21. bölüm · Mavi ve Siyah

20. Bölüm

Amaya Xxxx

"Bende sizi bekliyordum."Kara koluyla kolumu kavradı ve beni iyice arkasına çekti. "Neden buradasın?" Kara'nın sinirden gerilen sırtıyla bakışmaya başladım. "Mavi'yi evimde misafir etmek istemiştim. Ama önüme bazı engeller çıkmış duyduğuma göre. Bende bir gideyim de şu engelleri bir ortadan kaldırayım dedim.

Dişlerimi sertçe alt dudağıma geçirdim."Anladığım kadarıyla o engeller ben oluyorum," Kara'nın hareket eden omuzlarıyla güldüğünü anladım."Kusura bakma baba, o engelleri hiçbir zaman yıkamayacaksın."Öyle bir baba demişti ki ben kötü olmuştum. İçten değil de sadece öylesine demişti Öyle ruhsuz öyle soğuk kullanmıştı ki baba kelimesini ben üşümüştüm. "Yapma ama Kara, sadece gelinimle biraz konuşmak istiyorum."

"Ben biliyorum o konuşmaları,"Kendisiyle birlikte beni de sola doğru kaydırdı. Sağ elini kaldırarak kapıyı işaret etti. "Şimdi nasıl geldiysen öyle geri gidebilirsin." Her adımında ortaya çıkan tok ses ile gözlerimi yumdum.
"Gelme!"Tahtanın zeminin üzerinde attığı her adımda ortaya çıkan tok ses git gide yaklaşıyordu.
Cılız bedenimle odanın en karanlık köşesine doğru geriledim.
"Abi gelme! Korkuyorum!" Kesilen adım sesleri ile gözlerimi açtığımda karşımda Kara'nın babası duruyordu."Bir gün karşılıklı oturup konuşmak isterim."Yüzündeki gram samimi olmadığına inandığım gülümsemesi ile duruyordu. Kara hızlıca önüme geçti. "Sana gitmeni söylemiştim en son," Aralarında oluşan kısa bir sessizliğin sonunda birkaç adım sesini kapanan kapı sesi eşlik etti. Kara'nın önümden çekilmesi ile üzerimden bir yük kalkmış gibi rahatlayarak sesli bir nefes verdim.
Kara sessizce gözden kaybolurken sırtımı soğuk duvara yaslayarak yere oturdum. Gözlerimi kapatarak başımı duvara yasladım.
"Abi!" Sırtıma inen kemer darbesiyle acıyla çığlık attım.
"Abi yapma!" Sırtımdaki acıyla gözlerimden art arda yaşlar düştü. Tekrardan inen bir kemer darbesi ile gözlerimi sımsıkı yumdum.
"Uğursuzsun kızım sen! Keşke doğmasaydın!"

"Mavi?"Kara'nın sesi ile kendime gelerek gözlerimi açtım. Yavaşça yanıma oturdu, sırtını duvara yasladı, yavaşça başını omzunun üzerinden bana doğru çevirdi."Babanla arandaki sorun ne?" Sorduğum soru ile gözlerini art arda kırptı. Derin bir nefes aldı."Bilmiyorum," Aldığım cevapla kaşlarım çatıldı.Gözlerini kapatarak devam etti. "Yedi yaşıma kadar her şey iyiydi. Bir anda her ne olduysa babam değişti. Benimle oyunlar oynayan, sohbet eden, şakalaşan babam bir anda yok oldu. Bana bir çöpmüşüm gibi davranmaya, onun çocuğu değilmişim gibi beni görmezden gelmeye başladı. Bana bağırmaya hatta dövmeye başladı." Acıyla güldü. "Annem olmasaydı nasıl olurdum bilmiyorum."
"Kulağa çok saçma geliyor. Bir baba neden çocuğun karşı bu kadar kötü olabilir?" Dudaklarını hafifçe büzerek omuz silkti. "Bilemiyorum. Bunu bir gün babama sormak isterim." Çalmaya başlayan telefon ile Kara hafifçe tebessüm ederek elini cebine daldırdı.

Telefonun ekranına baktığında gördüğü isim ile kaşları çatıldı. Aramayı cevaplayarak telefonu kulağına dayadı. "Yavuz?" Sessizce karşı tarafı dinlerken her ne duyduysa hızla ayağa kalktı. "Şimdi nerede?" Bana doğru döndü ve parmağıyla valizleri işaret etti. Kaşlarım çatılırken mavi ve siyah olan valizleri yatağın üzerine sırasıyla koydum. "Tamam şimdi yola çıkıyorum ben." Telefonu hızla cebine atarak yanıma geldi. "Hemen çıkmamız gerekiyor." Kara valizini açarak kıyafetlerini rastgele doldurmaya başladı. "Sorun ne?”
Dolaptan aldığı tişörtlerini hızlıca valizin içerisine fırlattı."Yalın vurulmuş," Şaşkınlıkla kaşlarım havalandı. "Hadi Mavi, hemen çıkmamız gerekiyor."

"Tamam."Benim kıyafetlerimin hepsi zaten valizimde olduğu için Kara'ya yardım etmeye koyuldum. Beraber onun eşyalarını valizine yerleştirdikten sonra son kez odaya göz gezdirdim. Herhangi bir şeyimizin kalmadığına emin olduktan sonra odadan çıktık.
Valizleri arabanın bagajına yerleştirdiğimiz sırada Kara durdu."Ben anahtarı teslim etmedim. Hemen geliyorum." Koşarak otele girmesi ile arkasından bakakaldım. Halimize gülsem mi ağlasam mi bilemedim. Çok kısa sürede Kara'nın geri gelmesi ile hemen arabaya binerek yola koyulduk. Yol boyunca Kara sürekli birileriyle konuşmuştu. Günler gibi geçen yolculuğun sonunda araba Yalın'ın evinin önünde durmuştu. Hızlıca arabadan indik. Kara'nın yönlendirmesi ile Yalın'ın yaşadığı dairenin önüne geldik. Kara'nın art arda zile basması ile gözlerimi devirdim.
Sonunda kapı açıldı ve karşımıza Duru çıktı. Şaşkınlıkla Duru'ya bakarken gülümseyerek kapıyı ardına kadar açtı. Kara en sonunda Duru'ya bakmayı keserek hızla içeriye girdi. "Hoş geldin Mavi," Gülümseyerek içeriye girdim. "Hoş buldum," Duru arkamdan kapıyı kapattı. "Kusura bakma seni burada görmeyi beklemiyordum." Gülerek eliyle bir kapı işaret etti. "Sorun değil. Şaşırman normal. Ben hemen karşı dairede oturuyorum." Kaşlarım şaşkınlıkla havalanırken salona giriş yaptık.

Kara ile Yalın bir koltukta oturmuş bir şeyler hakkında konuşuyorlardı. Onların oturduğu koltuğun karşısında bulunan üçlü koltuğa oturdum. Bizim geldiğimizi fark ederek susmaları üzerine gözlerimi devirdim. "Geçmiş olsun Yalın," Yalın hafifçe başını salladı. "Teşekkür ederim Mavi." Tek kaşımı havaya kaldırarak Kara'ya kısa bir bakış attım ve Yalın'a döndüm. "Nasıl oldu?"
Sorumla birlikte Yalın’ın gözleri Kara’ya doğru kaydı. Şüpheli gözlerimi Kara’ya çevirdiğimde gözlerimiz kesişti. Pek de samimi olmayan daha çok suçlu bir ifadeyle gülümsedi. "Kafes'te Sercan'ın ofisindeyken oldu bir anda." aldığım cevapla tek kaşım havalanmıştı. Arkama yaslanarak hafifçe tebessüm etmeye çalıştım. "Anladım."

Emniyet kemerimi taktıktan sonra Kara'ya döndüm."Babama gidebilir miyiz?" Kara arabayı çalıştırmadan hemen önce başıyla onayladı. Terleyen avuç içlerimi sertçe pantolonuma sildim. Başımı cama çevirerek akan yola bakındım. Babamı özlemiştim. Hem de hiç olmadığı kadar. Kollarının arasına sığınmayı, onun varlığını ve sıcaklığını hissetmeyi özlemiştim.

Araba evin önünde durunca derin bir nefes alarak indim. Ağır adımlarla merdivenleri tırmandım. Kapının önüne gelince zile bastım. Kapının açılmaması üzerine tekrardan zile bastım. Sol bileğimde bulunan saate baktım. Babam bu saatlerde kesinlikle evde olurdu. Kaşlarımı çattım ve çantamı açarak kurcalamaya başladım.

Elime değen metal cisimle beraber gülümsedim. Anahtarı çıkartarak deliğe soktum ve çevirdim. Açılan kapı ile başımı içeriye doğru uzattı. Ev çok sessizdi. Televizyon sesi daha yoktu. Kaşlarım iyiden iyiye çatılırken arkamdan kapıyı açık bırakarak eve girdim. İlk önce salona girdim. Babam burada yoktu. Salondan çıkarak babamın odasına geçtim, yatağı topluydu ve kendisi burada da yoktu. Babamı bulamamanın verdiği hayal kırıklığı ile mutfağa yöneldim.

Mutfağın kapısından içeriye girdiğim anda gördüğüm manzara ile küçük dilimi yutmak üzereydim. "Baba!" Tam kalbinin üzerine saplanmış olan bıçakla beraber yerde hareketsizce yatan babamın yanına çöktüm. "Baba!" Titreyen ellerimi boynuna götürerek nabzına baktım. Atmıyordu. Nabzı atmıyordu. "Mavi!" Mutfağın kapısında duran Kara'ya döndüm."Kara," Kara yanıma çökerek omuzlarımdan tuttu ve zorla ayağa kaldırmaya çalıştı. "Kalk hadi," Başımı olumsuz anlamda sallayarak kalkmadım. "Mavi kalk hadi." Akmak için direnen gözyaşlarımın ardından hareketsizce yatan babamın bedenine baktım. Kara beni evden çıkartarak merdivenler oturttu ve cebinden telefonunu çıkardı. Başımı sol tarafımda bulunan demirliklere yaslayarak gözlerimi ellerime indirdim.

Ellerime bulaşmış kana baktım. Ellerimde babamın kanı vardı. Doktorluk hayatım boyunca ellerime bir sürü kan bulaşmıştı ancak hiçbiri bu
kadar canımı yakmamıştı. Kulağıma dolan siren sesleri ile ağlamamak için dudaklarımı birbirine bastırdım. Eve giren sağlık ekiplerine arkalarından duygusuz gözlerle baktım. Koşarak içeriye girmişlerdi. Çok kısa süre sonra sedyedeki yatan babamla birlikte evden çıktılar. Babam kapalı gözleri ile öylece yatıyordu. Kesilen sesler ile gözlerimi yumarak oturduğum yerde hafifçe sallanmaya başladım. Sertçe parmaklarıma oynarken babamın her zaman anlattığı masalı mırıldanmaya başladım. "Bir varmış bir yokmuş. Çiçekler diyarında çok güzel bir prenses yaşarmış. Bu prensesin simsiyah saçları, masmavi gözleri varmış,"

"Mavi?"

"Prensesin çok güzel bir evi ve gören herkesi kendime hayran bıraktıran bir çiçek bahçesi varmış,"

"Mavi!"Kara'yı duymazdan gelerek masalı mırıldanmaya devam ettim. "Bir gün yolunu kaybeden bir adam prensesin evine denk gelmiş-" Omuzlarımdan tutulup sertçe sarsılmaysa başlamam ile gözlerimi aralayarak sustum. Kara endişeli gözleri ile yüzümü inceledi. Sağ elini kaldırarak yanağıma koydu ve hafifçe okşadı.

Sol tarafımda bulunan demirliklere tutunarak zorla ayağa kalktım. Titreyen dizlerim ile merdivenleri inerken evden çıktım. Dışarıya çıktığımda beni karşılayan yağmur ile duraksadım. Gözlerimi kapatarak ellerimi her iki yanıma açtım ve yağmura teslim oldum.
Saniyeler içerisinden sırılsıklam olmuştum."Mavi! Böyle sessiz kalamazsın! İçine atamazsın!"Kara'nın bağırışları gözlerimi açamam sebep oldu. "Ağlıyor musun? Eğer ağlıyorsan ağlama demeyeceğim. Ağla. Çünkü yağmur yağmadıkça gökkuşağı oluşmaz!" Kara'nın kurduğu son cümle ile hazırda bekleyen gözyaşlarım birer birer yanaklarıma doğru akmaya başladı. Titreyen dizlerim artık dayanamayarak kendini saldı. Sertçe yere düştüm. Ellerimi yumruk yaprak ıslak asfalta vurdum. Yumruklarımı indirmeye devam ederken Kara ellerimi tutarak daha fazla ellerime zarar gelmesini engelledi. Şiddetlenen ağlamam ile bedenim sarsılmaya başladı. Sessizce akan gözyaşlarım artık birer hıçkırığa dönüşüyor ve hıçkırıklarım boş sokakta yankılanıyordu.

Yavaşça başımı yerden kaldırdım. Yüzümü gökyüzüne çevirdim. Yüzüme düşen her bir yağmur damlası ile içim huzurla doldu. Kara'ya döndüm. "Neden beni bıraktı?" Çatallaşan sesimi umursamayarak Kara'dan bir cevap bekledim. Kara sessizliğini korurken Kara'nın arkasında dikkatimi çeken yüz ile gözlerimi nefret, hırs, acı bürüdü.
Hızla ayağa kalktım. Karşısına dikildim. Yağan yağmurdan dolayı ıslanan saçları alınınca yapışmış, gözleri kıpkırmızıydı."Sen yaptın değil mi?! Babamı canice hiç acımadan sen öldürdün değil mi?!" Sorularıma cevap vermemesi üzerine sertçe omzuna vurdum. "Cevap versene bana! Neden yaptın bunu babama? Sen benden nefret ediyorsun! Babamdan değil! Neden tek varlığımı da elimden aldın?" Üzerine atılmak için hazırlanıyordum ki karnıma sarılan kollar beni engelledi.

"Neden biliyor musun? Çünkü babam son nefesine kadar seni savundu! Her zamanki gibi bana karşı seni korudu! Babam senin yüzünden öldü Mavi!"

"Babam benim yüzümden ölmedi! Onu sen öldürdün!" Alayla güldü. "Annemi öldürdüğün gibi babamı da sen öldürdün Mavi! Sen!"
"Sen öldürdün! Sen benim küçüklüğümü öldürdün! Sen benim babamı öldürdün! Sen benim tek şeyimi öldürdün!"Gözyaşlarım bütün hızıyla yanaklarıma hücum ederken burnumu çektim. "Yanılıyorsun Mavi! Yakında bütün her şey ortaya çıkacak! O zaman annem öldüğünde kendini suçla! Beni değil!"

"Ben her zaman seni suçlayacağım! Babamı öldürdüğün için! Benim çocukluğumu ve yirmi beş yılımı öldürdüğün için!"Acıyla kahkaha attım. "Ya sen varya sen! Sen, karanlıktan korkan bir kıza, aslında sığınabileceği tek şeyin karanlık olduğunu öğrettin! Küçükken karanlıktan korkan küçük kız şimdi karanlıkta huzur buluyor! Senin yüzünden! Sen karanlıktan korkan bir kıza sevebileceği tek şeyin karanlık olduğunu öğrettin! Geceye aşık ettin! Bu da yetmezmiş gibi babasını elinden aldın!" Histerik bir şekilde gülerek başını olumsuz anlamda salladı. "Her şey senin yüzünden Mavi! Senin yüzünden!" Daha fazla dayanamayarak elimi arkaya doğru attım ve Kara'nın belinde bulunan silahı aldım. Titreyen ellerimle silahı tam göğüs hizasına kaldırdım. "Sen yaşamayı hak etmiyorsun!"

"Mavi!"Kulağımın dibinde bağıran Kara'yı duymamazlıktan geldim. "Mavi bırak o silahı."Kara'ya karşı sessiz kalırken silahı sıkıca kavradım. "Bu dünyada daha fazla yaşamayı hak etmiyorsun!"

"Beni mi öldüreceksin?!"

"Annemle babamı ben öldürmedim ama seni ben öldüreceğim!" Tetiğe basmamla birlikte sokağı sağır eden bir ses ardından sessizlik kapladı. Bedeni yeri boylarken titreyen elimi yavaşça indirdim.”Sonsuz uykuna merhaba de."
Ellerimin arasında bulunan silah kayarak yere düştü.