10. bölüm · Midnight Memories
10. Bölüm: Kırılan Zaman ve Kızıl Gökyüzü
Sahilde esen sert rüzgar, Rei ve Liyaka’nın arasındaki gerilimi daha da tırmandırıyordu. Rei, sol kolundaki o siyah sızıya bakarak sordu: "Ne?"
"Karanlığın gücünü kullandığın için böyle oldu," dedi Liyaka. Sesi bu sefer buz gibiydi.
Rei şaşkınlıkla, "Karanlığın gücü mü?" diye tekrarladı.
"Bilmiyor musun?"
"Bilsem sormam!" diye çıkıştı Rei.
Liyaka bir adım geri çekilerek Rei’yi süzdü. "Bilmemen senin için daha iyi."
"Nedenmiş o? Yenmemi kolaylaştırır, değil mi?"
"Hem öyle," dedi Liyaka, bakışlarını denize çevirerek. "Hem de bu güç seni ve özünü parçalayana kadar durmaz."
Rei, kolundaki siyahlığın çekildiğini hissederek, "Fark ettiysen durdu," dedi.
"Durmadı," diye fısıldadı Liyaka. "Sadece geri çekildi. O karanlık senin içine bir kere girdi mi, bir daha asla kurtulamazsın."
Rei bir anlık öfkeyle, "Öyle mi?" diyerek üzerine yürüdü; gözleri tekrar kararmaya başlamıştı. Liyaka, Rei’nin kontrolünü kaybettiğini görünce elini beline attı. "Bunu son koz olarak kullanacaktım ama maalesef şimdi kullanacağım!"
Rei "Ne?" demeye kalmadan, Liyaka yerdeki kumu çevik bir hareketle Rei’nin gözlerine doğru sektirdi. Rei acıyla gözlerini kapattığında, Liyaka’nın varlığı saniyeler içinde silindi. Rei gözlerini temizleyip etrafına bakındığında sahil bomboştu. "Nereye gittin? Kaçmış..."
Eve doğru yürürken kendi kendine söyleniyordu: "Bir iş de düzgün gitse şaşardım zaten."
Bilinçaltı: Ölümün Eşiğindeki Uyarı
Yorgunluk ve karanlık gücün ağırlığıyla Rei, yolun ortasında aniden yere yığıldı. Gözlerini açtığında kendini tekrar Yellow Eye’ın o huzurlu ama hüzünlü şelale alanında buldu.
"Bugün ne dolu bir gün..." diyerek şelalenin suyuyla yüzünü yıkadı. Ayağa kalktığında ise donakaldı. Karşısında Yellow Eye duruyordu ama her zamanki gibi gizemli değil, kanlar içindeydi. Maskesinin çatlaklarından kan sızıyordu.
"Sanırım sonum çok yakın," dedi Yellow Eye, sesi titreyerek.
Rei nefretle, "Geber!" dedi.
"Zaten çok yaşamam... Ama seni uyarmam gerekiyordu."
"Seni zaten yok etmek istiyordum," dedi Rei, yumruklarını sıkarak. "Neyse, şimdi seninle kavga etmeyeceğim. Beni neden çağırdın?"
Yellow Eye, güçlükle nefes alarak konuştu: "Kendine iyi bak Rei. Bu saatten sonra artık her şey değişecek. Zaman bile bozulmaya başladı... Yakında baban dünyaya gelecek. Ama babanın amacı hiç de iyi olmayacak."
Rei'nin kalbi bir an tekledi ama belli etmedi. "Umurumda değil! Önemli olan yanıma gelip eski aile ortamımızı yeniden yaratması."
"İstersen dinle, istersen dinleme ama gelişi çok yakın. Onun gelişi demek, mevcut düzenin yerle bir olması demek."
Rei alayla sordu: "Ne yapayım? Seni mi yok edeyim bunun için? Gelsin, bakarız çaresine!"
"Ben uyardım... Sonra sorunlar gelince haberim yoktu deme."
"Demem! Beni geri yolla artık, seni bu halde görmek istemiyorum. Ayrıca... bir konuda cevap ver artık. Sen kimsin Yellow Eye? Neden her seferinde beni uyarıyorsun?"
Yellow Eye, Rei’nin bilinci yavaş yavaş silinirken son sözlerini fısıldadı: "Ben... geleceğin mahvolmasını istemiyorum. Aynı sonu tekrar görmek istemiyorum..."
Kozmik Çarpışma
Rei dünyada gözlerini açtığında güneş batıyordu. Yellow Eye ise kendi boyutunda acı içinde yere çöktü. "Dayanmam lazım... Bir süre daha..."
O sırada arkasında bir gölge belirdi. Luna oradaydı. "Düşündün mü?" diye sordu masum ama ürkütücü bir sesle.
"Sana yardım etmeyeceğim," dedi Yellow Eye. "Bunu sana bir milyon kez söyleyebilirim."
Bir anda mekanın enerjisi değişti. Luna ve Sun’ın yerleri saniyeler içinde yer değiştirdi. Sun, parmağını şıklattığı anda Yellow Eye’ın o meşhur şelale alanı bir kez daha atomlarına ayrılarak yok oldu. Yellow Eye, son bir gayretle kendini ışığa dönüştürüp uzay boşluğuna kaçmayı başardı.
Ay’da ise Luna, hiçbir şey olmamış gibi tekrar belirdi. Salıncağında sallanırken gülümseyen bir yüzle şarkısını mırıldanmaya devam etti:
"La la la la..."
