98. bölüm · Midnight Memories
98. Bölüm: İhanetin Perde Arkası ve Uyanış
Cennet’in görkemli ve ışık saçan koridorlarında yürüyen Excaltan, adımlarını aniden yavaşlattı. Göğsünün ortasına ağır, katran gibi kapkaranlık bir huzursuzluk çökmüştü. Yüzündeki ifadeyi bozmadı, etrafındaki meleklere karşı hiçbir şey hissetmemiş gibi davranmaya devam etti.
Ancak vakit kaybetmeden en önemli 40 meleğe ruhani bir sinyal gönderdi ve doğrudan Toplanma Odası’na geçti.
Dünya zamanı ile sadece 10 dakika sonra, çağrılan meleklerin hemen hemen hepsi devasa salonda toplanmıştı. Yanızca iki melek eksikti: Saylox ve Lihterya.
Excaltan kürsüye geçerek doğrudan konuya girdi:
"Maalesef iki kişi için fazla bekleyecek zamanımız yok... Direkt konuya geçeceğim. Şu an içimde çok kötü bir his var. En son bu hissi Cehennem Savaşı öncesinde hissetmiştim. Ama bu seferki çok daha ağır bir his... Şu an büyük bir savaş başlayabilir!"
Salondaki melekler fısıldaşmaya, kendi aralarında endişeyle konuşmaya başladılar. Excaltan elini kaldırarak ortamı sessizliğe davet etti:
"O yüzden herkes görev yerlerinde çok daha dikkatli olmalı. Bir sorun olduğu an herkes birbirine yardım etmeli! Bu olay herkesi etkileyecek. Şimdi hızlıca dağılmanız gerek. Eğer çok büyük bir problem olursa bana haber vermeyi unutmayın. Ben de elimden gelenin en iyisini ortaya koymaya hazırım."
Tüm melekler selam vererek hızlıca görev yerlerine dağıldı. Excaltan yalnız kaldığında gözlerini pencereden dışarı dikti ve fısıldadı:
"Lihterya, Saylox’u bulabildi mi acaba?.. Şu an bir kişi bile çok önemli."
Araf’taki İlan-ı Harp
O sırada Araf’ın gri ve cansız topraklarında Lihterya süzülmekteydi. Yerdeki parçalanmış zırh kalıntılarına ve saniyeler önce silinen Melek Kanadı amblemine baktı:
"Saylox kendini yok etmiş... Anlaşılan Eyer’in planları tıkırında ilerliyor."
Bakışları biraz ileride, yerde hareketsiz ve baygın halde yatan Rei’ye kaydı. Lihterya’nın dudaklarında sinsi ve hafif bir gülümseme belirdi:
"Samanyolu Galaksisi’nin Hükümdarı iyi iş çıkarmış... Savaş kapıda. Ama sen burada mışıl mışıl dinlen..."
Kendi kendine kıkırdadı:
"Ne iyi oldu Samanyolu Galaksisi’nin Hükümdarı’na Rei’yi buraya getirmesini söylemem... Sonuçta o uykulu çocuğun uyumama ihtimali yoktu!"
Tam o anda, Lihterya’nın arkasında devasa ve uykulu bir aura belirdi. Bir el, Lihterya’nın sırtına dokundu.
Samanyolu Galaksisi’nin Hükümdarı, Lihterya’nın arkasında duruyordu. Uykulu ama soğuk bir sesle konuştu:
"Ben uykucu birisi olabilirim... Ama yapılan ihaneti hissedemeyecek kadar uykulu değilim."
Hain Temizleme Vakti
Lihterya irkilerek arkasına döndü. Yüzündeki şaşkınlığı çabucak gizleyerek sahte bir sevinçle konuştu:
"Sen mi geldin, Samanyolu Galaksisi’nin Hükümdarı? Gelmene çok sevindim. Rei’yi alman gerek, burada onu bayıltmışlar..."
Sam (Samanyolu Galaksisi’nin Hükümdarı), baygın gözlerini Lihterya’ya dikti:
"Bu olaylar senin yüzünden oldu, değil mi?"
Lihterya’nın yüzündeki sahte maske düştü, gözleri soğuk bir kibirle parladı:
"Olması gereken oldu! Yoksa Hükümdarlar ne zaman ders alacaktı ki? Onların gözlerini nasıl açabiliriz başka?"
Sam, uzun ve derin bir şekilde esnedi:
"Sen bir hainsin..."
Lihterya hafif gülümsemesini tamamen kesti. Ses tonunu sertleştirerek meydan okudu:
"Ukala ukala konuşma karşımda! Varsa marifetin, göster!"
Sam bir kez daha bayağı bir esnedi. Saçlarını karıştırarak mırıldandı:
"Hain temizleme vakti gelmiş... Sonra kestirsem iyi olacak."
