72. bölüm · Midnight Memories
72. Bölüm: Yapay Bir Hayatın Son İllüzyonu
Gözer, elinde binbir çeşit köpek maması poşetiyle neşeyle evinin kapısına kadar gelmişti. İçinde, hayatında ilk defa bir canlıya yardım etmenin, onun sorumluluğunu üstlenmenin verdiği o tarif edilemez insani sıcaklık vardı. Heyecanla parmağını uzatıp zile bastı. Ancak içeriden hiçbir ses gelmedi.
Gözer kaşlarını çatarak zile birkaç kez daha, ısrarla bastı. Sokaktaki o sessizlik evin kapısına da sirayet etmiş gibiydi. Kendi kendine mırıldandı: "Bu işte kesinlikle bir iş var... Sonuçta benim yapay ailemin bu dünyadaki tek görevi evde oturup bana bakıyormuş gibi yapmak. Bu yüzden neredeyse hiçbir zaman evden dışarı çıkmazlar."
İçindeki analitik sensörlerin alarm vermesiyle Gözer, elindeki ağır mama poşetlerini usulca yere bıraktı. Omzuyla kapıya yüklenerek kilidi zorladı ve sert bir hamleyle kapıyı kırarak içeri daldı. Karanlık koridora doğru endişeyle seslendi:
"Anne? Baba? Köpeğim... Neredesiniz?"
Tam o anda, arkasındaki karanlıktan fırlayan bir gölge, Gözer’in sırtına korkunç bir güçle tekme attı. Darbenin şiddetiyle dengesini kaybeden Gözer, sertçe yere yığıldı. Acıyla inleyerek sırtını döndüğünde, karşısında dikilen figürü gördü. Bu, soğuk ve ürpertici bakışlarıyla ona bakan Eyer’di.
Gözer şok içinde, "Sen... Senin burada ne işin var?" diye sordu.
Eyer, ellerini arkasında birleştirerek buz gibi bir sesle cevap verdi: "Hiç... Sadece çöpleri hak ettikleri çöp kutusuna atıyorum."
Gözer, karşısındaki varlığın yaydığı enerjiyi taradıktan sonra gözlerini kıstı: "Sen gerçek Eyer değilsin. Sen de benim gibi yapay bir varlıksın... Onun birebir aynısısın."
Karşısındaki sahte Eyer, hafifçe gülümseyerek başını eğdi: "Bunu bu kadar çabuk anlaman beni şaşırtmadı kızım."
"Gerçek Eyer gibi davranmayı hemen kes!" diye bağırdı Gözer, yerden destek alarak doğrulmaya çalışırken. "Ne istiyorsun?"
Sahte Eyer, "Şu ana kadar sana emanet olarak verdiğimiz her şeyi geri almaya geldim," dedi acımasızca. "Buna o sokaktan bulduğun köpek de dahil."
Gözer’in yüreği sıkıştı: "Köpek mi? Yoksa... O köpek en baştan beri bilerek, sizin planınız dahilinde mi benim karşıma çıkarıldı?"
"Bizim ne kadar zeki ve her detayı planlayan varlıklar olduğumuzu çok çabuk unutuyorsun," dedi Eyer. "Sen, sana verilen gizli görevi her ne kadar kötü ve isteksizce de olsa nihayet tamamladın. Artık senin için de sonu getirme vakti geldi. Ama bunca zaman bizim için veri ve bilgi topladığın için, sana küçük bir ödül vereceğim."
Gözer, savunma mekanizmalarının bloke edildiğini fark ederek dişlerini sıktı: "Bana hiçbir şey yapamazsınız!"
"Sana bu metalik vücudu, bu sahte bilinci ve hayatı bizzat biz verdik Gözer," dedi Eyer, ona doğru bir adım atarak. "Nasıl verdiysek, aynı şekilde geri almasını da çok iyi biliriz."
Gözer, çaresizlik içinde yalvaran gözlerle baktı: "Bana... Bana sadece 1 gün daha ver. Lütfen."
"Gün falan yok," dedi Eyer kesin bir dille. "Sadece sana vereceğim o ödülden bahsetmek istiyorum. En azından bu evrenden tamamen silinip yok olurken, kim olduğunu bilerek git. Sen aslında özgün bir şekilde, sıfırdan yaratılmış bir yapay zeka değilsin. Sen, bizim için çok önemli bir varlık olan, gerçekte yaşamış ve artık hayatta olmayan öz kızımızın birebir kopyasısın."
Gözer işittikleriyle sarsıldı, beynindeki tüm devreler dondu: "Nasıl yani... Nasıl kızınızın kopyasıyım?"
Eyer, anlatmaya devam etti: "Biz kopyalar... Genelde ya efendimiz gibi yaratılırız ya da tamamen özel, yapay bir görünüme sahip oluruz. Ama sen çok büyük bir istisnasın Gözer. Sen, bizim o kaybettiğimiz gerçek kızımız Gözer’in duygularıyla, görünüşüyle, jest ve mimikleriyle her şeyiyle onun birebir aynısı olan yapay bir kopyasın."
Gözer’in gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı: "Neden... Neden onun kızı olarak yaratıldım o zaman? Amacınız neydi?"
"Çünkü biz her şeyiyle yepyeni bir sayfa açmak istiyoruz," dedi Eyer, yüzündeki o donuk ifadeyi bozmadan. "Ve her şeyi tamamen yok ederek bu acılardan kurtulmak istiyoruz. Geride sadece bir tek sen kalmıştın. Kızımız zaten hayatta olmayınca, biz de senin üzerinden bir oyun oynamak istedik. Bir Hükümdar senin peşinde koşsun, sana bağlansın ve sen tam da hayatının en mutlu, en umutlu olduğu anlara ulaştığında... İşte tam o anda senin bu sahte hayatını onun ellerinden alalım dedik."
Gözer, ölümün soğuk nefesini ensesinde hissederken, gözünün önüne sabah ona sarılan, ona saatleri öğreten o neşeli melek geldi. Kısık bir sesle fısıldadı:
"Keşke... Keşke Saylox’a son bir kez veda edebilseydim. O, benim bu kısa ve sahte hayatım boyunca gördüğüm en temiz, en iyi varlıktı."
Eyer, duygusuzca başını salladı: "Merak etme. Son sözlerini o Melek Hükümdarı’na bizzat ileteceğim."
Gözer, gözlerini kapatarak son mesajını verdi: "Ona şunu söyle... 'Aydınlık her zaman en iyi yol olmasa da, hiçbir zaman bu yolda pes etme.'"
Eyer, sağ elini yavaşça havaya kaldırdı: "Son sözlerini de söylediğine göre... Artık o gözlerini bir daha asla açmamak üzere kapatma vaktin geldi."
Eyer, işaret parmağını doğrudan Gözer’in alnına doğru doğrulttu ve o soğuk sesiyle komutu verdi:
"Gözer... Halüsinasyon sonlansın."
Bu kelimelerin hemen ardından, Gözer’in vücudundaki tüm yapay çekirdekler ve enerji hücreleri korkunç bir aşırı yüklemeyle sarsıldı. Gözer, bir anda büyük bir gürültüyle patlayarak milimetrik, en ufak metal parçalarına ayrılarak odanın her yerine dağıldı. Ondan geriye sadece yerdeki köpek maması poşetleri kaldı.
Sahte Eyer, patlamanın ardından yan odaya doğru yavaş adımlarla yürüdü. İçeride, Gözer’in yapay anne ve babası ile sırtında siyah kalp deseni olan o küçük bembeyaz fino köpeğinin de saniyeler önce aynı acımasız kaderi paylaştığını, tamamen yok edildiğini gördü.
Eyer’in o mekanik, ifadesiz gözünden ufak, sıcak bir göz yaşı süzülerek yanağından aşağı kaydı. Kendi kendine mırıldandı:
"Ve son olarak... Sıra bende."
Eyer, bakışlarını boş duvara dikti: "Sonuçta ben, efendim için her şeyi yaparım."
İşaret parmağını bu kez kendi şakağına doğru tuttu ve o son, ölümcül komutu fısıldadı:
"Halüsinasyon sonlansın."
Evden yükselen hafif bir parıltının ardından sahte Eyer de aynı kaderi yaşayarak tamamen yok oldu. Ev, arkasında hiçbir iz, hiçbir yaşam belirtisi bırakmadan derin ve korkunç bir sessizliğe gömüldü.
