14. bölüm · Mavi ve Siyah

13. Bölüm

Amaya Xxxx

Artık hiçbir şey hissedemeyecek kadar çok şey hissettim. Çok şey yaşadım. Ruhum tükendi, gücüm tükendi. Ben artık güçlü durmak istemiyorum. Birinin dizlerine yatıp saatlerce ağlamak istiyorum. Beni anlasınlar istiyorum. Ne kadar yorulduğumu yaşamak istemediğimi ben anlatmadan anlamalarını istiyorum. Çünkü ben yoruldum. Çok bir şey istemiyorum. Beni anlasınlar istiyorum.

Aynadaki yansımama bakmaya devam ettim. Dakikalardır yaptığım gibi gözümü kırpmadan dağılmış suratıma baktım. Mavi tonlarına sahip olan gözlerim ölü gibi bakıyordu. Her yerimden yorgunluk akıyordu. Yüzümde sayamayacağım kadar çok yara ve kesikler vardı. Şu an en belirgin; sağ ve sol kaşımın altında ve üstünde bulunan büyük kesikler, burun kemiğinin üzerindeki uzun kesik, çenemde, dudağımın etrafında, göz altlarımda her yerimde bir sürü kesik vardı.
Tıklatılan kapı ile olduğum yerde irkilerek yansımama bakmayı kestim.
"Mavi?" Son bir kez daha dağılmış olan yüzüme baktıktan sonra kapının kilidini çevirdim. Anında kapı açıldı ve görüş açıma Kara'nın endişeli yüzü girdi. "Merak ettim,"

Ruhsuzca dudaklarımı yukarıya kıvırdım. Kara'nın gözleri gülümsemeye çalışan dudaklarıma kaydı. Gözlerini hüzün kapladı.Ne olduğunu anlamadığım bir şekilde Kara kollarımdan tutarak beni kendine doğru çekti. Bedenim onun kollarının arasına hapsolurken ellerimi nereye koyacağımı bilemedim. Havada kalan ellerimi yavaşça geniş omuzlarına doladım. Bir eli belimde kendine yer edinirken diğer elini başımın üzerine koydu ve hafifçe ittirerek göğsüne yasladı. "Çok iyiyim diyorsun hep. Koca bir yalan değil mi?"

Başımı kaldırmadan derin bir nefes çektim. Bakmadım gözlerine. Savunmasızdım. "Annem hep, her gülümsemenin altında bir acı yatar derdi. Seninki ne bilmiyorum Mavi. Ama sende de büyük bir acı var. Peşini bırakmayan, her defasında mutlu olmanı engelleyen, rol yapmaya iten," Derin bir nefes alması ile göğsü havaya kalktı. Beni hemen çözmüş müydü? Sessizce devam etmesini bekledim. "Buradayım Mavi, omzundaki yükünü hafifletmek için, seninle beraber o yükü omuzlamak için buradayım."
"Ne çok öldük, azıcık yaşayabilmek için,"Kollarımın sarılı olduğu omuzları gerildi.
Sesli bir nefes vererek yavaşça Kara'dan ayrıldım. "Herkesin bir hayat sınavı, hayatında bir patlama noktası vardır. Benimki çok erken başladı. Ben daha on yaşındayken hayat bana acımadı," Burukça gülümsedim. Kara büyük dikkatiyle siyah gözlerini yüzüme dikmiş beni dinliyordu. "Alıştım ben. Çoğu şeyi bildiğine eminim," Aklıma gelen şeyle hafifçe güldüm. "Deyse beni nasıl tehdit edecektin?" Kara ima ettiğim şeyi anlayarak sırıttı. "Üzgünüm Maviş Hanım," Kolunu omzuma atarak kendine çekti. "Evet seni güldürebildiğime göre gerçekten komik bir adamım," Gülmeye devam ettim.

"Maça saatler kaldı," Kara bir anda durarak omzunun üzerinden baktı. "O maça çıkmayacaksın Mavi," Her sinirlendiğinde ismimi kullanıyordu. Gözlerimi devirdim. "Çıkmak zorundayım Kara-" Cümlemi tamamlamama izin vermedi. "Hayır değilsin,"
Kolunun altından çıkarak karşısına geçtim."Öyle ya da böyle o maça çıkmalıyım. Orada salak gibi mi gözüküyorum bilmiyorum ama üzgünüm Kara Bey ben salak değilim. O gün aranızda geçen konuşmalardan az da olsa bir şey anlamadığımı falan mı sandın?" Gözlerini yumarak, dudaklarını birbirine bastırdı. Ellerime belime yerleştirerek konuşmaya devam ettim. "Şimdi, benim dediğim olacak ve o maça çıkacağım," Bu adam hiç rahat durmuyordu. İki dakika güldürse hemen ardından sinir ediyordu. Merak ediyorum da, acaba beni sinir etmediği bir gün olacak mı? "Hadi, tamam diyelim. Çıktın. Mavi daha dün ölmek üzereydin," Omuz silkerek koltuğa oturdum. Bu umursamaz tavrım Kara'yı sinirlendirmişe benziyordu.
Burun kemerini sıkarak yanıma oturdu. Sessizce karşımdaki kapalı olan televizyon ekranından yanımda oturan Kara'ya baktım.
Dalgın gözlerle halıya bakıyordu. "Bak tamam beni düşünüyorsun ama bende seni düşünüyorum," Kara hareketsizce halıya bakmaya devam etti. "Pekala sen burada böyle otur," Ayağa kalktım. "Ben hazırlanmaya gidiyorum." Yine hiçbir tepki vermezken önünden geçerek salondan çıktım.

Giyinme odası olarak ayarlanmış olan odaya girdim. Ev bana çok yabancıydı. Benim büyüdüğüm, yaşadığım o evin iki katı kadardı. Arkamdan kapıyı kapatarak odanın ortasında durdum. Odanın bütün duvarları raflarla kaplıydı. Sol taraftaki duvarda benim kıyafetlerim bulunurken sağ taraftaki duvarda da Kara'nın kıyafetleri bulunuyordu. Geriye kalan diğer iki duvarda da çoğunlukla Kara'nın kemerleri, kol düğmeleri, ayakkabıları, benim ayakkabılarım ve çantalarım bulunuyordu. Odanın ortasında bulunan camdan çekmeceli bir masa ve her iki tarafında da uzun puflar vardı. Çekmecelerinin yarısının bana ait olmayan kadın takıları ve Kara'nın saatleri bulunuyordu.

Odayı incelemeyi bırakarak kendi kıyafetlerimin bulunduğu tarafa geçtim. Elime yarım sporcu atleti, gri bol ve uzun bir tişört, dizlerimin az yukarısında biten siyah bir tayt aldım. Elimdeki kıyafetleri pufun üstüne bırakarak tişörtümü yüzüme dikkat ederek üzerimden sıyırdım. İç çamaşırımla kalırken pufun üzerinde bulunan yarım sporcu atletini almak için eğildiğim sırada kapının açılması ile taş kesildim. Elim havada bir şekilde başımı yavaşça kapıya doğru çevirdim. Kara kapının ardından irileşmiş gözleri ile yüzüme bakıyordu. Kilitlenmiş bir şekilde birbirimize bakarken Kara hızlıca kapıyı kapattı. Kapanan kapının ardından birkaç saniye baktıktan sonra kendime gelerek üzerimi değiştirmeye devam ettim.

Bileğimdeki tokayı çıkararak saçlarımı yukarıdan toplamaya başladım. Bir yandan saçlarımı toplarken diğer yandan da giyinme odasından çıkarak salona geçtim. Kara koltukta oturmuş telefonuyla ilgileniyordu. Adım seslerini duyunca başını kaldırdı ve saçlarıyla boğuşan bana baktı. Saçımı toplamaya devam ederken yanına oturdum. Artık kollarımı yukarıda tutmaktan ağrımaya başlamıştı. Omuzlarımı düşürerek kollarımı indirdim. "Yardım ister misin Maviş?" Karşımda cevap bekleyen Kara'ya baktım. Sessizce elimdeki tokayı uzattım. Koltukta yan dönerek sırtımı ona çevirdim. Elleri saçlarıma değdiği anda yanaklarıma kan hücum etmeye başladı. Bu olana anlam veremezken sağ elimi kaldırarak tersini yanaklarıma dokundurdum. Yanıyordum. Kara omzuma dökülen saçları nazikçe topladı. "Örmeyi biliyor musun?"

"Evet,"Alayla güldüm."Ne oldu Maviş Hanım? İnanmıyorsun değil mi?" Bir elimi dudaklarımın üzerine kapattım. "Öyle bir şey dediğimi hatırlamıyorum,"
"Kendini bana bırak ve bekle," Ayaklarımı bağdaş yaparak ellerimi kucağıma koydum. "Pekala," Aradan on dakika bile geçmemişti ki Kara elime iki tane balık sırtı örgüsü verdi. Şaşkınlıkla elim saçlarımda gezerken arkama döndüm. "Ama," Alık alık yüzüne bakarken yavaşça gülümsedi. "Sen nasıl?" Omuz silkti. "Belki bir gün anlatırım," Yanımdan kalkarak gözden kayboldu. Bugün bana dediği cümle kafamın içerisinde tekrar etti.
Her gülümsemenin altında bir acı yatar.

Yalın kum torbasının arkasından başını çıkardı."Unutma Mavi, zincir yumruklar çok önemli. Dünyada karşı konulamaz tek yumruktur," Yalın'ın sabit tuttuğu kum torbasına arka arkaya üçlü yumruk atmaya başladım. "Karşındaki rakibini iyi takip et. Zayıf noktalarını bulmaya çalış. Unutma göz temasını kesmemelisin." Darbelerimi kum torbasına indirirken Yalın'ı dikkatle dinliyordum. "Yüzündeki yaralara dikkat et. Yüzüne vurmaya kalkacaktır. Sonuçta yüzündeki kesikler var ve canının daha çok acıyacağını düşünecek," Birkaç saniyeliğine durarak soluklanmaya koyuldum. Yalın'ın arkasında, duvara yaslanmış bir şekilde duran, Kara'ya baktım. İfadesiz siyah gözleri yüzümü inceliyordu. Şu an ki yüz ifadesinden ne düşündüğü anlaşılmıyordu. Sesli bir nefes vererek kum torbasına vurmaya devam ettim. "Ve en önemlisi kendine güven Mavi,"
"Ben hakemle konuşmaya gidiyorum."Yanımızdan rüzgar gibi geçen Kara'nın arkasından şaşkınlıkla baka kaldım. "Ne konuşacak?" Yalın, Kara'nın kapattığı kapıya bakarak sesli bir nefes verdi ve bana döndü. "Büyük ihtimalle seni çağırırken hitap edilmesi gereken ismi söyleyecek," Kaşlarım çatıldı. Biz bu konu hakkında konuşmamıştık. Yalın'ın kum torbasına vurmasıyla ona döndüm. "Devam."

Stresle dişlerimi alt dudağıma geçirdim. Yalnız başıma bu kapının arkasından beni çağırmalarını bekliyordum. İlk önce rakibim çıkacaktı sonra beni çağıracaklardı. "İşte karşınızda gecelerin kraliçesi Sarışın!" Kopan çığlık ve alkış seslerini çok net şekilde duyuyordum. Rakibimi göremiyordum ancak onun adını bağıran insanları duyuyordum.
"Şimdi karşınıza çıkacak olan kişiyi hiç görmediniz! Kendisinin ilk dövüşü! Ve karşınızda Çakır!" Önümdeki kapı yavaş yavaş yukarıya doğru kalkmaya başladı. Kara'nın bana bulduğu isim bu muydu? Çakır... Bunu sorgulamayı bırakarak bana göre uzun olan yolu yürümeye başladım.

Rakibim kadar büyük bir coşkuyla karşılaşmamıştım. Kendi tarafıma geçerek rakibime baktım. Benim iki katım kadardı. Kasları adeta ben buradayım diye bağırıyordu.
Ringin iplerini kaldırarak Yalın ile Kara'nın yanına indim. Yalın ilk önce ellerime eldivenleri geçirdikten sonra son bir kez daha su içmeme izin verdi. Yalın'ın uzattığı damaklıkları taktıktan sonra endişeyle yüzüme bakan Kara'ya göz kırptım. Bu hareketim karşısında afallarken güldüm. Gözlerini kıstı."Taklitçi," Dediği şey sırıtmama neden olurken ona doğru bir adım yaklaştım. "Endişelenme. Bu maçı kazanacağım," Eldivenli elimi göğsüne koydum. "Hatta kazanıp sana istediğim bir şeyi yaptıracağım," Dediğim şeyle Kara'nın kaşları havalandı. Yüzündeki gülümseme keyfimi yerine getirdi. "Siz öyle diyorsanız Maviş Hanım,"
"Hadi Mavi,"Bana seslenen Yalın ile bir adım geriledim. "Eğer o maçı kazanmadan gelirsen seni iğrenç espri manyağı yaparım." Onu taklit ederek konuştum. "Taklitçi," Arkamı dönerek ringe doğru adımladım. "Sen bunun suyuna bir şey mi kattın?" Arkamdan Kara'nın Yalın'a dediği şeyi elbette duymuştum.

Ringe çıktıktan kısa süre sonra rakibimde yerini aldı. Hakem ikimizi de el hareketiyle yanına çağırdı. "Adil bir dövüş istiyorum hanımlar. Düdük çaldığı an başlayıp, düdük çaldığında duracaksınız." Hakem ikimize de bir bakış attıktan sonra rakibimizle el sıkışmamızı istedi. Karşımda duran rakibime onun aksine ılımlı yaklaşarak eldivenli elimi uzattım. Çok sert sayılmayacak bir şekilde eldivenli elini vurdu.
İkimizde geri geri yürüyerek yerimize çekildik. Bir anda yukarıdan gelen ses ile herkesin bakışları yukarıya çevrildi. Ringin etrafına inen kafes ile şaşkınca arkamdaki Kara ile Yalın'a baktım. İkisi de şaşkınlıkla birbirine bakıyordu. Bunu kesinlikle onlarda beklemiyordu.

Karşımdaki rakibime baktığımda oldukça rahat olduğunu fark ettim. Bundan bir tek bizim haberimiz yoktu!
Tekrardan arkama döndüğümde Yalın'ın koşarak uzaklaştığını gördüm. Kara hemen kafesin yanına geldi."Mavi! Mavi bana bak!" Ona doğru adım attım. "Güzelim sakin ol tamam mı?!"
"Bayanlar ve baylar hazır mısınız?!"Mikrofondan yükselen ses dikkatimi dağılırken Kara'nın sesini duyamamaya başladım. "Sana güveniyorum güzelim!" Kara'dan duyduğum son şey bu oldu. İnsanlar delicesine çığlıklar atarken hakem düdüğünü çaldı.
Sakin ol Mavi. Sakin ol.

Rakibim eldivenli ellerini yüz hizasına getirerek ringin ortasına doğru yürümeye başladı. Kendine gel Mavi. Yapabilirsin. Elimin birisini diyaframımın üzerine koyarken diğerini de savunma amaçlı yüzünün hizasına kaldırdım. Tezahürat yapan insanları umursamayarak rakibime odaklandım. Göz teması Mavi, göz temasını kesme.
Rakibim ani bir atak yaparak yumruğunu yüzüme doğru savurdu. Yalın haklı çıktı.
Anında yan tarafa kaçarak yumruğundan kaçtım. Vakit kaybetmeyerek yumruğumu yüzüne geçerdim. İzleyicilerden bir 'ov' nidası döküldü. Rakibim hızını alamayarak kafese yapıştı. Gözlerini bürüyen hırsla ne yapmam gerektiğini kestiremedim. Bana doğru koşarak üzerime atladı. Sırtımın yere çarpması ile acıyla inledim. Üzerime çıkarak dizlerini karnımın iki yanlarına yerleştirdi. Yumruğunu yüzüme geçirmek üzereyken kolumu havaya kaldırarak bileğinden engelledim. Bu sefer diğer eliyle yumruk atmaya kalkınca öbür elimi havaya kaldırarak o elini de engelledim.

Üzerime eğilerek yumruğunu yüzüme indirmek için çaba sarf etmeye başladı. Yumruklarını tutmak için çabalarken üstümden kalkar gibi yaptı ancak dizini karnımın üstüne koyarak baskı uygulamaya başladı. Nefesim kesilirken gözlerimi gözlerinden bir an bile olsun ayırmadım. "Pes et!" Tükürürcesine yüzüme doğru bağırdı. Başımı olumsuz anlamda salladım. "Asla!"
Nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde sol elmacık kemiğime yumruğunu geçirdi. Yüzümdeki kesikler kendini belli ederken yumruklarını art arda indirmeye devam etti. Kaşımda ki kesikten çeneme doğru akan kanın gittiği yolu hissediyordum.
Hakemin düdüğü çalmasına rağmen üzerimden kalkmadı. Hakem koşarak yanımıza geldi ve üzerimden kaldırdı. Rakibim kendi köşesine çekilirken yerde yatmaya devam ettim. "Çakır!" Sol tarafımdan gelen ses ile başımı çevirdim. Kara kafese yapışmış bir şekilde bana bakıyordu. "Kalk hadi güzelim!" Ellerimi yere koyarak kendime destek oluşturdum. Ayağa kalkarak Kara'nın bulunduğu tarafa gittim. "Sakin ol, daha yeni başladın." Arkamdan gelen düdük sesi ile Kara'dan uzaklaştım. Yapabilirsin Mavi, ilk dövüşün değil.

Sesli bir nefes vererek gardımı aldım. Yapacağım, başaracağım. Bir kez daha güçlü duracağım. Dimdik ayakta duracağım. Bu sefer ilk atağı ben yaptım. İlk önce suratına üçlü yumruğu geçirdim. Gözleri irileşirken geriye adımlamaya başladı. Sırtı kafese yapıştı. Çenesinin altından vurduğum yumruk ile başı şiddetle kafese çarptı. Acıyla gözlerini kapatırken durmadım.
Bileğiyle atacağım yumruğu engellerken tekmemi karnıma geçirdi. Acıyla kafese iyice yapıştı. Bir atak daha yapmak için kolumu kaldırdığımda beni engelleyerek geriye itekledi. Üzerime doğru gelmeye başladı.
Yana doğru kaçarak yüzüme savurduğu yumruktan kaçtım. Boşluğa doğru giderken ayağımla süpürme hareketini yaparak çelme taktım.

Rakibim sırt üstü yeri boylarken hızlıca üzerine çıkarak yüzüne yumruğu indirdim. Burnundan boşalan kan dudağına doğru akarken gözlerini kapadı.
Arkamda duyduğum düdük sesi ile durdum ve ayağa kalkarak uzaklaştım. "İşte böyle!" Eldivenin tersiyle çenemin altından akmak için hazırlanan kanı sildim. Kara'ya göz kırparak arkamı döndüm. Şu an şok içinde arkamdan bakakaldığına eminim.
İkimizde yerimize geçtikten sonra hakem düdüğünü çaldı. Bir elim diyaframımın üzerini bulurken diğer elimi de yüz hizamda kaldırdım. Bu sefer ilk atak rakibimden geldi. Üzerime atılarak sırtımı kafese çarpmamı sağladı. Acıyla inledim. Yumruk atmak için elini kaldırdığı sırada dizine tekme attım. Tekmem sayesinde benden bir iki adım uzaklaşmasından faydalanarak hemen arkasına geçtim.

Dizinin arkasına tekme atarak önümde diz çökmesini sağlayarak kolumu boğazına sardım. Boğazını çok sıkmadan kulağına doğru eğildim. "Pes et," Başını olumsuz anlamda sallaması ile boğazını sıktım. "Pes et," Gene reddedince daha fazla sıkmaya başladım. Dayanamamış olacak ki, eldivenli elini koluma vurmaya başladı. O sırada hakemin düdük sesi yankılandı. Kolumu gevşeterek boynunu serbest bıraktım. Hakem yanıma gelerek elimi kaldırdı. "Bu gecenin kazananı Çakır!" Mikrofondan yükselen ses ile beni şaşkına uğratacak kadar çok alkış ve ıslık sesleri yükseldi. Kafes yavaş yavaş yukarıya doğru kalkmaya başlayınca kendi tarafıma doğru yorgun adımlarla ilerledim.

Ringden iner inmez kendimi havada buldum. Kara kocaman kollarını bedenime dolamış, kucağında döndürüyordu. Bu hareketi ile yıllar sonra gerçek bir kahkaha attım. Kara bedenimi yere indirerek yüzüme baktı. Parlayan gözlerimi ve gülümseyen dudaklarımla kaplı olan yüzümü ona diktim. "Hazırlanın Kara Bey. Çünkü karşınızda duran bu kadının istediği bir şeyi yerine getireceksiniz," Kara kahkaha atarak kolunu omzuma atarak kendisine çekti. Başımın üzerinde hissettiğim dudaklarıyla afalladım. "Sen iste yeter."