28. bölüm · Midnight Memories
28. Bölüm: Zihin Labirenti ve Aciz Hükümdar
Karanlık Rei, boğazındaki kılıca rağmen dudaklarını bükerek fısıldadı: "Dark Speed Burst!" Bir gölge gibi dağılıp aniden adamın arkasında belirdi. Ancak Deather Kılıcı’nın sesi zihinde yankılandı: "Deatse, arkanda!"
Deatse, milisaniyelik bir refleksle Deather Kılıcı’nı geriye savurdu: "Ölüm Anı!"
Zaman durmuş gibiydi. Karanlık Rei olduğu yerde kilitlendi, tek bir kasını bile kıpırdatamıyordu. Deatse, kılıcı indirmeden soğukkanlılıkla konuştu: "Merak etme Deather Kılıcı, bu kadar basit bir hamleye karşı yenilecek değilim."
Karanlık Rei’nin yüzündeki o kibirli gülümseme yavaşça söndü. "Şimdi bu kadar mı? Daha fazlasını yapamazsın. Sonuçta Rei’nin karanlık tarafı olsam da, her türlü senin oğlunum baba."
Deather Kılıcı öfkeyle bağırdı: "Deatse, bu aptala hakkını bildir! Durma!"
"Yapamam," dedi Deatse.
"Nasıl yapamazsın? Bir şey olmaz, tekrar dirilir! Hem bir ihtimal normal Rei bilincine kavuşur. Öldür şunu!"
Deatse, hüzünlü ama sert bir bakışla kılıca döndü: "Oğlumu kendi ellerimle öldürmeyeceğim."
Deather Kılıcı metalik bir sesle homurdandı: "Harbiden aptallar ailesi..."
Bilinç Altına Yolculuk
Deatse, kılıcı tutan elini sıktı. "En son hatırladığım kadarıyla, beni bilinçlerin olduğu yere götürebiliyordun."
"Götürsem ne yazar? Karanlık Rei seni her seferinde dışarı atar. En iyi yöntem onu yok etmek!"
Deatse, Karanlık Rei’nin kapkara gözlerine derin derin baktı. "Amacın nedir?"
"Amacım seni ilgilendirmez baba."
Deatse, Deather Kılıcı’na sordu: "Dünyanın kaldırabileceği en yüksek güç seviyesi hala aynı mı?"
"Aynı da ne yapacaksın ki?"
"Beni Rei’nin bilincine gönder. Şu anki formum geçici, çok fazla dayanmaz. Beni oraya yolladığında Karanlık Rei beni her dışarı attığında tekrar yolla. Yorulsam da, tükensem de durma."
Deather Kılıcı iç çekerek cevap verdi: "Benden günah gitti. Madem öyle istiyorsun, git!"
Karanlık ve Beyaz
Deatse’nin bilinci bir anda Rei’nin zihnindeki o karanlık boşluğa aktarıldı. Karanlık Rei’nin sesi her yerden geliyordu: "Demek böyle oynamak istiyorsun babacık? Tamam, oynayalım!"
Deatse zifiri karanlığın içinde gezinirken hiçbir çıkış yolu bulamıyordu. Karanlık Rei dalga geçiyordu: "Hadi bulsana beni! Yoksa babam değil misin?"
Deatse içinden endişeyle düşündü: "Güçlerimi çok uzun zamandır kullanmıyorum. Kullanırsam Rei’ye zarar verir miyim? Eğer şiddetli bir darbe uygularsam hem Rei’nin hem de dünyanın sonu gelir."
O an yanına Deather Kılıcı’nın zihin formu geldi. "Bu aptal veledi bu belirsizlikle yenemezsin Deatse. Bir nevi ondan intikam almamız gerek."
"Buradaki bilinci yok etmekten korkmasam kurtulurdum," dedi Deatse. "Ama risk çok büyük."
"O zaman güç kullanma sırası bende," dedi Deather Kılıcı ve parmağını şıklattı: "Ölüm!"
Karanlık alan bir anda tuzla buz oldu ve her yer bembeyaz bir boşluğa dönüştü. Deather Kılıcı şaşkınlıkla etrafa baktı: "Anlaşılan bizim aptal veled sandığımız kadar aptal değilmiş. Zihnini katmanlara ayırmış."
Deatse, "Bize bu bilinçaltını iyi yönetebilecek biri lazım," dedi.
"Aslında iki kişi tanıyorum," dedi kılıç. "Ama onlar kendi çıkarları olmadıkça asla yardım etmezler."
"Ne isterlerse veririm!"
"Rei’yi isterler..."
Deatse başını öne eğdi. "Kendimi ilk defa bu kadar aciz hissediyorum."
Karanlık Rei, beyaz boşluğun ötesinden belirdi. "Aaaa, yapma böyle şeyler baba! Sana yakışmıyor." Yavaş adımlarla normal Rei’nin kilitli olduğu kafesin yanına gitti. Demir parmaklıklara dokunarak fısıldadı: "Biz çok değerliyiz... Ve bu değerin hakkını da vermeliyiz."
