7. bölüm · SİYAH GÜL
Aşk
Özdemir Asaf'ın bir sözü vardır; "Bakarken kıyamamak mı yoksa baktıkça doyamamak mıdır aşk?" Bu sözü bir gün haklı bulacağımı söyleseler kesinlikle dalga geçerdim. Ben aşk nedir, sevgi nedir, sevmek nedir, sevilmek nedir bilmezdim. Her geçen gün sevgiyi unutuyordum. Sahi sevgi neydi? Bir hayal kırıklığımı yoksa Romeo ve Juliet gibi imkânsız bir sevda mıydı? Ben gerçek olan bir sevgiye hiç bir zaman inanmadım, hâlâ da inanmıyorum. Gerçek sevginin olduğu yerde, yılların boş çabası, göz yaşları, ayrılık ve geriye kalan bir çok kalp kırıklığı vardır. Bende zamanında sevmeyi denedim hemde çok kez denedim, geriye kalan sadece bir kalp kırıklığıydı...
Karşımda dikkatle bana bakan adam tüm doğrularımı bir anda sildiğini hissediyordum. Tanrı neler neler yaratıyor, bin kere Maşallah. Bu adamın bir anne karnından çıktığını düşünmüyorum. Tanrı özene özene yaratmış derlerken hiçte yalan söylemediklerini düşünmeye başladım. Bir dakika, ben bu adamla neden bu kadar yakındım? Hemen dengemi sağlayıp geri adım attım, boğazımı temizledim, ilk konuşan ben oldum. "Özür dilerim, geri geri geldiğim için sizi fark etmedim." Adam sadece başını olumluca sallamakla yetindi. "Bir daha ki sefere normal yürümeyi denemelisin." Bir dakika ne? Bu kadar kaba olacağını tahmin etmemiştim, erkek oğlu değil mi? Hepsi uyuz! Sinirlenmemek adına derin nefes aldım. Sakin ol Isabella, Sakin kızım. "Tekrardan kusura bakmayın." Şu anda tam burnuna yumruk atmamak için kendimi zor tutuyordum. Tam arkamı dönüp gideceğim sırada olduğum yerde dona kaldım. Bu... Bu adam rüyalarıma giren adamla aynıydı! Bir dakika ne oluyor lan! Şaşkınlıkla tekrar adama döndüm, hâlâ bana bakıyordu. Adamı uzunca süzdüm. Aynı iri cüsse, keskin yüz hatlı, buğday teni ve... Okyanusun derinliklerini andıran lacivert gözler... Tanrım bu rüyamda gördüğüm adamdı! Ve şuan kanlı canlı karşımdaydı! Adamın bana 'Ne bakıyorsun yer cücesi?' adlı bir bakış attığını hissettim ve hemen arkamı döndüm, tek kelime etmeden Clara'nın kolunu tuttuğum gibi hızlı adımlarla adamdan uzaklaştık. Küçük bir park'ın içine girdim. Clara'nın kolunu elimden çektiğini hissettim. "Kızım ne yapıyorsun sen? Canım acıdı!" Clara'nın koluna baktığımda kızardığını gördüm. "Özür dilerim. Aklım başka yerdeydi." Clara kaşlarını çattı. "Adamı gördükten sonra normal davranmıyorsun, ne oldu? Seni sinir edecek bir şey mi dedi?" Başımı olumsuzca salladım. "Bu adam... Rüyamda gördüğüm adam ile aynı, göz renklerine kadar aynı... Clara bu adam kim? Rüyamda 'Yakında' dedi ve az önce adamla karşılaştım. Ben en başından beri bir gariplik olduğunu hissetmiştim ama bu kadar olacağını hiç tahmin etmemiştim." Clara yeni aydınlanmış olacak ki gözleri hafifçe büyüdü. "Haa! O adam... Harbiden lan bu çok ilginç." Derince iç çektim ve yanımızda ki bank'a oturdum. "Aklım almıyor her şey bir an da oluyor. Neden bu adam? Daha adını bile bilmiyorum niye rüyalarıma giriyor? Neden gizli mesajlar veriyor. Dur lan acaba adam bana büyü falan mı yaptı?" Clara'nın güldüğünü işittim. "Saçmalama Isabella adamın işi gücü yok tanımadığı bir kadına büyü mü yapacak?" Haklıydı. Dünya'da bir sürü insan arasından bana nasıl büyü yapsın? Gözlerimi kısa süreliğine kapattım ve sakinleşmek için şakaklarımı ovdum. "Bugünlük bu kadar olay benim için yeterli. Otele geri dönelim. Rahat bir uykuya ihtiyacım var." Clara başını olumluca sallamakla yetindi. İkimizde ayağa kalktık ve VIP araca bindik.
Otele dönme yolu sessizdi, kafamı dağıtmak için cinayet işlemek istiyorum fakat bebeklerim yanımda olmadığı için elim kolum bağlıydı. En sonunda otele vardık ve vakit kaybetmeden araçtan indik. Otel süitimize girdik. Hemen siyah V yakalı ipek bir gecelik giydim ve makyajımı çıkartıp yatağa girdim. Tam uykuya dalacağım sırada telefona bir bildirim geldi. Homurdanarak telefonu aldım ve bildirime tıkladım, yabancı bir numaradan mesaj gelmişti ve mesajda şöyle yazıyordu. 'Kıyamete hazırlıklı ol Siyah Gül... Kartlar tekrar dağıtıldı ve Joker elimde... :)' Kaşlarımı çatarak yattığım yerden doğruldum. Birisi daha kimliğimi öğrenmişti fakat elimde ki sahip olduğum gücün kimse farkında değildi... Ben, tüm Dünya'da beş yıldızla aranan, acımasızlığı ve güçlülüğü ile tanınan meşhur Siyah Gül'düm adalet için her geçen gün daha da eli kan'a bulanan zehirli bir kadındım. Girdiğim oyunları silip baştan yazan, oyunda ihanet edip hile yapandım. Belki kalbim vardı fakat benim için sıradan atan ve kan pompalayan bir organdı. İçinde asla sevgi, saygı veya bir merhamet yoktu. Ben, kalbimi yıllar önce sesini kısıp beynimin sesini açmıştım. Bir insan yaşamak istiyorsa zekâsını kullanmalıydı. Bu sözü zamanında anlamak zor olsa da artık bir çok anlam taşıdığını biliyordum. Kıyamet kadın ve çocuk öldüren erkekler değildi, bendim...
