47. bölüm · SİYAH GÜL

Papatya Tacı

Bella Rossi

Kahkahalar arka bahçeyi doldururken şezlong da oturmuş buzlu limonata mı içiyordum. Shawn'ın kardeşleri gelmişti. Alex, Kris, Jake ve Shawn arka bahçemizde futbol oynuyorlardı bense onları kahkahalarla izliyordum. Shawn attığı her gol de bana bakıp Bu senin içindi dermişcesine göz kırpıyordu. Seviyorum bu adamı. Kızımız karnıma bir tekme attığında gülümsemeden edemedim. "Sende mi futbol oynamak istiyorsun, miniğim? Eğer dünyamıza sağlıklı bir şekilde gelirsen babanla birlikte oynayabilirsin." Aklıma bir şey gelince kıkırdadım. "Tabii sen barbie bebeklerle oynamak istersin. Biliyor musun, ben küçükken barbie bebeklerle oynamaktan nefret ederdim. Hatta oyun oynamayı bile sevmezdim." Kahkahalarıma engel olamadım, sevgiyle kocaman karnımı okşadım, doğuma yalnızca bir ay kalmıştı, yarın Clara ve Larry'nin düğünü olacaktı. Bu yüzden akşama doğru yardım etmek amacıyla Clara'nın yanına gidecektim. Kendisi çok heyecanlıydı.Oturduğum şezlongdan kalktığımda mutfağa doğru ilerledim, Shawn ve erkek kardeşleri için çikolata parçacıklı kurabiyeler yapmaya başladım. Pek yemek yapma alışkanlığım olmadığı için çikolata parçacıklı kurabiyelerin tarifini internetten bakmak zorunda kaldım. Homurdanarak tarife sinirli gözlerle baktım. "Hiç bir malzeme evde yok." Küfür ederek paytak adımlarla evin çıkışına ilerledim, kolunda derin bıçak çizgisi olan Damien adlı korumaya ilerledim. Telefonumda ki alınacak malzemeleri korumaya gösterdim. "Tüm malzemeleri al gel." Koruma tereddüt etmeden başını hızlıca salladı ve bana baş selamı verip yanımdan uzaklaştı. Ellerime belime atıp diğer korumalara baktım. "Beyaz güllerim nerede kaldı? Ayrıca çalıların budaması hiç eşit değil hepsi aynı hizada olacak." Arkamı dönüp gideceğim sırada gördüğüm şey ile kaşlarımı çatarım. "Ağaçları derhal sulayın! Yaz ayında olmamıza rağmen yapraklar cansız!" Homurdanarak içeri girdim, arkamdan hepsinin dediklerimi harfiyen uyguladıklarına adım kadar emindim. Göbeğimi tutarak geri mutfağa gittim, iç çekerek yavaşça sandalyeye oturdum. Karnıma bakınca ifadem yumuşadı. "Beni şimdiden bu kadar yorduysan doğduğunda kim bilir nasıl olacaksın." Gülümseyerek karnımı okşadım. Bazenleri Shawn'ın karnımı öpmesini çok kıskanıyordum çünkü ben öpemiyordum. Bu yüzden Shawn'a bu konuda defalarca küstüğüm çok oluyordu. Ayrıca kocamı fena arzuluyordum, yedi aydır sevişemediğim için çok mağdur bir durumdaydım. Acilen birileri bunun çözümünü bulmalıydı yedi ay çok uzun bir süre artı olarak daha iki ay var. On üç dakika sonra koruma elinde iki poşetle mutfağa girdi. "Siparişleriniz geldi, efendim." Başımı olumluca salladım. "Poşetleri tezgahın üzerine bırakabilirsin, teşekkürler." Koruma poşetleri tezgahın üzerine bıraktıktan sonra yine baş selamı verip mutfaktan çıktı, dikkatlice ayağa kalkmaya çalışırken birden sağ ayağım kaydı, küçük bir çığlık attım. Tam düşeceğim sırada belimde güçlü ve sıcak bir kol hissettim. Bu sıcaklığı hemen tanımıştım, gülümseyerek başımı kaldırdım. Aşık olduğum o derin lacivertlerle bakıştım. Lacivert gözlerde ise muzip bir sırıtış vardı, neden böyle baktığını anlamamıştım. Ta ki altımda hissettiğim sıvı ile gerçek dank diye kafama vurdu. Alt dudağımı çaresizce ısırdım, alt tarafa baktığımda gözlerimi sıkıca kapattım. Elimde olsa yerin yedi kat dibine girerdim. Altıma işemiştim! Gözlerimi açtığımda Shawn gülmemek için iç yanaklarını ısırıyordu. Sinirle Shawn'a baktım. "Eğer gülersen seni keserim!" Shawn gülmemek için büyük bir savaş verirken. "Ona ne şüphe karıcığım." Sinirle koluna yumruk attım, gücüm hâlâ yerli yerindeydi ama Shawn'a karşı işe yaramamış gibi görünüyordu. Hadi ama kızım! En azından babanın yanında bana bunu yapmasaydın! Rezil oldum... Dengemi sağladıktan sonra Shawn'a bakmadan hızlı adımlarla tuvalete doğru ilerledim. Karnımdan yeterince hızlı yürüyemiyordum ama yine de hızlıydım. Shawn'ın arkamdan kahkahaları duyuluyordu. Kesinlikle yerin dibine girmek istiyordum. Tuvalette gerekli işlerimi yaptıktan sonra tekrar mutfağa girdim. Shawn yerleri temizlemişti. Beni görünce yumuşak bir ifadeyle yanıma geldi ve kollarını dikkatlice bedenime sardı, anında başımı göğüsüne yasladım. Hafifçe somurtuyordum. Shawn saçlarımı okşarken konuşmaya başladı. "Bunun için utanmana gerek yok güzelim, bu tür olaylar hamilelikte çok doğal. Ayrıca senden iğreneceğimi düşünüyorsan yanlış düşünüyorsun. Ben seni her şeyinle çok seviyorum, artı olarak bunlar geçici durumlar. Doğumdan sonra geçecek, kızımız sadece şu an biraz yaramazlık yapıyor." Saçlarımı okşarken başımın üstüne yumuşak öpücükler kondurdu. Dakikalar sonra gülümseyerek geri çekildi. Yüzümü nazikçe kavrayıp bu sefer dudağıma minik bir öpücük kondurdu. Somurtmam hemen geçmişti, kocamın morallerine bayılıyordum, ilaçtan veya psikologdan daha etkileyici oluyordu. "Size çikolata parçacıklı kurabiyeler yapacaktım." Sözlerimle Shawn'ın gülümsemesi büyüdü. "O zaman gel birlikte yapalım mı?" Bunu asla geri çeviremezdim, başımı olumluca sallayarak teklifini kabul ettim. Birlikte kurabiye'nin hamurunu yapmaya başladık. Shawn hamuru yoğurmaya başlarken bende azar azar un ekliyordum, biraz eğlenmek için bir avuç un aldım ve Shawn'ın yüzüne fırlattım. Saçları da dahil tüm yüzü un olmuştu. Başımı geriye atarak yüksek sesle güldüm. Bana asla kızamadığı için benimle birlikte gülmeyi tercih etti. Kendisi de bir avuç un aldı ama kendi avcu benim üç avucum kadar olduğu için benim sadece yüzüm ve saçlarım değil vücuduma bile un gelmişti. Resmen Elsa olmuştum. Ağzıma kadar un girmişti, homurdanarak yüzümü ve ağzımı muslukta yıkadım. Sinirle Shawn'a döndüm. "Hayvan herif! Her yerim un oldu!" Shawn yaptığını anlamış gibi masumca bana baktı. "Elimin bu kadar büyük olması benim suçum değil." Sinirle iç çektim. "Ulan puşt! Az alsaydın ya." Küfrüme karşı Shawn alınmış gibi bana baktı. "Bebeğim, puşt falan ayıp oluyor." Sözleriyle ciğerlerime kadar derin bir nefes çektim. "Ama kocam, un oldu her yerim." Sinirle Shawn'ın bacağına bir kez daha vurdum. "Yavaş ol, hayvan! Hamileyim burada." Şu anda duşta başım eğik bir şekilde Shawn saçlarımı yıkıyordu, bütün su saçımı dışında her yerime geldiği için sinirlenmemek elde değildi. "Güzelim ilk defa bir kadın saçı yıkıyorum, lütfen biraz saygı göster." Sözleriyle sinirden gülerek bir kez daha bacağına vurdum. "Şu suyu insan gibi saçıma tut!" Nihayetinde suyu saçıma tutabilmişti. Saçımda ki köpükleri nazikçe arındırmıştı. Dokunuşu mayıştırıcı türden olduğu için çoktan uykum gelmişti. Çikolata parçacıklı kurabiyeleri yapabilmiştik ve şu an fırında pişiyorlardı, Shawn'ın erkek kardeşleri ise oturma odasında video oyunu oynuyorlardı. Saçıma yıkama işlemi bitince yatak odasına geçip üzerime siyah, dizlerime kadar gelen, bol ve askılı bir elbise seçtim. Hamilelikte elbise işimi kolaylaştırdığı için elbiseleri daha sık tercih ediyordum. Altıma ise siyah sandaletlerimi giymiştim. Ayağım çok kolay şiştiği için maalesef ki topuklu ayakkabılarımı giyemiyordum, onları çok özlemiştim. Saçımı da hafif dalgalı yaptıktan sonra aynaya hafifçe yaklaşarak dudak kalemimi dudağımın etrafına dikkatlice sürdüm son olarak kırmızı rujumu sürerek dudaklarımı hafifçe birbirine bastırıp kırmızı ruju dudaklarıma iyice yaydım. Şimdi mükemmel görünüyordum. Shawn erkek kardeşleriyle oyuna katılmıştı. Yatak odasından çıkıp alt kata indim. Çikolata parçacıklı kurabiyelerimden birisini ağzıma attım. Her şeyde mükemmel olduğum gibi bunda da mükemmel olmuştum. Çantamı alıp kapıya ilerledim. "Ben yardım için Clara'nın yanına gidiyorum, Shawn sende erkek kardeşlerin gidince yanıma gelirsin." Shawn koltuktan kalkıp yanıma geldi, dudağımda ruj olduğunu görünce omuzları çöktü, dudaklarımı es geçip yanaklarımı ve alnımı öptü. "Bu şerefsizler gidince söz geleceğim." Gülümseyerek başımı olumluca salladım. Evden çıktığımda zaten benim için bir araba bekliyordu. Arabaya bindiğimde şoför vakit kaybetmeden evden uzaklaştı. Bu aralar içimde kötü bir his vardı ve ben hislerim konusunda asla yanılmazdım. Sanki içimde ki seri katil yattığı uykusundan tekrar uyanıyormuş gibi hissediyordum, bunu Shawn'a asla belli etmiyordum ama eski günlerimde ki gibi kan ve vahşet istiyordum. İçimde ki seri katil yeni başlıyoruz diye fısıldamaya başlamıştı. Doğum bu kadar yaklaşmışken sorunsuz doğum yapmak istiyordum. Gerçekten başka bir olay kaldırmaya psikolojim yoktu. Gergindim.Araba, Clara'nın ve Larry'nin yaşadığı ortak evin önünde durunca düşüncelerimden uzaklaşmak zorunda kaldım. Arabadan inince evin girişinde Clara kocaman gülümsemesiyle bana bakıyordu. Bu hâline kıkırdamadan edemedim. Kollarımı açtığımda tereddüt etmeden hemen kendisi de kollarını açtı, sıkıca birbirimize sarıldık. Aylardır sadece telefonla görüşüyorduk bu yüzden birbirimizi çok özlemiştik. Gülüşerek eve girdiğimizde Larry koşuşturmaca içindeydi. "Anlaşılan birileri senden daha gergin." Clara sözlerimle güldü. "Günlerdir durmak bilmiyor, her şeyin kusursuz olsun istiyor. Ben sade bir düğün istiyorum, Larry ise gösterişli bir düğün istiyor. Onu kırmamak için mecburen kabul etmek zorunda kaldım." Üçümüz bir arada yarın ki düğün için son hazırlıkları yaparken bahçeye giren adam karşısında kocaman gülümsedim. Benimki de gelmişti. Shawn yanıma gelip bana doğru eğildi ve başımın üstüne küçük bir öpücük bıraktı. Gülümseyerek bende onun yanağını kocaman öptüm. Shawn'ın gözü kafamda duran papatya tacına takıldı. Muzip bir sırıtışla tacı kafamdan aldı ve kendi kafasına taktı. Etrafa baktığında Larry ve Clara'nın olmadığını fark etti. Köpek pozisyonuna geçti ve gerçekten köpek taklidi yapmaya başladı. Köpekler gibi havlamaya başladı. Bu hâline karşı gülme krizine girdim. Köpek pozisyonundayken oradan oraya koşup havlıyordu. Kafasında ki papatya tacı ile gerçekten çok komik duruyordu. Gülerek karnımı tuttum. "Doğuracağım şurada dur!" Daha fazla güldüm. Sözlerimle hemen köpek taklidini yapmayı bıraktı ve ayağa kalktı bu sefer komik suratlar yapmaya başladı. Gülmekten ölebilirdim. Dakikalar böyle geçince birden bahçeye Clara ve Larry girdi. İkisi de Shawn'ın başında ki papatya tacını görünce onlarda gülmeye başladılar. Shawn'da bizim gülmemize katıldı, dörtümüz de gülüyorduk ama en çok Clara ve ben gülüyordum. Gece boyunca dörtümüz çok güzel eğlenmiştik. Shawn'la arabadayken yanda ki geçtiğimiz markette limon turşusu görmüştüm aniden aşermiştim. Dudaklarımı yalayarak Shawn'a baktım. "Bebeğim durdur arabayı!" Sözlerimle Shawn ani fren yapmıştı, araba koltuğunun kenarına tutunmasaydım camdan dışarı fırlamam an meselesiydi. Limon turşusu kızmaktan daha önemli olduğu için marketi işaret ettim. "Markette limon turşusu gördüm! Çok lezzetli görünüyor." Dudağımı emdim. "Shawn, acilinden o limon turşusuna ihtiyacım var!" Shawn gülerek başını salladı. "Kızım ve karım istediyse bana da almak düşer." Sevgiyle karnımı okşayıp karnıma küçük bir öpücük kondurdu. "Bekle beni burada." Başımı olumluca salladım. Shawn arabadan indi ve marketten bir sürü limon turşusu aldı. Gelindiğinde üç poşet dolusu limon turşusu almıştı. Şaşkınlıkla poşetlere baktım. "Shawn neden bu kadar fazla aldın?" Shawn umursamazca omuz silkti bir poşet dolusu limon turşusunu bana uzattı, diğer iki poşeti arka koltuğa koydu. "Bir sürü ye bebeğim, yeter ki kızımız sıradan bir limon turşusundan mahrum kalmasın..."Bu adam gerçekten mükemmeldi...