8. bölüm · Midnight Memories
8. Bölüm: Görünmez Tehdit ve Kanunsuz Arena
Rei merkeze ulaştığında gördüğü manzara karşısında donakaldı. Etrafta binlerce Hükümdar vardı; her biri farklı diyarlardan, farklı güçlere sahip, ürkütücü varlıklardı. Ancak Rei’yi asıl rahatsız eden şey, ona bakanların yüzündeki o sinsi gülümsemelerdi.
"Bunlar neye gülümsüyor böyle?" diye mırıldandı Rei. Etrafına bakındı ama ne bir kayıt masası ne de bir yetkili görebildi.
İlerlemeye çalışırken bir anda sert bir şeye çarptı. Önünde kimse yoktu. Şaşkınlıkla etrafına bakındı, ama hava boştu. Bir adım daha attığında yine aynı sertliğe çarptı. O an alaycı bir ses yankılandı:
"Hey, hey, hey! Bu kadar kör olunmaz bir Hükümdar için. Hele senin gibi bir Baş Hükümdar için..."
Rei kaşlarını çattı. "Sen de kimsin? Sesin var ama kendin yoksun!"
"Çünkü ben görünmezim," dedi ses, sanki Rei'nin dibindeymiş gibi. "Ben Liyaka. Görünmezliğin Hükümdarı."
Rei küçümseyerek, "Ne saçmaymış," dedi.
Liyaka’nın sesi bir anda ciddileşti: "Ağzını kapalı tut ve nereye kayıt olacaksan ol. Seni orada bir güzel pataklayayım da gör."
"Kayıt olmaya çalışıyorum zaten ama nokta falan yok burada!"
Liyaka güldü. "Şu kenardaki boş bilgisayarı görüyor musun? Oraya ismini yazman yeterli."
Rei vakit kaybetmeden "Speed Burst" diyerek bilgisayarın yanına fırladı ve kaydını tamamladı. "Burası sandığım kadar kötü insanlarla dolu değilmiş," diye düşündü içinden. Oysa Liyaka onu uzaktan (hala görünmezken) izliyordu: "Kayıt yaptır Rei... Kayıt yaptır ki sana istediklerimizi bir güzel yapalım."
Kayıt süresi dolduğunda, tüm yeraltı şehri devasa bir anonsla sarsıldı. Tüm Hükümdarlar merkezdeki boş araziye çağrıldı. Rei oraya vardığında, arazinin etrafından yukarı doğru yükselen devasa koltuk sistemlerini gördü. Binlerce seyirci akın akın yerlerini alıyordu.
Arenanın tam ortasında, yeşil takım elbiseli, sarı saçlı ve siyah gözlüklü bir yapay zeka maskotu belirdi.
"Bu yılki Yeraltı Hükümdar Turnuvası'na hoş geldiniz!" dedi kalın, dijital bir sesle. "Ben yapay zeka maskotunuz Yapio. Heyecanlı mısınız? Bana sormayın, ben her zamanki gibi alevliyim!"
Yapio, sırıtan yüzüyle kuralları anlatmaya başladı: "Tek kural var: Kural olmaması! Kayıt olan herkes yok olsa bile kimse hesap soramaz. Hatta Baş Hükümdar bile yok olsa, annesi ve babası bize hesap soramaz!"
Rei içinden, "Bunlar kesin bir şeyler çeviriyor," diye geçirdi.
"Eleme sistemiyle ilerleyeceğiz," dedi Yapio. "En sona kalan şampiyon olur. Kaybedenler ya pes eder ya da... yok olur. Şimdi, 1. tur eşleşmelerini görelim!"
Dev ekranda isimler dönmeye başladı. Rei kendi isminin karşısındaki rakibi görünce donakaldı: Liyaka.
"Tesadüfe bak," dedi Rei yumruklarını sıkarak. "Şu görünmeze haddini bildirmek gerekiyormuş demek."
Yapio ekrana bakıp kahkaha attı. "Vay be! Liyaka ve Rei mi? Bu maç çok heyecanlı olacak! Hey Rei, yenilmen için kuralları hatırlatayım: Pes dersen gidersin, dışarı çıkarsan diskalifiye olursun. Ama yok olursan... geri dönüşü yok! Rakibin 'Lider' lakabıyla anılır ve her yıl en kötü çeyrek final görür, ona göre!"
Rei umursamazca, "Bana fark etmez," dedi. "Sanki beni yok edebilecek güce sahip. Özel aletler olmadan Hükümdarlar yok edilemez, sadece ölürler."
Yapio’nun görüntüsü kaybolurken son sözü, "Yarın görüşürüz!" oldu. Rei arenadan ayrılmak üzereyken tekrar birine çarptı.
"Yine mi sen?"
Liyaka’nın sesi kulağına fısıldadı: "Yarın görüşürüz Rei." Omuz atıp görünmezliğin içinde kayboldu.
Rei, sahil asansörüne bindiğinde güneş yeni doğuyordu. Eve vardığında kendini doğrudan koltuğa bıraktı. "Hata lüksüm yok," diye düşündü gözleri kapanırken. "Burası çok ciddi bir alan..."
