8. bölüm · Mavi ve Siyah
7. Bölüm
Senin ne işin var burada?"
Şaşkın gözlerimi sırıtan Kara'dan ayıramıyordum. Babamla karşılıklı koltuklarda oturuyorlardı. Ben hayal falan görüyor olmalıydım.
"Biriciğim o nasıl laf öyle?" Başımı babama çevirmek istiyordum ancak kilitlenmiştim. Gözlerimi Kara'dan ayıramıyordum. "Hoş geldin canım,"
Canım kelimesi ile kaşlarım havalanırken anlamaz gözler ile babama döndüm. Oldukça memnun olan bir surat ifadesi ile bana bakıyordu. Yüzündeki bu mutluluğun da sebebi neydi? Gözleri ışıl ışıldı.
"Biriciğim çok şanslısın Kara oğlum gibi birisini bulmuşsun," İşaret parmağımla kendimi gösterdim. "Bulmuşum?" Babamın dudaklarının arasından dökülen cümleyi algılamaya çalışıyordum ancak beynim durmuş gibiydi. Gözlerimi hızlıca kırpıştırarak ne olduğunu anlamak için Kara'ya döndüm. Oldukça rahat bir tavırla bana bakıyordu. Evimi nereden biliyordu? Neden buradaydı? Babamla ne konuşmuş olabilirlerdi? "Biriciğim neden benden sakladın? Ben sana hiç kızar mıyım? Kara oğlum gelip konuşmasa hiç haberim olmayacak," Babamın kırgın bakışları git gide merakımı tetikliyordu. Neler oluyordu? Benimle ilgili bir şey olmasına rağmen benim haberim yoktu. Birisinin bana acilen neler olduğunu açıklaması gerekiyor! "Neyden baba?"
Babam gülerek Kara'ya döndü. Gözleriyle beni işaret etti."Gördün mü bak nasıl utandı,"
Kara da babama katılarak gülmeye başlayınca kafayı yemeye başladığımı düşündüm.
Babam Kara'nın ellerini tutarak bana döndü.
"Biriciğim neden hiç bana ciddi bir ilişkin olduğundan bahsetmedin? Hem de birkaç güne evlenmeyi düşünürken?" Babamın dedikleri ile gözlerim ve ağzım ardına kadar açılırken ne yapacağımı, ne diyeceğimi bilemiyordum. "Baba bize biraz müsaade eder misin?" Babamın evlenmek üzere olduğu çift biz miydik? Aklıma gelen ilk şey dudaklarımın arasından izinsiz çıkmıştı. Ama en doğrusu buydu. Ne yapmaya çalıştığını hiçbir şekilde anlamamıştım.
Babamın onayı ile Kara'yla salondan çıkarak benim odama geçtik.
Kara yatağımın ayak ucuna otururken pişmiş kelle gibi sırıtıyordu.
Arkamızdan kapıyı kapatır kapatmaz sinirle döndüm."Ne yapmaya çalışıyorsun sen? Derdin ne senin? Ciddi ilişki ne? Birkaç güne evlenmek ne?" Kara gözlerini devirerek ayağa kalktı. Karşımda durarak omuz silkti. "Valla Mavi ben seni uyardım, sen benim uyarımı ciddiye almayınca tek çare bu kaldı,"Yüzündeki alaylı ifade yerini ciddiliğe bıraktı. "Unutma daha öncede dediğim gibi tek sorumlu sensin," Geri yüzüne sırıtmasını takınması ile tokadı yüzüne geçirdim. Başı yan tarafına düşerken kendimi sıkıyordum. "Ne dediğinin farkında değilsin," Sesimin yüksek çıkmaması için kendimi sıkıyordum. seslerimizin odadan dışarıya çıkmaması gerekiyordu.
Yavaşça başını kaldırarak gözlerimin içerisine baktı."Gayet farkındayım," Başımı reddederek iki yana hızlıca salladım. "Olmaz, istemiyorum. Git bir şeyler uydur ayrıldık de. Olmaz yapamayız de bir şeyler de! Sen ne dediğinin farkında bile değilsin! Ben yapamam Kara!" Kara büyük bir adım atarak aramızdaki bütün mesafeyi kapattı. Öyle ki aramızda bir adımlık mesafe bile yoktu. "Babanın abinden haberi var mı Mavi?" Duyduğum cümle karşısında beynimden vurulmuşa dönerken karşımdaki adamın bunları bilmemesi için dua etmeye başladım. Gözlerini kısarak üzerime doğru eğildi. Kısık bir ses tonuyla, "Mesela gizlice sana şiddet uyguladığından?" Dizlerimin bağının çözülmesi ile tökezlerken kollarımdan tutarak ayakta kalmamı sağladı. "Ya da abinin yediği haltlardan?" Durmuyordu. Halimin değişmesine, tökezlememe rağmen durmuyordu. Üstüme gelmeye devam ediyordu.
Bir adım gerileyerek kollarından kurtuldum. Karşımdaki adam o tanıdığım bildiğim adam değildi. Benim tanıdığım adam gitmişti, yoktu.
İnanamayarak gözlerine baktım."S-sen değilsin bu. Beni tehdit edemezsin,"
"Uyan artık Pamuk Prenses ben her zaman böyleydim sadece sen görmedin. Kara Yenilmez'in gerçek yüzü ile tanış Mavi Karaca."
Gözlerini kısarak üzerime doğru eğildi."Ne diyorsun?"
Babam abimi öğrenemezdi. Annemden sonra bunu kaldıramazdı. Onu üzmesine müsaade edemezdim. Gözlerindeki parıltıyı, yüzündeki mutluluğunu görmüştüm. Mutluydu, kızının sevdiği birisiyle evleneceğini düşündüğü içindi hepsi. Ama istemediğim birisiyle evlilik de yapamazdım. Buna katlanabilir miydim? Beni tehdit eden adamla aynı çatı altında nefes alabilir miydim?
Zorla yutkunarak gözlerine baktım."Tamam, kabul."
Kara memnun bir ifadeyle gülümseyerek arkasını döndü ve odadan çıktı. Kendimi zorla yatağa atarak oturdum. Sırtımı yatak başlığına dayayarak dizlerimi karnıma doğru çektim ve titreyen ellerimle bacaklarımı sarmaladım.
Başımı dizlerime gömerek akmak için bekleyen göz yaşlarımı saldım.
Koydum başımı dizlerime, hıçkıra hıçkıra ağladım. Sesim kısılasıya, gözlerimdeki yaşlar tükenesiye kadar durmadan ağladım. Kabul etmiştim, kabul etmek zorunda kalmıştım. Babam içindi her şey. Unutma Mavi, her şeye babanın mutluluğu için katlanıyorsun. Her zamanki gibi yapman gereken tek şey mutlu rolü oynamak. O maskeni takınmak ve bütün hünerlerini sergileyerek muhteşem oyunluğunu sergilemek. Alışkındım ben buna. İnsanların içerisine çıkarken hiçbir zaman gerçek yüzümle çıkmamıştım. Çıkamazdım, maskemi indirdiğim anca en savunmasız anım yakalanırdı. Her şeyim ortaya dökülürdü.
Başımı zorla dizlerimden kaldırarak cama çevirdim. Tüm güzelliğiyle duran Ay'a baktım. Ay farklıydı. Ay özeldi. Çünkü Ay geceleri acı çekenlerin umut ışığıydı. Ay benim umut ışığımdı. Ay benim en büyük dert ortağımdı. Geceleri sessizce, koşulsuz şartsız bütün dertlerimi dinleyen tek şeydi.
Titreyen ellerimle ıslak yanaklarımı sildim. Aynanın karşısına geçerek yüzümün haline baktım. Yüzümün önüne düşen saçlarımı geriye doğru itekledim Yakası kaymış olan tişörtümü sertçe çekiştirdim. Boynuma verdiği hasar canımı yakmamıştı. Şu anda ruhsal açıdan ki acım daha ağır basıyordu. Odadan çıktım. Salona girdiğimde babam ile Kara koyu bir sohbetteydi. Kara'ya en uzak olan yeri seçerek oturdum. Babam gülerek bana döndü."Biriciğim biliyor musun, biz Kara oğlumla daha önceden tanışıyoruz. Daha öncesinde markette bana çok yardımcı olmuştu, sağ olsun." Babamın gözlerindeki sevinç ışıkları içimde bir şeylerin kopup gitmesine neden oldu. Nasıl bozardım onun mutluluğunu? Buna hakkım var mıydı? Yapamazdım. Üzemezdim onu. Annemden sonra bir de onu ben üzemezdim. "Yarın alışverişi, ertesi gün nişanı sonraki günde düğünü yapalım diye düşündük." Kara'nın dediklerine karşı başımı sallamakla yetindim.
...
Camın üzerinden ahenkle süzülen yağmur damlasına baktım. Kaydı... kaydı... ve düştü.
Başımı geriye atarak duvara yasladım. Dışarıda hunharca yağmur yağıyordu. Neydi bu yağmurun sebebi? Benim dökemediğim yaşları o mu döküyordu? Onu da benim gibi yormuşlar mıydı? Gürüldeyen gök, yağan yağmurun acı çığlıkları olabilir miydi?
Ellerimin arasında duran telefona baktım. Parmaklarımı zorla hareket ettirerek mesaj kısmına girdim. En üstte Şeyda ile dün ki konuşmalarımız duruyordu. Sohbetin üstüne tıklayarak parmaklarımı klavyenin üzerinde gezdirdim.
Mavi:
Uyanık mısın?
Mesajım iki tik olmuştu. Şeyda'dan bir mesaj beklerken profil fotoğrafının üzerine tıkladım. Küçük fotoğraf büyüyerek ekranı kapladı. Şeyda yüzündeki o güzel gülümsemesi ile duruyordu. Acaba bu fotoğraf çekinirken gerçekten gülümsüyor muydu? Sarı saçları her zamanki gibi doğal ve güzeldi. Ela gözleri ise güneş ışığından kaynaklı daha çok yeşile kaymış durumdaydı. Fotoğrafın çekildiği esnada rüzgar esmiş olacak ki saçları boynunun bir kısmını kapatmıştı. Telefonun titremesi ile fotoğraftan çıktım. Şeyda'dan gelen mesajı okudum.
Şeyda:
Evet, bir sorun mu var Mavi?
Tereddütle dilimi alt dudağımın üzerinde gezdirdim.
Mavi:
Hayır
Mavi:
Yani evet
Şeyda:
Sorun ne Mavi?
Şeyda'ya mesaj yazmak için parmaklarım hareketlenmişti ki üstten gelen bildirim ile durdum. Kayıtlı olmayan bir numaradan mesaj vardı. Numarayı es geçerek Şeyda'ya yazdım.
Mavi:
Yarın yanımda olur musun Şeyda? Yalnız kalmak istemiyorum.
Şeyda:
Tabii ki. Yarın yanında olmuş olacağım Mavi :)
Mavi:
Teşekkür ederim Şeyda
Şeyda:
Ne demek Mavi, iyi geceler
Mavi:
İyi geceler
Şeyda ile olan sohbetimizden çıkarak kayıtlı olmayan numaradan gelen mesaja tıkladım.
0553*******:
Nasılsın?
0553*******:
Mavi?!
0553*******:
Şu an çevrimiçisin ama mesajıma bakmıyorsun!
Mavi:
Pardon?
0553*******:
Numaram kayıtlı değil mi sende?
Mavi:
Kimsin?!
0553*******:
Kara desem yeter mi?
Sinirle dişlerimi alt dudağıma geçirdim. Kayıtlı olmayan numarayı Kara olarak kaydettim.
Mavi:
Ne var?
Kara:
Ayıp oluyor ama güzelim
Mavi:
Niye bu saatte yazdın? Canımı sıkmak için mi?
Kara:
Hop hop! Önce bir sakin ol.
Mavi:
Ne oluyor ya?
Mavi:
Hasta mısın sen?
Mavi:
Bipolar falan?
Kara:
Ağır konuşuyorsun Maviş
Kara:
Hasta falan ayıp oluyor ama
Mavi:
Sahibine yakıştığı sürece ayıp olduğunu düşünmüyorum
Kara:
Tamam Maviş anladık sinirlisin
Kara:
Beni bunu yapmaya mecbur bırakan sensin
Mavi:
Böyle bir şeye mecbur değildin Kara!
Kara:
Şansına küs Maviş aklıma gelen ilk çözüm buydu
Mavi:
Senin aklına ilk gelen çözüme tüküreyim ben tamam mı Kara?!
Kara:
Maviş bir sakin ya. Ünlem falan cidden ayıp oluyor!
Mavi:
Gidiyorum ben!
Kara:
Hala ünlem atıyorsun Maviş.
Mavi:
Kara!
Kara:
Tamam Maviş, iyi geceler :)
Kara'ya görüldü atarak mesaj kısmından çıktım.
Telefonu kaparak cebime koydum.
Başımı cama çevirdim. Yağmur yağmaya devam ediyordu.
Camı açmak için iyice cama yaklaştığım sırada kapımın tıklatılması ile durdum. Kapım tıklatıldıktan birkaç saniye sonra açıldı ve babamın başı gözüktü. "Gelebilir miyim biriciğim?" Başımı sallayarak içeri girmesine izin verdim. Camın önünden kalmak için hareketlendiğim sırada babam eliyle kalkmamam için işaret etti. Geri yerime oturarak sırtımı duvara yasladım.
Babam ayak ucuma oturarak yağan yağmura baktı. Yüzündeki ifade farklıydı, ilk defa tanık oluyordum. "Büyüdün biriciğim, kocaman kız oldun şimdi gidiyorsun. Kucağıma doğan bebek şimdi kocaman oldu ve gidiyor," Dudaklarımı birbirine bastırarak bakışlarımı babamdan kaçırdım. "Ben bu günün geleceğini elbet biliyordum biriciğim, ama hiçbir zaman kendimi hazırlayamadım. Senin evde olmadığın bir zamanın düşüncesi bile kalbimde bir sızı oluşturuyordu," Yavaş yavaş dolmaya başlayan gözlerimi babama çevirmek zorunda hissettim. Bana baktığını görünce gülümsedim. Gülümsememe karşı kocaman gülümsedi. Kollarını açtı. "Gel bakalım buraya,"Burnumu çekerek babamın kollarının arasına sığındım. Sadece birkaç dakikalığına küçük bir kız çocuğu oldum ve babamın kollarının arasına saklandım.
Saçlarımın üzerinde yavaşça gezintiye çıkan eller ile gözlerimi huzurla yumdum.
"Hazırım kızım, senin için sensizliğe katlanmaya hazırım biriciğim."
Boğazımda hissettiğim kuruluk ile gözlerimi araladım. Yattığım yerden doğrularak yatağımın yanında duran küçük komodine uzandım. Bardağa uzanacağım sırada boş olduğunu fark ettim. Hayal kırıklığı ile gözlerimi bardaktan çektim. Üzerimdeki ince örtüyü kenara çekerek yataktan indim. Bardağımı da alarak odadan çıktım. Karanlık koridordan geçtikten sonra mutfağa gelerek ışığı yaktım. Masanın üzerinde duran sürahiyi alarak bardağıma doldurdum. Bardaktaki bütün suyu bitirdikten sonra odama koymak için tekrardan bardağı doldurdum. Boğazımdaki kuruluktan kurtulmamın verdiği rahatlıkla mutfağın çıkışına doğru döndüm. Ancak arkamda durduğunu daha yeni fark ettiğim abim ile korkuyla geriye adımladım. "Vay vay vay, kimler varmış burada ya? Çiçeği burnunda gelinimiz,"
Abime cevap vermeyerek yanından geçmek için hareketlendim. Ancak abim kolumdan yakalayarak gitmemi engelledi. Olduğum yerde çakılı kalırken, sabit bakışlarımı yüzüne çevirmek zorunda hissetmiştim."Demek yavru kuş evden uçuyor. Biliyor musun Mavi? Zerre üzülmedim," Kolumu sertçe elinden kurtardım. "Biliyor musun abi bende zerre üzülmedim," Abimin kaşları çatılırken dirseğimden yakaladı. Hafifçe sarsarak yüzüme doğru eğildi. "Benimle konuşma cesaretini nereden buluyorsun sen? Sırtını dayadığın o heriften mi?"
Dirseğimi elinden kurtararak omzundan itekledim. Benden beklemediği bu hareket ile geriledi. Abimin gözlerinden ateş çıkmaya başlarken artık sabrımın kalmadığını fark ettim."Yeter artık. Sustum ama bir yere kadar. Ne istiyorsun benden? Ne yaptım sana? Neden nefret ediyorsun benden ya? Ne yapmış olabilirim sana?" Abim hızla aramızdaki mesafeyi kapattı. "Annem senin yüzünden öldü!" Duyduğum cümle karşısında şokla geriledim. İşaret parmağını havada sallayarak sinirle devam etti. "Annem neden öldü sanıyorsun? Hepsi senin yüzünden kızım anlasana! Sen olmasaydın annem yanımda olacaktı! Senin yüzünden öldü!"
Dişlerimi birbirine bastırarak çenemi sıktım."Annem benim yüzümden ölmedi. Annem hastaydı. Bunu sende iyi biliyorsun," Abim histerik bir şekilde gülerek saçlarını hırsla karıştırdı. "Sen öyle sanmaya devam et. Senin yüzünden öldü benim annem. Benim annem şimdi yoksa bunun sorumlusu sensin." Başımı olumsuz anlamda salladım. "Ben değilim. Annem hastaydı. Doktor raporu var. Annem çocukluğundan beri hastaydı." Abim inanamaz gözler ile bakmayı sürdürürken yanından geçtim. Bir anda saçımdan tutulup geriye doğru sürüklenmem ile ağzımdan acı bir çığlık firar etti.
Abim saçlarımı elleriyle sıkı sıkı kavrarken yüzüme doğru eğildi. Tiksinti dolu olan bakışlarını yüzüme dikti."Senin yüzünden Ceylan."
Abimin bu dediğine anlam veremezken saçımı geriye doğru daha fazla çekiştirmesi ile acıyla inledim. Ellerinden kurtulmak için tek çare olarak elimde olan bardağı kafasına geçirdim. Abim acıyla benden uzaklaşırken koşarak odama gittim. Kapıyı kilitlediğim gibi sırtımı kapıya yasladım. Yavaş yavaş yere çöktüm. Başımı geriye doğru atarak kapıya yasladım. Gözlerimi kapattım.
Teşekkür ederim hayat! Bugünde seni yaşadım!
...
Kara:
Kapının önünde bekliyorum seni
Kara'ya herhangi bir cevap yazmayarak yanımda oturan Şeyda'ya döndüm. Ona sadece yakında evleneceğimden ve bu işlerden anlamadığım için onu çağırdığımı anlatmıştım.
"Aşağıdaymış."
Evden çıktığımızda Kara'nın şaşkın bakışları Şeyda'nın üzerinde dolaşıyordu. Anlaşılan tek geleceğimi düşünmüştü. Kara arabanın arka kapısını Şeyda'ya açtı. Şeyda bindikten sonra bende binmeye yeltendiğim sırada Kara'nın kapıyı kapatması ile çatık kaşlarla ona döndüm. "Sen öne."
"Hayır bende arkaya bineceğim." Kara'nın kaşları 'hayır' anlamında havalanırken arka kapıyı açtım. Kara açtığım kapıyı kapatırken elini belime koyarak öne doğru hafifçe itekledi. Ön kapıyı açarak beni bindirdikten sonra sürücü koltuğuna geçerek arabayı çalıştırdı. Alışveriş merkezine giriş yapar yapmaz Kara'nın bizi yönlendirmesine müsaade ederek peşine takıldık. Gösterişli elbiselerin bulunduğu bir mağazaya giriş yaptığımızda Kara direkt olarak ortada bulunan koltuklara oturdu. Olduğum yerde durarak dik dik ona bakmaya başladım. Şeyda'nın koluma girmesi ile keskin bakışlarımı Kara'nın üzerinden çekmek zorunda kaldım.
Şeyda'nın üzerime tuttuğu kırmızı elbise ile yüzümü buruşturdum.
"Sevmedim bunu," Şeyda gülerek elbiseyi yerine bıraktı ve arkalardaki elbiseleri karıştırmaya başladı. Elbiselerim arasında bulduğu siyah elbiseyi havaya kaldırdı. Elbiseye baktığımda oldukça kısa olduğunu fark ederek yüzümü buruşturdum. "Hayır," Şeyda sahte bir sinirle elbiseyi geri yerine bıraktı.
"Kara!" Mağazanın içerisinde yankılanan kadın sesi ile bakışlarım anında Kara'yı buldu. Kara korku dolu gözler ile mağazanın girişine bakıyordu. Neler olduğunu anlamazken Kara'nın yanına gelen orta yaşlı kadın ile kaşlarım havalandı. Kara gülümseye çalışarak karşısındaki kadına bir şeyler söyledi. Kadın eliyle Kara'ya eğilmesi için işaret etti. Kara kadına doğru hafifçe eğildikten sonra kadının Kara'nın kulağını tutması ile şaşkınlıkla elimi ağzıma kapattım.
Gülmemek için alt dudağımı dişlerken kadının yanımıza doğru geldiğini görünce elimi indirdim.Yanımdaki Şeyda'ya baktığımda onunda aynı benim gibi şokla yanımıza doğru gelen Kara'nın kulağını tutan kadına bakıyordu. Kadın yanımıza gelmesine rağmen hala Kara'nın kulağını tutuyordu. Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırırken kadın yanımda duran Şeyda'ya döndü. "Sen misin benim gelin?" Şeyda afallarken araya Kara girdi. "Hayır anne, maviş gözlü olan senin gelinin," Kadının gözleri anında bana dönerken gülümsemeye çalıştım. Kadın hipnoz olmuş gibi yüzüme bakarken Kara'nın kulağını serbest bıraktı. Kara memnuniyetsiz bir şekilde kulağını tutarken diğer yandan da küçük bir çocuk gibi homurdanıyordu.
Yavaş yavaş kadının bakışlarından rahatsız olmaya başlamıştım. Kadın yanında ki Kara'nın kolunu çimdirmesi ile dudaklarımın arasından minik bir kıkırtı çıktı.
"Bana bak Kara bana yalan söylemiyorsun değil mi?" Kara kolunu ovuştururken başını olumsuz anlamda salladı. Kadın şaşkın gözleriyle bana döndü. "Kızım sen bizimkine nasıl baktın?"
"Anne."Kara'nın annesi Kara'yı umursamayarak bana bakmaya devam ederken elimi uzattım."Merhaba efendim ben Mavi," Kadının elimi tutması ile elini düz tutarak ilk önce çeneme sonra da alnıma koydum. "Güzel gelinim benim sevdim seni, bende Yasemin." Yüzüme zoraki bir gülümseme yerleştirerek kadının ekini bıraktım. Kadın arkamızdaki elbiselere kısa bir bakış attı. "E hani seçmediniz mi?" Benim yerime Şeyda cevap verdi. "Yok teyzeciğim daha yeni geldik," Yasemin teyze gözlerini kısarak Şeyda'ya baktıktan sonra Kara'ya döndü. "Ben bu kızı da pek sevdim, Yalın'ıma alıversek ya," Kara yalandan öksürerek annesine kısa bir bakış attı. Yasemin teyze burun kıvırarak omzu silkti. "Aman sen ne anlarsın." Bir koluna Şeyda'yı bir koluna da beni aldıktan sonra peşinden sürüklemeye başladı. "Şimdi siz kabinlere geçin ben size en uygun elbiseleri bulup getireceğim gelinlerim,"
Yasemin teyzenin yanımızdan ayrılması ile şokla birbirimize baktık. Şeyda'nın gülmeye başlaması ile yüzümde minik bir tebessüm oluşurken arkama dönerek Yasemin teyzeye baktım. Yanına aldığı Kara'ya bir yandan bir şeyler söylüyor bir yandan de elbiselere bakıyordu. Kara'ya baktığımda bıkkın bir şekilde annesinin yanında durduğunu fark ettim. Yasemin teyzenin bize doğru dönmesi ile hızlıca Şeyda'ya doğru döndüm. Elimle kabinleri işaret ederek güldüm. "Bence hemen girmeliyiz," Şeyda gülerek beni onayladı. "Bence de, Yasemin teyzeye maruz kalmak istemiyorum." Gülerek kabinlere girdik. Çok geçmeden bize verilen elbiseleri giyinerek kabinden çıktık. Karşımdaki Şeyda'ya baktığımda ela gözleri ile uyum oluşturan yeşil, derin bir yırtmaçlı, ince askılı elbise ile karşımda duruyordu.
Şeyda'nın arkasındaki aynadan kendime baktığımda mavi elbisenin üzerimde ne kadar güzel durduğunu fark ederek hayranlıkla baktım. İnce askıları, yırtmacı ve sırt dekoltesi ile mükemmel bir elbiseydi."Çok güzel oldunuz," Arkamızda duran Yasemin teyzeyi yeni fark ederek gülümsedim. Aynada kendime bakmaya devam ederken arkamda beliren Kara ile aynadan ona baktım. Kaşlarını çatmış, siyah gözlerini sırtıma dikmiş duruyordu.
"Başka elbise bulamadınız mı?" Kara'nın sorusu üzerine tek kaşımı havaya kaldırarak ona döndüm. Bu seferde gözleri yırtmaca kayarken gözlerinin irileştiğine şahit oldum. Ne olduğunu anlamadığım bir şekilde Kara arkama geçerek beni kabine doğru sürüklemeye başladı. "Kara." Her ne kadar onu durdurmaya çalışsam da çabalarım boşaydı.
Beni kabin içerisine adeta fırlatırcasına itekledikten sonra dışarı çıkarak kapıyı suratıma kapattı. Kara'nın kapatmış olduğu kapıyı hızla geri açarak dışarı çıktım. O sırada gözlerim bir çift siyah gözler ile çakıştı. Elindeki başka bir elbiseyle bana doğru gelmeye devam ederken hızla kabine girerek kapıyı kilitledim. Birkaç saniye sonra kapının tıklatılması ile sesimi çıkarmadan durmaya devam ettim. "Mavi," Sessizce arkamdaki pufa oturdum. "Mavi açar mısın şu kapıyı? Bak sana daha güzel bir elbise getirdim," Dudaklarım alayla kıvrıldı. "Sen onu benim külahıma anlat Kara Bey,"
"Maviş hadi bak bu daha güzel,"Oturduğum yerden kalkarak kapıyı açtım. Sadece başımı dışarı çıkartarak Kara'ya dil çıkarttım. Kara dil çıkartmış olmama şaşkınlıkla bakarken bu seferde güldüm.
"Ben bunu sevdim, başkasını denemek istemiyorum. Boşuna yırtınma." Kara 'öyle mi' dercesine kaşlarını kaldırdı. Elini kapıya koyduğu gibi sertçe ittirerek ardına kadar açtı. Şokla karşımdaki adama bakarken kabine girerek arkasından kapıyı kapattı. Arkamdaki duvara iyice yapışırken bana meydan okuyan kara gözlere baktım. Elindeki elbiseyi havaya kaldırdı. "Bu elbiseyi şimdi giyiyor musun?" Başımı olumsuz anlamda salladım. Dudak bükerek omuz silkti. "Tamam o zaman ben sana zevkle yardımcı olurum," Bana doğru bir adım atması ile ellerimi öne doğru uzatarak daha fazla gelmesini engellemeye çalıştım. "Hayır ya! Gelme!" Elindeki elbiseyi uzattı. "O zaman kendin giyin," Sinirle elindeki elbiseyi aldım. "Çık!"
Kara'nın kabinden çıkması ile sinirle getirdiği elbiseyi giyindim. Hiç memnun değildim. Aklıma gelen hain plan ile sırıttım. Pekala Kara Bey bunu siz istediniz.
Kabinin kapısını açarak çıktım. Kara beni fark edince yaslandığı duvardan uzaklaşarak karşımda durdu. "Bu daha güzel," Aynadaki görüntüme baktığımda yüzümü buruşturmamaya çalışarak zorla gülümsedim. "Aynen. Bende sevdim bunu. Bu olsun."
Kara'nın yüzündeki memnun olduğunu olduğunu belli eden ifade artarken arkamı dönerek kabine girdim.
Kendi kıyafetlerimi üzerime geçirerek her iki elbiseyi de elime aldım.
Kabinden çıktığımda elimdeki elbiseleri Kara'ya gösterdim."Senin dediğini kasaya bırakıyorum,"
Beni başıyla onaylayarak yanımdan uzaklaşırken kasaya ilerledim. Kasadaki kadına kendi istediğim elbiseyi verdikten sonra Kara'nın getirdiği elbiseyi gizlice yerine astım. En sonunda elbiseleri de aldıktan sonra mağazadan çıktık. "E buradan gelinlikçiye o zaman?" Yasemin teyzenin sorusu üzerine Kara anında araya girdi. "Hayır eve," Yasemin teyze kaşlarını çatarak ellerini beline koydu. "Gelinliksiz gelin mi olur Kara?"
Kara gülümseyerek konuştu."Ben olmaz demedim ki Yasemin Sultan, Mavi'nin gelinliği sürpriz. O yüzden, şimdi eve." Yasemin teyze memnun olmuş bir yüz ifadesi ile Kara'ya yaklaştı. Kara'ya eğilmesi için işaret etti. Kara korkuyla eğildiğinde Yasemin teyze Kara'nın yanaklarını tuttuğu gibi sıkmaya başladı. "Oy benim oğluşum aşık mı olmuş? Oy benim kara oğlum gelinliği kendi mi seçecekmiş? Ay yesinler!" Kara acıyla gözlerini kapatırken biz Şeyda ile gülmemek için kendi aramızda üçüncü dünya savaşını veriyorduk.
Yasemin teyze Kara'nın yanaklarını bırakarak bize döndü."E o zaman ben gidiyorum gelinlerim, yarın görüşürüz." Yasemin teyzeye el salladıktan sonra Kara'ya döndüm. Dudaklarını büzmüş yakalarını ovcalıyordu."Oh olsun sana."
