20. bölüm · Mavi ve Siyah
19. Bölüm
Şeyda'dan;
Masanın üzerine dağıttığım kağıtları hızlıca toparlamaya koyuldum. Çoktan nöbetim bitmişti ancak bir hastanın durumunu incelemeye koyulmuştum. Ancak kendimi fazlasıyla kaptırdığım için saatten haberim yoktu. Hızlıca son kağıdı da elime alarak diğer kağıtların yanına koydum ve sağ tarafta bulunan beyaz şeffaf dosyayı aldım. Arkamda duyduğum kapı sesi ile arkama dönmeden şeffaf dosyaya kağıtları doldurmaya devam ettim. Büyük ihtimalle gelen ya Burak'tı ya da Murat. Her ikiside bir hastanın durumuna bakmak için yarım saat önce buradan ayrılmışlardı.
Duyduğum kilit sesi ile kağıda uzanan elim havada kaldı. Dosyayı bırakarak yavaşça arkama döndüm. Karşımda duran kişi ile istemsizce korkuyla geriye adım attım. Kalçamın masaya çarpması ile yutkunamadım. Destek almak için ellerimi masaya yasladım. "Sonunda seni yalnız yakalayabildim." Bana doğru adım atması ile elimi öne doğru uzattım. "Sakın yaklaşmaya kalkma."Ürkek sesim onu tatmin ederken bir adım daha attı. "Sana daha öncede söylemiştim Şeyda. Sadece ben varım," Başımı iki yana salladım. "Hemen git buradan Zafer. Bir şey yapmaya kalkarsan herkesi başımıza toplarım," Histerik bir kahkaha attı. İğrenç kahkahasını duymam ile birlikte yüzümü buruşturdum. "İşte o beklediğim gün geldi."
Bana doğru bir adım daha attı ve neredeyse aramızdaki mesafeyi sıfırla indirdi. Geriye kaçmak istiyordum ancak yerim yoktu. Sağa doğru bir hamle yaptığımda hemen önümü kapattı. Korkuyla sola doğru hamlede bulununca yine önümü kapattı ve kaçmamı engelledi.
Ayak uçlarımız birbirine temas ediyordu. Bu beni korkutuyordu. Elini kaldırdı ve saçlarıma çıkardı. "Bu anı defalarca kez hayal ettim ben," Elini saçlarımdan yüzüme indirdi. Göğsüm korkuyla hızla inip kalkarken elimi arkama attım. Elinin tersi ile yanağımı okşamaya başladı. "Defalarca kez... defalarca kez düşündüm." Elime gelen kalemi sıkıca avucumun içerisine hapsettim. "Uzaklaş benden."
Dişlerimin arasından adeta tıslarcasına konuşmam ona gram etki etmemişti. Yüzünde oluşan gülümseme beni iyiden iyiye korkuturken bağırmak için ağzımı açtığım sırada avucunu ağzıma bastırarak bağırmamı engelledi. Sesim avuç içine çarparak boğuklaşırken çırpınmaya başladım. Diğer elini de belime koyarak beni iyice kendine doğru çekti ve hareketlerimi kısıtladı. Yüzünü boynuma gömdüğü esnada ağzımdan bir çığlık kaçmıştı ancak bu çığlık ağzımın üzerine hapsettiği eline çarparak yok olmuştu.
Tek çare elimdeki kaleme güvenmekti. Korkudan terleyen ellerimle kalemi sıkıca kavradım. Elimi arkamdan çıkardım ve kalemi omzuna sapladım. Kalem omzuna girdiği anda bağırarak benden uzaklaştı. Benden uzaklaşmasını fırsat birikerek kapıya doğru koştum. Tam elim kapının kolunu bulduğu esnada saçlarımdan yakalanıp geriye doğru çekilmem ile dudaklarımın arasından acı dolu çığlık döküldü. Ellerimi saçlarımı kavrayan ellerine çıkartarak onlardan kurtulmaya çalıştım. Boşuna çabalıyordum. Saçlarımdan asılarak beni odanın içerisinde sürüklemeye başladı.
Odanın diğer köşesinde bulunan koltuğun önüne gelince beni adeta bir eşya misali koltuğa fırlattı. Çatılmış olan kaşları ile burnundan sert bir nefes vererek gözlerimin içine baktı ve omzuna sapladığım kalemi çıkartarak odanın bir köşesine fırlattı. Koltuktan kalkmak için bir hamlede bulundum. Ancak omuzlarımdan yakalayarak geriye doğru ittirdi. Sırtım koltuğun kol kısmına çarpınca acıyla yüzümü buruşturdum.
Üzerime doğru eğildiğini fark edince hemen bel altına tekme attım. Tekmem sayesinde acıyla iki büklüm olup benden uzaklaşması ile kapıya koştum. Kapının kilidini açmak için anahtara baktığımda olmadığını fark ettim. İçimden küfürler etmeye başlarken arkamda duyduğum adım sesleri ile bir elimi yumruk yaparak bütün gücümle kapıya vurmaya başladım.
"Yardım edin! Yardım edin! Kimse yok mu?!" Çaresizce bağırıyordum. Kimseden bir cevap gelmemesi üzerine bütün kurtulma umutlarım tükeniyordu. Saçlarımdan tutulup geriye doğru çekilmem ile büyük bir çığlık attım. "İmdat!" Arkamdan kolunu boğazıma dolayarak sırtımı göğsüne yasladı. Kollarının arasından çıkmak için hareket ediyordum ama o benden daha güçlüydü. "İmdat!"
"Kes çeneni ve uslu bir kız ol."Korkunç çıkan sesi ile yutkunamadım. "Aferin benim kızıma." Dolan gözlerimden birisinden çaresizliğin verdiği acıyla sol gözümden bir yaş yanağıma doğru firar etti. "Şeyda!" Kapının öbür tarafından gelen ses ile yüzümde bir tebessüm oluştu. "Şeyda içeride misin?"
"Burada-"Dudaklarımın üzerine kapanan ellere rağmen bağırmaya çalıştım. "Sesini kes." Art arda kapıya inen yumruklar devam ederken sesimi çıkartamıyordum. "Şeyda! Güzelim içeride misin?" Bir ses çıkarmak için hızla gözlerimi odanın içersinde dolaştırmaya başladım. Hemen yakınımda bulunan sandalye dikkatimi çekince sandalyeye tekme attım. Sandalyenin devrilmesi sonucu çıkardığı büyük ses ile gülümsedim.
Arkamda bulunan adam diye nitelendiremeyeceğim kişinin beni geriye doğru sürüklemeye başlaması ile gözlerim kocaman açıldı. Sırtımın koltukla buluşması üzerine korku dolu gözlerle karşımda duran kişiye baktım. Yüzündeki iğrenç gülümsemesi ile yüzümü izliyordu. Gittikçe kapıya inmeye başlayan büyük darbelerle kurtulmama az kaldığını umdum. Elimde kalan tek şey umudumdu. Ve bende elimde kalan tek şeye sımsıkı tutunuyordum.
Kapıdan gelen kırılma sesi ile kocaman gülümsedim. Karşımda duran Zafer'in geriye doğru çekilip yere serilmesi ve üzerine Egemen'in çıkması bir olmuştu. Egemen yumruklarını art arda Zafer'in yüzüne indirirken hiç sesimi çıkarmadım. Ta ki Egemen'in belinden çıkardığı silahı göresiye kadar. "Egemen!" Egemen'in havaya kalkan eli dururken başını omzunun üzerinden bana çevirdi. Sert ifadesi dolu gözlerimle karşılaşınca yumuşayarak silahı geri beline koydu.
Yavaşça Zafer'in üzerinden kalktı ve kapıya gitti. "Gürkan!" Egemen ve yanında içeriye giren Gürkan'a baktım. Gürkan bana bir baş selamı verdikten sonra yerde baygın bir şekilde yatan Zafer'in yanına çöktü. Egemen yanıma oturarak kolunu omzuma attı ve beni göğsüne çekti. Başımın üzerinde hissettiğim sıcak dudaklar ile farkında olmadan gözlerimi kapattım. "Geçti. Buradayım ben."
"Buradasın."
Egemen'den;
"Gürkan!" Koşarak yanıma gelen Gürkan'a göz ucuyla baktım. "Bizim şu meşhur suyu getir bakalım." Gürkan aldığı emir sonucu hemen gözden kaybolurken önümde bağlı bir şekilde oturan Orkun'a baktım. "Abi yapma. Yalvarırım." Sahte bir üzüntüyle dudaklarımı büzdüm. "İhanet ederken neredeydin? Her şeyi affederim ama ihaneti asla. Bunu bilmen gerekirdi."
Beyaz gömleğimin kollarını dirseklerime kadar sıyırdım. Kapıdan giren Gürkan getirdikleri büyük su dolu tenekeyi sandalyede bağlı olan Orkun'un önüne koydular. "Abi yalvarırım yapma. Affet beni abi." Orkun'un yalvarışlarını duymamazlıktan gelerek arkasına geçtim. Boynundan tutarak kafasını suya soktum. Sol kolumu göz hizama getirerek bir dakika boyunca bekledim. Bir dakikanın sonunda Orkun'un başını sudan çıkardım. Nefes nefese kalmış bir şekilde nefes almaya çalışan Orkun'a bakarken depoya giren Harun'a kaydı bakışlarım.
"Rahatsız ediyorum abi," Göz kırparak mevzuya girmesini işaret ettim. "Abi Şeyda Hanım'dan saatlerdir haber yok. En son hastanede görüldü ancak gözden kaybolması üzerine hastanede bir daha rastlayamadık." Sinirle gözlerimi yumdum. Orkun'un boynunu sertçe bırakarak Gürkan'a döndüm. "Bununla biraz ilgilenin siz, çıkıyorum ben." Gürkan dediğimi anlayarak Harun'a göz işareti yaptı. Harun Orkun'un yanına ilerlerken Gürkan'da peşime takıldı ve hızlı adımlarla depodan çıkarak arabaya bindim.
Arabayı hastanenin önünde durdurarak indim. Şeyda'nın çalıştığı bölümün katına çıkarak etrafıma bakınmaya başladım. Gözlerim karşıdan gelen adını bilmediğim ama Şeyda ile aynı grupta olduklarını bildiğim adama doğru ilerledim. "Baksana bi'!" Kafasını elindeki dosyadan kaldırarak bana baktı. "Buyurun,"
"Şeyda nerede biliyor musun?" Gözlerini kısarak yüzüme baktı."En son nöbeti bitmişti ama koridorun sonunda soldaki oda da belki bulabilirsin." Hafifçe başımı salladım. "Eyvallah."
Yanından geçerek tarif ettiği odanın önüne geldim. Kapıyı açmak üzere elimi uzattığım sırada içeriden duyduğum sesler ile duraksadım ve sesleri anlamaya çalıştım. "Şeyda!" Kapının kolunu hızlıca indirdim ancak kilitliydi. "Şeyda içerde misin?" Kulağımı kapıya yaslayarak ses var mı diye dinledim. Bir elimi yumruk yaparak sertçe kapıya vurmaya başladım. "Şeyda içeride misin güzelim?!"
Yumruklarımı art arda indirmeye devam ederken içeriden gelen devrilme sesi ile yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu anladım. Hızla arkamdan gelen Gürkan'a döndüm. Sinirle yüzümü sıvazladım. Belimdeki silahı çıkartarak kapıya hedef aldım. Tam tetiğe basacağım sırada Gürkan'ın konuşması ile durdum. "Abi hastanedeyiz." Gürkan'ın yaptığı hatırlatma ile sinirle kapıya vurdum. Silahı geri belime koydum.
"Hemen kapıyı açmamız gerekiyor."
Gürkan hızla karşıma geçti ve omzunu kapıya yasladı. Bende hemen omzumu kapıya yasladım. Gürkan'a işaret verdim ve beraber aynı anda kapıya omuz attık. Art arda omuz darbelerimizi indirdiğimiz kapı en sonunda dayanamayarak kırılmıştı. İçeriye girdiğimde gördüğüm şey ile beynimden vurulmuşa dönmüştüm. Şeyda'nın başında duran kişiyi yakaladığım gibi yere serdim ve üstüne çıkarak yumruklarımı yüzüne indirmeye başladım. Daha fazla dayanamayarak elimi belimdeki silaha attım.
"Egemen!" Arkamda duyduğum çatallaşmış olan sesle durdum. Havada kalan elimle yavaşça ona döndüm. Dolu gözleriyle gözlerime bakması ile sert ifadem yavaş yavaş yok olurken silahı belime koydum. Hemen ayağa kalkarak kapıya gittim. "Gürkan!" Gürkan hemen karşımda belirdi. "Yerde yatanı al ve depoya götür ben gelesiye kadar azıcık ilgilenin." Gürkan başını olumlu anlamda sallayarak içeriye girdi.
Koltukta korkmuş bir şekilde sinmiş Şeyda'nın yanına oturdum. Kolumu omzuna atarak kendime çektim. Başı göğsüm ile buluşurken dudaklarımı saçlarına bastırdım. Derin bir nefes alarak konusunu ciğerlerime çektim. "Geçti. Buradayım ben." Kollarımın arasında bulunan küçük bedenin rahatladığını ve gevşediğini hissettim. "Buradasın." Bir elini göğsüme koyarak sıkıca gömleğimi kavradı. Gözlerimi kapatarak kollarımın arasında bulunan kadınla huzurun tadını çıkardım. O güvendeydi. O iyiydi.
Kolumu omzundan çektiğim sırada iyice göğsüme sokuldu. "Gitme." Duyduğum bu cümle ile kalp atışlarım hızlanırken içimden sıkı bir küfür savurdum. "Gitmiyorum." Bir süre daha o şekilde durduk. Şeyda'nın yüzünü kapatan sarı saçlarını çektiğimde çoktan uykuya daldığını fark ederek gülümsedim. Hala aynıydı. Bulduğu her yerde uyuyabiliyordu. Aradan geçen onca aydan sonra hiç değişmemiş. Aynı tanıdığım o kadındı.
Derin bir nefes vererek kolumu omzundan çektim. Bir elimi bacaklarının altına diğerini de beline sararak kucağıma aldım. Hastaneden çıktığımızda dikkatli bir şekilde onu arabaya yatırdıktan sonra kendi yerime geçtim ve arabayı çalıştırdım. Arabayı kendi evimin önüne park ederek indim. Şeyda'nın bulunduğu tarafa geldim ve sessiz olmaya dikkat ederek kapıyı açtım kucağıma aldım.
Eve girerek merdivenleri tırmandım. Kendi odama girdim ve kucağımda huzurla yatan kadını yatağa yatırdım. Onu yeniden burada görmek bana huzur vermişti. Yeninden burada, yanımda olması içimde bir şeyleri harekete geçirmişti. Yüzünü kapatan saçlarını çekerek alnına minik bir öpücük bıraktım. Üzerini örttükten sonra odadan çıktım ve evimin az ilerisinde yerin altında bulunan depoya girdim.
Depoya girdiğimde gördüğüm yüz ile kaşlarım çatıldı. "Ayılt şunu Gürkan." Gürkan soğuk bir kova suyu yüzüne döktükten sonra nefes nefese uyandı. "Günaydın." Alaylı yüz ifademe korkarak baktı. "Sen kimsin?" Kenarda duran boş sandalyeyi alarak tam karşısına koydum ve oturdum. "Ecelinim." Gözleri korkuyla bakarken kollarımı göğsümde bağladım. "Bu sefer işi çok uzatmak istemiyorum." Hızlıca belimden silahı çıkartarak tam alnından vurdum. Açık gözleriyle birlikte başı omzuna doğru düşerken vurduğum delikten iki kaşının ortasına doğru kan akmaya başladı.
"Dünyadan bir pislik daha silindi.”
