46. bölüm · SİYAH GÜL

Kızım

Bella Rossi

Doğum günü hediylerimden sonra yatak odamıza çekilmiştik. İkimizinde sırtı yatak başlığına yaslanmış, Shawn'ın bir eli hafif şiş olan karnımda diğer eli ise saçlarımdaydı. En huzurlu anlarımdan biriydi. Shawn karnıma doğru eğildi, geceliğimi karnımı ortaya çıkaracak kadar yukarı çekti, daha fazla eğilip karnıma sayısız öpücükler kondurmaya başladı, tabii bunu yaparken iki eliyle karnımı okşamayı ihmal etmiyordu, bu hâline gülümsemeden edemedim. Dakikalarca öptükten sonra geri çekildi ama elleri hâlâ karnımdaydı. "Bebeğim, bebeğimiz... Belki beni duyacaksın belki de duymayacaksın bilmiyorum ama seni canım pahasına şimdiden çok seviyorum. Senin için mükemmel bir baba olmaya çalışacağım ve annen de senin için mükemmel bir anne olacak, kendisinden şüphe etsede mükemmel bir anne olacağına eminim. Her şeyde mükemmel, bunda da mükemmel olacak." Bu sefer karnıma tüy kadar hafif bir öpücük kondurdu. "Şimdiden kendini bize hayran bıraktın, doğduğunda sana bağımlı olacağız herhalde." Kendi sözlerine güldü. Birden avcunun içine doğru kıpırtı hissetti, benim ilk hissedişim değildi ama Shawn'ın miniğimizi hissettiği ilk andı. Gözleri kocaman açıldı. "Siktir!" Bu hâline yüksek sesle kahkaha attım. Shawn'ın yüzünde ise kocaman ama bir o kadar da derin bir tebessüm oluştu. Elini karnımın alt kısmına doğru götürdü, altta daha fazla kıpırtı olduğu için âdeta yüzü aydınladı. "Hissettim! Bebeğimizi hissettim! Hareket ediyor!" Bende kocaman gülümseyerek başımı olumluca salladım. "Miniğimiz babasıyla tanışıyor." Shawn elinde olsa karnımda ki bebeği çıkartıp kalbine sokacakmış gibi bir yüz tipi vardı. Bir eli hâlâ karnımdayken diğer eli yüzüme çıktı, yanağımı okşamaya başladı. "Bana yaptığın bu tarif edilemez mükemmel duyguyu yaşattığın için teşekkür ederim, güzelim. Beni dünyanın en şanslı ve mutlu insanı yaptın, sana hakkımı ödeyemem. İyi ki benim karım olmuşsun, iyi ki seninle evlenmişim. Senin için yaptığım hiç bir şeyden pişman değilim, ve hiç bir zaman pişman olmadım. Sen benim sadece karım değilsin, hayatımın aşkı, ilk aşkım, yaşamaya kaynağım, kısacası tüm dünyam oldu. Sana olan sevgim ve aşkımdan bir kez bile tereddüt etme çünkü seni sadece kalbimle değil, tüm benliğimle seviyorum. İyi ki varsın karıcığım." Sözleriyle hamilelik hormonlarım koşarak geldi, gözlerim dolmaya başladı. İlk defa değer verdiğim biri bana İyikilerle anlatmıştı sevgisini, bu çoğu kişi için basit bir kelime olsa da benim için çok fazla anlam ifade ediyordu. İkimizde yatağa yerleştikten sonra her gece yaptığım gibi yine Shawn'ın kaslı ve sert göğüsüne sokuldum. Kaslı kolları beni sarıp sarmaladı, o an kalbim de ruhum da bedenim de sıcacık hissetti. İkimizin arasında ki karnımdan bir tekme daha gelince ikimizde kıkırdadık, birbirimizin sıcaklığında huzurlu uykulara dalarken uyumadan önce aklımda ki tek düşünce yarın olacak olan hamilelik kontrolüdü. Çünkü bu sefer bebeğimizin cinsiyetini öğrenecektik. Bakalım iddayı kim kazanacaktı, Shawn kız demişti bense erkek demiştim. Sonuç ne olursa olsun ikimizde bu bebeğe bağımlı olacağımız çoktan belliydi...

Hastane koridorlarında yürürken Shawn da ben de gergindik. Son yaşanan olumsuzluklardan dolayı umarım miniğimizin sağlığı yerindedir, tek istediğimiz bebeğin sağlıklı olmasıydı. Doktorun odasının önüne geldiğimizde kapıyı açmadan önce Shawn elimi sıkıca tutarak bana döndü. "Karıcığım sakın stres yapma, eminimki bebeğimiz sağlıklıdır. Bak göreceksin." Sıkıntıyla iç çektim. "Umarım bebeğim, umarım..." İkimizde doktorun odasına girdiğimizde kızıl saçlı, kısa boylu, beyaz tenli, doktor önlüğü giymiş kadın vardı. Önlüğün önünde yazan ismi Leyla Soydemir'di. Kadın güler yüzlü bir şekilde bizi karşıladı. "Hoşgeldiniz Rossi ailesi. Hadi miniğimizin durumuna bakalım." Kadın nazikçe monitör'ün ve yatağın olduğu sağ tarafı işaret etti. Hemen hastane yatağına uzandım ve üzerimde ki siyah bluz'u karnımın üzerine kadar kaldırdım. Doktor tekerleği olan sandalyesine oturdu, ilk başta boynunda asılı duran stetoskop'u ile karnımı kontrol etti, kontrol ettikten sonra tepkisiz bir hâlde stetoskop'u tekrar boynuna astı. Neden ifadesizdi ki? Endişelenmeye başladım. Shawn yanıma gelip güven verici şekilde elimi tuttu ve hafifçe sıktı. Doktor karnıma adını bilmediğim jeli sürdü, daha sonra bebeği kontrol edecek aleti karnımda hareket ettirmeye başladı. Monitörden bir kaç düğmeye basıp siyah beyaz olan bir görüntü çıktı. Bebeğimizi gördüğümde dayanamayıp ağlamaya başladım, ağlarken aynı zamanda gülümseyerek monitörde ki ekrana bakıyordum, fazla belirgin olmasa da minik elleri ve ayakları görünüyordu, gerçekten çok küçüktü. Shawn'a baktığımda onunda gözleri dolmuş bir şekilde ekrana bakıyordu, gözlerinde ise saf bir şefkat vardı. Ağlamamak için büyük bir çaba verdiği ortadaydı ama buradan çıkıp arabaya bindiğimiz an göz yaşlarını özgürce dökeceğini biliyordum. Doktora baktım. "Cinsiyeti belli olmuş mu?" Doktor biraz daha baktıktan sonra yüzünde kocaman gülümsemeyle bize döndü. "Tebrik ederim, bir kızınız olacak!" Doktorun sözleriyle ilk başta gerçeği kavrayamadım, Shawn ise benden tamamen farklı bir durumdaydı. Heyecandan ve mutluluktan bağırarak ordan oraya koşuyordu. Gerçeği kavradığım an ağlamaya başlamıştım. Kızımız olacaktı... Aslında bende içten içe kız olmasını istiyordum, saçlarını örmek, barbie bebek almak, pembe kıyafetler almak ve bir çok şey yapmak istiyordum. Âdeta dilim tutulmuştu, o kadar mutluydum ki bağırarak bu haberi tüm dünyaya duyurmak istiyordum. Kadınlar ve çocuklar için kurtarıcı bir seri katilin kızı olacaktı. Bu düşünce ile kocaman gülümsedim, doktor karnımda ki jeli silmem için bana bir kaç peçete uzattı, iğrenç jeli sildikten sonra Shawn daha fazla dayanamayıp beni ayağa kaldırdı. Ayaklarımı yerden keserek etrafında bir kaç tur beni döndürdü. Tıpkı hamile olduğumun haberini ona verdiğim zamanki gibiydi. Doktor kendi masasına oturunca bizde karşısında ki iki sandalyeye oturduk. Konuşan ilk ben oldum. "Peki kızımın durumu iyi mi? Yani sağlıklı mı?" Ağzımdan ilk defa kızım kelimesi çıktığı için kalbim sıcacık oldu. Doktor gülümseyerek ikimize baktı. "Tahmin edilenden daha da sağlıklı, gelişimi sorunsuz ilerliyor." Cevabı ile omuzlarımda ki gerginlik yok oldu. Kocam cinsiyet konusunda haklı olduğu gibi bunda da haklı olmuştu. Artık ikimizden mutlusu yoktu.

Hastaneden çıktığımız gibi bebek mağazasına gelmiştik. Kız bebek kıyafet reyonuna geldiğimizde gördüğüm küçük, sevimli kıyafetlere büyülenmiştim. Burada birbirinden güzel kıyafetler vardı. Gördüğüm kahverengi, yumuşak tulum ile gözlerim parladı. Bu hayallerimde ki tulumdu! Koşar adımlarla tuluma ilerlerim, elime aldığım tulumu kaldırarak Shawn'a gösterdim. "Shawn, bak! Hayallerimde ki tulum!" Elimde ki tuluma çok değerli bir hazineymiş gibi bakıyordum, zaten benim için değerli bir hazineden farkı yoktu. Shawn hevesime karşı kahkaha atmamak için kendini zor tutuyordu. Yanıma gelip bir kolunu belime dolayıp beni kendine çekti. "İstediğin ne varsa al yavrum. Yeter ki bu güzel ela gözlerinde ki ışıltı hiç sönmesin." Söylediklerinden sonra dudağıma küçük bir öpücük kondurdu. Ben bu fırsatı kaçırır mıyım? Asla!

Beğendiğim ne varsa hepsini sepete koymuştum, emziklerden patiklere. Biberonlardan, kıyafetlere. Eldivenlerden, minik sevimli tokalara... Beğendiğim her şeyi aldığım için iki araba sepeti dolmuştu ve ikisiyle de Shawn uğraşıyordu. Kocam boşuna mı kas yaptı? Sonuçta bu kaslar bugünler için vardı, değil mi?

Nihayetinde kasaya geldiğimizde kasiyer gördüğü iki araba sepeti ile gözleri kocaman açıldı, başını kaldırıp bizi görünce kim olduğumuzu anlamış olacak ki artık o kadar da şaşkın değildi. Birimiz seri katil birimiz mafya lideriydik. Parasız olsaydık zaten bu bizim ayıbımız olurdu. Özellikle kocam milyarder. Kasiyer her şeyi özenle poşetlere yerleştirince Shawn'la ikimiz aynı anda kredi kartımızı çıkardık. Shawn ne yaptığımı anlayınca kaşları çatıldı. "Burada dağ gibi kocan varken sen mi ödeyeceksin?" Umursamazca omuz silktim. "Bu sefer ben ödemek istiyorum." Tam kartı kasiyere verecektim ki Shawn kasiyerden önce davranıp kartı benden aldı, vakit kaybetmeden kendi kartını kasiyere verdi. "Ben var olduğum sürece yanımda asla para ödeyemeyeceksin, anlaştık mı?" Shawn'la bu konuda tartışmamak için mecburen başımı olumluca sallamak zorunda kaldım. Kasiyer Shawn'ın kartıyla ödeme yaptıktan sonra kartı tekrar kocama verdi.

Dakikalar içinde on koruma geldi ve her biri bir poşet aldı. Yorulduğum için arabaya binip eve gitmiştik. Eve girdiğimde spor ayakkabılarımı çıkartıp oturma odasına gittim. Kendimi koltuğa bıraktım, o sırada Shawn poşetleri kızımızın olacağı odaya koydu, o da henüz boştu çünkü mobilyaları internet üzerinden sipariş etmiştik. Koltuğa uzanınca daha fazla dayanamayıp uykuya daldım. Shawn aşağı inince beni fark etmeden mutfağa girdi ve benim için ıhlamur çayı hazırlamaya başladı. Ihlamur çayını hazırladıktan sonra gülümseyerek oturma odasına girdi. "Karım için..." Cümlesini tamamlamadan koltukta uyuduğumu fark etti, bardağı masanın üzerine koyduktan sonra tekli koltuğun üzerinde ki yumuşak battaniyeyi aldı ve beni uyandırmadan dikkatlice üzerimi örttü. Daha sonra yanıma çömelip saatlerce kıpırdamadan beni izlemeye başladı...