36. bölüm · SİYAH GÜL
Kaza
Shawn sözlerim karşısında adeta buz gibi donmuştu, benim beklemediğim gibi kesinlikle bunu beklemiyordu. Shawn kendine geldiğinde bakışları karnıma doğru kaydı. Bakışları anında yumuşamıştı. Elini tuttum ve banyoya götürdüm, tezgâhın üzerinde duran on testi işaret ettim. Shawn testlere göz gezdirdi, hepsi pozitifti. "Yani... Şimdi ben baba mı oluyorum?" Ağıza çok değişik gelmişti, ikimizde gerçekten bunu beklemiyorduk. "Shawn... Ben buna hazır değilim, özellikle beş yıldızla aranan bir katilim. Ben bu kan kokan bedenim ile nasıl anne olacağım? Ben beceremem ki, sadece bıçak ve silah tutmayı bilen bir kadın elinde nasıl küçük bir canlı tutabilir? Ayrıca-" Shawn konuşmama izin vermeden nazikçe yüzümü avuçladı. "Güzelim, Kraliçem, Isabella'm, Karım, Beyaz Gül'üm benim gözümde asıl en iyi anne olacak tek kişi sensin. Bir bak kendine, çocuklar için kendi hayatını tehlikeye atıyorsun, onlar için sığınacak ev satın alıyorsun. Her bir kaç ayda özenle tuttuğun adamları o çocukların yanına gönderip tüm ihtiyaçlarını karşılıyorsun, şimdi söyle bana. Senden daha güzel bir anne olur mu?" Demek ki sokakta kalan çocuklara yardım ettiğimi öğrenmiş, Shawn'ın dedikleri karşısında biraz düşündüm. Evet, aslında benden güzel bir anne olunurdu fakat çok pisliklerin içindeydim ve gelecekte ki çocuğumun hayatını riske atmak, bu hayatımda isteyeceğim son şey bile olamazdı. İç çektim ve Shawn'ın gözlerinin içine baktım, bana moral verecek bir şeyler aradım. İşte oradaydı, güven... Shawn bana güveniyordu bunu iliklerime kadar hissedebiliyordum ama ben kendime hiç güvenmiyordum. Çünkü ben hep Siyah Gül bana ne fısıldasa onu yapıyordum, Isabella'yı dinlediğim çok nadiren görülmüştü. İşte yine bu oldu. Siyah Gül derinlerden fısıldadı. Sen anne olamazsın, kendine gel Isabella. Bir seri katilin çocuğu olmaz, olamaz. Ve ilk defa Isabella derinlerden konuştu. Mutluluğu herkesten çok hak ediyorsun, hiç hayatını yaşayamadın. Sürekli kendinden başkalarını düşünüyorsun, bir kez olsun kendini düşün, bir kez olsun hayatın güzelliklerini yaşa, bir kez olsun sevdiğin adam için yaşa... O an kararımı verdim, Shawn ve karnımda ki küçük şey için kısacası yeni ailem için Isabella'yı dinleyecektim. Üzgünüm Siyah Gül ama ben bu sefer birileri için değil kendim ve ailem için bir şeyler yapmak istiyordum.Shawn merakla cevabımı bekliyordu. Yumuşakça iç çektim. "Sanırım ilk defa Siyah Gül'ü dinlemeyeceğim." Shawn'ın endişe dolu yüz hatları anında yumuşadı. Bedenimi nazikçe sert göğüsüne çekti ve kollarını dikkatlice bedenime doladı. "Çok teşekkür ederim..." Yüzünü saçlarıma gömdü, derin derin soludu. "Beni yine şanslı bir adam gibi hissettirdiğin için, beni yine canlı hissettirdiğin için." Hafifçe geri çekildi, gözleri mutluluk göz yaşlarıyla dolmuştu. Bir tutam saçımı kulağımın arkasına sıkıştırdı. "Hayatımda verdiğim en iyi karar seninle evlenmek." Dayanamayarak Shawn'ın boynuna sıkıca sarıldım. O ise tam tersiydi sanki her an cam gibi kırılacakmışım gibi dikkatlice sarılıyordu. "Aman dikkat et, küçük olan aramızda sıkışmasın." Kıkırdayarak geri çekildim. "O daha nohut tanesi kadar." Shawn mızmızlanan bebek gibi omuz silkti. "Olsun, dokuz ay boyunca çok dikkatli olmalıyız. Ayrıca dokuz ay boyunca adam öldürmek veya katliam yapmak yok." Ne! Asla ama asla olmaz. Dokuz ay boyunca adam öldürmeden nasıl dayanırım? Ayrıca suç oranlarında büyük bir düşüş yaşanmışken bu oranı artması en büyük kabusum olur. Bu yüzden katiyen olmazdı. Shawn içimden geçenleri anlamış olacak ki kaşları hafifçe çatıldı. "Sakın düşündüğünü yapma güzelim, sakın." Umursamazca omuz silktim. "Ama adam öldürmeden nasıl yaşayacağım? Hele bir de dokuz ay! Bu bana dokuz yıl gibi gelir." Shawn başını olumsuzca iki yana salladı. Omuzlarım düştü. "Ama-" Yine konuşmama izin vermeden dudağıma küçük bir öpücük bıraktı. "Kocanın sözünü dinle." Bunu alay ederek ve sesini daha da kalınlaştırarak söylemişti. Hafifçe güldüm. "Kuru toprakta piknik yapan atletli doblocu dayılara benzedin." Kendi sözlerime yüksek sesle güldüm, ama Shawn Türkiye'de bu mistik olayı bilmediği için dediğimi anlamaya çalışıyordu. "Her neyse gel güzelim biz arka bahçeye çıkalım." Dediğimi anlamadığından lafı değiştirmeye çalışıyordu, bu hâline daha çok güldüm. Shawn'ın kaşları yine çatıldı. "Fazla gülme, bebeğimiz içinde bir o yana bir bu yana sallanıyor." Alt dudağımı ısırarak gülümsememi bastırmaya çalıştım ama pek işe yaramıyordu. Bir kaç saniye sonra tekrar gülmeye başladım. Yanımda Clara olmadığı için dua etmem gerekiyordu çünkü o olunca hiç bir şey olmamasına rağmen her saniye daha komik oluyordu. Shawn aniden beni gelin gibi kucağına alınca gülümsemem arttı. "Hamilelik başında böyleysen önümüzde ki ayları düşünmek bile istemiyorum." Umutsuzca başını salladı. Cebimden telefonumu çıkardım ve Shawn'ın en çaresiz anını yakaladım. Fotoğrafa bakınca yüksek sesle kahkaha attım, sesim adeta kocaman villada yankılanmıştı. Fotoğrafı vakit kaybetmeden Clara'ya attım. Clara ise anında fotoğrafımı görmüştü mesaja bir şey yazmadığı için gülme krizine girdiğini tahmin edebiliyordum. Bakışlarım Shawn'a takıldı, yine hayran bakışları yüzümün her köşesinde dolanıyordu. Bunu görünce kahkahalarım durdu yerine büyük bir gülümseme bıraktı. "Hiç durma, sürekli gül. Sen gülünce karanlığa gömülmüş ruhuma güneş doğuyor ve biliyor musun? Hayatımda gördüğüm en güzel gülüşe sahipsin." Shawn'ın kollarında mum gibi eridim, bu adam sürekli beni eritmek zorunda mıydı? Bu hiç hoş değildi, ya da çok hoştu. Alnıma uzun bir öpücük bıraktıktan sonra arka bahçeye çıktık. Hâlâ Shawn'ın kucağındaydım. Shawn'ın büyük elleri karnımı buldu, nazikçe okşadı. Sonra kulağını karnına dayadı. "Merhaba küçük olan, ben senin babanım. Ve baban şimdiden seni çok seviyor, ayrıca bil ki ne zaman istersen burada olacağım..." Sonra karnıma küçük bir öpücük kondurdu. Bu an ile gözlerim dolmuştu, böyle bir duyguyu yaşayacağımı hiç düşünmüyordum ama hayat her zaman sürprizler ile doludur, her an çok kötü bir şey de olabilir çok iyi bir şey de olabilir. İçimde bir huzursuzluk vardı ama Shawn'a çok belli etmek istemiyordum. Tebessüm ederek Shawn'a baktım. "Bebeğim benim canım erik çekiyor." Shawn kısa bir süre şaşkınlıkla bana baktı sonra bakışları yumuşadı. "Oy benim tatlı karım erikte aşerirmiş." Yanağıma büyük bir öpücük bıraktı. "Bekle beni hemen alıp gelirim." İçimden bir ses Shawn'ın girmemesini söylüyordu ama canım çok erik çekiyordu. Shawn ayağa kalktı ve araba anahtarını alıp kapıya ilerledi, arkasına döndü ve bana baktı. Gülümseyerek göz kırptı ve kapıdan çıktı, villanın koskocaman bahçesine yalnız kaldım. Birden içim soğudu, Shawn'ın gitmemesi için ayaklandım ama arabanın çoktan uzaklaşma sesi gelmişti. Korkudan kalbim hızlı atmaya başlamıştı. Siyah Gül derinlerden bir sorun olduğunu fısıldayıp duruyordu ve bu zamana kadar Siyah Gül'ün tahminleri hiç yanlış çıkmamıştı. Korku ve gerginlikle tekrar yerime oturdum.Aradan yarım saat geçmişti ama Shawn hâlâ gelmemişti. Tam ayağa kalkıp gidecekken telefonum çaldı. Belki Shawndır diye telefonumu elime aldım. Ekranda hastane numarası vardı. Belki reklam içindir diye düşündüm, daha fazla vakit kaybetmeden aramayı cevapladım. Bir kadın sesi geldi. "Merhaba, Isabella Rossi ile mi görüşüyorum?" Sertçe yutkundum, kötü bir haber olmaması için içimden dua etmeye başladım. "Evet benim?" Kadının da yutkunduğunu duydum. "Isabella Hanım, kocanız arabadayken silahlı saldırıya uğramış, şu an hastanede. Ameliyat'a alıyorlar." Duyduklarım ile kulağımda tuttuğum telefon yere düştü. Ellerim kendiliğimden titremeye başladı. Bacaklarım daha fazla bedenimi kaldıramadı, dizlerimin üstüne düştüm ve dudaklarımdan acı dolu bir çığlık döküldü...
