9. bölüm · Mavi ve Siyah

8. Bölüm

Amaya Xxxx

Yeni yeni doğmakta olan Güneş'e baktım. Tüm güzelliğiyle yükseliyordu göğe. Baktım gökyüzüne. Güneş'in güzelliğini saçtığı turuncu kırmızı göğe.
Böylesine güzel bir gökyüzünün altında, bu kadar kötü insanlar nasıl yaşayabiliyordu?

"Mavi?"
Şeyda'nın sesi ile irkilerek arkama döndüm.
Şeyda yattığı yerde doğrulmuş, oturduğu yerden uykulu gözlerini açık tutmaya çalışarak camın önünde oturan bana bakmaya çalışıyordu."Neden uyanıksın?"

Sorusuna cevap vermeden camın önünden kalkarak yatağa,yanına, yattım.
Bir kolumu başımın altına alarak yan döndüm.Yatmam üzerine Şeyda'da geri yatarak yüzünü bana döndü. Gözlerini kapatarak masumca gülümsedi.
"Yeni gelin heyecanları diyorsun," Bir şey demeden sessizce bakmaya devam ettim. Şeyda'nın gülümsemesi iyice yüzünde büyüdü. "Tamam utandırmayacağım seni, ben geri uyuyorum sende uyumalısın bence..." Cümlesini bitirmeden uykuya dalması ile şaşkın bir şekilde tebessüm ettim.

Gözlerimi kapatarak kendimi uyumaya zorladım. Sırt üstü yattım, yüz üstü yattım, sağa döndüm, sola döndüm ancak hiçbir şekilde uyuyamadım. Oflayarak yerimde doğruldum. Birbirine karışmış olan saçlarımı arkaya doğru attırarak yataktan aşağıya doğru ayaklarımı sarkıttım. Yatağın yanında duran komodinin üzerindeki su bardağını alarak bir yudum dahi bırakmadan hepsini içtim. Bardağı geri yerine bırakırken yanında bulunan telefonun ekranına düşen mesaj bildirimi ile kaşlarım şaşkınlıkla havalandı. Gecenin bu saatinde bana kim mesaj atabilirdi? Şeyda da yanımdayken?

Kara:
Uyanık mısın Maviş?

Mavi:
Hayır

Kara:
Komik şakaydı(!)

Mavi:
Gülebilirsin o zaman

Kara:
Güldüm zaten *sırıtanemoji*

Mavi:
İyi

Kara:
Hayırdır Maviş neyin var?

Mavi:
Neyim var? Dur bir saniye düşüneyim.

Mavi:
Ah! Hatırladım! Birkaç gün önce tanıştığım bir adamla bugün nişanım var!

Kara:
Aa öyle mi? Kimmiş bu şanssız adam?

Mavi:
Kara?

Kara:
Efendim Maviş Hanım?

Mavi:
Canımı sıkıyorsun!

Kara:
Gevşet de sıkılmasın

Kara'nın yazdığı son şey ile sinirle gözlerimi kapattım. Ellerimin arasında bulunan telefonu geri yerine bırakarak yataktan indim.
Bu adam resmen beni sinir etmek için doğmuş.

...

"Mavi!"
Omzumdaki parmağı itekleyerek başımı iyice cama yasladım."Mavi uyan!"
Sürekli omzumu dürten parmağı yakalayarak avucuma hapsettim.
"Mavi parmağımı bırak." Yavaşça gözlerimi açtım. İlk önce avucuma hapsettiğim parmağa baktım sonra da parmağın sahibine. İrkilerek geriye doğru kaçmak isterken başımı cama çarpmam ile inleyerek çarptığım yeri tuttum. Kara ayak ucuma oturarak yüzüme baktı. Gülmemeye çalıştığını rahatlıkla fark ediyordum. Bir elimle vurduğum yeri ovcalarken diğer elimle de Kara'nın omzuna vurdum.

Kara dudaklarını birbirine bastırarak başını camdan dışarıya çevirdi. Sinirle ayağımı kaldırarak ona tekme sallamaya hazırlanırken ayağımı tutması ile heveslendiğim o tekmeyi atamadım.Kara şaşkınlıkla yüzüme baktı.
"Hop! Yavaş gel Maviş." Ayağımı kendime doğru çekerek elinden kurtarmaya çalıştım ancak bırakmak bir yana daha sıkı kavradı. Yine ayağımı kendime doğru çektim ancak yine bırakmadı. "Kara bırakır mısın artık ayağımı?" Kara tek kaşını havaya kaldırarak yüzüme bakmaya devam ederken gözlerimi kapatarak cama dayadım. "Tamam bırakma, bende uykuma kaldığım yerden devam ederim,"

"Çok mu uykun var?" Başımı aşağı yukarı salladım. "Hem de çok,"

"Ben ne yapacağımı biliyorum,"Kara'nın dediği şeye anlam veremezken bacağımı bırakması ile dizlerimi hafifçe bükerek kendime doğru çektim. Kara'dan ses gelmemesi üzerine odadan gittiğini düşünürken bir anda kendimi havada buldum. Gözlerimi açtığımda kendimi Kara'nın kucağında bulmanın şokuyla dudaklarımın arasından küçük bir çığlık kaçtı. İnmek için ayaklarımı hareket ettirdiğim sırada Kara tutuşunu sıkılaştırdı. Düşmemek için ellerimi Kara'nın boynuna dolamak zorunda kaldım. "Kara! Bırak beni!" Kara bir şey demeden odadan çıktı. Sesime gelen Şeyda beni Kara'nın kucağında görünce gülmeye başladı. Kolumun birisini Şeyda'ya doğru uzattım. "Yardım et."

Şeyda tam yardıma gelmek için adım attığında Kara'nın konuşması ile durdu."Sakın yaklaşayım deme sarı cadı," Şeyda'ya hüzünle bakarken görüş açıma bir adet duvarın girmesi ile kaşlarımı çatarak Kara'ya döndüm.

Daha yeni banyoya geldiğimizi idrak ederken Kara beni kucağından indirerek duşa kabinin içerisine doğru itekledi. Ne olduğunu anlamadan kendimi duşa kabinin içerisinde bulurken üzerime tutulan soğuk su ile gözlerimi kapatarak çığlık attım. Kaçacak yer aramaya çalıştım ancak küçücük duşa kabinde kaçacak bir yerim yoktu. Ellerimi öne doğru uzatarak üzerimi tutulan suyu engellemeye çalıştım. Ancak bu çabalarımda boşa gitmişti. Saniyeler içerisinde sırılsıklam olmuştum. Soğuk sudan kaçışımın olmadığını anlayınca omuzlarımı düşürerek pes ettim. Artık tamamen ıslanmış olan saçlarım yüzüme yapışırken isyankar bir sesle bağırdım. "Kapat artık şu suyu!"

"Ayıldın mı?"Sinirle kaşlarımı çattım. Hala üzerime tutmaya devam ediyordu.
"Ayıldım Allah'ın belası! Ayıldım!" Suyun kapanması ile yavaşça birbirine yapışan gözlerimi açtım. "Hiç yakışmadı sana Maviş,"

Titremeye başlayan bedenimi kollarımla sararken Kara'nın uzattığı vücut havlusunu alarak hızla sarındım. Şiddetle birbirine vuran dişlerimi sabit tutmaya çalışırken gözlerimi kapattım. Çok soğuktu. Duyduğum flaş sesiyle hızlıca gözlerimi araladım. Kara'nın telefonu ile göz göze gelince gerçekten ağlamak istedim. Kara keyifle telefonu cebine atarken sırıttı. "Şeyda sana kıyafetlerini getirir, kahvaltıda görüşürüz Maviş." Kara arkasında soğuktan donmak üzere olan beni banyoda bırakarak çıktı. En fazla iki dakikanın sonunda kapı açıldı ve Şeyda getirdiği kıyafetleri bana verdi.

Üzerimdeki ıslak kıyafetlerden hızla kurtulurken Şeyda'nın getirdiği kuru kıyafetleri üzerime geçirdim. Islak kıyafetlerden kurtulmanın rahatlığıyla dolaptan kurutma makinesi çıkararak fişe taktım.

Kuruttuğum saçlarımı örgü yaparak omzuma attım. Banyodan çıkarak mutfağa geçtiğimde çoktan Şeyda'nın kahvaltı masasını donatmış olması ile kendimi mahcup hissederek Şeyda'ya kızdım. Şeyda ile ufak çaplı bir kavgaya tutuşurken Kara ile babamın mutfağa girmesi ile kavgayı kesmek zorunda kaldık. Kahvaltıdan sonra Şeyda ile mutfağı toplayarak salona geçtik. Babam mahallede işleri olduğunu söyleyerek giderken, Kara'da birkaç saate eve kuaförün geleceğini işimiz bitince aramamızı söyleyerek gitti.

Sadece yarım saat sonra kuaförün gelmesi ile kendimi aynanın önünde oturur bir halde buldum. Arkamdaki adam saçlarıma bakarken sürekli değişik yüz ifadelerine bürünüyordu. "Ay şekerim bu saçlar ne böyle?" Tek kaşım havalanırken aynadan arkamdaki adama baktım. "Ne varmış saçlarımda?"

"Ne yok ki?"Adamın cevabı ile Şeyda'nın kahkaha atması bir oldu. Adam kahkaha atan Şeyda'ya korkuyla bakarken bana doğru dönerek işaret parmağı ile Şeyda'yı gösterdi.
"Bu gülmesin, öcü gibi oluyor anam!" Şeyda'nın gülmesi anlık olarak durdu. Şaşkınca karşısındaki adama bakarken tekrardan bir kahkaha atması ile adamın yüzündeki korkmuş ifade büyüdü. "Seni sarı şırtan o nasıl gülmek kız?! Aklımı alıyorsun!" Adam ellerini beline koymuş gülmekten kızaran Şeyda'ya bakıyordu. "Senin aklın var mıydı?" Şeyda'dan aldığı yanıt ile bozulan adam bir adım atarak Şeyda'ya yaklaştı. "Bana bak sarı şırtan oraya gelirsem o çakma saçlarını yolar eline veririm. Sonra ülke ülke kendine kuaför arasın. Seni öyle bir yolarım ki hiçbir kuaför toplayamaz,"

Şeyda şokla karşısında kendisine bağıran adama bakarken ben, gülmemek için elimi alnıma koyarak başımı önüme doğru eğdim. Aralarında geçen kısa ve sessiz bakışmanın ardından adam arkamda durarak aynadan bana bir bakış attı. "Bu arada benim adım Can tatlım, senin ki nedir?"

"Mavi,"Can beğenmiş bir ifadeyle başını sallarken masanın üzerine dizdiği taraklardan birisini alarak arkama geçti."E artık başlayalım diyorum,"
Ellerini omzuma koyarak arkama yaslanmamı sağladı. Aynadan göz kırparak tarağı saçlarıma geçirdi."Kendini bana bırak."

...

"Bak bakalım," Sandalyenin aynaya doğru çevirilmesi ile aynadaki yansımamla göz göze geldim. Bu aynada gördüğüm kişi gerçekten ben miydim? Gece gibi siyah saçlarım maşayla dalgalandırılmış bir şekilde omuzlarımdan aşağıya doğru düşmüş, mavi gözlerim siyah far ile iyice belirginleşmiş, dolgun dudaklarım kırmızı ruj ile ayrı bir hava katmış. "Ay Mavi çok güzel oldun!" Şeyda hayran hayran bana bakarken Can'ın omuz atması ile tökezledi. "Tabi güzel olacak sarı şırtan! O saçlara kimin elleri değdi sanıyorsun!"

Şeyda gülmemek için başını çevirirken onunda ne kadar güzel olduğunu fark ettim. Sarı saçları ensesinde toplanmış, birkaç saç tutamı gözlerinin önüne düşmüş ve hafif makyajı ile mükemmeldi.

Sandalyeden kalkarak yatağın üzerinde serili olan mavi elbiseyi alarak banyoya geçtim.
Kara'nın vereceği tepkiyi hayal edince alt dudağımı dişlerimin arasına aldım. Maşalı olan saçlarımı tek bir omzumda toplayarak boynumu açıkta bıraktım.

Odaya geri döndüğümde Şeyda'yı elbisesini giymiş bir şekilde yalnız buldum. Benim geldiğimi görünce ayağa kalkarak elindeki siyah ayakkabılar ile yanıma geldi. Gülümsemeye çalışarak elindeki ayakkabıları alarak giyindim. Uzun zamandır topuklu ayakkabı giyinmediğim için duvara tutunarak destek almak zorunda kaldım. Çok rahatsızdı. Yüzümü buruşturarak ayağımı ayakkabının içerisinde rahat ettirmeye çalıştım. "Rahatsız mı oldun?" Şeyda'nın sorusu ile hareket etmeyi keserek ona baktım. "Evet,"

Kapının açılması ile ikimizin de başı o tarafa dönerken içeriye giren Can hayranlıkla bir bana bir de Şeyda'ya baktı. "Ay kız siz ne güzel olmuşsunuz böyle! Maşallah!"

"Bir de yüzümüze tükürseydin."Can memnuniyetsiz bir şekilde burun kıvırarak Şeyda'ya doğru yalandan tükürdü. Şeyda gözlerini kapayarak dudak büzdü. Onların bu hallerine gülmemeye çalışırken çalan zil ile oradan kaçtım. Kapıyı açtığımda karşımda takım elbisesiyle beliren Kara ile dudaklarımı birbirine bastırdım. Kara'nın kaşları havalanırken gözleri elbisede takılı kaldı. Havalanan kaşları yavaş yavaş indi ve çatıldı. "Bu ne Mavi?"

Gözleri hala elbisede dururken ifademi bozmadım."Elbise,"
Aldığı cevap ile 'sen ciddi misin' bakışları atarken arkasından çıkan Yalın ile göz göze geldik. Yalın sırıtarak yanıma geldi. "Mavi harika olmuşsun." Uzattığı eline tebessüm ederek elimi koydum. Elimin üstüne tüy kadar hafif bir öpücük bıraktı. Kara Yalın'ı omzundan iteklemesi ile kaşlarım çatılırken, büyük adımlarla içeriye girerek kolumdan tuttu. Beni odaya doğru sürüklemeye başlayınca elinden kurtulmaya çalıştım. Odaya girince gözleri anında Can'ı buldu. "Can! Bu ne?!"

Can korkuyla Kara'ya bakarken nerede hata yaptığını anlamaya çalışarak yüzüme bakıyordu. Herhangi bir hata bulamamış olacak ki ellerini beline koyarak Kara'ya döndü."Ne varmış?"

Kara'nın elinden kolumu kurtararak bir elimi yumruk yaptım. Yumruğumu omzuna geçirmek için savunduğum sırada Kara yumruğumu tutarak Can'a bakmaya devam etti.
Diğer eliyle çenemi tutarak Can'a çevirdi."Kırmızı ruj olmuş mu hiç? Hele saçlar onlara laf bile etmiyorum!" Kara hiddetle Can'a bakarken, Can bir adım öne çıkarak işaret parmağını Kara'nın yüzüne doğru salladı. "Bana bak bidon sakın bir daha yaptığım işe laf etmeye kalkışma! Neymiş saçlara laf bile etmiyormuş! Ayol etme zaten! Mükemmel bir saça ne denir!"

Kara çenemi ve elimi serbest bırakarak yüzüme baktı. Burnundan sert bir nefes vererek hızlı adımlarla odayı terk etti."Buna ne oluyor kız böyle? Daha önce hiç böyle görmedim bizim bu bidonu."Şeyda ile Can şaşkınlıkla Kara'nın açık bıraktığı kapıya bakarken Şeyda Can'a doğru eğildi. "Kıskançlık bebeğim bu, kıskançlık," Can başını Şeyda'ya doğru çevirince bir anda çığlık atarak uzaklaştı. Can'ın attığı çığlık ile yüzümü buruştururken açık olan kapıya baktım. Kara beni mi kıskanmıştı?

...

Geniş ve oldukça ferah olan oda da büyük koltukta oturmuş, büyük camdan dışarıya bakarak stresle ayağımı sallıyordum.
Dışarısı yığınla insan doluyordu. Kendi akrabalarımın olduğu insan sayısı beş parmağı geçmezdi. Ben nasıl bir şeyin içerisine düşmüştüm? Bu kalabalığa nasıl çıkacaktım?

Sakin ol Mavi, her zamanki gibi mutlu maskeni takın ve çık.

Çok acı değil mi? Bir insanın kendini bu şekilde teselli etmesi. Mutlu maskeni takın ve çık...

Odanın kapısının açılması ile arkamı dönmeden dışarıya bakmaya devam ettim. Gelen ya Kara'ydı ya da Şeyda."Bir hoş geldin yok mu Kara'nın ki?" Duyduğum ses ile taş kesilirken yavaşça ayağa kalkarak arkama döndüm. Egemen yüzündeki ukala gülümsemesi ile sadece birkaç metre ilerimde duruyordu."Ah korkma intikam işini sonraya erteledim," Bir şeyler hesaplar gibi başını sallayarak gözlerini oda da dolaştırdı. "Yani birkaç günlüğüne,"

"Niye buradasın?"Sorum üzerine sadece kahkaha attı.
"Sadece bir hayırlı olsun demeye geldim Kara'nın ki,"Gözlerimi kısarak baktım. Bu adamın derdi neydi?"Buraya gelme amacın ne Egemen? Kara seni görse ne olur? Bu cesaret nereden geliyor?" Egemen başını alayla salladı. Alaylı olan yüz ifadesinin ciddileşmesi ile karşımda duran psikopat adama baktım. "Minik bir uyarı yapmaya geldim Kara'nın ki, arkanı iyi kollamalısın." Geri yüzüne ukala gülümsemesini takındı ve göz kırparak odadan çıktı.

Derin bir nefes vererek koltuğa oturdum. Dalgın gözlerimi büyük cama çevirirken kapını açılması ile ayağa fırladım. Karşımda Kara'yı görünce rahat bir nefes vererek geri oturdum."Sakin ol Maviş," Başımı önüme eğerek, dirseklerimi dizlerime dayadım. Koltuğun çökmesi ile başımı kaldırarak yanımda oturan Kara'ya baktım. Dalgın gözlerle büyük cama bakıyordu.

"Özür dilerim Mavi, farkındayım bu özür için geç kaldım. Böyle olmamalıydı ancak seni korumanın tek yolu bu. Nasıl bir tehlikenin içerisinde olduğunun farkında değilsin," Büyük cama doğdu çevrili olan başını bana döndürdü. Burukça gülümsedi. "Ama sana söz veriyorum hayatını mahvetmeyeceğim. Belki beni sevmezsin, ki senden böyle bir şey beklemem aptallık, seni mutlu etmeye çalışacağım. Seni yüz üstü bırakmayacağıma, seni üzmeyeceğime söz verebilirim. Ama bir gün seni bırakmayacağıma dair söz veremem." Bir şey demeden sadece kara gözlerine baktım. Karanlık gözlerine baktım. Mavi gözlerim kara gözlerine bulandı ve onun gözleriyle karıştı. Mavi her tonda güzel olsun, siyah tek bir tonda güzeldi. Ve ben siyahın o tek tonunu bularak içerisine karışarak kayboldum.

Kara gülümseyerek oturduğu yerden kalktı kolunu açtı.
"Hadi bakalım Mavi Hanım bizi bekliyorlar." Oturduğum yerden kalkarak açtığı koluna girdim. Beraber kapıdan çıkarak uzun merdivenlerden indik. Kapalı olan büyük kapının arkasında durarak kapının açılmasını beklemeye başladık. "Sadece senden gülümsemeni istiyorum," O an gerçekten ne kadar stres yaptığımın farkına vararak yüzüme en gerçekçi gülümsememi takındım. Yüzümdeki sahte gülümseme ile Kara'ya döndüğümde hüzünle gülümsememe bakıyordu. Ne kadar iyi bir oyuncu olduğumu anlamıştı.

İyi oyuncuların hep en derinlerinde bir acıları vardır.

Kapının açılmaya başlaması ile Kara'nın kolunu sıkıca kavradım. Kapı tamamen ardına kadar açıldıktan sonra aynı ritimde yürümeye başladık. Bizim kapıdan çıkmamız ile büyük bir alkış kopmuştu. Uzun kırmızı halından geçtikten sonra bizim için ayrılmış masaya oturduk. Sahte gülümsememi takınmaya devam ederken elbisenin eteklerini düzelttim. "Ben sana bu elbiseyi almamanı söylemiştim değil mi?" Kara'nın beklemediğim bir anda kulağıma fısıldaması ile tüylerim diken diken oldu. Bozuntuya vermeyerek omuz silktim. Başını alayla salladıktan sonra önüne döndü. Stresle ayağımı sallarken Kara'ya doğru eğildim "Şimdi ne yapacağız?"

Kara elindeki bardağı masanın üzerine bırakarak bana döndü.
Hemen dibimde olmasından dolayı geriye çekildim."Sadece böyle devam et, yüzükler takıldıktan sonra rahatlarsın." Huzursuzca başımı salladım. Arkama yaslanarak masalara bakınmaya başladım. Karşımda ki insanları hayatımda ilk defa görüyordum. Babam, Şeyda ve Yalın dışında başka tanıdık bir yüz yoktu.

Aradan geçen sıkıcı dakikaların sonunda mikrofondan gelen ses ile mikrofonu tutan adama döndüm. Adam sırıtarak yanımda oturan Kara'ya bakıyordu. Kara ise adamın aksine sert bir ifadeyle adama bakıyordu. Anlam veremeyerek adama döndüm. Bakışlarını Kara'dan çekerek davetlilere döndü. "Öncelikle herkese iyi akşamlar. Bizi bu mutlu gecemizde yalnız bırakmadığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu gece burada biricik oğlum Kara ile biricik gelinim için toplanmış bulunmaktayız. Onların daim mutluluğu için." Diğer elinde bulunan kadehi havaya kaldırarak gülümsedi. Kara'nın babası olduğunu öğrendiğim adam gülümseyerek kadehi dudaklarına doğru götürdü ve Kara'nın gözlerine bakarak bir yudum aldı.

Kara'ya baktığımda sinirden kızardığını gördüm. Neler dönüyordu? Kara'nın aniden ayaklanması ile oturduğum yerden kalkarak karşısına geçtim. Gözlerini bir an bile babasının üzerinden çekmiyordu. Benden kurtulmak için sağa doğru bir hamle yaptığında hemen önüne geçtim. Sonunda kara gözleri gözlerimi buldu. "Mavi çekil önümden," Başımı olumsuz anlamda sallayarak reddettim. "Olmaz," Bu sefer sola doğru hamle yaptı. Yine önüne geçerek ilerlemesini engelledim. "Mavi çekil güzelim." Ellerini tutarak yine reddettim. "Olmaz Kara, sakince otur. Olay istemiyorum."

Kara arkamda duran babasına bir bakış attıktan sonra burnundan sert bir nefes vererek geri yerine geçti. Rahat bir nefes vererek bende yanındaki yerimi aldım. Olaysız bir gece istiyordun. Onca şeyin üstüne bir de olay kaldıramazdım. Dirseklerimi masanın üzerine koyarak alnımı avuç içlerime yasladım. Gözlerimi kapatarak birkaç saniyeliğine de olsa sakinlik istedim. "Mavi?" Başımı kaldırarak bana seslenen Şeyda'ya baktım. Yanıma çökmüş endişeli gözler ile bana bakıyordu. "İyi misin?" Başımı olumlu anlamda sallayarak gülümsedim. Şeyda'da gülümserken Yalın'ın bizi yanına çağırması ile ayaklandık.

Yalın'ın işaret ettiği yerde yan yana durduk. Gülümsememi takınmayı unuttuğumu fark ederek hemen maskemi takındım. Şeyda elindeki tepsi ile benim yanımda yer alırken babam karşımızda durarak mutlulukla bize baktı. Tepside duran yüzükleri alarak önce benim parmağıma sonra da Kara'nın parmağına taktı.

Taşlarla süslenmiş olan makası alarak kırmızı kurdeleye yaklaştırdı. Kesmek üzereyken durdu ve Kara'ya baktı."Bundan böyle kızım önce Allah'a sonra sana emanet evlat. Ona iyi bak. Ona göz bebeğin gibi bak, bir saç telin gibi kıymet ver," Babam kurdeleyi keserek makası tepsiye koydu. "Hayırlısı olsun." Babam uzaklaşırken yanımda dikilen adama baktım. Yarın evleneceğim adama baktım. Ben ne yapacaktım?