13. bölüm · Mavi ve Siyah

12. Bölüm

Amaya Xxxx

Sağ yanağımın üzerinde hareket eden fırçadandolayı huylanırken başımı hareket ettirmemek için direniyordum. "Yeterartık Can! Çek şunu!" Dişlerimin arasından tıslarcasına konuşmam Can'ıetkilememiş olacak ki fırçayı hareket ettirmeye devam etti. "Ay sus ayol!Sayemde bir şeye benziyorsun kız!" Can'a karşı gözlerimi devirdim.

Ensonunda fırçayı yanağımdan uzaklaştırdı. Hemen oturduğum yerden ayaklandım."Ay kız nereye?!" Can arkamdan bağırırken odanın köşesinde bulunanelbisemle uyumlu olan siyah topukluları ayağıma geçirdim. Kara gelmek üzereydi. Eviniçersinde yankılanan zil sesi ile olduğum yerde doğruldum."Ben bakıyorumpaçoz!" Can'ın kapıyı açmak için salondan çıkması ile ben geriayakkabılarımı giymeye döndüm. İşittiğim ayak sesleri ile eş zamanlı olarak Canile Kara salona giriş yaptı. Ayağımıtopuklunun içerisinde rahat ettirmeye çalışırken doğruldum. Kara karşımdadurarak gözleriyle beni baştan aşağıya süzdü.Duvar gibiolan surat ifadesinden ne düşündüğünü anlayamıyordum.

Konuşmasını ve bir şeylersöylemesini bekledim fakat ondan ses çıkmayınca kendimi konuşmak zorundahissettim."Gidelim mi?" Sorum üzerine gözleri bir kez daha üzerimdegezindi. Yüz ifadesi değişmemişti. Elini kaldırdı ve üzerimi gösterdi. "Hazırlan gidelim," Kara'danaldığım cevap ile durdum. Üzerimdeki kıyafete baktım. Uzun siyah, çokta derinolmayan yırtmacı olan ve askılı bir elbiseydi. Gözümün önüne düşen saç tutamınıgeriye doğru attım. "Hazırım zaten," Kara kaşlarını çataraküzerimdeki kıyafete tekrar bir bakış attı. "Üzerindekini bir an gecelikzannettim, pardon," Kaşlarımalayla havalandı. Kara'nın arkasından gelen gülme sesi ile Can'a baktım.Saklama gereksinimi duymadan Kara'ya bakarak gülüyordu. Kara'nın siniriartarken arkasındaki Can' döndü.

Bu seferde çatılı kaşlarını ona çevirmişti. "Ulanseni şurada duvara yapıştırmak vardı da dua et zamanım yok," Can gülmeyedevam ederek elini havada salladı. Can'ın, Kara'yı ciddiye almaması Kara'yıdaha da sinirlendirirken Kara ağzının içerisinde bir şeyler homurdandı. "ÇıkabilirizKara," Kara'nın bakışları bana dönerken yüzünü buruşturdu. Memnuniyetsizbakışları elbisemde gezindi. "Keşkebir üstünü falan değiştirseydin," Gözlerimi kısarak koluna girdim. Dudaklarımalayla kıvrıldı. "Üzgünüm Kara, benim bunlara karnım tok," Karayüzünü asarken bir şey demedi. Çıkmadan hemen önce Can'a teşekkür etmeyi ihmaletmemiştim. Beraber evden çıktık. Karaomuz silkerek dudaklarını büktü. "Ben senin iyiliğin için dedimcanım," Hala üzerimdeki kıyafette takılı kalmıştı. Değiştirmem için bintakla atıyordu, farkındaydım. Ancak şu an görmemezlikten gelmek hatta aksineüstüne gitmek daha çok hoşuma gidiyordu. Açtığı kapıdan araban binmeden önce gülerek ona baktım. Başımı hafifçeaşağı yukarı sallayarak ona inanıyormuş gibi yaptım. "Tabi canım," Kara'nın gözlerigülümsememe kayarken arabaya bindim. Kapımı kapattıktan sonra emniyet kemerimitakmak için harekete geçtim. O da kısa süre içerisinde arabanın ön tarafındandolanmış ve yerine geçmişti. Kısa sürenyolculuğun ardından araba üç katlı, beyaz bir evin önünde durdu. Kapımıaçarak indim. Kara yanıma gelerek kolunu girmem için uzattı. Kısa bir an kolunabakakalsam da uzattığı koluna girdim. Uyumlu adımlarla eve girdik.

Kısa bir koridoru geçtikten sonra önümüzekocaman bir salon ve bir sürü insan çıktı. Salondahafif klasik müzik ve konuşan insanların gürültüsü yankılanıyordu. Kara'ylaberaber bulduğumuz boş bir masanın yanına giderek ayakta dikilmeye başladık.Ayağımda ki topuklular ile huzursuzca kıpırdandım."Tüm gece ayakta mıdikileceğiz gerçekten?" Sorum ile etrafına bakınan Kara'nın odağı banadöndü. Sırıtarak bu durumdan oldukça rahatsız olan bana baktı. "Yenilmezolmak kolay değil Mavi Yenilmez," MaviYenilmez...Gözlerimanında parmağımda takılı olan alyansa kaydı. Mavi Karaca artık resmî olarak daölmüştü. Artık Mavi Yenilmez vardı.

Yutkunarakparmağımdaki yüzükten gözlerimi çektim. Gözlerimi salonda gezdirmeye başladım.Çoğu insanlar grup grup kendi aralarında sohbet ediyorlardı. Bu tarz bir ortamailk defa giriş yapıyordum ve ilk dakikadan anladığım en iyi şey bu ortamınkesinlikle bana göre olmadığıydı. Daha gelir gelmez sıkılmaya başlayan canımlaofladım. Ellerimi yanında dikildiğimiz masanın üstüne koydum. Dudaklarımıaralayarak küçük bir o yaparken ciğerlerimdeki bütün nefesi üfledim. Mavigözlerimi ağır ağır insanların üzerinde gezdiriyor diğer yandan daparmaklarımla ritmik bir şekilde masaya vuruyordum. Bir şekilde can sıkıntımıgidermeye çalışıyordum. Etrafa boşboş bakınırken gözlerim bir çift mavi gözler ile kesişince durdum. Gözleriylebeni hapseden o mavilere gözlerimi diktim. Sarı saçları dalgalı bir şekildeomzundan aşağıya doğru ahenkle süzülüyor, üzerindeki mavi kısa gece elbisesivücut hatlarını ortaya seriyordu. Beyaz teni ışığın altınca ay ışığı gibi usulusul parlıyordu. Yüzüne yaptığı makyaj, elbisesi ile uyum sağlarken dolgundudaklarına sürdüğü kırmızı ruju oldukça cürretkardı.

İlk defa karşılaştığım bu mavi gözlerde birşeyler vardı. Bana karşı bakışları farklıydı. Hayatımda ilk defa karşılaştığımbu mavi gözler bana karşı oldukça yabancı geliyordu. Ancak bunu bir çift mavigözün sahibi içinde söyleyemeyecektim. Beni tanıyor gibi bakıyordu, kesinlikle bir yabancıya bakar gibi değil. "Oğluşum!"Zorla gözlerimi mavilerden ayırarak yanımıza gelen Yasemin teyzeye çevirdim.Yasemin teyze beni şaşırtmamıştı. Yine Kara'nın yanaklarını sıkıştırıyordu.Onların bu samimi görüntüsü karşısında tebessüm ettim. Yasemin teyze Kara'nınyanaklarını serbest bırakarak bana döndü. Beklemediğim bir anda benimyanaklarımı tuttu. Şaşkınlıkla Yasemin teyzenin yüzüne baktım. Yanaklarımdahissettiğim acıyla gözlerimi yumdum. "Oy benim gelinim, biricik gelinimgelmiş. Hoş gelmiş," Yasemin teyzenin sonunda yanaklarımı serbestbırakması ile anında ellerim yanaklarıma gitti. Yanaklarımı tutarken yanımdaduran Kara'ya baktım. Onunda benden farkı yoktu. Yanaklarını tutmuş sırıtarakbana bakıyordu. "Keyfinize bakın yavrularım. Ben buralardayım."Yasemin teyze yanımızdan ayrılarak kalabalığın arasına karıştı ve gözdenkayboldu. Yanağımdakidinmeyen acıya karşı yüzümü buruşturdum."Ee ne demişler Mavi Hanım, gülmekomşuna gelir başına," Kıstığım gözlerimi Kara'ya dikerek ellerimiyanaklarımdan indirdim. "Yalnız böyle de doğal allık olmuş. Yakışmışvalla," Kara'ya gözlerimi devirmekle yetindim. Gözümün önüne düşen saçtutamını kulağımın arkasına attım.

Yanımızagelen bir adam ile az ilerimde sohbetedalan Kara'ya baktım. Burun kıvırarak dirseklerimi masaya dayadım. Başımıavucumun içerisine koyarken gözlerimi yumdum. "Çokgüzel bir gün değil mi sence de?" Duyduğum yabancı ses ile gözlerimiaralayarak doğruldum. Sol tarafımda bulunan sesin sahibine baktım. Mavi gözlerikibirle yüzüme bakıyordu. Omuz silktim. Gözleriyle Kara'yı işaret etti."Benim olacaktı ama senin oldu. Şanslısın," Gözlerim Kara'yı bulurkenmavi gözlerin sahibinin ne demek istediğini anlamaya çalışıyordum. "Ahüzülme gene benim olacak, hem de bu gece," Yanımdapsikopat gibi konuşan kadına baktım. İstemsizce kaşlarım çatıldı. Yüzüklüparmağımı havaya kaldırdım."Karısının yanında böyle konuşmak ne kadar daalçakça,"Yüzümdekiitici gülümseye karşı aynı ifadeyle baktı."Bugünayağıma mükemmel bir fırsat geldi tatlım. Keyfimi bozamazsın," Karşımdakonuşan kadını hiçbir şekilde anlayamıyordum. Kadın sarı saçlarını savurarakyanımdan uzaklaştı. Dudaklarımınarasından nefesimi dışarıya bırakırken gözlerimi yumdum.Ne tuhafbir gündü böyle."Sıkıldın mı Maviş? Hangi ara yanıma geldiğini farketmediğim Kara ile olduğum yerde sıçradım. "Sayılır," Kara cebindentelefonunu çıkartarak bir şeylerle uğraşmaya koyulduğunda gözlerimi onunüzerinden çektim. Gözlerim mavi gözleri bulunca Kara'ya hitaben konuştum."Şu kadını tanıyor musun?" Kara başını telefondan kaldırarak anlamazgözlerle baktığım yere baktı. "Mavi elbiseli, sarı saçlı kadın mı?"Başımı olumlu anlamda salladım. "Evet, o." Kaşları iyice çatıldı vegözlerini kısarak birkaç saniye kadına baktı. "Hayır, tanımıyorum. Hayatımda ilk defa görüyorum." Kara'nıncevabı iyiden iyiye kafamı karıştırırken şüpheyle gözlerimi kıstım."Bakemin misin? Lise arkadaşı falan olabilir bir yerden hiç mi tanımıyorsun?"Gözlerini devirerek telefonunu cebine attı. "Tanımıyorum dedim yaMavi." Sessiz kalarak gözlerimi tekrardan kadına çevirdim.

Yanında bulunanorta yaşlarının sonunda olan bir adamla koyu bir sohbet içerisindeydi."Ben az ilerideyim sakın bir yere ayrılma." Kara'nın uzaklaşması ilecan sıkıntısıyla yüzümü ekşittim. Gözümün önüne düşen saç tutamına doğruüfledim. Saç tutamı gözümün önünden gitmeyince kulağımın arkasın attım. Sadece birkaçmetre ilerimde bir adam ile konuşan Kara'ya baktım. Kendikendime omuz silkerek elbisemin eteklerini tuttum. Olduğum yerden etrafıma kısabir bakış attım. O sırada salonun bir köşesinde terasa açılan kapıyı farketmemle yüzüm aydınlandı. Biraz hava almak için çıkabilirdim. Tam bir adım attığım sırada omzuma bir şeyinçarpması ile durarak yüzümü buruşturdum. Karnımın üzerinde hissettiğim ıslaklıkile gözlerimi yumdum. "Ben çok özür dilerim. Gerçekten isteyerekolmadı," Yanımda panikle konuşan kadına gülümsedim. "Önemlideğil," Kadının mahcup dolu gözleri elbisemin ıslanan tarafına kaydı."Gerçekten görmedim sizi, "Kadın iyiden iyiye daha pişman bir halegelirken olabildiğince yüzümü sabit tutmak için çaba veriyordum. Olaylı birgece isteyeceğim son şeylerden birisi bile olamazdı. Elimleelbisenin eteklerini sıkıca kavrayarak dişlerimi sıktım."Lavabo netarafta?" Kadının eliyle gösterdiği koridora yöneldim. Koridorun sonundabulunan iki kapının üzerindeki levhalara göre kadınlar tuvaletine girdim.Çantamı lavabonun mermerine koyduktan sonra bir peçete alarak suyla ıslattım.Islak peçete ile olabildiğince elbisenin ıslak kısmını silmeye başladım.Arkamdaki kapının açıldığını duydum ancak başımı kaldırmadan elbiseyi silmeyedevam ettim.

"Kim varmış burada?" Arkamdaduyduğum ses ile yavaşça başımı kaldırarak aynadaki yansımasına baktım. Mavigözleri hınzırca parlayarak aynadaki yansımamda dolaştı. "Biliyormusun Pembe senin için arkandan ağlayacak tek bir insan bile olmayacak,"Bilerek ismimi yanlış söylemesine her ne kadar sinirlensem de bunuçaktırmayarak görmezden geldim. Ona istediğini vermeyecektim. Elimdeki ıslakpeçeteyi yanımdaki çöp kutusuna atarak ona yüzümü döndüm. Kalçamı arkamdakilavabonun mermerine yasladım ve kollarımı göğsümde bağladım. Sessizce beniizleyen kadına elimle devam etmesini işaret ettim. "Lütfen, devamet," Mavi gözleri öfkeyle parlarken sırıttı. "Herhalde üzülse üzülse birbaban bir de o çakma sarışın arkadaşın üzülür," Kaşlarımgerçek bir şaşkınlıkla havalandı."Gelmeden önce beni araştırmışsın.Pekala,"Susarakdevam etmesini bekledim. Bana doğru bir adım attı ve beni kendisiyle lavabotezgahı arasında tamamen sıkıştırdı. Başını yüzüme doğru eğdi. Kaçmadım, geriçekilmedim. Merak ediyordum. "Gözlerini o sonsuz uykuna kapamadan önceaklına kazımanı istediğim tek şey; Kara'nın senden nefret ettiği ve songördüğün yüz olarak yüzümü hafızana kazıman," Sinirledilimi dişlerimin üzerinde gezdirdim. Yaslandığım lavabodan uzaklaşarak onadoğru bir adım attım. Aramızda bulunan mesafe artık tamamen yok olmuştu.Ayakkabılarımın ucu onunkilere değiyordu. Hiçbir tepki vermeden olduğu yerdesabit kaldı."Merak etme, yüzünü aklıma kazıyacağım. Eğer bana bir şeyyaparsan geri dönüp burnundan getirmem için kazıyacağım," İşaret parmağımıomzuna vurarak yanından geçmek için bir hamlede bulundum. Kapıya ulaşmaküzereyken saçlarımdan tutulup geriye doğru çekilmem ile dudaklarımın arasındanacı bir çığlık kaçtı. Saçlarımı kavrayan elleri tutarak kurtulmaya çalıştım.Elleri saçlarımı öyle sıkı kavramıştı ki, çoktan saçlarımın birazının koptuğunaemindim. "Bugünü unutma Mavi, bugün senin ölüm günün," "Benzaten ölüyüm! Ölü bir insanı bir kez daha öldüremezsin!" Dediğimleafallarken saçlarımın arasındaki eli biranda gevşedi. Bunu fırsat bilerek her iki elimle de bileğini kavrayarak büktüm.Dudaklarının arasında tiz bir çığlık koparken yüzünü soğuk mermer duvarayapıştırdım.

Kulağına doğru eğildim ve fısıldadım. "Eğer beni bedenenöldürmek istiyorsan bundan daha fazlasına ihtiyacın var." Çokta yüksekolmayacak bir tonda kahkaha attı. Kahkahası tüm tuvalette yankılanmıştı."Sen öyle san Mavi." Söylediği şeye karşın tepki vermedim. Elimdenkurtulmak için hareketlendiği sırada omuzlarından bastırarak hareketlerinikısıtladım "Kara annenin senin yüzünden öldüğünübiliyor mu? Sence bilse ne olurdu? Bence senden sonsuza kadar nefretederdi." Dedikleri şey bu sefer benim afallamama neden olmuştu.

Annembenim yüzümden ölmemişti. Ben daha o zamanlar çocuktum. Küçük bir çocukannesini nasıl öldürebilirdi ki? Benim annem intihar etmişti. Kendi canınakendisi kıymıştı. Benim bir suçum yoktu. Bedenimdeki güç çekilirken boşluğumdanyaralandı ve ellerimin arasından kurtuldu. Ellerini sertçe saçlarımın arasınageçirirken tepki vermedim, veremedim. Ellerini doladığı saçlarımı asıldı veyüzümü yüzüne hizaladı. "Sen her zaman kötü bir çocuk oldun Mavi. Annenseni hiçbir zaman sevmedi. Hiç kimse seni sevmedi. Evet, sen gerçekten ölü birinsansın. Kimsenin hatırlamadığı ölü bir insan." Söylediğiher bir cümle bende bir yıkım yaratmıştı. Şu an elinde bir bıçak taşıyordu, herbir cümlesiyle acımadan hunharca kalbime saplıyordu.

Bacaklarım artık bedenimitaşıyamaz hale gelmişti. Şu an ayakta durmamdaki en büyük etken saçlarımadolanmış olan elleriydi. Beklemediğim bir anda başımı çevirdi ve acımadansertçe aynaya çarptı. Gözlerimi sıkıca yumarak darbeden korumaya çalıştım.Alnımdan çeneme doğru akan kanın gittiği yolu hissediyordum. Aynı zamandaburnumdan dudaklarıma kadar ulaşan kanında tadını alabiliyordum. "Kara'yaTarık Bey'in selamını iletmeyi unutma tatlım." Acıyla inlerken tekrardankafamı kırılmış olan aynaya vurdu. Yüzüme batan her bir ayna parçasınıngirişini hissetmiştim.

Gözlerimiaçmak için hazırlanıyordum ki, bu sefer başımın sert bir cisme çarpması ilenevrim döndü. Saçlarımı serbest bırakması ile dengemi sağlayamayarak yerekapaklandım. Güç bela gözlerimi açtım. Ayakkabılarıyla bakışırken yanıma çöktü.Omuzlarımdan tutarak kendisine çekti ve kafa attı. Attığıkafanın etkisiyle sırt üstü yere uzandım. Kısık gözlerim ile kanımın bulaştığıyüzüne baktım. Soğukkanlılıkla çantasını omzuna taktıktan sonra bana son bir bakış atarak çıktı. Gözlerimiaçık tutmaya çalışarak elimi yanımdaki duvara yasladım ve destek alarak ayağakalktım. Annen senin yüzünden öldü Mavi! Kafamın içerisinde bağıran ses karşınbaşımı olumsuz anlamda salladım. Senin yüzünden! Kafamın içindeki sesi susturmak için her ikielimle de kulaklarımı kapattım. Zoradımlarla kapının yanına ulaştım. Kapının kolunu aşağıya indirdim ancak kapınınaçılmamasının üzerine güçlü bir küfür savurdum. Kapının altından içeriye dolandumanlar ile kalp atışlarım hızlandı. Umutlaetrafıma bakınırken görüş açıma giren çanta ile lavaboya yöneldim. Elim çantamatemas ettiği anda başımın dönmesi ile kendimi yerde buldum. Ölü bir insansınsen! Gözlerimi sımsıkı yumdum. Sırt üstüyere düşerken benimle beraber çantamda yeri boyladı. İyice içeriyi kaplayandumanlar ile öksürdüm. Yanımadüşen çantadan telefonumu çıkartarak bulanık gözlerim ile Kara'nın numarasınıbuldum.Numaraya tıkladıktan sonra kulağıma götürebilecek gücü bulamayarakhoparlöre aldım.

"Mavi? Neredesin? Nereye kayboldun? Sana bir yereayrılmamanı söylemiştim!" Azarlamalarını duymazdan gelerek zorla gözlerimiaçık tuttum. Öksürerek konuşmaya çalıştım. "Kadınlar tuvaletindeyim,"Tekrardan öksürdüm. "Çabuk gel." "Mavi!Mavi neler oluyor?! Mavi!"Kulağımda Kara'nın telaşlı sesi yankılanırkengüçsüz düşerek gözlerimi yumdum ve kendimi karanlığa teslim ettim. ...

Yazardan;

Karatelefona doğru bağırıyordu. Mavi'den herhangi bir belirti bekliyordu ancaknefes seslerini bile duyamıyordu. Ona kadınlar tuvaleti demişti. Oradayım,çabuk gel demişti. Kara kulağında çınlayan Mavi'nin acı sesiyle hızlıadımlarını daha da hızlandırdı ve koşmaya başladı. Yolunda gitmeyen şeylervardı, Mavi'nin sesini duyduğu an hissetmişti. Burası kendi eviydi, şanslıydı.Yolu biliyordu. Hızla evegirdi. Ancak bir terslik vardı. Salonda bulunan insanlar aceleyle evi terkediyordu.

Kara'nın korkusu artarken tuvaletlerin bulunduğu koridora doğruilerlemeye çalıştı. Kalabalığın arasından geçmeye çalışırken, çarptığıinsanlardan defalarca kez özür diledi. En sonunda kalabalığı yararak koridoraulaştı. Ancak koridor göz gözü göremeyecek kadar dumanla kaplıydı. Kara hızlıcakoluyla burnunu kapattı ve dumanı solumamaya çalıştı. Kadınlartuvaletine yaklaştığında kapının önünü çoktan alevler sarmıştı. Kara aceleyleetrafına bakındı. Bir şey bulamamanın verdiği çaresizlikle üzerindeki ceketiniçıkardı ve kapının önündeki alevlere vurmaya başladı. Bu yaptığı hareketkarşısında alevler az da olsa sönmüştü ancak hala büyük bir alev kapının önünükaplıyordu. Karaalevleri umursamadan kapının kolunu indirdi. Kapının açılmamasının üzerine geriçekildi. Zaman kaybetmeden hızlıca omzunu kapıya geçirdi. Kapı sadece sarsıldı.Hızlıca geri geri gitti ve daha hızlı bir şekilde kapıya omuz attı. İşte şimdikapı açılmıştı. İçeriye girer girmez gözleri Mavi'yi buldu. Kadın yüzü kanlariçerisinde boyluca yerde yatıyordu.

Karakorkuyla Mavi'ye bakmayı keserek kucakladı. Hızlı adımlarla alevlerin arasındansıyrıldı. Soluduğu dumanlardan dolayı öksürmeye başlaması ile adımlarıyavaşlamıştı. Hızlıca dumanlarla kaplı olan koridordan çıktı. Kucağında baygınyatan kadına baktı. Yüzü kanlardan dolay seçilmiyordu. Kara daha fazladayanamayarak gözlerini kadının kanla kaplı olan yüzünden çekti. Evdençıktığı gibi kendi arabasını aranmaya başladı. Az ilerisinde gördüğü arabayadoğru adeta koştu.

Arabanınyanına gelir gelmez hemen arka kapıyı açtı ve kucağında baygın yatan kadınıyavaşça koltuğun üzerine yatırdı. Mavi'nin güvenliğinden emin olduktan sonrahemen şoför koltuğuna gerçek gaza bastı. Arabahastanenin acilinde durduğunda nasıl geldiğini hatırlamıyordu bile. Hemenarabadan indi ve hastaneye doğru bağırdı. Arka kapıyı açarak baygın yatakMavi'yi kucağına aldı. Kara'nınbağırması üzerine yanlarına gelen hemşireler Kara'nın kucağında baygın yatanMavi'yi görünce hemen hastaneye doğru koştular. Kara zaman kaybetmemek içinhemşirelerin arkasından hastaneye giriş yaptı.

Koşaraksedye ile yanlarına gelen hemşire Kara'ya kadını yatırmasını söyledi. KaraMavi'yi dikkatle sedyeye yatırdı. Hemşireler Mavi'nin bulunduğu sedyeyi birodaya soktıklarında içeriye girmekte olan Kara'yı son anda engellediler. Kara odanınönünde bulunan koltuklardan birisine oturdu. Cebinde çalmaya başlayan telefonile titreyen ellerini cebine gitti. Ekranda arayan kişiye baktı. Yalınarıyordu.Zorla telefonu açtı ve konuştu."Efendim?" "Abine yaptınız ya? Hiç haber etmedin," Karagözlerini yumarak başını geriye attı ve gözleriniyumdu."Hastanedeyiz," "Ne?!"Yalın'ınbağırışı ile acıyla yüzünü buruşturdu."Neoldu?! Neden?! Hangi hastane?! Hemen geliyorum!" "Mavi'ninçalıştığı hastane, gelince konuşuruz." Kara bulduğu son güç ile telefonuYalın'ın yüzüne kapattı. Aradandakikalar geçti ancak ne bir hemşire ne bir doktor odadan çıkmadı. Karasıkıntıyla volta atarken karşıdan gelen Yalın'ı fark etti. Yalın aceleyle gelirgelmez hemen telaşlı gözleriyle Kara'ya baktı. Kara ağzınıaçtığı sırada odanın kapısının açılması üzerine ikisinin de başı o tarafadöndü. "Mavi'nin durumu şu an iyi. Biraz fazla duman soluduğu için şu andahava veriliyor. Yüzündeki ve başındaki yaralar da iyi. Geçmiş olsun."Başhekim başka hiçbir şey demeden yanlarından ayrıldı. Yalın anlamayarakyanında dikilen endişeli arkadaşına baktı. Neler oluyordu? Mavi'nin yüzündekiyaralar da neydi? Kara hızlıca doktorun hafif aralıklı bıraktığı kapıdaniçeriye girdi. Yalın'da merakla hemen arkadaşının arkasından odaya giriş yaptı. Kara olduğuyerde durarak yüzü yaralarla kaplı olan Mavi'ye baktı. Kalbinin sıkıştığını,nefes alamadığını hissetti. Zorla yutkunmaya çalıştı. Mavi'ninserumuyla ilgilenen hemşireye döndü."Ne zaman uyanır?" Hemşiregülümseyerek gözleri ile Mavi'yi işaret etti. Kara anlamayarak Mavi'yebaktığında, Mavi'nin yeni yeni kendine geldiğini fark etti. Hızlı adımlarlayatağın yanına giderek çömeldi. "Mavi?" Mavi duyduğu o tanıdık sesile başını Kara'ya doğru çevirdi. Soluk mavilerini endişeli siyahlara çevirdi.Kara bir elini Mavi'nin saçlarına çıkararak yavaş yavaş okşamaya başladı."İyi misin?" Mavi hafifçe başını salladı. Kara gülümseyerek yandığımavilere baktı. ...

Mavi'den;

"Kimyaptı diye sordum değil mi Mavi?"Kara'nınbilmem kaçıncı kez aynı soruyu sorması ile gözlerimi devirdim. Ağzımı veburnumu kaplayan rahatsız edici oksijen maskesini indirdim. "Adınıbilmiyorum dedim bende değil mi Kara?" Kara yüzünüsıvazlayarak oturduğu yerden kalkarak yanıma geldi ve ayak ucumaoturdu."Mavi. Son kez soruyor-" Hızla cümlesini yarıda kestim."Adını bilmiyorum Kara. Sarı saçlı, mavi gözlü, beyaz tenli, tahminimcebenim yaşlarımda bir kadındı. Senin hakkında birkaç bir şey dedi sadece. Hattasana tanıyor musun diye sormuştum. Şu an hatırlamıyorsan eğer kendisorunun." Kara şüpheyle gözlerime bakarken gözlerimi devirdim."Önemli şeyler değildi,"

Kara gözlerini üzerimden çekerek koltuktaoturan Yalın'a baktı. O an aklıma gelen şey ile irileşmiş olan gözlerimiKara'ya çevirdim. "Tarık Bey'in selamı var dedi," Kurduğum cümle ileKara'nın omuzlarının gerildiğini anbean gördüm. Yavaşça başını çevirdi veomzunun üzerinden baktı. "Kim dedi? Kim dedi?" Dudaklarımı birbirinebastırdım. "Tarık Bey dedi," Kara git gide koyulaşan gözleriniYalın'a çevirdi. Yalın'abaktığımda olduğu yerde rahatsızca kıpırdanıyordu. Gözlerini ona bakan Kara'dankaçırdı. "Şimdi anlaşıldı," Kara'nın kendi kendi mırıldandığı şeyianlamaya çalışırken Yalın'ın çalan telefonu ile dikkatim dağıldı. Yalın odadançıkarken Kara'ya döndüm. "Ne zaman çıkabilirim?" "Doktorbirkaç saate çıkabileceğini söyledi," Memnuniyetsiz bir şekilde yüzümüburuşturarak oksijen maskesini taktım. Doktor olmak daha iyiydi. Şimdihastaların durumunu daha iyi anlıyordum.

Odaya giren Yalın kapının önündedurarak bir bana bir de ayak ucumda oturan Kara'ya baktı. "Biliyorum yerideğil ama söylemezsem Kara beni keser," Kaşlarım çatılırken Kara'yabaktım. O da benim gibi Yalın'a bakıyordu. "Sercan, yarın akşam Mavi'nindövüşe çıkmasını istiyor."