113. bölüm · Midnight Memories
113. Bölüm: İntihar, Yeni İttifak ve Gölgelerin Darbesi
Rei, uzun zaman sonra kendi evinin, kendi yatağının huzuruna kavuşmanın rahatlığıyla yorganı üzerine çekti.
"Vay be..." diye mırıldandı gözleri kapanırken. "Zaman ne çabuk geçiyor... Hatta şu son bir senedir olaylar daha da bir hızlı geçti. Neyse, kafamı bu tarz şeylerle doldurmamalıyım."
Rei derin bir uykuya daldı.
Kopya Eyer’in Sonu
O esnada, az önce Rei’nin gezindiği sahil kenarında sessizce bekleyen Yapay Eyer duruyordı. Başını gökyüzüne kaldırdı, ardından denizin karanlık sularına baktı.
Kendi kendine fısıldadı:
"Bu saatten sonra artık hiçbir şey yapamam... En iyisi intihar."
Ağır adımlarla denize doğru yürüdü, kendini buz gibi suların kucağına bıraktı. Hiç nefes almadan, hiçbir direnç göstermeden suyun altında kaldı. Tam 20 dakika sonra Yapay Eyer’in bedeni tamamen hareketsizleşti ve yok oldu.
Eyer’in Masasındaki Yeni İttifak
Aynı anlarda Gerçek Eyer, saklandığı o küçük evde her zamanki gibi sakin bir şekilde oturuyordu. Kapı yavaşça açıldı. İçeri iki kişi girdi: Sun ve Yellow Eye.
Eyer gözlerini Sun’a dikti. Ses tonu son derece doğaldı:
"Gelmene sevindim Güneş Hükümdarı... Galiba bayağıdır görüşemiyoruz."
Sun soğuk bir ifadeyle kestirip attı:
"Sohbet etmeye gelmedim. Amaçlarım için buradayım."
Eyer:
"Herkesin bir amacı vardır... Gel ayakta kalma, karşıma otur."
Sun, Eyer’in gösterdiği sandalyeye oturdu. Eyer arkadaki yardımcısına seslendi:
"Yellow Eye, sen de gel. Bu savaşta hepimiz hazır olmalıyız."
Sun omuz silkti:
"Savaş beni fazla etkilemiyor. Benim tek amacım oğlumu bulmak."
Eyer:
"Oğlunu bulacaksın... Ama önce bir darbe yapmamız gerek. Yani, niye durup dururken ben sana körü körüne inanıp onun yerini söyleyeyim ki?"
Sun kaşlarını çattı:
"Peki ben sana nasıl inanacağım?"
Eyer sinsi bir tebessümle yanıtladı:
"Kendisi ile sohbetim iyi desem... Ve kendisi seni sevmediğini söyledi desek yalan olmaz."
Sun öfkeyle bakışlarını dikti:
"Bizi izleyip de söylüyorsun!"
Eyer başını iki yana salladı:
"Ben oğlunuz olduğunda daha Hükümdar değildim. Hatta yoktum bile!"
"Gözlerin ile herkesi izliyorsun ama."
Eyer:
"İzlediğim doğru ama sadece şu anki zamanı izlerim. Aynı bir göz gibi... Sadece o anı görebilirim. Ne geleceği ne de geçmişi görebilirim."
Sun sadede geldi:
"Savaş nasıl olacak?"
Eyer’in kırmızı gözü parıldadı:
"İşte istediğim konuya değindin. Savaş demek yersiz olur, daha çok 'darbe' yapacağız. Yani büyük bir zarar vereceğiz."
"Amacınız ne?"
Eyer:
"Eğer yardım edeceksen planı seninle paylaşırım."
Sun bir an düşündü:
"Tamam, katılacağım."
Eyer elini masanın üzerinden uzattı:
"Hükümdar anlaşması yapmaya ne dersin? İkimiz de işimizi halledene kadar..."
Sun kısa bir tereddütün ardından Eyer’in elini kavradı ve sıktı.
Eyer gülümsedi:
"Anlaştığımıza sevindim. Demin de dediğim gibi amacım bir yerleri yok etmek değil... Amacım, daha doğrusu amacımız; Hükümdarların yapması gerekenleri yaptırmak. Ve bunun için de ne gerekiyorsa yapacağız."
Sun ayağa kalktı:
"Bu tarz işlere burun sokmak hiçbir zaman kazandırmaz. Ama beni ilgilendirmez... Ben çocuğumu alır giderim."
Eyer:
"İstersen detayları daha iyi bir zamanda görüşelim."
Sun:
"Fark etmez."
Eyer:
"Yellow Eye, Güneş Hükümdarı’nı pansiyonlardan birine yerleştirir misin?"
Son Savaşın Hazırlığı
Yellow Eye ve Sun evden çıktılar. Onlar uzaklaşırken Eyer kendi kendine mırıldandı:
"Katılması çok iyi oldu... Bu sayede bir adım daha ilerideyim."
Arayı çok soğutmadan Yellow Eye, Sun’ı sakin ve güzel bir pansiyona yerleştirip yanından ayrıldı.
Odada tek başına kalan Sun, pencereden dışarıya baktı. İçinde büyük bir kararlılık ve yorgunluk vardı:
‘Bu gireceğim son savaş olacak... O yüzden kendimi fit tutmam gerek.’
