107. bölüm · Midnight Memories
107. Bölüm: Anılar, Şaşırtmayan Unvanlar ve Gizli Pişmanlık
Eyer, ellerinin arasında tuttuğu tozlu Anılar Kitabı’nın sayfalarını yavaşça çevirmeye başladı. Fakat sayfaların hepsi bomboştu... Kitapta tek bir yazı veya resim bile yoktu.
Eyer hafifçe gülümsedi. Kitabı kapatıp aldığı yere, masanın üzerine nazikçe geri koydu. Kendi kendine fısıldadı:
"Fotoğrafını çekemesem de bu kitap sayesinde çekmiş gibi davranmak... Tam da benim gibi bir yaşlıya yakışır bir hareket."
Cennet’teki Çaba ve Saf Bakış
O esnada Rei, Cennet’in zemininde hâlâ kan ter içinde boyut yarığı açmaya çalışıyordu. Ama ne yaptıysa tek bir kıvılcım dahi çıkaramamıştı.
O sırada yanına kapalı gözlü, nurlu meleklerden biri süzüldü. Şaşkınlıkla Rei’nin hareketlerini izledikten sonra sordu:
"Acaba niye böyle tuhaf hareketler yapıyorsun? Delirdin mi acaba?"
Rei nefes nefese doğruldu:
"Hayır... Sadece yarık açmam gerek. Yarık açayım ki Cennet Hükümdarı’nı bulabileyim."
Melek saf bir merakla baktı:
"Yarık açmak kolay değil mi?"
Rei başını salladı:
"Daha önce hiç açamadım, bu yüzden bilmiyorum."
Melek:
"Sanırım insanlar için zor..."
Rei kendini düzeltti:
"Doğrusu ben tam olarak insan değilim. Ben Baş Hükümdar’ım."
Melek ifadesini hiç bozmadı:
"Güzelmiş... O zaman niye yarık açamıyorsun?"
Rei mahcupça gülümsedi:
"Hiç üstüne düşmedim doğrusu. Burada ilk defa öğrendim böyle bir şeyi."
Melek:
"O zaman denemeye devam et."
Rei:
"Öyle yapıyorum zaten... Bu arada, genelde kime 'Baş Hükümdar'ım' desem, Hükümdarları bilen kişiler hep çok şaşırır. Sen niye hiç şaşırmadın?"
Melek dingin bir sesle yanıtladı:
"Niye şaşırayım? Baş Hükümdarsan bir sorumluluğun vardır. Yani sevinmek veya şaşırmak benim için doğal bir tepki olmaz. Bizi sevindiren ve şaşırtan tek kişi Cennet Hükümdarı’dır. O yüzden sen bizim için sadece Dünya’dan gelen bir insansın. Seni küçümsemek istemedim ama... Kimse Cennet Hükümdarı gibi olamaz."
Rei etkilenmişti:
"Bayağı merak etmeye başladım... Bu kadar saygı gören bir Hükümdar’ı ilk defa göreceğim."
Melek süzülerek geriledi:
"Neyse, ben seni tutmayayım."
Melek oradan uzaklaşırken Rei içinden geçirdi:
‘Acaba bu kadar çok sevilen biri nasıl görünüyordur?..’
Rei, komik ve çeşit çeşit hareketlerle yarık açma denemelerine kaldığı yerden devam etti.
Excaltan’ın Yükü ve Saylox’un Anısı
Cennet’in gizli Toplanma Binası’nda ise Excaltan tek başına duruyordu. Yanına neşeyle Saymile girdi:
"Nasılsınız Excaltan?"
Excaltan sakince döndü:
"İyiyim... Sen nasılsın?"
Saymile kocaman gülümsedi:
"Sizin gibi harika olmasam da harikayım!"
Excaltan derin bir iç çekti:
"Beni en değerli varlık olarak görmeyin. Ben sadece yapmam gerekeni yapan bir meleğim."
Saymile karşı çıktı:
"Ama Cennet için yaptıklarınız hiç unutulur mu?"
Excaltan alçakgönüllülükle başını salladı:
"Benim yerimde kim olsa aynısını yapardı... Ama yine de herkesi kurtaramıyorum. Saylox yok oldu... İllaki duymuşsundur."
Saymile’ın yüzündeki neşe bir anlığına hüzne dönüştü:
"Evet... Kötü oldu."
Excaltan gözlerini yere indirdi, vicdan azabıyla konuştu:
"Eğer onu Araf yerine başka bir yerde cezalandırsaydım, şu an Saylox yaşıyordu..."
Saymile onu teselli etmeye çalıştı:
"Olan oldu... Saylox iyi biriydi. Başımıza dert açsa da yüzünden hiçbir zaman gülümsemesi eksik olmazdı. Yok olduğuna bazen ben de hâlâ inanamıyorum. Ama kendinizi suçlu hissetmeyin Excaltan. Saylox sevdikleri için kendini feda etti... Bu yüzden onun için üzülmek yerine gülümsemeliyiz."
Excaltan kısık bir sesle fısıldadı:
"Keşke ona kendisini yok edecek o yeteneği söylemeseydim..."
Saymile dik durdu:
"Ne dedim ama? Şu an onun için gülümseyip yolumuza devam etmeliyiz! Dediğiniz gibi yakında savaş olacaksa, bunu hem Cennet halkı için hem de Saylox için kazanmalıyız!"
Excaltan burukça gülümsedi:
"Haklısın..."
Saymile neşeyle elini salladı:
"İşte böyle! Neyse, ben kaçtım!"
Saymile odadan çıkıp gitti.
Yapayalnız kalan Excaltan, binanın devasa penceresinden dışarıya, Cennet’in huzurlu ışıkları altında süzülen meleklere baktı. Kendi kendine fısıldadı:
"Melekler... Umarım savaşı kazanırsınız."
