor, toplumda bu erkekleri güçlü sanıyor, aslında hepsi işe yaramaz bir et parçası. Ah, biz kadınlar olmasaydık bu dünya nasıl ilerleyecekti? Lanet erkekler.
Yüzümü iğrenerek buruşturup kafamı yastığa gömdüm, gece yarısına kadar uyuyabilirdim sonra ise sevgilimin benden öldürmesini istediği o iğrenç adamı keyifle öldürebilirdim. Gözlerimi kapattım ve karanlığın içinde kaybolmama izin verdim.
Gözlerimi açtığımda hava çoktan kararmıştı, gözlerimi ovuşturup komidinin üzerinde ki telefonuma uzandım. Saate baktığımda çoktan 23:39 olmuştu vakit kaybetmemek adına yataktan hemen çıktım. Banyoya gidip yüzümü soğuk suyla yıkadım, yoksa asla ayılamazdım ve ayılamazsam cinayette bir şeyler ters giderdi. Bu benim için bir karabasan gibiydi, korkunçtu. Banyodan çıktıktan sonra özel yapım bilgisayarımı açtım, Roberto'nun evinin etrafında ki kameraların kontrolünü ele geçirdiğim için kolaylıkla kameraları etkisiz hâle getirdim. Bu bilgisayar orada işime yarayacağı için bilgisayarı bilgisayar çantama koydum. Üzerime siyah bir bluz, altıma da siyah külotlu çorap ve siyah şort giydim, son olarak üzerime de uzun, siyah deri ceket giydim. Ellerime de her zaman ki siyah eldivenlerimi taktım. Ceketim diz kapaklarıma kadar geldiği için istediğim her şey sığabiliyordu. Ceketimin içine; Balta, bıçak, silah, susturucu koydum. Bilgisayar çantamı da aldıktan sonra otelden çıktım, bir taksi çağırmıştım. Kolumda ki saate baktım, 00:00 olmuştu. "Tam zamanında." Saniyeler içinde taksi geldi, arabaya bindim. Şoföre gideceğimiz konumu söyledim, şoför istediğim konuma ilerlerken bilgisayarımı açtım, malikaneye gelmeme yakın malikanede ki tüm elektrik sistemini çökertecektim, böylelikle işim daha da kolaylaşacaktı.
Malikaneden biraz uzak bir yerde şoför durmuştu. Çoktan elime bıçak almıştım, şoför fark etmeden bıçağı şoförün kafasına geçirdim ve defalarca kez bıçağı sokup çıkardım. Bu şoförü bilerek istemiştim çünkü bu da bir pislikti, taksiye binen kadınları ıssız ormanlara sokup arabada zorla taciz ediyordu. Şoförün kafasından oluk oluk kan akmaya başlamıştı, işaret parmağımı kana batırdım ve arabadan indim, taksi camının önüne büyük bir ateş simgemi çizdim, böylelikle bu cinayeti de benim işlediğim öğrenilecekti. Malikaneye göz attım, elektrik sistemi dakikalar içerisinde çökecekti. Kalçamı arabanın kaputuna yasladım ve malikaneyi izledim.
Dakikalar içinde malikanede ki tüm elektrik sistemi çökmüştü. Yüzümde tehlikeli bir sırıtış oluştu. "Oyun sırası bende Roberto." Yaslandığım kaputtan doğruldum, dört silahıma da susturucu taktım, iki silahı iki elime aldım ve sakin adımlarla malikaneye doğru yürüdüm. Aslında malikanenin kapısı da özel yapımdı ama ne yazık ki tüm elektrik sistemi çökünce kapıda etkisiz hâle gelmişti. Kapının önünde dört koruma vardı, hepsine nokta atışı vurduktan sonra malikanenin kapısını açtım. Gözlerim çevreyi taradı, düşündüğümden büyük bir bahçeyi ve bu tarafta tam on koruma vardı. Derince iç çekerek kimsenin henüz hamle yapmasına izin vermeden üç korumayı vurdum. "Kaldı yedi." Büyük gövdeli bir ağacın arkasına saklandım, diğer korumalar beni çoktan fark etmişlerdi ve buraya daha fazla koruma geliyordu. Saydığım kadarıyla yirmi koruma buradaydı. Kafamı ağacın gövdesinden çıkardım ve önüme gelen korumaya ateş ettim.
Yirmi korumayı da öldürdükten sonra sıra en sevdiğim bölüme gelmişti. Karanlık eve girdim, ceketimden baltamı çıkardım ve baltayı yerde sürükleyerek ilerlemeye başladım. Evde sadece balta sürüklenme sesi ve topuklu botlarımın sesi yankılanıyordu. Islık çalarak Roberto'yu aramaya başladım. Evinde gizli bir oda olduğunu biliyordum fakat tam olarak neresi bilmiyordum. Bodrum katına indiğimde şaşkınlığıma engel olamadım, Roberto tüm deneylerini burada yapıyormuş, kafesin içinde mutasyon geçirmiş bir fare vardı. Kafese yaklaştım, farenin gözü kıpkırmızıydı, kalbim de bir sızı oluştu ve Roberto'ya olan nefretim daha da büyüdü, kafesi elime aldım. Her yeri kontrol ettikten sonra geriye Roberto'nun yatak odası kalmıştı. Kapıyı açtığım an genzime iğrenç bir ter kokusu geldi. Yüzümü buruşturarak odaya girdim. "Bu pencereler süs diye yapılmıyor Roberto." Pencereye ilerledim ve camları sonuna kadar açtım, kafamı dışarıya soktum ve derin bir nefes aldım. İçeri girdiğimde etrafı inceledim, Roberto'nun yatağının üstünde kendi resminin olduğu büyük bir tablo vardı, gülmemek için alt dudağımı ısırdım. Yatağa çıktım ve tabloyu büyük bir güçle sağa doğru çektim ve işte... Aradığım sevgili kurbanım buradaydı. Roberto köşeye sinmiş korkudan titreyerek oturuyordu beni görünce göz bebekleri büyüdü. "S-sen kimsin!?" Sırıtarak başımı hafifçe sol tarafa eğdim. "Katilin." Roberto alayla beni süzdü. "Bir kadın beni mi öldürecek?" Derince iç çektim. "Kadınlığımı sorgulayacak son kişi bile olamazsın Roberto." Elimde ki kafesi işaret ettim. "Bak sana ne getirdim, belki bilirsin." Roberto'nun bakışları ellerimde ki kafese takıldı, her geçen saniye korkusunun arttığını hissedebiliyordum. "Bu kadar konuşma yeter." Gizli bölüme girdim, Roberto kaçmaya çalıştı fakat elimde ki baltayı görünce durdu, sertçe yutkundu. Korkudan terlemeye başlamıştı. Olduğu yerde küçüldükçe küçüldü, silahımı çıkardım önlemimi almak için Roberto'nun iki bacağına ve iki koluna da sıktım, bundan sonra daha hızlı hareket etmeliydim. Roberto acıyla inlerken yanına eğildim. "Seni öyle bir sikeceğim ki bırak inlemeyi, ses tellerin kopana kadar bağıracaksın." Bu sözlerimi duyunca Roberto daha da korktu çünkü bu tür sözleri taciz ettiği kadınlarda kullanıyordu. Elime bıçağımı aldım ve Roberto'nun yağlı karnını ortadan ikiye kestim, iğrenerek derisini açtım, bıçakla daha da derine indim. Roberto ise durmadan acıyla bağırıyordu ve bu bağırışlar beni daha fazla kan istememe sebep oluyordu. Bağırsaklarına kadar kestiğimde elime kafesi aldım Roberto ise ne yapacağımı anlamış olmalı ki bir daha korkuyla bağırdı. "Boşuna bağırma Roberto, bu koskocaman malikanede başbaşayız, sesini duyacak tek bir koruman bile kalmadı. Zavallıcık." Kafesi açtım ve mutasyon geçirmiş fareyi Roberto'nun bağırsaklarına koydum. Fare büyük bir açlıkla bağırsakları yemeye başladı. Baltayı elime aldım ve Roberto'nun parmaklarını teker teker koparmaya başladım. Roberto'nun bağırışları azalmaya başlamıştı, fazla zamanı kalmamıştı. Ayak ve el parmaklarını kestikten sonra Roberto'ya baktım. "Tatlı uykular Roberto." Solgun vücudunu görünce dayanamayıp yüksek sesle kahkaha attım. Ve Roberto'nun işittiği son ses kahkahalarım, baktığı son şey yüzüm, hissettiği son şey pişmanlık ve korku olmuştu. Hızımı alamayıp baltayı defalarca kez Roberto'nun kafasına sokup çıkardım fakat içimde ki ateş yine sönmemişti hatta gitgide daha da harlanıyordu. İçimde ki ateş son nefesime kadar sönmeyecekti.
Etrafı kontrol ettikten sonra işaret parmağımı bu sefer Roberto'nun kanına daldırdım, yatak odasına yine büyük bir ateş simgemi çizdim ve ateş simgesinin ortasına Roberto'nun işkence görmüş cesedini gördüm. Yaptığım sanat eserine sırıtarak baktım. Dakikalar içinde evden çıktım, taksiden bilgisayar çantamı aldım ve evin yakınlarında ağaçların arasında bekledim. Bir kaç dakika sonra polisler ve haber ekipleri gelmişti ve tabiki de olmasa olmaz cinayet büro ekipleri de gelmişti. Arkamı döndüm ve sırıtarak gölgelerin arasında kayboldum. Telefonumu elime aldım, ilk işim Shawn'a yazmak oldu. "Haberleri aç ve sanat eserime bak. Eminim ki seveceksin." Mesajı Shawn'a gönderdim, saniyeler içinde mesajımı görmüştü ve bana teklif ettiği paranın tek bir kuruş eksik olmadan göndermişti. Kesinlikle zengin bir sevgilim vardı, her geçen gün daha da aşık oluyordum ve gerçekten çok özlemiştim. Hazır İtalya'ya gelmişken bir sürpriz yapmamın sakıncası yoktu. Gölgelerin arasında kayboldukça kayboldum. Ve gündem çoktan benim yaptığım katliamı konuşuyordu...
