20. bölüm · SİYAH GÜL
Kaos
Hislerim büyük bir kaos olacağını söylüyordu. Ve ben kaos'a bayılırdım, ne de olsa devamlı kaosun içindeydim ama bu diğerlerine göre farklı olacaktı. Sevdiğim adamı korumak için savaşacaktım...
Shawn'ın bakışları beni buldu, yüzümü avuçlarının arasına aldı. "Güzelim benim kısa süreliğine gitmem gerekiyor, burada Clara ile birlikte güvende kalın. Tamam mı? Kapıları kilitle, camları kapat. Perdeleri bile kapat." Üzgünüm sevgilim ama bu asla olmayacaktı. Başımı olumluca sallamakla yetindim, alnıma yumuşak bir öpücük kondurdu ve Larry ile birlikte evimden çıktılar. Bakışlarım Clara'ya takıldı. Clara ne yapacağımı anlamış olacak ki endişeli bir şekilde bana baktı. "Sakın bunu yapmaya kalkışma Isabella, sakın." Umursamazca omuz silktim. "Isabella bak bu çok tehlikeli olur, Shawn kim olduğunu öğrenirse sana neler yapar, hiç düşündün mü? Zaten neredeyse tüm mafyalar senin peşinde, risk alma. Shawn her şeyi halleder." O sırada üstümü değiştirmek ile meşguldüm. Siyah, kumaş bol pantolonumu altıma geçirdim. "Ben bu ülkede olduğum sürece bensiz kaos olmaz, belki de orada masum bir kadın veya çocuk öldürülecek. Sence ben buna izin verecek birisine mi benziyorum? Clara, bebeğim. Ben Siyah Gül'üm, ben kaostan beslenirim. Allah'tan başka kimseden korkum yok ve eğer öleceksem bile bu Dünya'da büyük bir iz bırakarak ölmeyi tercih ederim." Üstüme siyah kumas bluzumu geçirdim. Clara ise sessizleşmişti, o da biliyordu benim haklı olduğumu. Ben kadınlar ve çocuklar için bir umut ışığıydım. Son nefesime kadar savaşmalıydım yoksa kim biraz olsun adaleti sağlayacaktı? Yüzüme siyah maskemi taktım, siyah eldivenlerimi de taktım. Dört silah ve iki bıçak alıp gizli kemerime taktım. İşim bittikten sonra özel bilgisayarıma ilerledim. Burada bir çok şey yapabiliyordum, konum bulma, kurbanlarımın geçmişini bulma, kameraları etkisiz hâle getirme ve bir çok şey...
Bir kaç dakika içerisinde Larry'nin konumunu bulmuştum, Shawn mafya lideri olduğu için konumunu bulmam saatler sürebilirdi fakat zamanım kısıtlıydı. Eski bir depoya gidiyorlardı. Konumu hemen telefonuma aktardım, bu telefon günlük kullandığım telefon değildi. Bu da özel yapım bir telefondu. Konum telefona aktarıldıktan sonra Clara'ya son kez baktım. "Eğer bir şey olursa gizli sığınağımın yerini biliyorsun, hemen oraya git." Clara başını olumluca salladı. Vakit kaybetmeden evden çıktım, garaja ilerledim motor ile daha kolay olduğu için Yamaha R125 markalı motoruma bindim. Konuma bakarak son hız eski depoya doğru ilerledim.
Yirmi dakikalık sürüşten sonra eski depoyu fark ettim. Shawn ve Larry de yeni varmış olacak ki adamlarını deponun etrafına sarmaları için emir veriyordu. Hemen motoru ağaçların arkasına sakladım. Ağaca yaslanıp kaosun başlamasını bekledim, kol saatimden saate baktım. "Üç... İki... Bir..." Saymayı bitirdikten hemen sonra etrafı silah sesleri sarıp sarmaladı. Sırıtarak kaos ortamına baktım. Şimdiden ölen korumalar, adamların sinirli bağırışları ve en sevdiğim silah sesleri... İşte bu benim en sevdiğim manzaraydı. Derince iç çektim, yaslandığım ağaçtan uzaklaştım ve gizli kemerimden iki silah çıkardım. Temkinli bir şekilde depoya yaklaştım. Depoya epey yaklaştıktan sonra büyük bir ağacın arkasına saklandım, gözlerim etrafı taradı, herhangi bir kadın veya çocuk yoktu yani rahatça ateş edebilirdim. Kafamı büyük ağaçtan çıkardım ve gördüğüm her rakip tarafın adamlarına ateş etmeye başladım. Her mermi de bir adam öldürüyordum, hemde tam kafadan. Bunu bazı mafya patronları bile yapamıyordu. Shawn bu atışları fark etmiş olacak ki kaşlarını çatarak etrafa bakındı. Hemen ağacın arkasına saklanım. Sevdiğim adam tarafından yakalanmaya hazır değildim. Sonuçta o bir mafya lideriydi, her mafya gibi belki o da beni öldürmek istiyor olabilirdi. Kafamı sertçe sallayarak bu düşünceden hemen uzaklaştım. Shawn etrafa bakınmayı bırakmıştı, adamlarına bağırıyordu. "Başka biri daha var! Ama bize değil karşı takıma ve tam on ikiden vuruyor." Shawn'ın bağırışını kolaylıkla duymuştum. Eee sevdiğin kadın dünyaca ünlü seri katil bebeğim, alış buna.
Dakikalarca ateş ettikten sonra çatışma bitmişti fakat karşı takımın lideri olan Roberto tabiki de kaçmıştı. Shawn sinirle adamlarına bağırmaya başladı. "Aptallar! Ben size Roberto'yu kaçırmayın demiştim, kaçmış!" Sırıtarak manzarayı izledim, aslında Roberto'nun kaçtığını görmüştüm fakat Roberto'yu kendim öldürmek istiyordum, kadınları satan birisini öldürmek benim için bir zevk olacaktı, bu yüzden kaçmasına izin vermiştim.
Dakikalar içinde Shawn, Larry ve adamları gitmişti. Büyük ihtimalle benim evime gelecekti bu yüzden hızlı olmalıydım. Hemen saklandığım ağaçtan çıktım ve hızlı adımlarla kendim öldürdüğüm adamları bir kenara topladım, bir cesetten akan kanı işaret parmağıma batırdım. Yere koskocaman ateş sembolü çizdim, bu sembol burada benim de olduğum anlamına geliyordu. İşimi bitirip ayağa kalktım, sırıtarak yaptığım sanat eserini izliyordum. Ellerimi cebime attım, tam motoruma ilerleyeceğim sırada karın boşluğuma bir mermi girdi, elim vurulduğum yere gitti, oluk oluk kan akmaya başlamıştım. Kafamı kaldırdım, ağaçların arasında siyah iri cüsseli birisi vardı. İlk başta Shawn sandım fakat Shawn kadar cüssesi yoktu. Sağ bileğine iki kere vurdu. Bu zaman doluyor anlamına geliyordu. Adam ağaçların arasında kayboldu. Karın boşluğum da keskin bir acı dalgasi vurmaya başladı. Bunun iki çıkış yolu vardı, birincisi ya şimdi burada ölecektim, ya da ikincisi, son nefesime kadar savaşmaya devam edecektim. Ben Siyah Gül'düm, hemen ölememeliydim ve ben oyunu ne zaman istesem o zaman bitirecektim, piyon oynatma sırası bana gelmişti. Ve büyük bir hamle yapacaktım...
