48. bölüm · Nefretten Kalan Aşk
48
Mesai bitmişti...
Fabrikanın bahçesinde çalışanlar yavaş yavaş evlerine gidiyordu
İso arabasının yanında durmuş, Fadime'yi bekliyordu
Birkaç dakika sonra Fadime fabrikadan çıktı
İso onu görünce hafifçe gülümsedi
İs: Hazır mısın?
Fadime başını salladı
Fa: Hazırım
İso arabasının kapısını açtı
İs: Buyur
Fadime kısa bir tereddütten sonra arabaya bindi
...
Yaklaşık yirmi dakika sonra araba denizin kenarında durdu
Hava kararmıştı
Sahil oldukça sakindi
İso bagajı açtı
Fadime merakla baktı
Fa: Ne yapıyorsun?
İso bagajdan katlanabilir küçük bir masa çıkardı
Ardından iki katlanır sandalye...
Küçük bir kamp lambası...
Ve yanında getirdiği kahveler ile birkaç atıştırmalık...
Fadime şaşkınlıkla ona baktı
Fa: Sen bunları...
İso masayı kurarken gülümsedi
İs: Hazırlıklı gelmek istedim
Kamp lambasını masanın ortasına koyup yaktı
İkisi yan yana sandalyelere oturdu
Bir süre sadece denizi izlediler
Sessizlik rahatsız edici değildi
Tam tersine ikisine de iyi geliyordu
Fadime sıcak kahvesinden bir yudum aldı
Fa: Burası gerçekten çok güzelmiş
İso gözlerini denizden ayırmadan konuştu
İs: Ne zaman kafam çok dolsa buraya gelirim
Fadime hafifçe gülümsedi
Fa: Demek sırrın burasıymış
İs: Biraz
Kısa bir sessizlik oldu.
Fa: Biliyor musun...
İso ona baktı
İs: Ne?
Fadime derin bir nefes aldı
Fa: Uzun zamandır ilk defa kendimi bu kadar huzurlu hissediyorum
İso bunu duyunca istemsizce gülümsedi
İs: Sevindim
Fadime birkaç saniye onu izledi
Fa: Sen?
İso fincanıyla oynadı
Bir süre sustu
Sonra dürüstçe cevap verdi
İs: Ben de... Çünkü sen iyi görünüyorsun
Fadime'nin kalbi yine hızlandı
Başını önüne eğip gülümsedi
Rüzgâr saçlarını hafifçe savurdu
İso bunu fark etti
Bir an eliyle saçını düzeltmek istedi... Ama yapmadı
Elini yavaşça geri çekti
İkisi de bunu fark etmişti
Fadime hafifçe başını kaldırdı
Göz göze geldiler
Bu kez ikisi de bakışlarını kaçırmadı
Denizin sesi dışında hiçbir ses yoktu
Fadime hafifçe gülümsedi
Fa: İyi ki gelmişiz
İso da aynı sıcaklıkla karşılık verdi
İs: Ben de öyle düşünüyorum
İso ile Fadime bir süre hiçbir şey söylemeden denizi izlediler.
Tam o sırada denizden biraz daha serin bir rüzgâr esti.
Fadime istemsizce omuzlarını topladı
Kollarını birbirine sardı
İso bunu fark edince göz ucuyla ona baktı
Masanın yanındaki sandalyenin üzerinde duran ince battaniyeyi aldı
Hiçbir şey söylemeden ayağa kalktı
Fadime merakla başını kaldırdı
Fa: Ne oldu?
İso cevap vermedi
Yavaşça Fadime'nin yanına geldi
Aralarında artık sadece birkaç santim vardı
Fadime'nin kalbi bir anda hızlanmaya başladı
İso battaniyeyi iki eliyle açtı
Sonra büyük bir dikkatle Fadime'nin omuzlarına bıraktı
Battaniyeyi düşmemesi için hafifçe ön taraftan düzeltti
Parmakları bir anlığına Fadime'nin omzuna değdi
Fadime nefesini istemsizce tuttu
İso ise hâlâ farkında bile olmadan battaniyeyi düzeltiyordu
İs: Üşümeni istemem
Sesi her zamanki gibi sakindi
Fadime sadece ona bakıyordu
İso battaniyeyi düzelttikten sonra tam yerine dönecekti ki...
Fadime sessizce konuştu
Fa: İso...
İso durdu
İs: Hı?
Fadime birkaç saniye hiçbir şey diyemedi
Kalbi öylesine hızlı atıyordu ki bunu İso'nun duyacağından korkuyordu
İso tekrar kendi sandalyesine oturdu
Ama bu kez Fadime'ye eskisinden biraz daha yakındı
İkisi de denize bakıyordu
Aralarındaki sessizlik yeniden çöktü
Fadime içinden sürekli aynı şeyi düşünüyordu
"Yapma..."
"Ya yanlış anlarsa?"
"Ya uzaklaşırsa?"
Ama kalbi... Aklını hiç dinlemiyordu
Derin bir nefes aldı
Bütün cesaretini topladı
Yavaşça...
İso'ya doğru yaklaştı
İso o sırada denizi izliyordu
Hiçbir şeyin farkında değildi
Fadime gözlerini kapattı ve...
Başını usulca İso'nun omzuna yasladı
İso'nun bütün bedeni bir anda dondu
Nefesi yarıda kaldı
Gözleri şaşkınlıkla açıldı
Kalbi öyle sert çarpmaya başlamıştı ki sanki göğsünden çıkacaktı
Hiç kıpırdayamadı
Birkaç saniye boyunca olduğu gibi kaldı
Fadime ise başını geri çekmedi
Tam tersine omzuna biraz daha yaslandı
İso hâlâ inanamıyordu
Yıllardır böyle eskisi gibi olmanın hayalini kuruyordu
Şimdi de hiç beklemediği bir anda yaşanıyordu
Yavaşça başını çevirdi
Fadime'nin gözleri kapanmıştı
Yüzünde küçücük ama huzurlu bir ifade vardı
İso'nun dudaklarında istemsiz bir tebessüm oluştu
birkaç saniye daha onu izledi
Sonra çok yavaş bir hareketle...
Başını Fadime'nin başına yasladı
Saçları yanağına değdi
Fadime bunu hissedince gözlerini açmadı
Sadece dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu
İso da fısıltı kadar kısık bir sesle konuştu
İs: İyi misin?
Fadime başını omzundan kaldırmadan hafifçe salladı
Fa: Hı hı...
İkisi de bir süre daha konuşmadı
İkisininde son günlerde yaşadıkları bir anda üzerlerine çöktü
Fadime'nin nefesi yavaş yavaş düzenli bir hâl aldı
İso bunu hissedince hafifçe gülümsedi
Birkaç dakika sonra...
Onun da göz kapakları ağırlaşmaya başladı
Sonra gözlerini kapattı
Ve ikiside uyuyakaldı
...
Sabah...
İlk güneş ışıkları denizin üzerine vuruyordu
Fadime gözlerini yavaşça araladı
İlk birkaç saniye nerede olduğunu anlayamadı
Sonra başının altında hissettiği sıcaklığı fark etti
Yavaşça gözlerini kaldırdı
Başının hâlâ İso'nun omzunda olduğunu görünce gözleri büyüdü
Fa: Bismillah...
Yanakları bir anda kıpkırmızı oldu
Hemen doğrulacak gibi oldu ama hareket edince İso'nun da hafifçe kıpırdadığını fark etti
Fa (içinden): Fadime... Sen ne yaptın?
Utancından nereye bakacağını şaşırdı
Tam o sırada saate baktı
09.27
Fadime'nin gözleri iyice büyüdü
Fa: Ne?!
Bir anda ayağa kalktı
Battaniye omuzlarından kayıp yere düştü
Panik içinde İso'yu silkeledi
Fa: İso!
İso hafifçe kaşlarını çattı
Fa: İso uyan!
İso gözlerini araladı
Uyku sersemi etrafına baktı
İs: Ne oldu?
Fadime telaşla telefonu gösterdi
Fa: Saat dokuzu geçti!
İso bir anda telefona baktı
Sonra olduğu yerde dondu
İs: Hayır...
İkisi de aynı anda ayağa fırladı
İs: Fabrikaya geç kaldık!
Fadime panikle telefonunu eline aldı
Ekranı açınca nefesi kesildi
23 cevapsız arama
14 - Abimm🫀
9 - Halasının minnağıı
Fa: Eyvah...
Tam o sırada telefon yeniden çalmaya başladı
Arayan...
"Abimm🫀"
Fadime derin bir nefes aldı
İso ona baktı
İs: Aç...
Fadime ürkekçe telefonu açtı
Fa: Alo...
Karşı taraftan Adil'in sert sesi duyuldu
Ad: Fadime telefonun neden kapalıydı?!
Saatlerdir seni arıyoruz nerdesin sen?!
Fadime istemsizce omuzlarını düşürdü
Fa: Abi... Ben...
Ad: Bir şey oldu sandık niye haber vermedin?!
Fadime mahcup bir sesle konuştu
Fa: Özür dilerim... Telefon sessizde kalmış
Adil birkaç saniye sustu
Ad: Peki neredesin şimdi?
Fadime utana sıkıla cevap verdi
Fa: Şey... Fabrikadayım
Ad: Fabrikada mı?
Fa: Dün gece...
Bir an İso'ya baktı
İso başını eğip gülmemek için dudaklarını ısırıyordu
Fadime daha da utandı
Fa: Fabrikada uyuyakalmışım...
Telefonun diğer ucunda kısa bir sessizlik oldu
Adil şaşkınlıkla konuştu
Ad: Uyuya mı kaldın?
Fa: Evet...
Ad: Eve gelince konuşacağız
Fadime çocuk gibi başını eğdi
Fa: Tamam abi...
Telefon kapandı
Tam rahat bir nefes alacakken...
Telefon yeniden çaldı
Bu kez...
"Halasının minnağıı"
Fadime açtı
El: Halaaa iyi misin sen?!
Fadime gülümseyerek cevap verdi
Fa: İyiyim
El: Neredesin?
Fa: Sahildeyim
El: Niye gelmedin eve
Fadime utancından gözlerini kapattı
Fa: Eve gelince anlatırım sakın abime sahilde olduğumu söyleme
El: tamam...
Telefon kapanınca birkaç saniye sessizlik oldu
İso hâlâ ona bakıyordu
Sonra dayanamadı gülmeye başladı
İs: Demek fabrikada uyuyakaldın ha?
Fadime utanarak ona baktı
Fa: Gülme...
İso bu kez kahkaha atmamak için yüzünü başka tarafa çevirdi
İs: Tamam... Ama bunu asla unutmayacağım
Fadime battaniyeyi alıp hafifçe onun koluna vurdu
Fa: İso!
İkisi de ilk kez uzun zamandır bu kadar rahat bir şekilde güldüler
...
O gün fabrikadaki mesai her zamankinden biraz daha sessiz geçmişti
Sabah yaşanan olay yüzünden İso ile Fadime birbirlerine her baktıklarında istemsizce gülümsüyor, sonra da utanıp gözlerini kaçırıyorlardı
Akşam olduğunda...
Fadime yorgun bir şekilde eve geldi
Fa: Ben geldim...
Evden ses gelmedi
Fadime ayakkabılarını çıkarıp salona doğru yürüdü
Koltuğun köşesinde oturan kişiyi görünce olduğu yerde kaldı
Adil tek kelime etmeden ona bakıyordu
Fadime öyle görünce şaşırdı
Gülümsemeye çalıştı
Fa: Abi... Ne öyle bakıyorsun?
Adil hiç gülmedi
Ad: Gel
Fadime'nin içi bir anda huzursuz oldu
Yavaşça karşısına geçti
Fa: Ne oldu?
Adil ağır ağır ayağa kalktı
Ad: Sabah bana ne dedin sen?
Fa: Fabrikada... uyuyakaldım
Adil birkaç saniye sustu
Ad: Ben o gece seni her yerde aradım...
Fadime'nin kalbi hızlandı
Ad: Fabrikayada gittim
Fadime'nin yüzündeki gülümseme tamamen silindi
Fa: Abi ben...
Adil sözünü kesti
Ad: Demek bana yalan söyledin
Salonda ağır bir sessizlik oluştu
Fadime ne söyleyeceğini bilmiyordu
Tam o sırada...
Telefonunu usulca cebinden çıkardı
Adil fark etmeden hızlıca İso'ya mesaj yazdı
"Çabuk beni ara ve bizim evin önüne gel lütfen"
Mesajı gönderip telefonu tekrar cebine koydu
Adil hâlâ konuşuyordu
Ad: Ben sana güveniyorum Fadime ama sen bana gerçeği söylemiyorsun
Fadime'nin gözleri doldu
Fa: Abi ben...
Ad: Dün gece neredeydin?
Fadime'nin ağzından tek kelime çıkmıyordu
Tam o sırada...
Telefon çalmaya başladı
İso arıyordu
Fadime derin bir nefes aldı
Adil telefona baktı
Ama İsonun adını görmedi
Ad: Aç
Fadime mecburen telefonu açtı
İs: Ne oldu? Mesajı görünce hemen-
Fadime sözünü hızla kesti
Bir anda ses tonunu değiştirdi
Fa: Aaa Melisacığım
İso bir anda sustu
İs: ...Ne?
Fadime göz ucuyla Adil'e baktı
Fa: Evet evet... Beni mi bekliyorsunuz?
İso tamamen afallamıştı
İçinden;
"Melisa mı?"
diye geçirdi
Fadime konuşmaya devam etti
Fa: Tamam canım hemen geliyorum
İso hâlâ hiçbir şey anlamıyordu
Fa: Beş dakikaya oradayım
Sonra hiç beklemeden telefonu kapattı
İso ise telefonun diğer ucunda ekrana bakakalmıştı
İs: Ben... Melisa mı oldum şimdi?
...
Fadime telefonunu cebine koydu
Adil şüpheli gözlerle baktı
Ad: Kimdi
Fa: Melisa
Ad: Ne istiyormuş
Fa: Beni bekliyormuş
Kısa bir sessizlik oldu
Fa: Gitmem lazım abi
Adil birkaç saniye düşündü
Sonra istemeyerek de olsa başını salladı
Ad: Fazla geç kalma
Fadime rahat bir nefes aldı
Fa: Tamam
Hızla kapıya yöneldi
Ayakkabılarını giyip dışarı çıktı
Kapı kapanır kapanmaz...
Rahat bir nefes aldı ve hızlıca konağın biraz ilerisine doğru gitti
...
Fadime konağın biraz ilerisindeki ağacın altında beklemeye başladı
Sürekli saate bakıyordu
Fa: Nerede kaldı ya...
Bir dakika geçti...
İki dakika...
Sonunda uzaktan tanıdık siyah araba sokağa girdi
İso arabayı yavaşça Fadime'nin önünde durdurdu
Camı indirdi
İs: Hanımefendi Melisa'nın yanına mı gidiyorsunuz?
Fadime kollarını bağlayıp sert sert baktı
Fa: Çok komik
İso gülümseyerek arabadan indi
İs: Biraz
Fa: Niye bu kadar geç kaldın?
İs: Trafik vardı
Fa: Beş dakikaya geliyorum dedin on beş dakika oldu
İso iki elini kaldırdı
İs: Özür dilerim
Sonra dayanamadı
İs: Ama suç biraz da Melisa'nın
Fadime gözlerini devirdi
Fa: Başlama yine
İso kahkaha attı
İs: Ben hayatımda ilk defa telefonda "Melisacığım" oldum
Fa: İso...
İs: "Canım beni mi bekliyorsunuz?"
İso aynı ses tonuyla Fadime'yi taklit edince Fadime gülmemek için dudaklarını ısırdı
Fa: Sus artık
İs: "Beş dakikaya oradayım"
Fadime bu kez dayanamadı
Koluna hafifçe vurdu
Fa: Dalga geçme
İso gülmeye devam etti
İs: Vallahi bir an kendi ismimi unuttum
Fadime de istemsizce güldü
Fa: Başka çarem yoktu
İso'nun gülüşü yavaş yavaş kayboldu
Fadime'nin yüzündeki ifadeyi fark etmişti
İs: Şaka bir yana... Ne oldu?
Fadime'nin gülümsemesi silindi
Derin bir nefes aldı
Fa: Abim...
Bir an sustu
Fa: O akşam fabrikada olmadığımı öğrenmiş
İso'nun yüzü ciddileşti
İs: Nasıl?
Fa: Beni bulamayınca gece fabrikaya gitmiş bende bakmadı sandım
İs: Demek bu yüzden sana öyle hesap soruyordu
Fadime başını salladı
Fa: Bana çok kırılmıştı
İs: Çok kızdı mı?
Fadime iç çekti
Fa: Kızmaktan çok... Güveni kırılmış gibiydi
İso birkaç saniye sessiz kaldı
İs: Aslında... Bunun bir kısmı benim yüzümden oldu
Fadime hemen başını kaldırdı
Fa: Hayır o gece ikimiz de uyuyakaldık yani ikimizin de hatası
İs: Yine de Adil abine karşı mahcup hissettim
Fadime hafifçe gülümsedi
Fa: Sen onu boş ver
İs: Boş veremem
İso kısa bir sessizlikten sonra ekledi
İs: Çünkü seni merak etmesi çok normal
Fadime başını eğdi
Fa: Biliyorum...
İs: İstersen... Abinle ben konuşurum
Fadime gözlerini hemen kaldırdı
Fa: Sakın!
İso şaşırdı
İs: Neden?
Fadime başını iki yana salladı
Fa: O zaman her şeyi anlar
İso bunu düşününce hafifçe gülümsedi
İs: Haklısın...
İkisi de birkaç saniye sessiz kaldılar
Sonra İso cebine ellerini koyup gülümseyerek tekrar konuştu
İs: Ama bir şey söylicem
Fadime merakla baktı
Fa: Ne?
İso gülümsemesini tutamayarak cevap verdi
İs: Bundan sonra telefon rehberine gerçekten "Melisa" diye kaydolayım mı?
Fadime bir an durdu
Sonra kahkaha atarak yine koluna hafifçe vurdu
Fa: İso yaa!
İkisi de gülmeyi bırakınca kısa bir sessizlik oldu
İso arabasına doğru yürüdü
Sonra dönüp Fadime'ye baktı
İs: Hadi
Fa: Nereye?
İso omuz silkti
İs: Bilmiyorum
Arabanın kapısını açtı
İs: Arabaya atla... Biraz gezelim
Fadime hafifçe gülümsedi
Fa: Yine plansız mı?
İso başını salladı
İs: En güzel planlar plansız olanlar
Fadime birkaç saniye düşündü
Sonra gülümseyerek arabaya bindi
İso da direksiyonun başına geçti
Motoru çalıştırdı
İs: Bu sefer söz...
Fadime merakla baktı
Fa: Ne sözü?
İso hafifçe gülümsedi
İs: Bu gece uyumak yok
Fadime kahkaha attı
Fa: Ona sen karar veremezsin
────୨ৎ────
Uzun bir bölüm olduuu
Bu aradaa bu sahil sahnesinii birazz daha 17'deki teoden'den örnek aldımmm
Böyle olsaydı keşke o yemeğe çıktıkları sahnelere
Neysee diğer bölümdee hicc beklemediginizz seylerrr olucakk💅🏿
