75. bölüm · Midnight Memories
75. Bölüm: Binadaki Gölgeler ve İlk Çarpışma
Saylox, Cennet’teki büyük toplantının ardından yeryüzüne dönmüştü ancak içindeki o huzursuzluk katlanarak büyüyordu. Gözer’in başına gelen o korkunç sonu, onun en ufak parçalarına kadar yok edildiğini henüz bilmiyordu. Sahilde durmuş, elindeki gizemli mektuba bakarken kendi kendine mırıldandı: "Şu dünyayı kana bulayan Hükümdarların izini sürmeden önce, bir şekilde Eyer’i bulmam lazım. Nasıl bulabilirim acaba?"
Aynı dakikalarda Eyer, her zamanki gibi şehrin en devasa gökdeleninin en üst katında, rüzgarlı helikopter pistinde dikiliyordu. Aşağıdaki ışıklı şehre bakarak soğukça gülümsedi: "Bizim küçük melek gerçekleri çok çabuk görmek istiyor... Madem bu kadar hevesli, biz de onu kırmayalım."
Eyer’in bu sözleriyle eş zamanlı olarak, Saylox’un elinde tuttuğu mektubun üzerindeki koordinatlar bir anda büyülü bir ışık gibi yanıp sönmeye başladı. Saylox şaşkınlıkla kağıdı inceledi. Mektubun üzerindeki eski konum tamamen silinmiş, yerine yeni bir adres belirmişti. Saylox, "Sanırım gitmem gereken gerçek yer şu an burası..." dedi. "Ama acaba burası neresi?"
Tam o sırada, sahil şeridinden kendi halinde geçen, kafasına kapüşonunu geçirmiş ergenlik çağında bir genci fark etti. Saylox hemen ona doğru adımlayarak, "Merhabalar," dedi nazikçe. "Acaba bu mektup üzerinde yazan konumun neresi olduğunu biliyor musunuz? Bana tarif edebilir misiniz?"
Kapüşonlu genç, donuk bakışlarla mektubu Saylox’un elinden aldı, koordinatları inceledi ve mekanik bir sesle, "Beni takip et," dedi. Saylox neşeyle gülümsedi: "Yardımınız için şimdiden çok teşekkürler!"
Gökdelenin Tepesindeki Sır
Saylox ve kapüşonlu genç, şehrin merkezindeki o devasa gökdelenin önüne geldiklerinde, binanın en üst katındaki helikopter pistinde bambaşka bir hareketlilik vardı. Pistte yan yana duran iki tane Eyer ve onların hemen yanında, gevşek bir tavırla dikilen Docelo bulunuyordu.
Docelo, esneyerek yanındaki Eyer’e döndü: "Cidden anlamıyorum... Bu melek bozuntusuyla bu kadar uğraşmaya gerek var mıydı gerçekten?"
Kendini "Gerçek Eyer" olarak tanıtan varlık, gözlerini aşağıya dikerek cevap verdi: "Bu dönemlerde dünyada çok fazla melekle karşılaşıyorum Docelo. Ve bu aşağıdaki meleğin de durup dururken, bir anda bana saldırmayı kafaya koymasının arkasında elbet büyük bir neden olmalı."
Docelo sıkılmış bir şekilde, "İşleri hızlı bitirmeye odaklanalım bence," dedi. "Aşağıda, şehrin sokaklarında beni bekleyen düzinelerce tatlı var."
Gerçek Eyer, "Sadece izlemeni tavsiye ederim," diye mırıldandı.
Docelo, şüpheci bir gülüşle sordu: "İyi de, ben ne zaman gerçek seni göreceğim? Karşımda duran senin, gerçek Eyer olduğundan bile şüpheliyim."
Gerçek Eyer kaşlarını kaldırdı: "Neden? Ben gerçek değil miyim yani?"
Docelo alaycı bir sesle, "Senin o asıl Eyer olmadığını, onun ürettiği o kusursuz yapay varlıklardan biri olduğunu çok iyi biliyorum," dedi. "Ama beni asıl şaşırtan konu, diğer kuklaların aksine senin kendine ait bir iradenin olması. Üstelik beklediğimden ve tahmin ettiğimden çok daha güçlü bir yapay varlıksın."
Sahte olmasına rağmen lider konumunda olan Eyer, bu sözleri onayladı: "Evet, belki tamamen orijinal, gerçek Eyer değilim... Ama inan bana, gerçeğinden de pek bir farkım yok."
Docelo omuz silkti: "Bunu birazdan görecez."
Mezar İllüzyonu
Aşağıda ise Saylox, binanın heybetine bakarak yanındaki gence döndü: "Burası o büyük bina, değil mi? Geldik mi?"
Kapüşonlu genç, yavaşça kafasını kaldırdı. Gözlerindeki o boş ve karanlık ifadeyle, "Evet," dedi. Ardından aniden cebinden keskin bir meyve bıçağı çıkardı. Ses tonu tamamen değişmişti: "Ama bu bina senin mezarın olacak!"
Saylox ne olduğunu anlayamadan, "Nasıl yani?" diye sordu.
O anda genç, elindeki meyve bıçağını hiç tereddüt etmeden kendi göğsüne sapladı. Yukarıdaki Gerçek Eyer, kuklasının görevini tamamladığını görerek uzaktan tek bir zihinsel komutla ergeni yok etti. Genç, saniyeler içinde parıldayarak parçalandı ve tamamen yok oldu.
Saylox, gözlerinin önünde yaşanan bu ani patlamayla sarsıldı. Etrafa saçılan ışık tozlarına bakarak şaşkınlıkla mırıldandı: "Bu... Bu nasıl oldu şimdi? Şey, ergencik... Yardım ettiğin için sağ ol ama bu hale nasıl girdin acaba? Bana da söyler misin?"
Ortamda hiçbir ses yükselmeyince Saylox derin bir nefes aldı: "Sessizlik güzeldir... Neyse, binaya girelim bakalım."
Demir ve Çelik
Saylox binanın kapısına doğru yönelecekken, yukarıdaki helikopter pistinde duran diğer Eyer, muazzam bir hızla binanın tepesinden aşağıya doğru atladı. Havayı yararak büyük bir gürültüyle yere indi ve Saylox’un hemen arkasında belirdi. Soğuk bir sesle tısladı:
"Kapılar sana kilitli."
Saylox, arkasından gelen sesle hızla geriye döndü. Karşısındaki tanıdık yüzü görünce gözleri kısıldı: "Seni biliyorum... Sen dünyaya zarar veren Hükümdarlardan birisin. Ve maalesef seni yok etmem lazım."
Eyer, ellerini kaldırarak parmaklarını kütletti. Kollarında, karanlık bir enerjiyle dövülmüş kırılmaz demir kolluklar takılıydı: "Sözde icraati sevmem. Bana gerçek bir icraat göster. Hadisene!"
Saylox, yüzündeki o ciddi ifadeyi bozmadan mırıldandı: "Acele işe şeytan karışır derler... Ama rakibi bekletmek kabalık olur."
Bu sözlerin ardından Saylox, içindeki tüm ilahi enerjiyi serbest bıraktı ve hızlıca melek formuna geçti. Sağ elini havaya kaldırdığı an, normalde her zaman kullandığı o kendi kılıcı parıldayarak avcunun içinde belirdi:
"Ben hazırım!"
Eyer, vahşi bir gülümsemeyle ileri atıldı. Saylox da elindeki kılıcıyla birlikte korkunç bir hızla onun üzerine doğru koştu. İki büyük güç, gökdelenin gölgesinde büyük bir öfkeyle birbirine doğru uçtu. Saylox’un kılıcı ile Eyer’in demir kolluklarının çarpışması ile bölüm biter.
