10. bölüm · Mavi ve Siyah

9. Bölüm

Amaya Xxxx

Aslında yaşıyor gibi gözükse de bazıları her zaman yalnız ve ölüdür.
İşte bu cümlenin içerisinde yer alan bazı kelimesinin içerisinde ben vardım. O bazı kişilerde bende vardım. Bu zamana kadar ne kadar yaşıyormuş gibi yapsam da ölüydüm. Bedeni yaşayan ancak ruhu ölmüş birisiydim. İçimdeki çocuk ölmüştü, ben ölmüştüm. Her ne kadar onlar beni mutlu sansa da, yaşıyor sansa da.

"Mavi hadi artık hazırlanman gerekiyor!" Salondan bağıran Şeyda ile camın önünden kalkmak zorunda kaldım. Bu cam ile aramızda inanılmaz güçlü bir bağ oluşmuştu. Her canım sıkıldığında kendimi burada öylece oturuyor bir vaziyette buluyorum. Salona girdiğimde Can ve Şeyda'nın çoktan hazırlanmış beni bekler halde buldum. "Kız paçoz bu gidişle kendi düğününe geç kalan ilk gelin olarak adın çıkacak," Can'a göz devirerek kurdukları sandalyeye oturdum. Can arkama geçerek ellerini omzuma koydu. "Senin gelinliğini gören bir insancıl olarak ona en uygun saç modelini yapacağım,"

Sesimi çıkarmamam üzerine Can bunu olumlu cevap kabul ederken elini Şeyda'ya uzattı. Şeyda anlamaz gözlerle Can'ın boş avucuna bakarken Can gözlerini devirdi.
"Kız versene tarağı ne bakıyorsun bön bön?"Şeyda kıkırdayarak tarağı Can'ın avucuna bıraktı.

.. .

"Kız sarı şırtan getirsene kız aynayı! Ay bana fenalık geliyor! Ay ölüyorum! Ay kalbim durdu!" Arkamda can çekişen Can'a gülerken koşar adımlarla Şeyda salona giriş yaptı. Elindeki aynayı Can'a uzattı. Can aynayı alırken Şeyda'ya öldürücü bakışlarını atmayı ihmal etmedi. Aynada gördüğüm ben ile derin bir nefes çektim. Aynadan arkamdaki Can'a baktım. "Teşekkür ederim, ellerine sağlık."Can göğsünü gererek gülümsedi. "Rica ederim paçozcumcum,"

Saçlarım ensemde dağınık topuz olarak toplanmış, birkaç tutamda önlere bırakılmıştı. Makyajım oldukça sade, daha çok toprak tonlarındaydı. "Kalk da giyin artık şu gelinliği valla seninki gelmek üzere bizi boğuverir. Gencecik yaşımda ellere kurban gitmek istemiyorum." Gülerek sandalyeden kalktım. Şeyda'nın uzattığı kılıflı gelinliği alarak odama geçtim. Gelinliği yatağın üzerine bırakarak yavaşça fermuarını indirdim. Karşımda tüm güzelliği ile duran gelinliğe baktım.Hiç böyle düşünmemiştim. Bu beyaz gelinliği bu şekilde giyeceğimi hiç düşünmemiştim.Hiçbir zaman bir gelinlik giyme hayali kurmamıştım. Aklımın ucundan dahi geçmemişti. Nedendir bilmem.

Gelinliği kılıfından çıkararak havaya kaldırdım. Göz alıcı beyazlığı ile mükemmeldi. Çok özel duruyordu. Güzeldi, fazlasıyla. Bir an durdum. Havaya kaldırdığım gelinliğe yüzümdeki buruk gülümsemeyle baktım. Tüm bunlar çok tuhaf geliyordu. İnanması güç gibiydi. Bir gün birisi karşıma geçipte sadece birkaç gün önce tanıştığım bir adamla evleneceğimi söyleseydi ciddiye almazdım, sadece güler geçerdim. Dudaklarımın arasından nefesimi dışarıya üflerken omuzlarımı düşürdüm. Hayat bizimle oynamayı seviyordu.

Gelinliğim fermuarını sonunda çekmenin verdiği rahatlıkla derin bir nefes verdim. Üzerime tam oturan gelinliğe hayran kalmıştım. Dolabımın üzerine bulunan boy aynasının karşısına geçtim. Göğüs dekoltesi ile boynum, bol tüllü kol kısmıyla kollarım, gelinliğin üzerine geçirilen ve ayrı bir hava katan tülün altındaki yırtmaçtan bacağım açıkta kalmıştı.

Arkamdan kapının tıklatılması ile kendime bakmaya bir son verdim. Birkaç saniyenin ardından kapı açıldı ve Kara gözüktü. Yavaş adımlarla adımladı. Ellerimi önümde kenetleyerek bekledim. Karşımda durarak gözleri baştan aşağıya süzdü. Ancak bir şeyden memnun olmamış olacak ki kaşları çatıldı. "Yalın!" Aniden bağırması ile irkilirken istemsizce geriye doğru adım attım. Kara'nın çatılmış olan kaşları hala aynı şekilde dururken odaya giren Yalın, Şeyda ve Can üçlüsü korkuyla Kara'nın sırtıyla bakışıyordu. "Yalın!"

Kara'nın bir kez daha bağırmasıyla bu sefer benimle beraber karşımdaki üçlüde korkuyla zıpladı."Efendim Kara?" Yalın'ın kapının önünde durmaya devam ederken bana göz kırptı. Ona gülümseyerek karşılık verdim. "Yalın bu ne?" Yalın Kara'nın yanına gelirken Can korkuyla Şeyda'nın arkasına geçti. Yalın Kara'nın yanına gelince anlamayan gözlerle bakmaya devam etti. "Ne ne Kara?" Kara eliyle gelinliğin yırtmacını gösterdi. "Bu ne Yalın?" Yalın saf saf yırtmaca baktı. "Yırtmaç?" Kara 'ciddi misin' bakışları atarak Yalın'a baktı. "Yalın bu gelinlik böyle miydi? Ben niye görmedim Yalın?"

Yalın omuz silkerek rahat bir tavırla ellerini pantolonunun cebine koydu."Valla bilemiyorum Karacım, sana sormak gerek. Niye göremedin?" Kara sinirle gözlerimi kapattı. "Yalın. Kaybol." Yalın gülerek bana baktıktan sonra Şeyda ile Can'ı da alarak ortadan kayboldular.

Kara derin bir nefes vererek gülümsedi. Siyah gözleri mavilerime bulanırken bir adım yaklaştı."Mavi gibisin her tonun ayrı güzel," Gülümsedim. "Teşekkür ederim Kara Bey," Kara'nın gülümsemesi yüzünde büyüdü. "Rica ederim Maviş Hanım."

...

Arabadan iner inmez Şeyda koşar adımlarla yanıma gelip gelinliğin ucundan tutarak bana yardımcı olmuştu. Beraber üst kattaki odaya çıkmıştık. Yalın ve Kara aşağıda davetlileri karşılayacaklarını söyleyerek yanımızdan ayrılırken, Can peşimize takılmıştı. Beyaz bir odaya giriş yapınca Şeyda ortada buluna koltuğa oturmama yardımcı oldu. Can odanın kapısını kapatarak bize döndü. Yüzündeki sırıtma hiç hoşuma gitmemişti. Ellerini birbirine sürterek yanıma geldi. Şüpheci bakışlarım Can'ın üzerinde dolaşırken önümde eğilerek gelinliğin eteğini ayak bileğime kadar sıvadı. "Can?" Can bir elini havaya kaldırarak susmam için işaret ederken şaşkınlıkla Şeyda'ya baktım. Şeyda kaşlarını çatarak Can'ın yanına geldi.

Ayağımdan çıkan ayakkabı ile neye uğradığımı bilemezken ayakkabımı Can'ın elinde gördüm."Ne yapmayı düşünüyorsun onunla?" Can Şeyda'nın sorusunu görmezden gelerek önümden kalktı. Elini pantolonunun arka cebine atarak bir şey çıkardı. Çıkardığı siyah kalemin kapağını açarak ayakkabıyı ters çevirdi. Ne yapacağını anlayınca gözlerimi devirmekle yetindim. "Çıkmaz kalem bu," Kalemle ayakkabının tabanına bir şeyler yazdıktan sonra bize çevirdi. Gözlerimi kısarak yazdığını okudum: Biricik Can, Şıroz Şeyda.

Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.
Şeyda ayaklarını yere vurarak Can'ın yanına gitti.Elindeki ayakkabıyı alarak avuç içiyle silmeye çalıştı. "Sen ne yaptın ya?! Hadi kendini yaktın beni niye yakıyorsun?!" Şeyda Can'a bağırmaya devam ederken Can elleriyle kulaklarını kapattı. "Şeyda Hanım Yalın Bey sizi arka bahçeye çağırıyor."

Yanımıza kadar geldiğini fark etmediğimiz garson ile yerimizde sıçrarken Şeyda elindeki ayakkabıyı Can'ın suratına fırlattı. Can bunu önceden tahmin etmiş olacak ki yüzünü kapatması ile ayakkabı kollarına çarparak yeri boyladı. Şeyda sinirle odayı terk ettikten sonra Can sırıtarak bana baktı. "Kız ne iş bunlar?" Dudaklarımı büzerek omuz silktim.

...

Şeyda'dan;

Yerde sürünen elbisemin eteklerini toplayarak yerle olan temasını kestim.
Yalın neden beni arkaya bahçeye çağırmıştı ki? Düğünle ilgili yolunda gitmeyen bir durum mu vardı acaba? Ama neden böyle bir şeyde olsa arka bahçeye çağırmaya ihtiyaç duymuş olabilirdi ki? Başımı hafifçe sallayarak kafamın içerisinde dönüp dolaşan soru işaretlerinden kurtulmaya çalıştım.

Arka bahçeye gelince olduğum yerde durarak Yalın'ı aramaya başladım. Bu ıssız bahçede tek bir Allah'ın kulu bile yokken arkamda duyduğum adım sesleri ile gelmesinin sevinci ile arkama döndüm. Ancak karşımda Yalın yerine asla görmeyi beklemediğim o kişiyi buldum. Yüzünden eksik olmayan her zamanki ukala gülümsemesi ile buradaydı, karşımdaydı.Korkuyla geriye doğru adımlarken yüzüme iğrendiğimi belli eden bir ifade takındım. "N'aber şeker kız?"

Ses tonu ile hızlanan kalbime lanetler okurken bunu yüzüme yansıtmamaya çalıştım. Görünen o ki bunda oldukça başarılı olmuştum. "Neden buradasın?"

Bana doğru bir adım atması ile kalp atışlarım hızlanırken gözlerime korku yerleşti. Kalp atışlarımı duymasından korkuyordum. Bunu bana karşı kullanmasından korkuyordum.
"Sadece..."Sustu. Derin bir nefes çekti ciğerlerine."Sadece nasıl olduğunu merak ettim,"

"Beni merak falan etme!"Benim sinirli hallerime karşı sadece gülümsedi. Gözleri özlemle bakıyordu. Ama kim bilir hangi yalan duygulardı bunlar? Neyin aldatmacasıydı?"Hala bana inanmadığını biliyorum şeker kız. Keşke bana inanacak kadar güvenseydin," Burukça gülümsemesi ile içimden bir şeylerin koptuğunu hissettim. Kalbim göğüs kafesimin içerisinde hızlı hızlı atmaya devam ederken konuşmak çok zordu. "Üzgünüm ama o gün, o güveni sen yıktın. Bence bir oturup olanları bir düşün. Bana neler gösterdiğini, neler yaşattığını bir düşün derim,"

Yanından geçerken dirseğimden tutması ile olduğum yerde durdum. Gözlerimle dirseğimde ki elini işaret ettim."Bırak!" Dediğimi umursamadan gözlerime baktı."Bir gün her şey açığa elbet çıkacak şeker kız. Ama merak etme ben yine yanında olacağım." Dirseğimi elinden kurtardım. "Umarım ortaya çıkan o gerçekle bana bir kez daha aynı acıyı yaşatmazsın. Bir daha görüşmemek üzere."

...

Mavi'den;

"Ay yeter kız sallama şu ayağını! Koparıp atacağım yeter!"
Kulağımın dibinde bağıran Can ile acıyla gözlerimi kapattım. "Hadi bakalım sizi bekliyorlar." Yalın'ın sesi ile gözlerimi açarak ayaklandım. Kara yanıma gelerek girmem için kolunu uzattı. Boşta olan elimle gelinliğin eteğini kavrarken dikkatli adımlarla merdivenlerden inmeye başladım. Bizim merdivenlerden inmeye başlamamız ile kopan alkış tufanı kalbimin korkuyla hızlı atmasına sebep olmuştu. Karşımdaki kalabalığa baktığımda dünkü davetli sayısının en az iki katı olduğunu fark ettim. Korkuyla yutkunurken elimin üzerinde Kara'nın sıcak elini hissettim.

Merdivenleri indikten sonra geçtiğimiz kırmızı halının sonunda bulunan masanın arka tarafına geçtik. Hemen bizim ardımızdan gelen nikah memuru ile dudaklarımı dişlemeye başladım. Nikah memuru elindeki defteri masaya bıraktıktan sonra gülümseyerek bize baktı. Dışarıdan ne kadar da mutlu bir çifttik ama(!) Nikah memuru mikrofonu eline aldıktan sonra davetlilere döndü. "Bugün burada iki gencimizin hayatını birleştirmesine şahit olmak için buradayız," Bize doğru döndü. Elindeki mikrofonu bana doğru uzattı. "Adın soyadın kızım," Nikah memurunun uzattığı mikrofona doğru konuştum. "Mavi Karaca," Nikah memuru bu sefer mikrofonu Kara'ya uzattı. "Adın soyadın delikanlı,"

"Kara Yenilmez,"Nikah memuru mikrofonu kendine doğru çekerek deftere baktı. "Faruk kızı Mavi Karaca, yanında bulunan Kara Yenilmez beyefendiyi hastalıkta sağlıkta kendine eş olarak kabul ediyor musun?"

Uzatılan mikrofona tereddütle baktıktan sonra başımı davetlilere çevirdim. Herkes yüzlerindeki gülümseme ile bizi izliyordu."Evet." Alkış sesleri yükselirken nikah memuru mikrofonu Kara'ya uzattı. "Sen Tarık oğlu Kara Yenilmez, yanında bulunan Mavi Karaca hanımefendiyi hastalıkta sağlıkta kendine eş olarak kabul ediyor musun?"

"Evet."Yine alkış sesleri yükselirken bu sefer nikah memuru mikrofonu Şeyda ile Yalın'a tuttu."Sizde şahitlik ediyor musunuz?" İkisi de mikrofona doğru uzandı ve yüzlerindeki mutluluğu saklamadan cevapladılar.

"Evet."

"Evet."

Nikah memuru bize doğru döndü.Önündeki defteri ve kalemi bana doğru uzattı. İsmimin altına imza attıktan sonra defteri Kara'ya doğru itekledim. Kara'da imzaladıktan sonra Şeyda ile Yalın'a uzattı. Defter nikah memurunun eline geçince elindeki cüzdanı bana uzattı. "O zaman bende sizi karı-koca ilan ediyorum." Nikah memurunun elindeki cüzdanı titreyen ellerimle aldım. Nikah memuru titreyen ellerimi fark edince hızla aşağıya indirdim elimi. Yüzündeki gülümsemesi ile yüzüme baktığında ise yüzüme gerçek olmasını umduğum bir gülümseme takındım. Elimdeki titremenin sebebini heyecan yapmamdan kaynaklı olduğunu düşünmeliydi.

"Ayağına bassana kız!"

Davetlilerin arasından bağıran Can ile herkes gülmeye başladı. Bu benimde yüzümü gerçekten güldürmüştü. Kara yüzüme korkuyla bakarken ayağına basmak için herhangi bir girişimde bulunmadım. Bilmiş bir eda ve alayla harmanlanmış olan yüzümü ona çevirdim. "Korkma, basmayacağım." Cevabımla birlikte omuzları rahatlıkla düştü. Yüzüne sırıtmasını takınırken omuz silkti. "Basabilirsin ayağım senindir." Gözlerimi devirdim. Hafif tonda çalmaya başlayan şarkı ile Kara elini uzattı. "Burada dans etmemiz gerekiyor Maviş,"

Gözlerimi devirerek elini tuttum. Masanın arkasından çıkarak pistin ortasına çıktık.
Ben ellerimi Kara'nın omzuna yerleştirirken, Kara ellerini belime koydu. Beraber aynı ritimde hareket etmeye başlarken yanımıza birkaç çift daha çıktı.
"Her zaman gelin ve damadın dans ederken ne konuştuğunu merak etmişimdir. Sende ettin mi?" Kara'nın sorusu ile bakışlarımı kaçırdım. "Ben hiç düğüne gelmedim. Yani geldiysem çok küçükken gelmişimdir. Hatırlamıyorum," Ellerimin altında bulunan omuzlarının gerildiğini hissettim. Bu ona bakmamı sağlarken gülümsedim. "Ben..."Cümlesini devam ettirememesi ile derin bir nefes verdim. "Bir şey demek zorunda değilsin," Kara gözlerinin hedefini değiştirirken gözlerimi kapattım.

Şarkının bitmesi ile bizim için konulan sandalyelere oturduk. Sırayla merdivenlerden inen garsonlar ile ne olduğunu anlamak için Kara'ya döndüm.
"Kadeh kaldıracaklar,"

Bunu söylerken hiç de memnun gibi durmuyordu. Bize getirilen bardakları aldığımızda bardağın içerisinde bulunan beyaz içeceği kokladım. Tatlı kokuyordu."Alkol yok değil mi?" Kara'nın başını olumsuz anlamda sallaması ile rahatladım. Herkesin içeceği dağıtıldıktan sonra garsonlar ortadan kayboldu.

Davetliler aynı anda bardaklarını kaldırınca mecburen bende kaldırdım.
Bardaktaki içecekten birkaç yudum alarak masanın üzerine bıraktım. Tadı fena değildi. Git gide sıkıcı olmaya başlayan düğün ile başımı Kara'nın omzuna yasladım. Göz kapaklarıma çöken ağırlıkla gözlerimi kapadım. Birkaç dakikalığına gözlerimi dinlendirmekte kimseye zarar gelmezdi.

...

Başımdaki ağrıyla gözlerimi araladım. Yattığım yerden doğrularak gözlerimi araladım. Gözlerimi art arda kırparak bulanık olan görüntümü netleştirdim. Bir yatakta yattığımın farkına varırken kulağıma ulaşan ses ile olduğum yerde sıçradım. "Günaydın Kara'nın ki," Karşımda beliren Egemen ile hızlıca etrafıma bakındım. Ben neredeydim? "Sonunda uyanabildin,"

"Ne oluyor?" Oturduğu tahta sandalyeden kalkarak yatağın önünde durdu. "Ya ben dayanamadım şu intikam işini erkene çektim," Dediği şeyi umursamadım. Korku bedenimi ele geçiriyordu, beynim ise etrafa tehlike sinyalleri yayıyordu. Yataktan inerek kapıya doğru koştum. Kolu aşağıya doğru indirdim ancak kilitliydi. Sinirle ayağımdaki topuklu ile tekme attım. "Yapma ama Kara'nın ki sana sürprizim var. Onu izlemeden mi gideceksin?"

Sinirle ona doğru döndüm. "Ne istiyorsun?!"

Önümden çekilerek yerdeki küçük televizyonu açığa çıkardı. televizyonun arkasındaki yığınla kablo prize doğru yol çiziyordu.
Televizyonun ekranın da gördüğüm görüntü ile koşarak önünde çöktüm. Elimi ekrana koydum."Kara!" O an sadece beni duymasını ümit ettim. Kara sandalyede baygın bir şekilde önündeki televizyona bakıyordu. Beni görebiliyor muydu? Ben onu bu televizyon ile görebiliyordum, onunda önünde bir televizyon bulunuyordu. "İkinizde bu televizyonlar sayesinde birbirinizi görebiliyorsunuz," Egemen kafamın içerisindeki soruyu yanıtlamıştı. Ekrana bakmaya devam ederken Egemen yanıma çöktü. "Şimdi geldik asıl olaya," Keyifle ayaklanarak cebinden telefonunu çıkardı. "Gürkan dediğimi yap," Ekranda ki Kara'yı izlemeye devam ederken başka bir adam belirdi. Adam elindeki silahı Kara'ya doğrultuyordu. Kalbimin üzerinde bir acı oluştu. O acı büyüdü büyüdü ve büyük bir şiddetle göğüs kafesime çarparak patladı. Göğsümün üzerindeki acı canımı yakmayı başarmıştı.

Kara sırıtarak adama bir şeyler söyledi ancak ben duyamıyordum. Korkuyla kalp atışlarım hızlanırken hızlı hızlı nefes alıp vermeye başladım."Hayır hayır yapmayın!" Adam silahı ateşleyerek Kara'yı gözlerimin önünde göğsünden vurdu. Kara'nın yüzü değişirken adam bir el daha ateş etti. Kara'nın gözleri yavaş yavaş kapanırken başı omzuna doğru düştü. Ruhumun bedenimden çekildiğini hissettim. Vücudum ürperdi. Yumruk yaptığım ellerimi ekrana vurmaya başladım. "Kara! Kara! Uyan! Yalvarırım uyan! Kara!" Egemen yanıma çökerek ekrana baktı. "Yazık gençti de,"

Gözlerimden firar edip yanaklarıma doğru akan göz yaşlarım ile burnumu çektim.
Yumruğumu bir kez daha ekrana geçirdim. Gücüm tükeniyordu. "Uyansana! Hadi! Uyan! Uyan!" Ağlamam git gide artarken bedenim şiddetle sarsılmaya başladı. Hareket etmeden o sandalyenin üzerinde öylece duruyordu. "Kara!" Zorla yerden kalktım kapıya doğru adım attığım sırada başımın dönmesi ile destek almak için elimi duvara doğru uzattım. Ancak elimin boşluğa gelmesi ile tökezlerken öne doğru düştüm.

Görüntüm bulanıklaşarak kararmaya başladı. Gücümün tamamen kesilmesi ile yana düştüm. Kısık gözlerimle kendimi ayık tutmaya çalışırken Egemen yanıma çöktü.
"Bu yaptığıma şeker kız hiç sevinmeyecek." Artık açık tutamadığım gözlerimi bırakarak karanlığa doğru savruldum.