28. bölüm · SİYAH GÜL
Açık Arttırma
Koltukta oturmuş kimse konuşmadan birbirine bakıyordu. Bakışlarımı Shawn'a çevirdiğimde ise boğa gibi sinirle nefesi burnundan veriyordu. İşin ilginç kısmı ise oturma odasının ışığı kapalıydı ve herkes karanlıkta birbirine bakıyordu. Shawn'la ikimiz biraz olsun alkolün etkisinden çıkmıştık. Bu garip sessizliği bozan ilk kişi Larry oldu. "Patron valla fark etmemişiz hem-" Shawn sinirle masaya vurdu, anlaşılan gerçekten sinirlenmişti. "Ulan sen niye bizim yatak odamıza giriyorsunuz, ayrıca pansiyona nasıl girdiniz?" Koruma ve Larry birbiriyle bakıştılar. Bir süre sonra Larry tekrardan konuştu. "E patron yedek anahtarı bana verdiniz." Shawn arkasına yaslandı, bir süre düşündü. "Doğru..." Shawn bir kez daha söyleneceğini hissettiğim an hemen lafa girdim. "Bebeğim biz uyusak mı? Zaten yoruldun, yorucu bir gündü. Hadi gel biz seninle yatalım, hadi bebeğim, hadi aşkım." Shawn'ı iteleyerek yatak odasına götürdüm, Larry ve korumaya burada beklemeleri için elimle gizlice işaret ettim. Cevabımı anlamış olacaklar ki yerlerinde usluca beklediler. Yatak odasına girdiğimizde Shawn zedelenerek yatağa ilerliyordu, tabii söylenmeyi ihmal de etmiyordu. "Sen olmasaydın onlar çoktan derslerini vermiştim, puştlar. Yarın ilk işim onlara güzel bir görev vermek olacak." Dikkatlice yatağa yatırdım. Shawn'ı uyutmak için yanına yattım. Şu işe bak, koskoca mafya liderini uyutmaya çalışıyorum anasını satayım. Shawn anında belimi nazikçe kavradı ve beni sert göğüsüne çekti, yüzünü boynumun kıvrımına gömdü ve derin derin soludu. "Benim güzel kraliçem, benim güzel müstakbel karım..." Aklına bir şey gelmiş olacak ki duraksadı. Yüzünü boynumdan çıkardı. "Bir an önce evimizi bakmaya başlamalıyız, hangi ülkeden istersin? Nasıl bir ev veya villa veya malikane istersin? Sen yeter ki söyle ben her şeyi yaparım." Hafifçe kıkırdadım. "Bunları şimdi düşünme, sabah düşünürüz. Ayrıca acelemiz yok." Başını iki yana salladı Shawn. "Ben seni hemen karım yapmak istiyorum, elimde olsa hemen yarın seninle evlenirim." Bu cevabına gülmeden edemedim. Elimi sırtına koydum ve nazikçe okşadım, beyefendinin gereğinden fazla geniş omuzları olduğu için kolum biraz zor ulaştı ama olsun. "Hadi uyu sen sabah konuşur, ortak yolu buluruz." Shawn mırıldanarak kollarını bedenime daha sıkı doladı, yüzünü tekrar boynumun kıvrımına gömdü.
Bir kaç dakika sonra Shawn'ın nefesinin düzene girdiğini hissettikten sonra kafasını nazikçe boynumdan çektim, yastığa koydum. Kollarını bedenime mengene gibi sıktığı için kollarından ayrılmam biraz zorladı. Sessizce yatak odasından çıktım, Larry ve koruma dediğim gibi beni bekliyordu. İkisinin tam karşısında ki büyük koltuğa oturdum. "Evet, dinliyorum." İkisi de şaşkınlıkla bana baktı. Bu sefer koruma konuştu. "Neyi dinleyeceksiniz Isabella Hanım?" İç çekerek arkama yaslandım, bacak bacak üstüne attım. "Bir problem olduğunu biliyorum, dökülün." Larry ve koruma tereddütle birbirlerine baktılar, ikisi de pes etmiş olacak ki Larry olayı açıklamaya başladı. "Shawn mafya lideri olduğu için ona verilen bir kitap var, ama bu kitap normal kitaplar gibi değil. Tüm mafyaların bilgileri, imparatorlukları, güçleri yani anladığın tüm önemli bilgiler o kitapta ve kitap çalındı, işin en kötü kısmı açık arttırma da olacakmış, fiyatı ise milyarlar değerinde, paramız yeterli gelmeyecek. Shawn kitabın çalındığını biliyor fakat kimin çaldığını henüz bulamadık ama hiç bir mafyanın çalmadığına eminiz. Bazı insanların tahmini var, Siyah Gül'ün çaldığını düşünüyorlar." İşte bu bölüm beni ilgilendiriyordu. Aslında çalmak fena bir fikir değilmiş ama müstakbel kocama bunu asla yapmam, zaten ben çalmadım ki neden herkes ilk beni düşünüyor? Dur ben söyleyeyim Isabella, çünkü sen mafyalarla oynamayı seviyorsun. Ama sorun şu ki ben çalmadım, bu sefer ben değil. Larry konuşmaya devam etti. "Ama Shawn ve biz bunu Siyah Gül yaptığını düşünmüyoruz, zaten bir kaç gün önce Shawn Siyah Gül ile anlaşma yaptı, Siyah Gül kitabı çalsa Shawn ile asla iş birliği yapmazdı." Haklılar, böyle bir şey yapmış olsam asla Shawn ile iş birliği yapıp kendimi tehlikeye atmazdım, bunlar düşündüğümden zeki çıktılar, aferin benim sevgilime. Sadece başımı olumluca sallamakla yetindim. "Açık artırma ne zaman?" Larry düşünmeden cevap verdi. "Yarın, öğleden sonra iki." Tekrar başımı olumluca salladım. "Shawn ve sen orada olacak mısınız?" Larry onaylayan bir mırıltı çıkardı. Ayağa kalktım. "Tamam, siz gidebilirsiniz. İyi geceler." Başka bir şey demeyip yatak odasına ilerledim, sessizce yatağa tekrardan girdim. Shawn'ın göğüsüne sokuldum, derin uykusunda olmasına rağmen beni hissedince hemen kollarını bedenime doladı. Kafamı göğüsüne yasladım. O kitabı kesinlikle alacaktım, Shawn'ın parası yetmeyecek, bunu herkes biliyor ama benim o kitabı alacak yeterli param vardı. Zamanında mafyalarla iş birliği yaptığım için kendime sayısız minnettatım. Tek başıma yaşadığım için paramı da fazla harcamıyordum bir de üstüne modellik eklenince yeterince param olmuştu. Shawn için gerekirse tüm servetimi ortaya verecektim. Üzülmesini istemem, asla... Bir kaç dakika sonra göz kapaklarım ağırlaştı ve sevdiğim adamın sıcak kollarında huzurlu bir uykuya daldım.
Gözlerimi açtığımda ilk gördüğüm şey hastası olduğum okyanusun derinliklerini andıran iki çift lacivert gözler oldu. Parıldayarak bana bakıyorlardı... Shawn ise dirseğini yatağa yaslamış, kafasını avuç içine koymuş gülümseyerek bir tutam saçımla oynuyordu. "İşte en sevdiğim manzaram." Eğildi ve dudağıma samimi bir öpücük kondurdu. "Günaydın uyuyan güzel." Hafifçe tebessüm ettim. "Günaydın." Dayanamayıp dudağıma bir öpücük daha kondurdu, geri çekildiğinde ise yüzüme düşmüş bir tutam saçı kulağımın arkasına sıkıştırdı. "Her uyandığında bu kadar güzel oluyorsan işimiz var seninle... Gerçi sen hep güzelsin bu yüzden sürekli işimiz var seninle." Bu sefer minik bir kahkaha attım. Shawn kolundaki saate baktı. "Beni burada bekle." Ayağa kalktı, gömleğini ve pantolonunu giyip pansiyonun yatak odasından çıktı. Yattığım yerden doğruldum ve yatağın başlığına yaslandım. Bir kaç dakika sonra Shawn elinde tepsiyle gelmişti. Tepsiyi nazikçe kucağıma koydu. Tepside çeşit çeşit meyveler, kruvasan bir de sütlü kahve vardı. Dikkatimi çeken bir şey daha vardı. Tepsinin kenarında siyah bir gül vardı fakat çok dikenliydi, tutacak boş bir alanı yoktu. Gül'ün içinde bir not vardı, notu açıp bakarım. 'Siyahlar içinde ki en güzel kadına...' Bu Shawn'ın el yazısıydı gülümseyerek Shawn'a döndüm. "Teşekkür ederim." Shawn'da aynı gülümseme ile karşılık verdi. Tepsiyi ortamıza koydum. "Birlikte yiyelim." Shawn ilk başta tereddüt etsede beni kırmayıp benimle birlikte Fransız kahvaltısı yapmıştı.
Kahvaltı bittikten sonra saat öğlen 13:37 olmuştu bir işi olacağını söyleyip yanımdan ayrılmıştı. Tabii ne işi olacağını biliyordum. Bavuluma ilerledim ve gece mavisi, uzun, askısız, derin V dekolteli bir elbise giymiştim. Topuklu ayakkabı olarak louboutin giymiştim. Saçımı dağınık topuz yaptım, ek olarak üzerime beyaz kürk aldım, tabii gerçek kürk değildi. Gerçek kürklere şiddetle karşıyım, asla gerçek kürk almam. Olan tilki gibi hayvanlara oluyordu. Aynada kendimi kontrol ettikten sonra az önce ayarlamış olduğum özel araca bindim, havalı olsun diye şoför de tutmuştum. Şoföre gideceğim konumu söyledim.
Bir kaç dakika içinde açık arttırma olacak binaya gelmiştim. Şoföre parasını ödedikten sonra lüks binaya giriş yaptım. Binanın girişinde kadın sekreter vardı. Kadına doğru ilerledim. "Merhaba, Shawn Rossi'nin bulunduğu, açık arttırma olacağı oda nerede?" Kadın bilgisayardan nerenin olduğuna baktı. "Buradan düz ilerleyin tam en sonda ki kapı, Hanımefendi." Kadına teşekkür edip hızlı adımlarla büyük koridordan ilerledim, topuklu ayakkabımın sesi tüm koridorda yankı yapıyordu. Saate baktığımda ise açık arttırmanın çoktan başladığını fark ettim, adımlarım daha da hızlandı. En sonunda kapıya ulaştım. Satıcı tokmağı masaya vuracağı sırada içeri girdim. Elimde ki adını bilmediğim karton parçasını havaya kaldırdım. "Ne kadar fiyata satacaksanız beş katını talep ediyorum." Tüm bakışlar bana dönmüştü, kimse şaşkınlığını gizleyemedi. Sıranın en önünde ise Shawn ve Larry duruyordu. Tabiki onlarda bana köpek yemişim gibi bakıyorlardı. Shawn'ın hemen yanında ki sandalyeye oturdum, bacak bacak üstüne attım. Satıcı da şaşırmış olmalı ki bir süre konuşmadı. Shawn'ın şaşkın bakışları hâlâ üzerimdeydi. En sonunda satıcı konuştu. "Efendim, 150 Milyar Dolar ödemiş olacaksınız, emin misiniz?" Başımı olumluca sallamakla yetindim. Satıcı boğazını temizledikten sonra tekrar konuştu. "Var mı arttıran?" Etrafa bakındım, satıcı tam satacağı sırada salonda ki biri elinde tuttuğu şeyi kaldırdı. "170 Milyar Dolar." Herkes şaşkınlıkla adama bakıyordu. Tabii kimse bunun Siyah Kılıç olduğunu bilmiyordu. Tabiki de şaşırmamıştım, benimle büyük bir oyun oynamak istiyordu. Seve seve. Elimde ki tuttuğum şeyi bu sefer ben kaldırdım. "250 Milyar Dolar..." Siyah Kılıç bu teklifime şaşırmıştı. Satıcı ise aynı soruyu tekrar sordu ama kimseden ses çıkmadı. "Satıyorum, Satıyorum, Sattım..." Tokmağı sertçe masaya vurdu. Herkes ayağa kalkıp beni alkışladı, burada ki herkesin Shawn'ın tarafında olduğunu biliyordum. Bir tek kişi hariç, Siyah Kılıç...
Satıcı kitabı saygıyla bana verdi, kitabı aldığımda incelemek istedim ama kendimi zor tuttum. Ayağa kalktım ve kitabı Shawn'a uzattım. "Hayırlı olsun." Hâlâ şok içindeydi, kitabı yavaşça elimden aldı. Belimden kavrayıp sıkıca bedenime sarıldı, ağlamamak için büyük bir savaş verdiğini hissediyordum ama burada ağlamazdı. Yüzünü boynuma gömdü ve kimseyi umursamadan boynuma sayısız öpücük kondurdu. Sırtını nazikçe okşadım. Gözlerim Siyah Kılıç'a takıldı. Sinirle beni izliyordu. Sırıtarak göz kırptım. Henüz işim onunla bitmemişti, bu sadece basit hamlemdi, en büyük hamlem sona saklıydı...
