32. bölüm · Midnight Memories
32. Bölüm: Black Eye ve İlk Sözleşme
Zamanın akmadığı o sonsuz çölün tam ortasında, 5 yaşındaki esmer çocuğun etrafında toplanan Hükümdarlar, gökyüzünden yankılanan o buz gibi sesi dinlemeye başladılar: "Size en baştan beri anlatmak istediğimi anlatacağım."
Winder’ın bu sözleriyle birlikte, esmer çocuğun hemen önünde yüzleri tamamen bulanıklaşmış, otuzlu yaşlarında bir kadın ve bir erkek belirdi. Kıyafetleri eski ve yırtıktı. Erkek olan, küçük çocuğa acımasızca, suratını dağıtacak sertlikte bir tokat attı.
"Yine dışarıda götünü gezdiriyorsun, değil mi?!" diye kükredi adam. Kadın ise nefret dolu bir sesle ekledi: "Laf anlamıyor ki... Bir aile sözü dinlese, hiç böyle dayak yemeyecek!"
Bu vahşeti gören Saylox ve Deatse öfkeyle esmer çocuğa doğru koştular. Ancak çocuğun etrafında aşılmaz, görünmez bir bariyer vardı; ne kadar zorlasalar da kimse içeri sızıp onu kurtaramıyordu.
Docelo, soğukkanlılıkla kollarını bağladı. "Boşuna uğraşmayın," dedi. "Şu an yaşananlar sadece geçmişte kalmış gerçek bir olayın canlandırılması."
Bunun üzerine herkes durdu ve çaresizce Winder’ın küçüklüğünü, uğradığı zulmü izlemeye devam etti.
Çölün Ortasındaki Cinayet
Geçmişteki çocuk Winder, boğazındaki ağır iltihap yüzünden tek bir kelime bile edemiyor, sadece kısık sesler çıkarabiliyordu. Babası, çocuğun kıyafetinin yakasından tuttuğu gibi onu çuvalların olduğu yere doğru sürükledi. "Hediye gibi yatma orada, hemen çuval taşımaya hadi!"
Çuvalların her biri en az 60 kilogram ağırlığındaydı. 5 yaşındaki Winder, el hareketleriyle bunu kaldırmasının imkansız olduğunu anlatmaya çalıştı. Babası suratına bir tokat daha indirdi: "Çek lan ellerini, taşımaya başla!"
Winder titreyen kollarıyla çuvalı kavramayı denedi, ama gücü yetmedi. Babası arkasından bir darbe daha vurdu. Çocuk tekrar denedi, çuval milim oynamadı. O sırada çölün diğer taraflarında da korkunç bir manzara vardı; başka erkek çocukların babaları da iş yapamadıkları için evlatlarını ölesiye dövüyordu.
Winder, yediği tokatların ve maruz kaldığı acının getirdiği ani bir cinnetle babasının cebindeki çakıyı fark etti. Çevik bir hamleyle çakıyı kapıp babasının gövdesine sapladı!
Babası irkildi, çakıyı vücudundan tek hamlede çıkarıp fırlattı. Yüzünde sadist bir gülüş belirdi. "Zamanında az bıçak darbesi almadım ben veled!" dedi ve Winder’ı altına alarak o çakıyı tam karnından sapladı. Acımasızca, defalarca sokup çıkardı... Küçük çocuk oracıkta, kanlar içinde hayatını kaybetti.
Seyirciler arasındaki Docelo, sıkılmış bir tavırla sordu: "Biz bunları neden izliyoruz?"
Deatse, elindeki Deather Kılıcı’nı sıkarak, "Kötü bir çocukluğu olmuş," diye mırıldandı. "Zamanında ben de birisini kurtarmak için ölmüştüm, sonrasında Ölüm Hükümdarı olarak dirildim. Süreç hep benzerdir."
Gökyüzünden Winder’ın sesi tekrar yankılandı: "Hikaye bitmedi..."
Docelo üsteledi: "Hükümdar olmak için evrene büyük bir iyilik, önemli bir şey yapmış olman gerekmez mi? Bundan sonrasını tahmin ediyorum ama senin burada hiçbir iyiliğin yok."
"Görmediğin şeyler için bu kadar emin olma doktor," dedi Winder.
Karanlık Hükümdarı: Black Eye
Çölün üzerinde sahneler hızla değişti. Çocuk Winder’ın öldüğü anın hemen öncesi canlandı. Küçük Winder, çölün ortasında yalnız başına, bitkin bir halde yürüyen bir yabancıya doğru koşuyor ve ona bir tas su uzatıyordu. Yabancının üzerinde o kadar çok kıyafet vardı ki yüzü, gözü hiçbir yeri gözükmüyordu.
Yabancı suyu minnetle içti. Suyu bitirdiği an, etrafında gizemli sinsi sisler oluşmaya başladı. Arkasını dönüp giderken kalın, derinden gelen bir sesle fısıldadı: "Bu yaptığın iyiliğin hakkını elbet alacaksın."
Saylox hayretle, "Demek bu sayede Hükümdar olmuş..." dedi.
O an çocuk Winder’ın bedeni ortadan kayboldu. İçinde bulundukları çöl ortamı bir anda yarılarak yerini sonsuz, zifiri karanlık bir Uzay Boşluğu’na bıraktı. Havada süzülen o su verilen yabancı tam karşılarındaydı. Artık boyu devasaydı; üzerinde hiçbir motif, süsleme olmayan simsiyah bir kıyafet, yüzünde ise yine simsiyah, pürüzsüz bir maske vardı. Ten rengi bembeyazdı ve saçları arkada siyah bir topuz yapılmıştı.
Çocuk Winder, bu devasa varlığın karşısında titreyerek sordu: "Ben neredeyim? Ve siz kimsiniz?"
Maskeli yabancı konuştu: "Bana Black Eye diyebilirsin. Burada olma sebebin, dünyada yaptığın o tek bir hareketten kaynaklı."
Winder korkuyla ağlamaya başladı: "Lütfen çok özür dilerim! Lütfen beni affedin! Bilerek olmadı... Babama zarar vermek istemedim, aniden oldu!"
Black Eye’ın maskesinin arkasından sakin bir ses yükseldi: "Ben seni yargılamak için buraya getirmedim çocuk. Seni bir Hükümdar yapmak için getirdim."
"Hükümdar mı? O da ne?"
"Hükümdarlar, insanları mutlu mesut yaşatan özel insanlardır. Bu bahsettiğim kişilerin özel güçleri olur ve bu güçlerle insanlığa yardım edersin."
Küçük Winder şaşkınlıkla, "Bunu ben yapabilir miyim ki?" diye sordu.
"Bana su vermiştin, hatırladın mı?" dedi Black Eye. "Hani çölün ortasında çok fazla kıyafet giymiştim, yüzüm bile gözükmüyordu..."
"Evet, hatırladım!"
Sözleşme ve Yeni Hayat
Tam o esnada, turnuva alanından çöl boyutuna sürüklenen seyirciler bu duygusal hikayeden sıkılarak gür bir sesle yeniden yuhalamaya başladılar. Winder’ın sabrı tamamen tükendi; çölde yükselen sinsi sislerden simsiyah zincirler oluşturarak yuhalayan tüm seyircileri tek tek bağladı, ağızlarını da bu zincirlerle mühürledi. Artık çıt çıkmıyordu.
Deatse, maskeli adamı incelerken, "Bu adamda bir şeyler var..." dedi endişeyle. "Sandığımız gibi basit, sıradan birisi değil."
Deather Kılıcı, "Bırakalım da hikayesini anlatsın Deatse," dedi. "Asıl amacını ancak o zaman anlarız."
Uzay boşluğundaki anı devam ediyordu. Black Eye, çocuğa doğru eğildi: "O gün o çölden bin kişi geçmişti ve o kavurucu sıcakta kimse bana su vermedi. Bir tek sen verdin. Üstelik, ailenin seni dışarıda bir yabancıyla gördüğünde öldüresiye döveceğini bile bile yaptın bunu. Bu dünyaya ancak senin gibi merhametli insanlar Hükümdarlık yapabilir. Ama seni zorlamayacağım; istersen teklifimi kabul edip Hükümdar ol, istersen dünyada yaptıklarının yargısını çek."
Çocuk Winder hiç düşünmeden, "Hükümdar olacağım!" dedi.
Black Eye elini çocuğun kafasına koydu: "O zaman seni Aura Hükümdarı ilan ediyorum."
"Aura Hükümdarı da ne?"
"Bunu anlatmak şu an sadece zaman kaybı yaratır. Zaten birazdan şu anı tamamen unutacaksın."
Küçük Winder, gitmeden önce merakla sordu: "Sanırsam siz de bir Hükümdarsınız... Siz ne Hükümdarısınız?"
Black Eye’ın maskesi karanlıkta parıldadı: "Karanlığın Hükümdarıyım. Veya sadece Karanlık Hükümdarı diyenler de var... Neyse, görevinin başına evlat."
Winder gözünü açtığında, çölde yaşayan bambaşka bir ailenin bebeği olarak yeniden dünyaya gözlerini açtı. Bu yeni anne ve babanın yüzü de geçmişteki gibi bulanıktı.
Seyirciler arasında duran Deatse dehşet içinde bağırdı: "Nasıl yani?! Nasıl kendisinin Hükümdarlık sözleşmesini hatırlayabilir? Biz dahil çoğumuz eski yaşamımızı, o anı hiç bilmeyiz, tamamen unuturuz!"
Deather Kılıcı, "Hikayesinde buna yer vermiş işte," diye homurdandı. "Bilinçli olarak bu anıyı saklamayı başarmış."
Docelo ise gözlerini kısmış, delice bir hırsla izliyordu sahneyi. İçinden, "Bu bilgilerden daha fazlası gerek bize..." diye geçirdi. "Bunlar ileride çok ama çok işime yarayacak. Bir Hükümdar’ın yaratılış kodları..."
Çöl boyutundaki sahnede, bebek Winder ağlarken, geldiği yeni aile çölün en zengin, en nüfuzlu ailesiydi. Yeni anne ve babası bebeği kucaklarına alarak aynı anda hayranlıkla mırıldandılar:
"Ne kadar harika, ne kadar kusursuz bir bebeğimiz oldu..."
