43. bölüm · SİYAH GÜL

Öl Ya Da Savaş

Bella Rossi

Son dokunuşları yaptıktan sonra geriye doğru bir kaç adım atarak eserime baktım. Şu an arka bahçede Larry için hazırladığım parkur'a gururla bakıyorum. Sonuç olarak benden arkadaş almak çokta kolay değildi. Parkur için çok emek harcamıştım, demirlerden tırmanma, düz duvara tırmanma, yüksek barikatlardan atlama. Tabii bunlarla sınırlı değildi. Dünya'nın her yerinden seksi model kadınlar getirtmiştim, bakalım beyefendi ne kadar dayanacaktı. Model kadınlar Shawn'ı görmemesi için sevgili kocamı eve kilitlemek zorunda kalmıştım, zavallı şimdi sinir küpü olmuştur. Clara bahçeye girince bakışlarımı güzelliğin vücut bulmuş kadına çevirdim. Sırıtarak bahçede ki parkuru işaret ettim. "Beğendin mi sanat eserimi?" Clara etrafı incelerken model kadınları fark etti, kaşları hafiften çatıldı. "Bunu yapmış olamazsın!" Umursamazca omuz silktim. "Kocan olacak gıcık herifi asıl bu konularda test etmemiz gerekiyor, erkekleri sende çok iyi biliyorsun bu piçe güvenim eksik." Tam o sırada arkamda Larry'nin sesini duydum. "Piç falan ayıp oluyor yenge, hem ben hayatımın aşkını asla aldatmam." Larry'nin sözleriyle kaşlarını çatan ben oldum. "Ulan senin geçmişini bilmeyen kalmadı." Clara'ya döndüm. "Bak bu şerefsiz kız grubuyla bir otel odasında basılmış." Sözlerimle Larry buz gibi dondu. Nereden biliyorsun bakışı attı. İç çekerek konuştum. "Shawn anlattı, patronun her gün geçmişte senin yediğin bokları bana anlatmasında kime anlatsın?" Larry hayatının en büyük ihanetine uğramış gibi omuzları çöktü, bu adamın ruhuna bir çocuk mu girdi yoksa gerizekalı mı bir türlü anlamıyorum. Clara'ya baktığımda fazla umursamazdı. "Geçmiş geçmişte kaldı, önemli olan şimdi ki zaman." Clara'nın bakışları Larry'i buldu. "Değil mi, hayatım?" Larry anında başını olumluca salladı. "Evet minik kelebeğim." Larry Clara'ya yaklaşacağı sırada belimde ki silahı çıkarıp havaya bir kez ateş ettim. "Geri bas! Keserim o ayaklarını." Sözlerimle Larry homurdanarak geri adım atmak zorunda kaldı. Testimi tam puanla geçmeden el ele tutuşmalarına bile izin vermeyecektim. Her şey Clara'nın mutluluğu içindi, yoksa birlikte olmaları hiç umurumda değildi. Yeterki Clara ileride mutlu bir ilişki yaşasın. Silahı tekrar belime koyunca parkuru işaret ettim. "Geç olmadan başla, kocamı özledim." Telefondan saate baktım, 15:29 olmuştu. "Bu parkuru bitirmen için tam beş dakikan var, süre başladı." Larry ışık hızıyla başlamıştı, bu parkuru geçmek en az on dakika sürerdi ama Larry tam beş dakikası vardı bu yüzden olabildiğince hızlı olmalıydı. Clara yerinde rahatsızca kıpırdandı. Parkuru işaret etti. "Isabella sence biraz fazla değil mi?" Keyifle Larry'i izliyordum. "Bence az bile olmuş, daha fazla yapacaktım ama hamilelik zor iş. Bir bölümü yapıyorum anında tuvaletim geliyo. Bu karnımda ki minik şey alt tarafa fazla baskı yapıyor." Hamileliğimin ikinci ayına girmiştim, bugün 10 Mayıstı yarın doğum günüm vardı ama ben asla doğum günü kutlayan insanlardan değildim ayrıca her doğum günümde düşman olduğum herkes aynı anda bana suikast düzenliyordu. Yani yarın ya yaşayacağım ya da öleceğim. Düşmanlarım ciddi anlamda fazlaydı, Shawn'ın bundan haberi olmadığını düşünüyorum zaten haberi olsa çoktan dünyayı ayağa kaldırmıştı, Kurdun eşi kurt olur sözü gerçekten bizi anlatıyordu.

Çok hızlı yorulduğum için yakınlardaki sandalyeye oturdum. Saate baktığımda 15:32 olmuştu. Larry'e baktığımda neredeyse bitirecekti. Ter içinde olduğunu buradan bile anlaşılıyordu Sayemde spor yapıyor aptal. Parkuru tam 39 saniye kala bitirmişti. Clara ıslık çalarak tezahürat yapıyordu. Larry ise egolu tavrıyla Clara'ya öpücük gönderiyordu. Clara hayalî öpücüğü alacağı sırada ben ondan önce davrandım ve öpücüğü yakalayıp yere attım, spor çizmeli topuklularımla bir güzel ezdim. Larry bana bozulmuş bir şekilde bakıyordu. Umursamayıp oturduğum yerden kalktım, mankenlere buraya gelmeleri için elimle gelmelerini işaret ettim. Mankenler hemen dediğime uyup yanıma geldiler. Larry ise hemen Clara'nın yanına kaçtı. Bu iş gittikçe keyif verici hâle geliyordu. Mankenler Larry ve Clara'nın önünde durdu ama hepsinin bakışları Larry'deydi. Larry Clara'nın kulağına doğru eğildi. "Hayatım, benim bie namusum, şerefim var. Kurban olduğum bunları uzaklaştır." Clara da artık bana uyduğu için Larry'nin dediklerini hiç umursamadı. Shawn burada olsaydı kesinlikle Larry'le dalga geçerdi. Kocamı özlemiştim. Bunları burada bırakıp eve girdim. Shawn koltukta oturmuş telefon görüşmesi yapıyordu. Bakışları beni bulunca hemen aramayı sonlandırıp kucağına oturmam için dizine iki kere vurdu. Hevesle Shawn'a doğru ilerleyip ona bakacak şekilde kucağına kuruldum. Kolları hemen belimin alt kısmına yerleşti, parmakları alt belimde ki iki gamzelerimde dolaşıyordu. "Seni özledim." Sözlerimle Shawn şaşırırmış gibi yaptı. "Beni buraya kilitleyen sen olduğunu hatırlatırım, güzelim." Kıkırdayarak kollarımı boynuna doladım. Shawn'ın elleri belimden ayrılıp hafif şiş olan karnıma doğru ilerledi. "Bebeğim, sabahtan beri doğru düzgün oturmadın. Artık dinlenmen gerekiyor, hem miniğimizde yorulmuştur." Son zamanlarda çok endişeliydi, poşet bile taşımama izin vermiyordu. Şimdiden böyleyse hamileliğimin yedinci, sekizinci ayında kim bilir ne olacaktı. "Bu hâline korkmalı mıyım?" Sözlerimle hafifçe güldü. "Her şey senin ve kızımızın iyiliği ve sağlığı için güzelim." Kızımızın diyince kaşlarım çatıldı. Son bir haftadır sürekli kızımız diyordu, daha cinsiyet bile belli değildi. "Shawn, kızımız demeyi bırak bebeğin cinsiyeti belli bile değil. Neden kızımız diyorsun?" Shawn umursamazca omuz silkti. "Hissediyorum, kızımız olacak." Bu daha da sinirlenmeme sebep olmuştu. "Ya nereden biliyorsun? Belki oğlumuz olacak." Bu sefer Shawn kaşlarını çattı ama bunu yaparken sadece beni taklit ediyordu. "Sen nereden bilebiliyorsu?" Kaşlarım daha da çatıldı. "Ben sadece tahmin ediyorum, senin gibi kesin bir şey söylemiyorum!" Dudağının kenarı yukarı doğru kıvrıldı. "Kız olacak, bak göreceksin." Sinirle iç çektim, sertçe parmağımı Shawn'a uzattım. "İddiaya girelim mi? Kazanan çocuğumuzun adını koyacak." Shawn tereddüt etmeden sertçe parmağını benimkiyle doladı. "Kabul." Kendinden fazla emindi, gıcık. Arka bahçeden yükselen sesler gelince Shawn'ın kucağından inmek zorunda kaldım. Shawn'da hemen koltuktan kalktı ve ikimiz yan yana arka bahçeye çıktık. Gördüklerim ile hiç utanmadan kahkaha attım. Larry bahçenin etrafında kaçmakla meşguldü çünkü model kadınlar Larry'i kovalıyordu. Larry'nin sesleri büyük bahçede yankılanıyordu. "Bacılarım beni bırakın! Benim Clara'm var, kendinize başka biri bulun!" Larry bizi fark edince hemen Shawn'ı işaret etti. "Aha bu şerefsize gidin!" Shawn bunu doyunca hemen kolunu belime dolayıp beni kendine çekti, eli karnımın üstünde duruyordu. "Lan! Ben evliyim, benim bu modellere taş çıkaran bir karım var! Burada Isabella dururken bunlara mı bakacağım? Rüyanda bile göremezsin!" Dayanamayıp bir kahkaha daha patlattım, ama miniğimiz altıma baskı yapınca kahkaham anında durdu. Shawn'ın bakışları beni buldu. "İyi misin güzelim?" Çaresizce Shawn'a baktım. "Çişim geldi, tuvalete gitmem gerekiyor." Hemen Shawn'ın kolundan uzaklaşıp hızlı adımlarla tuvalette gittim.

O sırada Larry Shawn'ın arkasına girmiş kendini korumaya çalışıyordu. "Yenge, yaktın beni yenge! Ben bunlardan nasıl kurtulacağım? Allah'ım! Sanırım burada son nefesimi vereceğim, en azından Clara'm ile evlenseydim! Zaten..." Shawn Larry'nin konuşmasına daha fazla izin vermeden Larry'nin ensesinden tuttu ve savururcasına Larry'i arkasından fırlattı. "Sende ne dramatik bir adam çıktın, puşt! Git Clara'nın arkasına saklan." Larry yine ihanete uğramış gibi Shawn'a bakıyordu. Larry'nin imdadına yetişen ben oldum. Model kadınlara baktım. "Tamamdır, siz gidebilirsiniz." Sözlerimle kadınlar hemen korumalar eşliğinde evden çıktılar. "Aferin Larry, testi geçtin. Şimdi rahatça müstakbel karınla evlenebilirsin." Bir kaç adım atarak Larry'nin önünde durdum. "Ama onu üzersen seni bu dünyada bir saniye daha yaşatmam." Larry neler yapacağımı çok iyi biliyordu, bu yüzden sertçe yutkundu. Başını olumluca sallamakla yetindi.

Saate baktığımda çoktan 17:03 olmuştu, bu sefer ben sertçe yutkundum. Hayata yaşayıp veya yaşayamama yedi saat kalmıştı. Siyah Güle güveniyordum ama hamilelik yüzünden endişeliydim, kendimi korumaya çalışırken bebeğimin ölmesi, istediğim en son şey bile olamazdı. Kendimi gülümsemeye zorlayarak Shawn'a baktım. "Burada, hep birlikte güzel bir akşam yemeği yiyelim mi?" Sözlerimle Shawn kocaman gülümsedi. "İsteğin benim için bir emirdir." Boğazımda kocaman bir yumru oluştu, gözlerimin dolmaması için büyük bir savaş veriyordum. Ölmek istemiyordum, hayallerimde ki hayatı tam istediğim gibi yaşıyordum, ve bana iyi gelen çoğu şey fazla sürmezdi. Korkuyordum, çok korkuyordum...

Akşam yemeğini arka bahçemizde kurmuştuk, bahçede ki hafif huzur verici ışıklandırmalar ve havuzun içinde ki beyaz ışıklandırmalar etrafa gerçekten huzurlu bir atmosfer oluşturuyordu, herkes masada gülerek bir şeyler anlatıyordu. Aralarında en sessiz olanı bendim, Clara bile doğum günümde olan bu olayları bilmiyordu. Onu üzmemek adına olayı hiç bir şekilde anlatmamıştım, sadece ben biliyordum. Eğer Shawn'ın düşmanlarını da öldürmeseydim Shawn'ın karısı olarak onlarda bana suikast düzenlerdi ama şimdi her biri toprağın altındaydı. Sahiden, ben neden kendi düşmanlarımı öldürmemiştim ki? Eğer doğum günümden sağ kurtulursam ilk işim bunu yapmak olacaktı. Masaya baktığımda sanki bu sonmuş gibi herkese doya doya baktım. En çokta Shawn'a baktım. Elim karnıma gitti, doya doya miniğimi okşadım. Saat 23:47 olmuştu bile, kaldı on iki dakika üç saniye...

Dakikalar durmadan ilerliyordu, bir dakika kalmıştı, göz yaşlarımı tutamayarak Shawn'a baktım. Masadaki herkes ağladığımı fark etmişti. Shawn'ın kaşları anında çatıldı. "Beyaz Gül'üm? Ne oldu? İyi misin?" Başımı olumsuzca iki yana salladım. Herkes hormonlarım yüzünden böyle olduğumu düşünüyordu ama kimse bilmiyordu, en çokta bu canımı acıtıyordu. Ben, Siyah Gül. Acısını asla kimseyle paylaşmayan ve her gün içinde ki acı daha da katlanarak artan, yaşamak için öldürendim. Anlaşılmayandım...

Tarih artık 11 Mayıs 2026 olmuştu ve evin etrafında çok iyi bildiğim silah sesleri havayı doldurmuştu, iki seçenek vardı. Bir tarafta ölüm, bir tarafta savaşmak vardı. Kararsızdım ta ki karnımda ki yumuşak hareketlenmeyi hissedene kadar...