51. bölüm · Midnight Memories
51. Bölüm: Baş Hükümdar’ın Laneti
Kapı sertçe açılmıştı ancak Saylox, Rei'nin o uykusuz ve öfkeli yüz ifadesini zerre umursamadan, gözlerinin içine büyük bir inançla bakarak doğrudan konuya girdi:
"Rei... Ne olursa olsun seni o içine düştüğün Karanlıktan çekip Aydınlığa ulaştırmak istiyorum."
Rei, kapı pervazına yaslanıp derin bir iç çekti. Sesi bıkkınlığın ötesindeydi: "Yine mi aynı saçmalık, yine aynı olay için mi geldiniz gerçekten?"
"Beni sonuna kadar dinlemen gerek Rei, bu senin iyiliğin için!" diye ısrar etti Saylox.
Rei, alaycı bir tavırla kafasını salladı: "Boşuna uğraşıyorsun melek. Benim içimdeki o bahsettiğin Karanlık tamamen yok oldu. Ve ben şu an kendi halimde, tamamen stabil ve iyi durumdayım."
Havada süzülen Deather Kılıcı şüpheyle rünlerini kıstı: "Nasıl yok oldu?"
Rei, kılıca soğuk bir bakış fırlattı: "Yok ettim demek daha doğru olur. Kendi içimde o defteri kapattım."
Bunu duyan Saylox heyecanla öne atıldı, gözleri parladı: "O zaman şimdi tam zamanı! Madem için boşaldı, gel sana Aydınlığın o huzurlu, muazzam hissini tattırayım!"
Rei’nin gözlerindeki ışık tamamen sönmüştü. Koltuğuna doğru adımlarken arkasını dönüp konuştu: "Anlamıyorsun değil mi? Şu an ne Karanlığı önemsiyorum ne de o bahsettiğin Aydınlığı... Şu an geleceğimi bile tek bir saniye düşünmeden, sadece nefes alarak yaşıyorum. Eskiden büyük hedeflerim, hayallerim vardı... Ama artık hiçbir hedefim yok benim."
Deather Kılıcı, Rei'nin arkasından eve süzülerek konuştu: "Hep böyle diyorsun aptal veled ama kendine bir hedef, tutunacak bir dal her zaman ama her zaman buluyorsun. Hepsi bir döngüden ibaret. Ayrıca Saylox’un teklifi de bence hiç de fena sayılmaz, bir düşün."
Rei durdu, kılıca ve meleğe öfkeyle döndü: "Eğer benimle birazcık bile empati yapsaydınız, şu an karşımda durup benimle muhatap bile olmazdınız!"
Tahtın Ağırlığı
Deather Kılıcı’nın sabrı en sonunda taştı. Havada sertçe titreyerek metalik sesiyle kükredi:
"Yeter artık aptal veled! Yeter! Tüm yaşadığın kötü olayları bahane edip, kendini böyle karanlık bir eve kilitleyerek hiçbir şey elde edemezsin! Sen sıradan bir ölümlü değilsin, sen bir Hükümdarsın veled! Hem de sıradan bir Hükümdar da değil, bu evrenin Baş Hükümdarısın!"
Kılıç, Rei’nin etrafında dönerek kelimelerini bir tokat gibi çarptı: "Baş Hükümdar olmak demek, öteki tüm Hükümdarlara öncülük etmek, onlara liderlik yapmak anlamına gelir! Ama sen her büyük olayda, her kırılmada kendini böyle geriye çekip saklanırsan hiçbir şey kazanamazsın!"
Rei, yumruklarını sıktı, gözlerinden adeta kıvılcımlar fırladı: "Ben hiçbir zaman bir Hükümdar olmak istemedim! Ben neden Hükümdar oldum ki zaten? Hem de Baş Hükümdar... Zamanında bunu değiştirmek, bu lanetten kurtulmak için her şeyi denedim ama nedense bir türlü Hükümdar olmaktan kurtulamadım! Hepsi... Hepsi annem ve babamın suçu!"
Rei’nin sesi odanın duvarlarında yankılandı: "Onların soyundan doğan bir çocuğun güçlü olmama ihtimali zaten yoktu! Üstüne, bu güç yüzünden acı çekme ihtimalim de en yüksek seviyedeydi. Bir de tüm bunlar yetmezmiş gibi beni bu dünyada tek başıma bırakıp gittiler! Ben onları aramaya çalıştığımda, arkalarından iz sürdüğümde ellerim hep boş kaldı, hiçbir şey bulamadım. En sonunda birisini bulduğumda ise ne öğrendim? Aslında tamamen kendi sinsi amaçları için yaşadığını ve bu amacın bizim ailemizle zerre alakası olmadığını öğrendim! Ötekisi ise kim bilir şuan nerede, hangi deliğin içinde?!"
Rei, titreyen nefesiyle Saylox ve kılıca baktı: "Ve siz şimdi karşıma geçmiş, 'tüm bunları unut ve hayatına bak' diyorsunuz... Bak, sana hayatımı kısaca özet geçtim işte! Ben bu dünyada, herkesin hayal bile edemeyeceği kadar çok acı çektiğim yerlerden geçtim."
Deather Kılıcı kararlılıkla, "Ama ne olursa olsun bunu yapmak zorundasın," dedi.
"Bok zorundayım!" diye haykırdı Rei sinir krizi geçirerek. "Neymiş efendim? Baş Hükümdar Rei her şeyi çözmeliymiş! Neden? Çünkü o Baş Hükümdar! En başta dediğimi tekrar ediyorum size: Ben Hükümdar olmak istemedim. Doğduğumda bu lanet unvanla doğdum, bitti gitti! Eğer illa benim o toz pembe Aydınlığınıza geçmemi istiyorsanız... O zaman o çok güvendiğiniz gücünüzle bu Hükümdarlığımı benden söküp almanız gerek! Yoksa bana getireceğiniz hiçbir vaadin benim için zerre anlamı olmaz!"
Saylox, Rei'nin bu derin acısını görünce yumuşak, şefkatli bir sesle konuştu: "Seni her şeye rağmen mutlu, huzurlu bir hayata erdireceğim Rei. Ve bunu sen hala bir Hükümdar iken, o tahtı bırakmadan yapacağım."
Rei kapıya doğru yürüdü: "Benim sizin bu boş, pembe vaatlerinizi dinleyecek tek bir saniye bile vaktim yok."
Rei, ani bir hamleyle kapıyı Saylox and Deather Kılıcı’nın yüzüne sertçe kapattı. "GÜÜÜM!" diye bir ses yankılandı koridorda.
Farklı Yöntemler
Kapının dışında kalan Saylox, kapıya bakarak inatla mırıldandı: "Ne olursa olsun, yine de pes etmeyeceğim..."
Deather Kılıcı havada asılı kalarak iç çekti: "Aptal veled aslında bir konuda çok haklı melek bozuntusu. Kendisi şu an Hükümdar olmanın verdiği o saf, ağır acıyı iliklerine kadar çekerken... Kafasında Aydınlığa geçme düşüncesi, o huzur vaatleri aklının ucundan bile geçmez. O yüzden ona yaklaşmak için çok daha farklı, daha önce denenmemiş yöntemler bulman gerek."
Evin içinde ise Rei, sırtını kapıya yaslamış bir halde karanlığa doğru fısıldadı: "Bu dünyada hiç kimse... Gerçekten hiç kimse beni anlamayı denemiyor bile. İşte tam da bu yüzden... Kimseyi ama kimseyi yanımda istemiyorum."
Rei, yorgun adımlarla salonundaki eski koltuğuna doğru ilerledi ve kendini bıraktı. Elindeki kumandayla televizyonu açtı. Ekranda rastgele bir şeyler dönerken, o kadar bitkin ve ruhsuzdu ki, televizyonun loş ışığı yüzüne vururken koltukta sızıp uyuyakaldı.
O sırada, sahildeki o tanıdık dalga seslerinin arasında, yan yana oturmuş bir Melek Hükümdarı caps ve kadim bir kılıç vardı. Gecenin karanlığında, Rei’yi ikna etmek ve yepyeni bir strateji geliştirmek için hararetli bir şekilde plan yapmaya başlamışlardı.
