100. bölüm · Midnight Memories
100. Bölüm: Araf’ın Sonu ve Gölgelerin Kesişimi
Sam, durmaksızın saldırarak yumruğunu Lihterya’nın yüzüne doğru savurdu. Lihterya çaresizce elindeki yeni ışıktan mızrağı kalkan yaptı. Ancak Sam’in ezici yumruğu mızrağı bir kez daha cam gibi parçalara ayırdı.
Lihterya panikle anında yeni bir mızrak daha oluşturdu.
PAT!
Sam onu da tek hamlede kırdı. Lihterya pes etmeyip bir tane daha yaptı, Sam onu da tereddütsüz yıktı! Lihterya kanlar içindeki yüzü, parçalanmış gözü ve nefes nefese kalan bedeniyle geriye doğru sıçradı:
"Sen... Sen benim yenebileceğim bir rakip değilsin!"
Lihterya, Sam’in bir anlık boşluğundan faydalanarak gücünü son sınırına kadar zorladı ve hemen arkasında küçük bir boyut yarığı açtı. Yarığın içine adımlarken hırsla haykırdı:
"Seninle sonra hesaplaşacağız! İyileştiğimde her şeyin hesabını vereceksin!"
Lihterya yarığın içine girdi ve yarık anında kapandı.
Sam arkasından bakıp derin bir esneme çekti:
"Gittiği iyi oldu..."
Sam omzunu ovaladı:
"Bu alanda çok fazla yoruluyorum... Güçlerim de normalden daha kısıtlı."
Bir daha esnedi, gözleri kapanmak üzereydi:
"Aslında biraz kestirsem sorun olmaz..."
Sam hiç istifini bozmadan, Araf’ın o kasvetli zeminine uzandığı gibi oracıkta derin bir uykuya daldı...
Dünyadaki Gerçek Eyer
O sırada Lihterya, açtığı yarıktan Dünya’ya geçiş yaptı. Şehrin ara sokaklarında gizlenmiş küçük, mütevazı bir evin kapısını vurmadan içeri girdi. Lihterya bitkin bir halde içeri adım atar atmaz bağırdı:
"Umarım planın başarılı olur! Yoksa aldığım yaraların hesabını senden teker teker alırım!"
Odanın ortasında oturan kişi yavaşça kafasını kaldırdı. Bu kişi Eyer’di! Ancak Araf’ta Saylox ile dövüşen Eyer’den çok farklıydı... Saçları omuzlarına kadar uzanan, bembeyaz, normal kiloda, 50 yaşlarında bir görünüşe ve yüzünde hafif kırışıklıklara sahip Gerçek Eyer duruyordu karşısında.
Eyer sakince gülümsedi:
"Gelmene sevindim."
Lihterya hırladı:
"Eğer sen gerçek Eyer olmasaydın varya, şu an üstüne tüm melekleri salardım!"
Eyer oturduğu koltuktan yavaşça ayağa kalktı:
"Sakin ol, Aydınlık Hükümdarı..."
Eyer’in simsiyah olan göz rengi aniden değişti; sağ gözü kor gibi parlak bir kırmızıya dönüştü. Eyer derin bir sesle konuştu:
"Kargaşanın başlama sinyali Cennet Hükümdarı’na ulaşmış..."
Lihterya kolunu tuttu:
"Planına güveniyorum, Göz Hükümdarı."
Eyer adımlarını Lihterya’ya doğru attı:
"Senden bir isteğim olacak."
"Ne istiyorsun?"
Eyer’in kırmızı gözü parıldadı:
"Bana Black Eye’ı bulmanı istiyorum."
Lihterya şaşkınlıkla duraksadı:
"Black Eye mı?! O adam bir efsaneden ibaret! Gerçekte öyle biri yok!"
Eyer kendinden emin bir şekilde yanıtladı:
"Gözlerin beni yanıltmaz... Sen onu aramaya çık. İlla bir ipucu denk gelir."
Lihterya gözlerini devirdi:
"Bakarız... Ama öyle biri olmadığı için boşa uğraş veririz."
Lihterya evden çıktı. Sokakta yürürken içinden geçirmeden edemedi:
‘Acaba Black Eye’ı ne yapacak?.. Neyse, kendimi iyileştirmem gerek. Sonra ilgilenirim bu konuyla.’
Uyanış ve Dönüş
O sırada Sam, Araf’ın ortasında hâlâ mışıl mışıl uyumaktaydı. Aniden ayağına giren şiddetli bir krampla gözlerini fırlatarak sıçradı!
"Ağğh! Azıcık kestirmiştim, hemen kramp girdi... Neyse, birazcık da Dünya’da kestireyim."
Sam doğruldu, kenarda sakladığı gerçek Rei’yi kucağına aldı. Hemen önünde büyük bir boyut yarığı açıp içinden geçti ve Dünya’ya ulaştı.
Sam etrafına bakındı, sakin bir yer bulup kucağındaki Rei’yi yavaşça yere oturttu. Derin bir esneme daha çekip hemen Rei’nin yanındaki çimlere uzandı ve uykusuna kaldığı yerden devam etti.
O esnada Rei’nin Araf’ın zehriyle çöken ve adeta ölen vücudu, Dünya’nın atmosferine girer girmez hücresel olarak kendini yenilemeye başladı.
Tam 5 saat sonra...
Rei gözlerini aniden açtı! Hızla ellerine baktı, ardından etrafındaki yeşilliklere ve binalara bakıp doğruldu:
"Buraya ne ara geldim ben?! Saylox nerede?!"
Etrafına bakındığında hemen yanında mışıl mışıl uyuyan Sam’i gördü. Rei hemen öne atılıp Sam’i sarsarak uyandırmaya çalıştı. Tam 10 dakikalık yoğun bir uğraşın ardından Sam uykulu gözlerle hafifçe aralandı.
Rei sabırsızlıkla bağırdı:
"Neler oldu?! Hemen anlat!"
Sam gözünü kapatıp arkasını döndü, mırıldandı:
"Yarım saat daha..."
Rei çıldırma noktasına gelerek Sam’i tekrar sarsmaya ve uyandırmaya çalıştı...
