103. bölüm · Midnight Memories
103. Bölüm: Felsefe, Yarık ve Cennet’in Kapısı
Rei, Dünya'nın sessiz bir köşesinde tek başına kalmış, düşüncelerle boğuşuyordu.
‘Cennet güzel bir yerdir, hoş bir yerdir ama Cennet’e nasıl gideceğim?’ diye geçirdi içinden. ‘Acaba ölsem mi?.. Ama o zaman tekrar diriliyorum. Sürekli ölsem ne olur acaba? Sanki sadece acı çekerim ve yine dirilirim. Şu meleklerden birini bulursam belki Cennet’e götürebilirler beni. Ama etrafta nerede melek bulunur ki?’
O esnada, hiç beklenmedik bir şekilde Rei’nin hemen yakınından Lihterya yürüyerek geçti. Aldığı ağır yaraları tamamen iyileştirmişti. Kendi kendine mırıldanıyordu:
‘Şu Samanyolu Galaksisi’nin Hükümdarı başıma iş çıkarmasa şu an plan daha da ilerideydi. Şimdi ise Black Eye’ın peşine düşmemiz gerekiyor...’
Rei, Lihterya’nın mırıldanmalarını duydu. Hızla ona doğru adımladı:
"Sen Lihterya mısın?"
Lihterya’nın gözleri fal taşı gibi açıldı! Bir anlık şaşkınlığın ardından sinsi bir tebessüm takındı:
"Rei? Seni burada görmek ne hoş..."
(İçinden: 'Bak bu işe yarayabilir...')
Rei bıkkın bir edayla konuştu:
"Beni Cennet’e götür."
Lihterya şaşırdı:
"Ne? Cennet’e gidip ne yapacaksın?"
Rei omuz silkti:
"Havasını merak ettim."
Lihterya içinden, ‘Sanırsam olaylardan habersiz...’ diye düşündü.
Rei devam etti:
"Sana fazla güvenmiyorum ama etrafta gördüğüm tek melek sensin."
Lihterya sırıttı:
"Sanırım Samanyolu Galaksisi’nin Hükümdarı sana yaşananları söylemiş... Niye sana yardım edeyim o zaman? Sonuçta amacımı biliyorsun. Ve seni Cennet’e götürürsem başıma gelecek olanlar belli değil mi? Beni yok edeceklerdir! Eğer o uykucu sana her şeyi anlattıysa, bil ki Cennet halkına da anlatmıştır. Sonuçta onlara göre hainim."
Rei soğuk bir sesle:
"Hainsin zaten. Yaptıklarını hiçbir Hükümdar yapmazdı. Docelo dışında kimse bu kadar ileri gitmezdi."
Lihterya kafasını salladı:
"Siz anlamazsınız ne yapmak istediğimizi... Ama planımız başarılı olursa —ki olacaktır da— o zaman aslında hain değil, bir kurtarıcı olacağız!"
Rei öfkelendi:
"Saylox’a olanlar boşuna olmadı!"
Lihterya umursamazca araya girdi:
"Melek Hükümdarına olması gerekenler oldu. Çok fazla ortalık karıştırıyordu. Hem onun laneti zaten onun sonunu getirirdi."
Rei kaşlarını çattı:
"Lanet mi?"
Lihterya, Saylox’un tüm geçmişini, aldığı ağır laneti bir çırpıda Rei’ye anlattı. Ardından ekledi:
"Ve o laneti bulaştıran kişileri de önceden ben ayarlamıştım. Ama işe yaramadı. Hiçbir zaman pes etmedi... Ve pes etmemesi bu sefer sonunu getirdi."
Rei tiksintiyle baktı:
"Sen varlıkların hayatını oyuncak olarak mı görüyorsun?"
Büyük Çöküş ve Çarpık Adalet
Lihterya derin bir nefes aldı:
"Bak sana ne diyeceğim... Hükümdarlık nedir Rei?"
Rei bir an duraksadı:
"Konumuzla ne alakası var?"
Lihterya:
"Önce cevap ver, sonra konuyla bağlantısını kuracağım."
Rei:
"İnsanlara yardım etmek mi?"
Lihterya parmağını salladı:
"Aynen öyle! Her Hükümdarın temel görevi insanlara ve varlıklara yardım etmektir. Peki... Hiç görevini yapan bir Hükümdar gördün mü? Ya da yapan gördüysen, sayıları 10 kişiyi geçer mi?"
Rei düşündü, verecek net bir cevap bulamadı:
"Ne olmuş ki?"
Lihterya işaret parmağıyla Rei’yi gösterdi:
"Bunlara sen de dahilsin! Hükümdarların %98’i görevini yapmıyor, gücünü sadece kendi istekleri için kullanıyor. Ve bizim amacımız bu oranı 0’a indirmek! Herkes görevini yapmalı."
Rei kararsızca sordu:
"Hükümdarları zorlamanın ne anlamı var?"
Lihterya sesini yükseltti:
"Fark ettin mi Dünyanın son halini?! Ülkeler birbirine sebepsiz savaş açıyor, açlık çoğaldı, aşklar kurudu, aile kavramı kalmadı, hayvanların soyu tükeniyor! Sence böyle giderse Hükümdarlar ve Dünya daha ne kadar dayanabilir? 10 yıl mı, 20 yıl mı? Benim hesabıma göre 15 yıl en fazla! 15 yıl sonra Dünyada canlılar için tek bir taş parçası bile kalmayacak, son gelecek! O yüzden harekete geçmemiz gerek. Eğer anladıysan amacımızı, ona göre hareket edersin."
Rei başını salladı:
"Amacınız mantıklı değil. İnsanlar ve canlılar zor durumlarda olabilir ama yaptığınız şey Hükümdarları bitirir!"
Lihterya sertçe Rei’nin sözünü kesti:
"Bazen azınlık ölmeli ki üst gruplar korksun!"
Rei haykırdı:
"Keyfinize göre katliam yapamazsınız!"
Lihterya elini salladı:
"Kendimi yoramayacağım... Demem gerekeni dedim. Cahil bir Hükümdara laf anlatamam. Hatta babanın halini gördüğün halde..."
Rei gergince kestirip attı:
"O konu beni ilgilendirir."
Lihterya parmağını şıklatarak yanlarında simsiyah bir boyut yarığı açtı:
"Tamam, gir içeri. Sana Cennet’e giden yolda başarılar... Ama yakında çok büyük bir savaş olacak, hazırlıklı ol. Eğer hazırlıksız olursan seni çiğnerler."
Rei:
"Ne demeye çalışıyorsun?"
Lihterya sinsi bir gülümsemeyle:
"Zamanla anlarsın... Zamanın Çocuğu."
Rei:
"Seninle daha fazla konuşmak istemiyorum."
Rei arkasını dönüp yarığın içine adım attı. Yarık arkasından anında kapandı.
Plan İçinde Plan
Rei gittikten hemen sonra, Lihterya’nın arkasından gölgelerin arasından Yellow Eye belirdi. Bedenini tamamen yenilemişti.
Yellow Eye soğuk bir sesle sordu:
"Uyardın mı?"
Lihterya arkasını dönmeden gülümsedi:
"Senin buralarda olduğunu tahmin ediyordum."
Yellow Eye:
"Amaçlarından birinin Rei’ye yardım etmek olduğunu biliyorsun..."
Lihterya alayla kıkırdadı:
"Ama açtığım yarık onu biraz ters köşe yapacak. Onu Cennet’in merkezi yerine, merkeze en uzak kata yolladım. Mantıkta Cennet’te ama istediği yerde değil."
Yellow Eye uyardı:
"Rei’ye zarar gelmemeli."
Lihterya:
"Cennet’te başına bir şey gelmez. Hem sen Sun ve Luna ile uğraşmıyor muydun? Ne oldu onlara?"
Yellow Eye başını kaldırıp gökyüzüne, aynı anda parıldayan Güneş ve Ay’a baktı:
"Büyük savaşta olacaklar..."
Lihterya’nın yüzünde karanlık bir gülümseme belirdi.
Cennet’e İlk Adım
O sırada Rei, boyut yarığından dışarı adımını attı.
Burası gökyüzünün ötesinde, altından bulutların süzüldüğü, göz alıcı ışıkların ve devasa mimarilerin yükseldiği Cennet’in merkeze en uzak katıydı. Etraftaki huzur ve görkem karşısında Rei’nin büyülenmiş gözleri etrafta gezindi:
"Burası... Gerçekten çok güzel."
