39. bölüm / 70
Nefretten Kalan Aşk39
Bölümler 70Şu an: 39
- 1 11.382 kelime
- 2 21.575 kelime
- 3 31.069 kelime
- 4 41.232 kelime
- 5 51.219 kelime
- 6 61.356 kelime
- 7 71.406 kelime
- 8 81.264 kelime
- 9 91.464 kelime
- 10 101.362 kelime
- 11 111.188 kelime
- 12 121.387 kelime
- 13 131.195 kelime
- 14 141.010 kelime
- 15 151.699 kelime
- 16 161.442 kelime
- 17 171.241 kelime
- 18 181.151 kelime
- 19 191.320 kelime
- 20 201.172 kelime
- 21 211.644 kelime
- 22 221.170 kelime
- 23 231.462 kelime
- 24 241.057 kelime
- 25 251.430 kelime
- 26 26962 kelime
- 27 271.182 kelime
- 28 281.205 kelime
- 29 291.379 kelime
- 30 301.115 kelime
- 31 311.685 kelime
- 32 321.184 kelime
- 33 331.034 kelime
- 34 341.591 kelime
- 35 351.643 kelime
- 36 361.810 kelime
- 37 371.679 kelime
- 38 381.473 kelime
- 39 391.675 kelime · Okuduğun bölüm
- 40 401.139 kelime
- 41 41896 kelime
- 42 421.794 kelime
- 43 431.715 kelime
- 44 441.874 kelime
- 45 451.622 kelime
- 46 46880 kelime
- 47 471.633 kelime
- 48 481.978 kelime
- 49 491.728 kelime
- 50 501.630 kelime
- 51 511.672 kelime
- 52 521.503 kelime
- 53 531.689 kelime
- 54 541.607 kelime
- 55 551.382 kelime
- 56 561.114 kelime
- 57 571.843 kelime
- 58 581.204 kelime
- 59 591.602 kelime
- 60 602.161 kelime
- 61 611.514 kelime
- 62 621.714 kelime
- 63 631.621 kelime
- 64 641.606 kelime
- 65 651.059 kelime
- 66 661.782 kelime
- 67 671.131 kelime
- 68 681.820 kelime
- 69 691.824 kelime
- 70 701.179 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Selin elinde kahvesiyle odadan çıktıktan birkaç dakika sonra kapı yeniden açıldı
Bu kez içeri Eren girdi
Kapıyı kapatıp doğrudan İso'nun masasının önündeki sandalyeye oturdu
İso dosyalardan başını kaldırmadan konuştu
İs: Hayırdır?
Eren hâlâ gülümsüyordu
Er: Oğlum...
İs: Ne var
Er: Az önce bahçede tanıştığım kız...
İso'nun eli dosyanın üzerinde durdu
İs: Hangi kız
Eren güldü
Er: Yapma ya... Şu yeni ortak olan Fadime
İso'nun yüzü hiç değişmedi
İs: Ee
Er: Ee'si mı var kız taş gibi
İso istemsizce kaşlarını çattı
İs: Boş yapma
Eren kahkaha attı
Er: Vallahi ciddi söylüyorum
İso yeniden dosyalara bakmaya çalıştı
İs: İşin gücün yok mu senin?
Er: Yok
İso başını kaldırıp baktı
Er: Hem güzel...
Hem güler yüzlü...
Bir de konuşması falan çok tatlı
İso dosyayı sertçe kapattı
İs: Eren
Er: Efendim?
İs: Yeter
Eren sırıttı
Er: Ooo...
Er: Birileri sinirlendi galiba
İs: Sinirlenmedim
Er: Belli oluyor ama
İso sandalyesine yaslandı
İs: O benim iş ortağım
Er: Tamam iş ortağın da... Güzel kız yani bunu inkâr edecek değilsin
İso istemeden kısa bir an sustu
Sonra istemsizce mırıldandı
Er: Bak sustundemek ki ben haklıyım
İso gözlerini devirdi
İs: Git işine
Eren ayağa kalktı
Er: İşim zaten buydu
İso şaşkınlıkla baktı
İs: Neymiş?
Eren kapıya yürürken arkasını döndü
Yüzünde muzip bir gülümseme vardı
Er: Ben artık bu fabrikaya sık sık geleceğim
İso kaşlarını çattı
İs: Niye?
Er: Canım istedi bir de... Fadime Hanım'la biraz daha sohbet ederiz
İso'nun yüzü iyice asıldı
İs: Eren...
Er: Ne?
İs: Saçmalama
Eren kahkaha attı
Er: Oğlum daha iki dakika konuştuk
Bu kadar panik yapacağına ben de şaşırdım
İso derin bir nefes aldı
İs: Panik falan yapmıyorum
Er: He he...
Kapıyı açarken son kez gülümseyerek konuştu
Er: Neyse... Yarın yine uğrarım.
Belki kahveyi bu sefer Fadime Hanım'la içeriz.
Eren gülerek odadan çıktı
Kapı kapanır kapanmaz ofis sessizliğe büründü
İso birkaç saniye kapıya baktı
Sonra istemsizce camdan bahçeye göz attı
Fadime, çalışanlardan biriyle konuşuyor, ara ara gülümsüyordu
İso'nun aklına Eren'in sözleri geldi
"Hem güzel... Hem güler yüzlü..."
İso başını iki yana salladı
İs (içinden): Öyle zaten de... Off banane ya kiminle konuşursa konuşsun...
...
İso camdan bakmaya devam ediyordu
Tam o sırada Eren yeniden bahçeye çıktı
Elinde iki tane soğuk içecek vardı
Doğruca Fadime'nin yanına gitti
Er: Hava sıcak... Bir tane de sana aldım
Fadime şaşırarak gülümsedi
Fa: Gerek yoktu
Er: Ben aldım bile
Fadime teşekkür edip içeceği aldı
İkisi ayaküstü sohbet etmeye başladılar
Yukarıdan onları izleyen İso'nun yüzü iyice gerildi
Kollarını göğsünde birleştirdi
İs (içinden): Ne konuşuyor bunlar bu kadar daha yeni tanıştılar
Tam o sırada kapı açıldı
Selin yine neşeyle içeri girdi
Sel: Sevgiliim
İso dalgınca döndü
İs: Hı?
Selin yanına gelip koluna girdi
Sel: Akşam nereye gidelim?
İso'nun gözü yine camdaydı
İs: Fark etmez
Selin dudağını büktü
Sel: Sen beni dinlemiyorsun
İso sonunda ona baktı
İs: Dinliyorum
Selin gülümseyip ceketinin yakasını düzeltti
Sel: Bu akşam seni kimseye vermiyorum
İso sadece kısa bir gülümsemeyle karşılık verdi
Ama aklı hâlâ bahçedeydi
Aşağıda Eren yine Fadime'yi güldürmüştü
İso dayanamadı ve ofisten çıkıp merdivenlerden hızla indi
Selin İsonun peşinden gitti ama tam o sırada bir çalışan onun çağırdı ve onun yanına gitti
İso, Fadime ile Eren tam konuşurken yanlarına geldi
İs: Fadime
Fadime dönüp baktı
Fa: Efendim?
İso birkaç saniye düşündü
Aslında söyleyecek hiçbir şeyi yoktu
Sadece... Onu Eren'in yanından uzaklaştırmak istemişti
İs: Bir evrağa imza atman gerekiyor
Fadime etrafına baktı
Fa: Evrak nerede?
İso kısa bir an sustu
İs: Ofiste
Er: Ben de geleyim mi?
İso'nun cevabı sert oldu
İs: Gerek yok
Koridorda kısa bir sessizlik oluştu
Eren ikisinin arasında gidip gelen bakışları fark etti
Er: Tamam... Ben bahçedeyim o zaman
Eren uzaklaşınca Fadime İso'nun peşinden yürüdü
...
Ofise girdiklerinde kapı kapandı
Fadime etrafına baktı
Masanın üzerinde imzalanacak hiçbir evrak yoktu
Kollarını göğsünde birleştirdi
Fa: Hani evrak?
İso cevap vermedi
Camdan dışarı baktı
Fadime derin bir nefes verdi
Fa: Niye çağırdın beni
İs: Niye mi
Fa: Ortada evrak falan yokk
İso birkaç saniye sustu
Sonra istemsizce sordu
İs: Eren'le bu kadar samimi olmanız normal mi
Fadime kaşlarını çattı
Fa: Sanane
İs: İş ortamı burası
Fadime alaycı bir şekilde güldü
Fa: Ne zamandan beri kiminle konuşacağıma sen karar veriyorsun?
İso'nun sesi biraz yükseldi
İs: Ben öyle bir şey demedim
Fa: Ama ima ettiğin şey o
İso sinirle masaya yaslandı
İs: Daha yeni geldin...
Fadime sözünü kesti
Fa: ne?
İso birkaç saniye sustu
İs: Boş ver
Fadime başını iki yana salladı
Fa: Hayır söyle
İso istemsizce sertleşti
İs: Sen zaten hiçbir zaman söyleneni sonuna kadar dinlemiyorsun
Fadime'nin yüzündeki ifade değişti
Acı acı gülümsedi
Fa: Öyle mi?
İso cevap vermedi
Fa: Beni dinlemeden başkasının sözüne inanan birinden de oturup sakin sakin açıklama yapmasını beklemiyordum zaten
Oda bir anda sessizliğe gömüldü
İso'nun bakışları sertliğini kaybetti
Fadime devam etti
Fa: Dört yıl geçti... Ama bazıları hâlâ aynı
İs: Sen de değişmemişsin
Fa: En azından insanların arkasından hüküm vermiyorum
İso derin bir nefes aldı
İs: Konuyu yine oraya getirdin
Fadime buruk bir tebessüm etti
Fa: Çünkü o konu hiçbir zaman kapanmadı
Birkaç saniye birbirlerine baktılar
İkisinin de söylemek isteyip söyleyemediği onlarca cümle vardı
Sonunda Fadime kapıya yöneldi
Tam çıkarken durdu
Arkasını dönmeden konuştu
Fa: Bundan sonra beni çağıracaksan... Gerçekten bir işin olduğunda çağır
Kapıyı açıp çıktı
İso olduğu yerde kaldı
Sessizce kapanan kapıya bakarken kendi kendine fısıldadı
İs: İnatçı...
Aklına yine eski günler geldi
...
FLASHBACK
İs: Ama sen ağır iş yapmayacaksın
Fa: Niye ya yapıcam
İs: Yapmayacaksın
Fa: Yapıcam
İs: Yapmayacaksın
Fa: Yapı—
İs: Hayır dedim
Fa: İnatçısın
İs: Sen de
...
Fadime merdivenlerden inerken Selin'in yukarı çıktığını gördü
Umursamadan inerken bir anda telefonunun olmadığını fark etti ve yukarı tekrar çıktı
İçeri girdiğinde iso da selinde soran gözlerle ona bakıyordu
Fa: telefonumu unutmuşum
Telefonunu aldı ve kapıya yöneldi
Sel: Aşkım...
Fadime'nin adımları bir anda yavaşladı
Selin hiç çekinmeden İso'nun koluna girdi
Sel: Öğle arasında birlikte yemek yiyelim mi?
İso kısa bir an Fadime'ye baktı
İs: Olur
Selin gülümseyerek omzuna hafifçe yaslandı
Fadime bu manzarayı görünce içi yine sızladı
Dört yıl önce...
İso'nun koluna böyle giren kişi kendisiydi
Birlikte yemek planları yapan...
"Sevgilim" diyen...
Kişi kendisiydi
Kalbinin tam ortasında ince bir sızı hissetti
Ama bunu belli etmedi
Yüzüne sakin bir ifade yerleştirdi
Fa: Afiyet olsun o zaman
İkisine de kısa bir gülümseme attı
Sonra odadan çıktı
Merdivenlerden inerken derin bir nefes verdi
Fa (içinden): Alış Fadime... Hem sen ne diye üzülüyorsun yıllar önce sana güvenmeyen oydu... Şimdi de hemen başka kıza gitmiş... Furtuna erkeği işte ne beklersin ki..."
...
Akşam olmuştu...
Fadime eve geldi
Abisi evde değildi
Esme mutfaktan seslendi
Es: Geldin mi Fadime?
Fa: Geldim yengem
Es: Nasıl geçti ilk gün?
Fadime ayakkabılarını çıkarırken hafifçe gülümsedi
Fa: Yorucuydu ama güzeldi
Es: Hadi çık dinlen biraz
Fadime başını sallayıp odasına çıktı
Kapıyı kapattı
Çantasını yatağın üzerine bıraktı
Kendisi de yatağın kenarına oturup derin bir nefes verdi
O sırada kapı tıklandı.
El: Halaa... Girebilir miyim?
Fadime gülümsedi
Fa: Gel minnak
Eleni içeri girip doğruca yanına oturdu
El: Anlat bakalım
Fa: Neyi
El: İlk gününü tabii
Fadime omuz silkti
Fa: Fena değildi
El: O kadar mı?
Fa: Çalışanlar iyi... Fabrika güzel...
Bir an durdu
Eleni dikkatle yüzüne baktı
El: Ama?
Fadime istemsizce iç çekti
Fa: İso da orada çalışıyormuş
Eleni'nin gözleri büyüdü
El: Ne?
Fa: Aynı fabrikayı birlikte yönetecekmişiz
El: Ciddi misin sen?
Fadime başını salladı
Fa: Ben de görünce şaşırdım
Eleni birkaç saniye sustu
Sonra yüzünde küçük bir umut belirdi
El: Belki...
Fadime kaşını kaldırdı
Fa: Ne belki?
El: Belki tekrar barışırsınız
Fadime bir an durdu
Fa: Destur
Eleni gülmeye başladı
Fa: Ben onunla ne barışıcam
El: Dört yıl geçmiş ama...
Fa: Geçmiş olabilir
El: İnsan değişir
Fadime başını iki yana salladı
Fa: Yok Eleni... Bazı şeyler değişmiyor
Kısa bir sessizlik oldu
Sonra Fadime sakin bir sesle ekledi
Fa: Hem zaten...
El: Ne?
Fa: Sevgilisi var
Eleni'nin yüzündeki gülümseme yavaş yavaş silindi
El: Ne... sevgilisi mi var?
Fa: Evet
El: Nereden biliyorsun?
Fa: Bugün fabrikaya geldi
"Sevgilim..." diye içeri girdi
Eleni üzülerek başını eğdi
El: Hiç beklemiyordum...
Fadime camdan dışarı baktı
Sesi sakin çıkıyordu ama gözlerinin içindeki kırgınlık saklanamıyordu
Fa: Hayatına devam etmiş, etmesi de normal
Eleni halasının yüzüne dikkatlice baktı
Onu yıllardır tanıyordu
Fadime ne kadar güçlü görünmeye çalışırsa çalışsın...
Canının yandığını anlayabiliyordu
Yavaşça elini tuttu
El: Hala...
Fa: Efendim?
El: Üzülme
Fadime hafifçe gülümsedi
Fa: Üzülmüyorum
Eleni başını iki yana salladı
El: Bana yalan söyleme ben seni tanıyorum
Fadime birkaç saniye sustu
Sonra Eleni'nin omzuna yaslandı
Eleni de ona sarıldı
El: Ben hep yanındayım
Fadime gözlerini kapattı
Belki de en çok ihtiyacı olan şey...
Tam da bu cümleydi
...
Eleni, Fadime'nin odasından sessizce çıktı
Kapıyı yavaşça kapattı
Koridora çıkınca derin bir nefes aldı
El (içinden): Hâlâ birbirlerini seviyorlar...
Odasına geçti
Kapıyı kapatır kapatmaz telefonunu eline aldı
Rehberden Oruç'u bulup aradı
Telefon birkaç kez çaldıktan sonra açıldı
Or: Efendim güzelim
El: Müsait misin
Or: Sen aradıysan her zaman
Eleni hafifçe gülümsedi
El: Bugün halam fabrikaya başladı
Or: Biliyorum
El: İso'nun sevgilisi olduğunu öğrenmiş
Oruç birkaç saniye sustu
Or: Öğrenmiş demek...
El: Bunu bana niye söylemedin
Or: Çünkü Fadime üzülürse... Sen de üzülürsün diye söylemedim
Eleni'nin yüzünde küçük bir tebessüm oluştu
El: Kırılmadım merak etme
Kısa bir sessizlik oldu
Sonra Oruç ağır bir sesle konuştu
Or: Ama bir şey söyleyeyim mi
El: Söyle
Or: Ben kardeşimi tanıyorum
El: Nasıl yani
Or: İso, Fadime'yi unutmak için Selin'le sevgili oldu
Eleni şaşkınlıkla doğruldu
El: Emin misin
Or: Eminim, Selin çocukluğundan beri onu severdi
Ama İso için Selin hep kuzeniydi...
Ve aslında hâlâ öyle
El: Yani...
Or: Kardeşim Fadime'yi unutamadı sadece unutmuş gibi yapıyor
El: Demek hâlâ seviyor...
Or: Hem de çok
Eleni bu kez gülümsemeye başladı
El: halam da aynı durumda
Or: Nereden anladın?
El: Bugün anlatırken çok güçlü görünmeye çalıştı
Ama "Sevgilim..." kelimesini duyunca canının nasıl yandığını gözlerinden gördüm
Bir an sustu
El: O da unutamamış
Telefonun diğer ucunda kısa bir sessizlik oluştu
Sonra Oruç'un sesi duyuldu
Or: Demek ikisi de birbirini seviyor...
El: Evet
Or: Ama ikisi de inatçı
El: Hem de fena
İkisi de istemsizce güldü
Sonra Eleni'nin aklına bir fikir geldi
El: Oruç...
Or: Efendim
El: Bunları biz barıştırsak
Oruç'un yüzünde muzip bir gülümseme oluştu
Or: Ben de tam onu düşünüyordum
El: Ama öyle düz "barışın" demekle olmaz
Or: Aynen ikisini mecburen aynı ortamda bırakmamız lazım
El: Hem konuşacaklar... Hem de birbirlerinden kaçamayacaklar
Bölüm etkileşimi
