42. bölüm · SİYAH GÜL

Eğlence

Bella Rossi

Larry ve Shawn'ı koltukta oturtmuş Clara ile ben sinirle ikiliye bakıyorduk. İkisi de çaresiz bir şekilde ellerinde buzlarla tokat attığım bölgeyi tutuyorlardı. Clara dayanamayıp söze girdi. "İnanamıyorum size, kreşe giden çocuklar gibi kavga ediyorsunuz. Enişte senin bir çocuğun olacak, Larry sen ise evlenme dönemine girmiş adamsın. Gelmişsiniz yamuk yumuk doğradığınız patatesler için kavgaya giriyorsunuz." Kollarımı önümde bağlayarak Clara'ya destek olmak için başımı şiddetle aşağı yukarı salladım. "Koskoca adamlarsınız, yaptığınız kavga Clara'nın dediği gibi kreş kavgası." İkisi de mahçupca bize bakıyorlardı. Shawn ilk konuşan oldu. "Güzelim bu şerefsiz patatesleri yaktı, aç kalacağınız diye söylendim." Umutsuzca başımı iki yana salladım. "Bu kavga etmenize bir sebep değildi." Larry ise çok başka yerlerdeydi, dokunsak ağlayacak gibiydi. Yerinde rahatsızca kıpırdandı. "Yenge elinde demir mi var Allah aşkına? Az kalsın öbür ki dünyaya gidecektim beyaz ışığı bir kaç saniyeliğine gördüm yani." Bu ikili kesinlikle bir araya gelmemeliydi. Dünya'nın en tehlikeli adamları şu an süt dökmüş kedi misaliydi. Kısa bir sessizlikten sonra Clara tekrardan konuştu. "Sanırım bu sabah aç kaldık." Ulan ben hamileyim. Bir umut dolapta yemek kalmıştır diye mutfağa ilerledim. Buzdolabını açtığımda ise üç yumurta ve yarım kalmış süt şişesiyle bakıştım. Sinirle buzdolabını kapattım. Hamile olmasaydım bunlarla yetinebilirdim ama artık iki kişilik yediğim için bu bana asla yetmezdi. Tam mutfaktan çıkmak üzereyken Shawn kapının önünde belirdi. Yüzlerimiz birbirine o kadar yakındı ki neredeyse öpüşecek gibiydik. Shawn belimden tuttu ve beni nazikçe kaslı göğüsüne çekti. Sevgili kocama hâlâ küs olduğum için ona bakmak yerine çenesine baktım. Çenemi baş parmağı ve işaret parmağıyla tutup başımı nazikçe yukarı kaldırdı. Göz göze gelince dudağının kenarında küçük bir tebessüm oluştu. Daha fazla dayanamamış olacak ki dudağıma küçük bir öpücük kondurdu, daha sonra ise kollarını vücuduma dolayıp beni sıkı ama bir o kadar da nazik türden bir kucaklaşmaya çekti. Dünden razı olduğum için başımı anında göğüsüne yasladım. Eğilip saçlarıma derin bir öpücük kondurdu, tabii bunu yaparken kokumu içine bol bol çekmeyi unutmamıştı. Saniyeler süren sessizliğin ardından konuştu. "Aşkım... Seni derinden üzdüğümü ve kırdığımın farkındayım ama yemin ederim ki hepsini senin ve bebeğimiz için yaptım. Biliyorum, arkandan iş çevirmiş oldum ama sana tüm kalbimle söylüyorum ki kötü bir niyetim yoktu." Konuşurken saçımı okşamayı da ihmal etmemişti. Kafamı göğüsünden çekip başımı kaldırdım. Hamile olduğum için kıyamıyordum köpeğe. "Eğer bir kez daha benden habersiz iş çevirirsen bu sefer basit bir yumrukla yetinmem ona göre." Basit dediğim için kaşları havalanmıştı. "Sağ yanağımın hâlâ uyuşuk olduğuna yemin edebilirim ama kanıtlayamam." Sanırım biraz sert vurmuş olmalıyım ki sağ yanağı traktör lastiğiyle ezilmiş gibiydi. Kalbimde küçük bir sızı oluştu ama bende haklıydım yani, bence az bile yapmıştım ama kocamdı. Kıyamazdım, ayrıca bana tek parça lazımdı. Shawn'ın tam ateşli dudaklarından öpecektim ki mutfağa Larry ve Clara giriş yaptı. Konuşan Larry oldu, "Aman!" Shawn'la anında birbirimizden ayrıldık, yine basılmıştık. Shawn sinirle Larry'e baktı. "Oğlum senin götünde çip mi var? Karımla ne zaman bir araya gelsek anında yanımızda beliriyorsun!" Larry başını eğmiş ellerini de önde birleştirmiş masum çocuk gibi görünüyordu. Clara ise fazla umursamazdı. "Ee? Şimdi biz ne yiyeceğiz?" Clara'nın sorusuyla herkes derinden iç çekti. "En mantıklısı bir restorana gideriz." Herkes sorumla onaylayan bir mırıltı çıkardı.

Hazırlanmak için yatak odasına girdim, karnım fazla şiş değildi ama yine de rahat etmek için beyaz bir elbise giymeye karar verdim. Altıma ise beyaz sandalet giymeyi tercih ettim. Küpe takarken odaya Shawn girdi beni görünce hevesle kapıyı kapattı ve yavaş adımlarla bana ilerledi. Shawn'ın geldiğini görünce yüzümde kocaman bir gülümseme oluştu ama bu hâlâ trip atmama engel değildi. Önüme geldi ve takmaya çalıştığım küpeyi nazikçe elimden aldı ve küpemi kendisi taktı. "Beyazlar içinde ki minik katilim." Bunu söylerken önümde ki saç tutamını kulağımın arkasına sıkıştırmıştı. "Hemen gevşeme, sana hâlâ tripliyim." Shawn'ın hafiften omuzları çöktü. "Bunu az önce hallettiğimizi düşünmüştüm." Başımı olumsuzca iki yana salladım, daha da omuzları çöktü. "Bunun için epey uğraşman gerekiyor, Shawn Rossi." Başka bir şey demeden yatak odasından çıktım. Oturma odasına indiğimde Clara ve Larry giyinmiş bizi bekliyorlardı. Clara üzerine lacivert bir bluz ve siyah kot pantolon giymişti, Larry ise Clara'nın bluz rengine uygun takım elbise giymişti. Shawn'da yatak odasından hazırlanıp çıkmıştı. Onun üzerine ise siyah takım elbise vardı, gözlerinin renginde lacivert saatini takmakla uğraşıyordu. "Herkes hazırsa gidelim." Shawn'ın sözleriyle Clara ve Larry oturdukları yerden kalktılar. Evden çıktığımızda bizi bekleyen VIP araca bindik. Shawn şoföre restoran adını söylüyordu. Clara ve Larry tam karşımızda yerlerini almıştı. Shawn da yanıma oturduğunda eli hemen karnıma gitti, nazikçe okşadı. Clara bu sahneyi hayranlıkla izliyordu. "Isabella?" Onaylayan bir mırıltı çıkardım. "Bebeğiniz kaç aylık oldu?" Clara'nın sorusuyla biraz düşündüm. "İki aylık olacak." Larry de karnımı hayranlıkla izlemeye başlamıştı. Shawn bunu fark edince kaşlarını çattı. "İkiniz ne bakıyorsunuz? Çok istiyorsanız evlenin siz de yapın." Shawn'ın sözleriyle Clara'nın yüzü kızarmıştı, Larry'de farksız değildi. "Sahiden, sizin düğününüz ne zaman?" Sözlerimle Clara'nın yüzü aydınlandı. "28 Temmuz düşünüyoruz." Bu demek oluyordu ki dört ay sonra düğünleri olacaktı. "Ay heyecanlandım!" Heyecanla oturduğum yerde kıpırdandım. Karşımda ki çiçeği burnunda çiftte çok heyecanlı duruyordu. Aklıma gelen şeyle gözlerimi kısarak Larry'e baktım. Larry bakışlarımı fark etmişti ve gergince etrafına bakındı, en son da gergin bakışları yine beni buldu. "Yenge şuan beni öldürecekmiş gibi bakıyorsun." Bakışlarım devam ederken konuştum. "Sen benim en iyi arkadaşımla kolayca evlenebileceğini mi sanıyorsun? Eğer öyle düşünüyorsan yanılıyorsun, önce benim testlerimden geçip sonra evlenebilirsin." Sözlerimle Larry yutkundu, çılgın bir şey yapacağımı burada ki herkes biliyordu.

Varacağımız restoran'a gelince arabadan ineceğim sırada Shawn elini bana uzattı, hemen uzattığı eli tutup dikkatlice arabadan indim. Shawn gitmeme izin vermeden iki kolunu da belime doladı, dudağıma küçük bir öpücük bıraktı. Gülümsememe yine engel olmaya çalıştım ama bu çok zordu. Gülümsememden de öpünce kıkırdayarak geri çekilmek zorunda kaldım. "Delisin." Cevabı hiç gecikmedi. "Sana deliyim." Tam cilve yapmalık bir andı ama bunu aramızdan geçen Larry oldu ama Shawn gitmesine izin vermeden ayağıyla götüne tekme attı. Larry götünü tutarak Clara ile birlikte restoran'a girdi. Dayanamayarak büyük bir kahkaha attım. Shawn'da Larry'e söverek elimden tuttu, ikimizde restoran'a girince en güzel manzaralı masaya oturduk, normalde Larry Shawn'ın yanına oturacaktı ama Shawn'dan korktuğu için onun yerine benim oturmamı rica etti. Shawn'ın yanına oturunca eli her zamanki gibi karnıma gitti. Garson geldiğinde ortaya serpme kahvaltı sipariş ettik.

Güle eğlene kahvaltı yaptıktan sonra özel beach'e geldik, Clara ve Larry bugün için çok eğlenceli aktiviteler planlamıştı. Beach için kiraladıkları alan çok güzeldi, yumuşak kumlar, koskocaman şemsiye, özel şezlonglar... Hepsi mükemmeldi. Kendi şezlonguma oturduğumda kafamda ki güneş gözlüğünü gözlerime taktım. Nasırdan yapılmış şapkamı da kafama taktım. Bugün kimse denize girmek istemiyordu bu yüzden akşama kadar burada takılacaktık. Zaten yanıma bikinimi almamıştım. Larry elinde orta boy bir ses bombası getirmişti. İlk şarkı Jennifer Lopez'e ait On The Floor şarkısı çalıyordu. Aklıma cinayet işlediğim zamanlar geldi, ne zaman cinayet işlesem arabada sürekli bu şarkıyı açardım. Şu an canım cinayet aşermişti ya da büyük bir katliam. Türkiye'de yine cinayet oranları biraz artmıştı, sanırım erkekler yokluğumun fırsatını değerlendiriyorlardı ama bilmedikleri bir şey vardı. İki gün sonra Türkiye'ye gidecektim, Shawn'ın haberi yoktu ama onun gibi bir salaklık yapıp söylememezlik yapmayacaktım, bu akşam söyleyecektim. Zaten itiraz edeceğini düşünmüyorum, benim ne kadar inatçı olduğumu kendisi çok iyi biliyordu. Şarkı bittikten sonra Gülşen'in Bangır Bangır adlı şarkısı çalmaya başladı. Clara ile birlikte gülerek şarkıya eşlik etmeye başladık. "Yanım çok kalabalık sesin gelmiyor bağır! Müzik son ses, bangır bangır. Ağzı bozuk şarkılar tuttum sana biraz ağır." Son sözü söylerken Shawn'ı işaret ettim. "Haydi, haydi. Saldır, saldır. Gül gibi uyuyan yılanı uyandırdın. Garanti bildin beni, havalandın. Yürek yemiş sanki mübarek. Neyine güvendin evladım?" Son iki cümleyi yine Shawn'ın gözlerinin içine bakarak söylüyordum. Shawn umutsuzca iç çekmişti, Larry ise sırıtarak Shawn'ı izliyordu. İkisi de İtalyan olabilir ama Türkçe'yi biliyorlardı, sadece bir kere iş toplantısı için gelmişlerdi ve ziyaret etmeden gitmişlerdi. Anlayacağınız Türkçeyi biliyorlar. Clara ile ikimiz şarkıyı söyleyerek eğlenmeye devam ettik.

Akşama kadar şarkı söylerek ve dedikodu yaparak geçmişti. Şimdi ise lunapark'a gelmiştik, Shawn'ın elime tutuşturduğu pamuk şekeri yemekle meşguldüm. Canım çok pamuk şeker çekmişti ne yapayım? Oyun aletlerine bakarken gözüm korku trenine takıldı. Shawn'ın yakasından tutum çekiştirmeye başladım. "Shawn, bak! Hadi korku trenine gidelim! Clara, Larry hadi gelin!" Üçü de bana tereddütle bakıyordu ama adrenalin sever biri olduğum için hiçbirinin bakışlarını umursamadan korku trenine doğru ilerledim. Üçü de mecburen benimle gelmek zorunda kaldılar. Larry gerginlikce bana baktı. "Yenge bak dönme dolap var, atış tezgahları var onlara mı gitseydik? Ne gerek vardı şimdi?" Umursamazca omuz silktim. "Korku trenini seviyorum." En önünde biz bir arkamızda ise Clara ve Larry vardı. Hepimiz kemerimizi takınca tren çalıştı, ilk başta yavaş ilerleyen tren hızlanmaya başlamıştı. Karşımıza zombiler, cadılar ve ürkütücü yaratıklar çıkıyordu ama hiçbirinde korkmamıştım zira Larry ve Clara çığlık atmaktan sesleri kısılacak duruma gelmişti, Shawn sakin durmaya çalışıyordu ama kemerine tutuşundan ödü bokuna karışmış görünüyordu. "Puh! Clara neyse de siz kocaman mafyasınız!" Şahsen ben bu korkunç zombi veya cadılardan daha korkutucusunu görmüştüm. Siyah Gül'ün öfkesi gibi. Korku treninden indikten sonra üçü de buz kesmiş gibiydiler. Üçünü de eğlendirmek adına atış tezgahına doğru ilerledik. Atışı ben yapacaktım. Çalışan bana sahte silah ve sahte mermiler verdi. Mermiyi silaha taktım, normal insanlar hedefi tutturmak için şekilden şekile giriyordu ama ben hedefe bakmadan tam noktadan vurmuştum, hemde dört tahtayı. Çalışan şaşkınlıkla beni izliyordu. İstediğim peluş oyuncakları çalışana söyledim. Clara için beyaz kocaman ayıcık, Shawn için aslan, Larry için dinazor, kendim içinde tavşan istemiştim. Herkese peluş oyuncağını verdiğimde Larry hemen dinazor oyuncağına sarılmış ağlamaklı duruyordu. Shawn sol elinde tutmuştu aslanını Clara da büyük ayıcığını kucaklamakla meşguldü bende kendi tavşanıma sarıldım. Shawn'ın yanına gidip kafamı omzuna yasladım. "Shawn?" Bir kolunu omzuma atarak onaylayan bir mırıltı çıkardı. "Bu kazandığım oyuncakları ileride ki çocuğumuza uyku arkadaşı olarak veririz değil mi?" Shawn'ın bakışları anında yumuşadı. "Tabiki güzelim, yeterki sen iste ben tüm peluş oyuncakları alırım." Gülümseyerek kaslı kollarına olabildiğince sokuldum. "Affettin mi beni?" Sözleriyle yüzümde kocaman bir tebessüm oluştu. "Affettim..."