76. bölüm · Midnight Memories
76. Bölüm: Kanlı Aydınlık ve Acı Gerçek
Saylox, Eyer’in demir kolluklarından gelen korkunç darbenin şiddetiyle geriye doğru savrulup gökdelenin beton duvarına çok sert bir şekilde çarptı. Çarpmanın etkisiyle ortalık toz duman olurken, Saylox acıyla inleyerek hafif hafif yerden doğrulmaya çalıştı. Ancak Eyer, ona toparlanma fırsatı tanımak istemiyordu; beton zemini çökerterek Saylox’a doğru hızla koştu.
Saylox, üzerine gelen ilk ölümcül yumruktan kıvrak ve hafif bir manevrayla kurtulmayı başardı. Fakat Eyer’in saniyeler içindeki ikinci hamlesi çok hızlıydı; Saylox kaburgalarına aldığı bu hafif darbeyle sendeledi. Eyer, hiç beklemeden üçüncü ve en ağır darbesini indirdi. Saylox, aldığı bu son yumrukla birlikte büyük bir gürültüyle yere çakıldı.
Üzerindeki tozu silkeleyen Saylox, acıya rağmen kalbindeki masumiyeti korumaya çalışarak doğruldu ve seslendi:
"Pes et! Seni gerçekten yenmek, sana zarar vermek istemiyorum!"
Eyer, alaycı bir tavırla güldü: "Sana beni yenme diyen mi var melek?"
Yukarıdaki helikopter pistinde dövüşü izleyen Docelo, sıkıntıyla esnedi: "Bu kadar basit ve sıkıcı bir işi izleyerek daha fazla vakit kaybedemem."
Ancak Docelo’nun hemen yanında duran diğer Eyer, gözlerini aşağıdan ayırmayarak mırıldandı: "Merak etme, bu iş bu kadar basit bitmeyecek."
Aşağıda ise Saylox’un kapıştığı Eyer, yerdeki meleğin işini bitirmek üzere yumruğunu tekrar havaya kaldırdı. Tam yumruğu indireceği an, Saylox ani bir refleksle kendi kılıcını çekti ve Eyer’in demir kolluğunu havada bloke ederek yumruğu durdurdu. Kılıcından güç alan Saylox, hızlıca ayağa kalkıp Eyer’i sertçe geriye doğru iktirdi.
Saylox, sırtındaki altı kanadını birden açarak gökyüzüne doğru uçmaya başladı. Yüzündeki o sakin ifade tamamen silinmişti. Kısık ve ürpertici bir sesle fısıldadı:
"Bunu yapmaktan... Aslında eskisi gibi hiç hoşlanmıyorum."
Izdırap Gözleri
Bu sözlerin hemen ardından, gökdelenin etrafındaki havada ani bir kırılma yaşandı. Boşlukta bir anda düzinelerce, kıpkırmızı kanlı göz belirdi. Bu uğursuz gözlerin hepsi, Saylox’un dövüştüğü sahte Eyer’e odaklandı. Sadece etraftakiler de değil; Saylox’un sırtında açılan o altı devasa kanadın üzerindeki gözler bile tamamen açıldı ve hepsi ölümcül bir dikkatle Eyer’e bakmaya başladı.
Dövüştüğü Eyer, etrafını saran bu dehşet verici manzaraya bakarak ürperdi: "Bu... Bu da ne böyle?"
Saylox, gökyüzünün ortasında ilahi ama bir o kadar da korkunç bir figüre dönüşmüştü: "Bir meleğin, Aydınlığa giden o kutlu yolda neler yapabileceğini şimdi kendi gözlerinle göreceksin!"
O anda gökyüzü, sanki kıyamet kopuyormuş gibi baştan aşağı kıpkırmızı bir renge büründü. Saylox’un kendi gözleri de tamamen kızardı ve göz pınarlarından aşağıya doğru sicim gibi kanlar akmaya başladı.
Yukarıda duran Docelo, havadaki bu muazzam enerji değişimini hissedince ciddileşti: "Ben senin yerinde olsam, bu veled melekle bu kadar uğraşmazdım Eyer."
Yanındaki Eyer ise soğukkanlılığını koruyordu: "Onun gücü, tıpkı Rei’nin gücü kadar büyük bir potansiyel barındırıyor... Ama ne yazık ki onun da sonu, öncekilerle tamamen aynı olacak."
Saylox, havada süzülürken elindeki kılıcını doğrudan savaştığı Eyer’e doğru yöneltti. Dudaklarından tek bir kelime döküldü:
"Izdırap..."
O anda Saylox’a ait olan, havada ve kanatlarında duran bütün o kırmızı gözler aynı anda bir kez açıldı ve kapandı.
Daha ne olduğunu anlayamayan Eyer’in gözlerinden bir anda oluk oluk kanlar boşanmaya başladı. Acı içinde haykırarak yere doğru düşerken ağzından patlarcasına kanlar geldi; karnı ve kasları büyük bir basınçla tek tek patladı. Saylox'un savaştığı yapay Eyer, her tarafı kanlar içinde kalarak betonun üzerinde feci şekilde can verdi.
Zihne Giren Katliam
Saylox, kan kırmızısı gökyüzünden yavaşça yere doğru indi. Ayakları zemine bastığı an başı şiddetle dönmeye başladı. Gücünü fazlasıyla zorladığı için melek formundan hızla çıktı ve derin derin nefes alarak mırıldandı: "Bu gücü bayadır kullanmıyordum... Ama olsun. İyi ve temiz bir dünya için bu tarz fedakarlıklar çok normal."
Yukarıdaki pistten dövüşü izleyen Docelo, ellerini cebine sokarak yürüdü: "Ben bu tarzda çok fazla Hükümdar gördüm. Güçlü olduğunu biliyorum ama çok çabuk kandırılabilir bir yapısı var. Gücünün potansiyelini kaldıracak zihinsel durumda değil. Yine de ben sizin yerinizde olsam, onu yok etmeye layık bile görmezdim."
Eyer, Docelo’ya bakarak sırıttı: "Ben onunla biraz eğleneceğim. Sen git keyfine bak."
Docelo, omuz silkerek binanın iç kısımlarına, hızlıca tatlı yemeğe doğru gözden kayboldu. Helikopter pistinde kalan asıl sahte Eyer ise muazzam bir hızla Saylox’un tam önüne atladı. Yüzünde takdir dolu bir ifade vardı: "Gerçekten... Takdir edilesi bir hareketti melek."
Saylox, bitkin olmasına rağmen kılıcını sıkıca kavradı: "Teşekkür ederim... Ama şimdi sıradaki sizsiniz, sizi de yok etmem gerek."
Eyer, alaycı bir tavırla parmağını salladı: "Bak, bu son dediğin kesinlikle olmaz. Biliyorsun ki biz Hükümdarlar, özel ve kadim silahlar olmadan birbirimizi asla tamamen yok edemeyiz."
Saylox öfkeyle haykırdı: "İyi ama sen o milyonlarca meleği gözünü kırpmadan yok ettin!"
"Onlar sadece sıradan meleklerdi," dedi Eyer, sesini daha da soğutarak. "Birer Hükümdar değillerdi. Hem onlar benim işime karıştılar, ben de onları ortadan kaldırdım. Sadece etkiye tepki gördüler. Ve şu an, sen de tam olarak onlarla aynı durumdasın melek. Tek bir farkla... Sen onlardan biraz daha geç öleceksin."
Saylox anlamayarak kaşlarını çattı: "Ne? Anlamadım..."
Eyer, sinsi bir gülümsemeyle öne doğru eğildi: "Ne demek istediğimi anlamak istiyorsan... Sadece gözlerime bak."
Saylox, engel olamadığı bir dürtüyle Eyer’in kapkara gözlerine kilitlendi. O anda, Eyer’in zihninden yayılan o karanlık dalga Saylox’un beynine daldı. Dün gece o evde yaşanan tüm vahşet; Gözer’in çaresizliği, sahte ailesinin yok oluşu ve o masum, bembeyaz fino köpeğinin patlayarak milimetrik parçalara ayrılışı bir anda saniyesi saniyesine Saylox’un beyninde canlandı.
Kırılan Aydınlık
Gördüğü bu korkunç görüntülerle Saylox’un dizlerinin bağı çözüldü. Şok içinde geriye doğru bir adım atarken kekeledi:
"S-Sen... Sen ne yaptın? Ne yaptın onlara?!"
Saylox’un gözünden, acısının büyüklüğünü kanıtlarcasına saf, bembeyaz bir gözyaşı damlası süzülerek toprağa düştü.
Eyer, hiçbir pişmanlık duymadan omuz silkti: "Sonuçta o bana aitti. Asıl suç tamamen sende melek. Eğer sen onunla bu kadar iyi olmasaydın, onu değiştirmeye çalışmasaydın ve Gözer kendisine verilen o casusluk görevini düzgünce tamamlasaydı, sonu asla böyle bitmezdi."
Saylox, kalbindeki o temiz aydınlığın saf bir nefrete ve öfkeye dönüştüğünü hissetti. Hayatında ilk kez bu denli büyük bir nefretle avazı çıktığı kadar bağırdı:
"Sen... Sen tam bir pisliksin! Anladın mı beni?! Aşağılık bir pisliksin!"
Eyer, bu hakareti büyük bir keyifle kabul etti: "Biliyorum."
Saylox, bedenindeki tüm acıyı ve yorgunluğu hiçe sayarak, ruhundaki son enerji kırıntılarını da zorladı. Vücudundan etrafa çılgın sarı ışıklar saçarak kendini zorla yeniden Melek Formuna geçirdi. Gözleri bu kez öfkeden yanarken dişlerinin arasından tısladı:
"Bu iş... Burada bitecek lan!"
Eyer, ellerindeki demir kollukları birbirine vurarak kıvılcımlar çıkardı, gözlerinde acımasız bir parıltı belirdi:
"Lafı tam ağzımdan çaldın... Seni bozuk melek."
