51. bölüm · Nefretten Kalan Aşk

51

Fatma Nurr

Fadime birkaç saniye daha sessiz kaldı
Sonra hafifçe başını salladı

Fa: Bilmiyorum...

Melisa yumuşak bir gülümsemeyle arkadaşının omzuna dokundu

Mel: O zaman kendine biraz zaman ver

Fadime derin bir nefes aldı

Fa: Ben içeri geçeyim

Mel: Tamam... Ama çok düşünme

Fadime küçük bir gülümsemeyle başını salladı
Kapıyı açıp yeniden ofise girdi

İso masanın üzerindeki evraklara bakıyor gibi görünüyordu
Ama kapı açılır açılmaz gözleri istemsizce Fadime'ye döndü

Fadime bunu fark edince kısa bir an duraksadı
Sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmaya çalıştı

Fa: Melisa'nın işi varmış

İs: Anladım

Kısa bir sessizlik oldu
Fadime masadaki dosyaları toplamaya başladı
İso ise onu izliyordu

Dosyalardan biri masanın kenarından kayıp yere düştü
Fadime eğilmek için hareket etti

Tam aynı anda İso da refleksle eğilmeye çalıştı
Göğsündeki yara aniden sızladı
Yüzü istemsizce buruşturdu
Bunu gören Fadime hemen dosyayı alıp doğruldu

Fa: Sana eğilme dedim

İso mahcup bir ifadeyle gülümsedi

İs: Alışkanlık...

Fadime dosyayı masaya bırakırken başını iki yana salladı

Fa: Sen gerçekten uslanmazsın

İs: Biraz öyle

Fadime istemeden gülümsedi
Sonra masasının üzerindeki su şişesini aldı
Kapağını açıp İso'ya uzattı

Fa: İlacını içtin şimdi de su iç

İso şişeyi aldı
Tam geri verirken parmakları yine Fadime'nin eline değdi

Bu kez ikisi de ellerini hemen çekmedi
Birkaç saniye öylece kaldılar
İso gözlerini ondan ayırmadan hafifçe gülümsedi

İs: Eskiden bana suyu uzatınca bırakmazdın

Fadime şaşkınlıkla baktı

Fa: Nasıl yani?

İs: Ben içerken şişeyi sen tutardın

Fadime istemsizce güldü

Fa: Sen de "Ben hastayım" diye naz yapardın

İso da güldü

İs: Demek hatırlıyorsun

Fadime'nin gülümsemesi yavaşça duruldu
Bir anlık dalgınlıkla gözleri İso'nun gözlerine takıldı
İkisi de konuşmuyordu

İs: O günleri özlüyor musun?

Fadime bu soruya cevap vermek istedi ama kelimeler boğazında düğümlendi
Başını hafifçe eğdi

Fa: Bazen...

İso'nun yüzünde belli belirsiz bir umut oluştu

İs: Ben her gün özlüyorum

Fadime yavaşça başını kaldırdı
İso'nun gözlerinde en ufak bir şaka yoktu

Tam bir şey söyleyeceği sırada...
Kapı yeniden çalındı
İkisi de istemsizce birbirlerinden uzaklaştı

Çalışan: İsmail Bey toplantı için gelen misafirler aşağıda bekliyor

İso derin bir nefes aldı

İs: Tamam... Beş dakika sonra geliyorum

Fa: Sen hiçbir yere gitmiyorsun

İso şaşkınlıkla gülümsedi

İs: Ama toplantı...

Fa: Toplantıyı onlar buraya getirir

İs: Patron sensin galiba gerçekten

Fadime gülümseyerek kollarını bağladı

Fa: En sonunda kabul ettin

İso başını hafifçe eğip teslim olmuş gibi ellerini kaldırdı

İs: Peki patron... Ne dersen o

...

Ertesi sabah...

İso, odasında oturmasına rağmen önündeki evraklara odaklanamıyordu
Kalemi elinde çevirip duruyor, aklı sürekli tek bir kişiye gidiyordu

İçinden;

"Bugün söyleyeceğim..."

diye geçirdi

"Ne olursa olsun bu sefer yarım bırakmayacağım"

Tam o sırada kapı çaldı
Fadime elinde kahveyle içeri girdi

Fa: Günaydın

İso onu görünce istemsizce gülümsedi

İs: Günaydın

Fadime kahveyi masasına bıraktı

Fa: İlacını içtin mi?

İso hafifçe başını salladı

İs: İçtim

Fadime şüpheli gözlerle baktı

Fa: Doğru söyle

İso çekmecesini açıp boş ilaç kutusunu gösterdi

İs: Bak

Fa: Aferin

İs: Bana aferin mi dedin?

Fadime omuz silkti

Fa: Hak ettin

İso birkaç saniye onu izledi
Sonra cesaretini topladı

İs: Fadime...

Fadime başını kaldırdı

Fa: Efendim?

İso derin bir nefes aldı

İs: Ben sana...

Tam o anda kapı hızla açıldı
Bir çalışan telaşla içeri girdi

Çalışan: İsmail Bey limandan gelen yüklerle ilgili bir sorun çıktı

İso gözlerini kapatıp derin bir nefes verdi
Ayağa kalkmaya çalışınca Fadime hemen kaşlarını çattı

Fa: Sen otur

Sonra çalışana döndü

Fa: Ben geliyorum

...

Yaklaşık yarım saat sonra...

Sorun çözülmüş, Fadime yeniden ofise dönmüştü
Kapıyı kapatınca İso gülümseyerek ona baktı

İs: Yine yarım kaldı

Fadime anlamadı

Fa: Ne yarım kaldı?

İso hafifçe başını salladı

İs: Boş ver

Fadime masasındaki dosyaları düzenlemeye başladı
Birkaç dakika sonra iso tekrar konuştu

İs: Fadime...

Fa: Hı?

İs: Sana söylemek istediğim...

Telefon çalmaya başladı
İkisi de aynı anda telefona baktı
Fadime telefonu açtı

Fa: Alo?

Kısa bir süre dinledi

Fa: Tamam birazdan aşağı iniyorum

Telefonu kapattı

Fa: Yeni siparişin evraklarını istiyorlar

İso başını geriye yasladı

İs: Bu fabrika bugün özellikle mi bizi bölüyor?

Fadime istemsizce güldü

Fa: Biraz öyle oldu

...

Akşam olmuştu

Fabrikadaki çalışanlar tek tek evlerine gitmeye başlamıştı
Fabrika sessizleşirken güvenlik görevlisi ofisin kapısını hafifçe çaldı

Güvenlik: Fadime Hanım biz çıkıyoruz bir şeye ihtiyacınız olursa haber verin

Fadime bilgisayarından gözlerini ayırmadan gülümsedi

Fa: Tamam biraz işim kaldı bitirip ben de çıkarım

Kapı kapanınca ofis yeniden sessizliğe büründü
Fadime önündeki evraklarla ilgilenmeye devam etti

Dakikalar geçti...
Tam bir dosyayı kaldırdığı sırada burnuna hafif bir yanık kokusu geldi

Kaşlarını çattı

Fa: Bu koku da ne...

Yerinden kalkıp kapıya doğru yürüdü

Kapıyı açacağı anda...
Kapının altından gelen ateşi gördü

Fa: Allah'ım...

Refleksle geri çekildi
Alevler kapıyı tamamen kapatmıştı.

Birkaç saniye içinde duman fadimeyi rahatsız ettirdi ve öksürmeye başladı

Fadime hemen telefonunu aldı
Elleri titriyordu

Kapıya bir kez daha yaklaşmaya çalıştı ama yoğun sıcaklık yüzüne vurunca geri çekildi

Gözleri korkuyla büyüdü
Ofisin içinde mahsur kalmıştı

Fadime ağzını eliyle kapatmaya çalıştı
Kapıya tekrar yaklaşmayı denedi
Ama alevler iyice büyümüştü

Sıcaklık yüzüne vurunca istemsizce geri çekildi
Telefonunu titreyen elleriyle açtı
Şebeke çekiyordu ama gözleri dumandan yaşardığı için ekrana bile zor bakıyordu

Bir anda şiddetli şekilde öksürmeye başladı
Nefes almakta zorlanıyordu
Duvara yaslanıp yere çöktü

Fa: Yardım edin...

O sırada fabrikanın dışındaki güvenlik görevlilerinden biri içeriden yükselen dumanı fark etti

Güvenlik: Yangın var!

Alarm düğmesine bastı
Bir anda fabrikanın alarm sesi her yeri sardı
Diğer güvenlik görevlileri koşarak geldi

Birkaç saniye içinde itfaiye ve ambulansa haber verildi
Sonra güvenliklerden biri telaşla etrafına bakındı

Diğer güvenlik: Herkes çıktı mı?

Çalışanlar tek tek sayılmaya başlandı
Bir anda biri korkuyla konuştu

Güvenlik: Fadime Hanım içerideydi...

Ortam bir anda sessizleşti

Diğer güvenlik: Ne dedin?

Güvenlik: Akşam evrakları bitireceğini söylemişti...

Güvenliğin yüzü bembeyaz oldu

Aynı dakikalarda...
İso evindeydi

Telefonu çalmaya başladı
Ekranda fabrikanın güvenlik amirinin adı yazıyordu
İso hemen açtı

İs: Alo?

Karşı taraftan panik dolu bir ses geldi

Güvenlik: İsmail Bey... Fabrikada yangın çıktı!

İso yerinden fırladı

İs: Ne?

Güvenlik: İtfaiye yolda...

İso direkt kapıya yöneldi
Tam çıkacakken güvenlik tekrar konuştu

Güvenlik: Bir de...

İso'nun kalbi sıkıştı

İs: Ne oldu? Konuş!

Güvenlik: Fadime Hanım içeride kaldı...

İso'nun yüzündeki bütün renk çekildi
Telefon elinden düşecek gibi oldu

İs: Hayır...

Hiçbir şey söylemeden koşarak arabasına bindi

...

Dakikalar sonra...
Fabrikanın önüne fren sesleriyle geldi

İso arabadan iner inmez güvenliğin yakasına yapıştı

İs: Fadime nerede?

Güvenlik: İçeride... Ama ekipler-

İso'nun gözleri alevlere çevrildi
Nefesi kesildi

İs: Fadime...

Tam içeri koşacakken iki güvenlik kolundan tuttu

Güvenlik: Giremezsiniz! Çok tehlikeli!

İso kendini kurtarmaya çalıştı

İs: Bırakın beni!

Güvenlik: İtfaiye geliyor!

İsonun sesi korkuyka yükseldi

İs: Sevdiğim kadın içeride!

Bir hamlede kollarını kurtardı
Hiç kimseyi dinlemeden fabrikanın girişine doğru koştu
Arkasından herkes bağırıyordu

Güvenlik: İsmail Bey durun!

Çalışan: İçeri girmeyin!

Ama İso'nun tek düşündüğü şey vardı
Fadime...

İso hiç düşünmeden fabrikanın içine daldı
Koridorların her yanı yoğun dumanla kaplanmıştı
Nefes almakta zorlanıyor, gözleri dumandan yanıyordu

İs: Fadime!

Cevap gelmedi
İso bir odaya, bir diğerine baktı

İs: Fadime!

Sadece alevlerin sesi duyuluyordu
Öksürerek ilerlemeye devam etti

İs: Lütfen ses ver...

Kalbi deli gibi atıyordu
Bir an durup etrafına baktı
Sonra aklına geldi

İs (içinden): Ofis...

Bütün gücüyle ofise doğru koştu
Kapının önündeki alevlerin arasından kendini içeri attı

İçerisi yoğun duman altındaydı
Neredeyse hiçbir şey görünmüyordu
İso elini ağzına kapatıp etrafa bakındı

İs: Fadime!

Bir adım daha attığında...
Yerde hareketsiz yatan birini gördü
İso'nun yüreği ağzına geldi

İs: Fadime!

Hemen dizlerinin üzerine çöktü
Fadime baygındı
Yüzü bembeyaz olmuştu

İso titreyen elleriyle yanağına dokundu

İs: Fadime... Gözlerini aç...

Hiç tepki vermedi
İso'nun gözleri doldu

İs: Hayır... Hayır, bana bunu yapma...

Hiç vakit kaybetmeden onu dikkatlice kucağına aldı
Ayağa kalktığı anda tavandan yanan küçük bir parça yere düştü

İso refleksle Fadime'yi daha sıkı sardı

İs: Sana bir şey olmasına izin vermeyeceğim

Duman giderek yoğunlaşıyordu
İso öksürerek kapıya doğru yürüdü

Alevlerin arasından geçerken gömleğinin kolu hafifçe tutuştu
Ama hiç durmadı
Tek düşündüğü şey Fadime'ydi

Sonunda fabrikanın kapısından dışarı çıktı
Dışarıdaki güvenlikler ve itfaiye ekipleri hemen yanlarına koştu

Güvenlik: Buradalar!

İso dizlerinin üzerine çöktü
Fadime'yi yavaşça yere yatırdı

İs: Ambulans! Çabuk!

Sağlık görevlileri vakit kaybetmeden Fadime'yi sedyeye aldı

Görevli: Oksijeni hazırlayın!

Yüzüne hemen oksijen maskesi takıldı
İso sedyenin yanından bir an bile ayrılmıyordu

İs: Fadime... Lütfen gözlerini aç...

Sağlık görevlisi İso'ya döndü

Görevli: Siz de dumandan etkilenmişsiniz gelin sizi de kontrol edelim

İso başını iki yana salladı

İs: Önce o

Görevli: Ama-

İs: Önce Fadime!

Ambulansın kapıları kapandı
İso da hiç düşünmeden ambulansa bindi

...

Hastaneye varır varmaz Fadime acil müdahale odasına alındı

İso kapının önünde öylece kaldı
Elleri hâlâ titriyordu

Saçları, kıyafetleri is içindeydi
Aklından tek bir düşünce geçiyordu

"Ya geç kalsaydım..."

Bu düşünceyle gözlerini sımsıkı kapattı
Birkaç dakika sonra bir hemşire yanına geldi

Hemşire: Sizin de oksijen almanız gerekiyor

İso itiraz edecek gibi oldu
Hemşire kararlı bir sesle konuştu

Hemşire: Ayakta zor duruyorsunuz

İso daha fazla direnmedi
Koridordaki sandalyeye oturdu

Yüzüne kısa süreli oksijen maskesi takıldı
Ama gözleri sürekli müdahale odasının kapısındaydı

Sonunda doktor kapıdan çıktı
İso hemen ayağa kalktı

İs: Doktor... Nasıl?

Doktor sakin bir ifadeyle konuştu

Doktor: Yoğun dumandan etkilenmiş neyse ki zamanında çıkarılmış

İso derin bir nefes aldı

Doktor: Bir süre oksijen desteği vereceğiz kendine gelmesini bekliyoruz

İso'nun omuzlarından büyük bir yük kalkmış gibiydi

İs: Hayati tehlikesi yok değil mi?

Doktor başını salladı

Doktor: Şu an için görünmüyor

İso gözlerini kapatıp şükretti

...

Bir süre sonra Fadime normal odaya alındı
Yatağında sessizce yatıyordu

Yüzünde hâlâ oksijen maskesi vardı
İso yatağın yanındaki sandalyeye oturdu
Sessizce elini tuttu

İs: Bir daha beni böyle korkutma...

Birkaç dakika sonra Fadime'nin parmakları hafifçe kıpırdadı
İso hemen doğruldu

İs: Fadime?

Fadime yavaşça gözlerini araladı
Gördüğü ilk kişi İso'ydu

Bir süre etrafına şaşkın gözlerle baktı
Sonra kısık bir sesle konuştu

Fa: İso...

İso'nun gözleri doldu

İs: Buradayım

Fadime nefes almakta zorlanınca maskesine dokundu
İso hemen elini tuttu

İs: Dokunma... Doktor biraz daha takılı kalacağını söyledi

Fadime yavaşça başını salladı
Gözleri tekrar İso'ya döndü

Fa: Sen... iyi misin?

İso acı bir tebessüm etti

İs: Sen içerideyken ben nasıl iyi olabilirdim?

Fadime onun yüzündeki isi, kızarmış ellerini fark etti
Kaşları hafifçe çatıldı

Fa: İçeri... sen mi girdin?

İso cevap vermedi
Sessizce başını eğdi

Fadime her şeyi anlamıştı
Gözleri doldu

Fa: Deli misin sen...

İso bu kez gözlerinin içine baktı

İs: Eğer bir daha aynı şey olsa... Hiç düşünmeden yine girerdim çünkü seni orada bırakamazdım

────୨ৎ────

Bence Fadime bundan sonra ofiste tek başına kalmamalii
Birdeee diğer bolumm cokk guzell seyelerr olucakk ayayayy
Bir spoilerr vereyimm hattaa
"İstanbul"