Karmalar kitap kapağı

18. bölüm / 76

Karmalar

➕ Teyzenin Evinde Kalma

Vaveyla Yazarı: 🎀 💗

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 76Şu an: ➕ Teyzenin Evinde Kalma
  1. 1 36 Yaş - 1.Bölüm1.626 kelime
  2. 2 36 Yaş - 2.Bölüm1.614 kelime
  3. 3 36 Yaş - 3.Bölüm1.400 kelime
  4. 4 24 Yaş İş Kadını - 1.Bölüm1.234 kelime
  5. 5 24 Yaş İş Kadını - 2.Bölüm1.506 kelime
  6. 6 24 Yaş İş Kadını - 3.Bölüm1.354 kelime
  7. 7 24 Yaş İş Kadını - 4.Bölüm2.146 kelime
  8. 8 24 Yaş İş Kadını - 5.Bölüm1.690 kelime
  9. 9 Dirilme - 1.Bölüm2.041 kelime
  10. 10 Dirilme - 2.Bölüm1.917 kelime
  11. 11 Dirilme - 3.Bölüm2.397 kelime
  12. 12 Dirilme - 4.Bölüm2.653 kelime
  13. 13 ➕ Yaralı - Pansuman1.510 kelime
  14. 14 ➕ Teklif Sonrası1.688 kelime
  15. 15 ➕ Düğün Bacaktan Vurulma1.353 kelime
  16. 16 ➕ Kızlar Dağıtma2.367 kelime
  17. 17 ➕ Dörtlü Yemek2.085 kelime
  18. 18 ➕ Teyzenin Evinde Kalma2.626 kelime · Okuduğun bölüm
  19. 19 ➕ Teyzenin Evinde Kalma 22.036 kelime
  20. 20 ➕ Otogar Gazozcu1.842 kelime
  21. 21 ➕ Arabanın Arkasından Bakış1.752 kelime
  22. 22 🔥 Düğüne Gidebilme2.251 kelime
  23. 23 🔥 Eski Eşya Odası - Ev2.557 kelime
  24. 24 🔥 Bungalov1.905 kelime
  25. 25 🔥 İlk - Çakır Keyif2.711 kelime
  26. 26 🔥 İlk - Çakır Keyif 21.742 kelime
  27. 27 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 11.824 kelime
  28. 28 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 21.994 kelime
  29. 29 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 32.020 kelime
  30. 30 ➕ Kaptan-Pavyon2.072 kelime
  31. 31 ➕ 18 sonrası1.487 kelime
  32. 32 ➕ 18 Sonrası Pt21.695 kelime
  33. 33 🔪 1.Bölüm1.656 kelime
  34. 34 🔪 2.Bölüm1.487 kelime
  35. 35 🔪 3.Bölüm2.273 kelime
  36. 36 🔪 4.Bölüm1.931 kelime
  37. 37 ➕ 18 Sonrası Kıskançlık2.021 kelime
  38. 38 ➕ 7.Bölüm Gönül Alma2.027 kelime
  39. 39 ➕ 11 Ekstra - Part 11.804 kelime
  40. 40 ➕ 11 Ekstra - Part 22.105 kelime
  41. 41 ➕ 11 Ekstra - Part 32.681 kelime
  42. 42 11.613 kelime
  43. 43 22.509 kelime
  44. 44 32.543 kelime
  45. 45 Mazi2.368 kelime
  46. 46 Mazi 22.028 kelime
  47. 47 Nedim1.777 kelime
  48. 48 Kars2.816 kelime
  49. 49 Karsssss3.002 kelime
  50. 50 Karsssssss Devam2.604 kelime
  51. 51 EKSTRA | Kurabiye1.501 kelime
  52. 52 Kurabiye 21.035 kelime
  53. 53 Nesrin1.928 kelime
  54. 54 Nesrin 21.812 kelime
  55. 55 Evli2.038 kelime
  56. 56 88888882.080 kelime
  57. 57 88888888888888888888882.512 kelime
  58. 58 Asker 1.Bölüm1.503 kelime
  59. 59 Asker 2.Bölüm1.436 kelime
  60. 60 Asker 3.Bölüm1.871 kelime
  61. 61 Asker 4.Bölüm1.873 kelime
  62. 62 Asker 5.Bölüm2.043 kelime
  63. 63 Asker | Flashforward 2.Bölümden 1 ay önce1.580 kelime
  64. 64 Bölüm 81.454 kelime
  65. 65 Kış Günü2.357 kelime
  66. 66 Düğme2.076 kelime
  67. 67 Tezgah2.561 kelime
  68. 68 Tezgah 22.107 kelime
  69. 69 Yeni Sezon 12.055 kelime
  70. 70 Yeni Sezon 21.720 kelime
  71. 71 Soft Bölüm2.553 kelime
  72. 72 32.777 kelime
  73. 73 42.030 kelime
  74. 74 SOFTTTTTT2.278 kelime
  75. 75 EK Soft1.919 kelime
  76. 76 Halı Saha1.253 kelime

Ocak 2025

İkisi de en olgun, en güzel ama bir o kadar da en tehlikeli yaşlarındaydı.
Karslı Konağının o nefes aldırmayan duvarları arasında, aralarındaki o sessiz, adı hiçbir zaman yüksek sesle konulmamış ama ikisinin de yüreğini yakıp kavuran o devasa yangın, yıllardır derinden derine körükleniyordu.

Birbirlerine bakarken gözlerini kaçırdıkları, bir elin diğerine kazara değmesinde nefeslerinin kesildiği ama Zaro Ağanın karanlık gölgesi yüzünden ikisinin de son adımı atamadığı, kelimelerin hep boğazda düğümlendiği günlerdeydiler.

Tek bir itiraf bile dökülmemişti dudaklarından; ama ikisi de birbirine sırılsıklam, deliler gibi vurgundu.

Karslı Konağı’nın o basık havasından bir günlüğüne de olsa uzaklaşmak için beklenmedik bir fırsat doğmuştu. Kudretin, İstanbul’un biraz dışında, müstakil ve sakin evlerden oluşan o nezih, yeşillikler içindeki sitede yaşayan halası hastalanmıştı.

Zaro Ağa, kızını yola tek başına göndermeye rahat edememiş, yanına her zamanki gibi o sarsılmaz gölgesini, sağ kolu Veziri katmıştı.

Gidiş yolculuğu ise kendi içinde sessiz bir sınavdı. Vezir araba kullanmayı bilmediği için direksiyona mecburen Medeni geçmişti. Geniş siyah arabanın arka koltuğunda yan yana oturan Kudret ve Vezir, yol boyunca aralarındaki o yarım metrelik mesafeyi korumaya çalışsalar da, arabanın içi adeta görünmez bir elektrikle dolup taşıyordu.

Medeninin radyoda açtığı o kısık sesli türküler eşliğinde, araba her virajı aldığında omuzları birbirine hafifçe sürtünüyor, o küçücük temas bile ikisinin de kalbini deli gibi attırmaya yetiyordu.

Araba, müstakil ahşap evlerin sıralandığı o sessiz, huzurlu sitenin girişine geldiğinde Medeni yavaşladı. Gökyüzü sabahtan beri griydi ama siteye girdiklerinde rüzgar hafiften sertleşmeye başlamıştı.

'Abi, 14 numara dediniz değil mi? Şu ilerideki, ağaçların arkasında kalan ev olması lazım, araba yolu yok sanırım patikadan yürümeniz lazım.' dedi Medeni arka dikiz aynasından Vezire bakarak.

Vezir, gözlerini yanındaki kadının güzel profilinden zar zor ayırıp başıyla onayladı.
'Tamam Medeni. Biz ne kadar kalırız, ne zaman çıkarız belli değil. Sen dön, biz seni işimiz bitince ararız, gelir alırsın.'

Medeni 'Tamamdır Abi, haber bekliyorum.' deyip ikisini yolun kenarında bıraktıktan sonra arabayı döndürüp ayrıldı.

Kudret, ince mevsimlik trençkotuna sarınıp çantasını omzuna astı. Etrafa baktı.
Geniş bahçeli, ikişer katlı müstakil evlerin olduğu son derece sakin, adeta terk edilmiş gibi duran bir yerdi burası.

'Buyurun Kudret Hanım.' dedi Vezir, elini kadının beline dokundurmaya cesaret edemeyip havada hafifçe ona yol göstererek.
'Hava bozacak gibi, ıslanmadan girelim içeri.'

Tam yokuşa doğru ilk adımlarını atmış, ağaçlıklı yola girmişlerdi ki, gökyüzü aniden simsiyah, devasa bir bulut tabakasıyla kaplandı.
Herhangi bir ön uyarı vermeden, saniyeler içinde sanki gök delinmişçesine korkunç bir sağanak yağmur bastırdı. Yağmur damlaları o kadar iri ve şiddetliydi ki, sekiyordu.

'Eyvah!' dedi Kudret, elleriyle başını korumaya çalışarak omuzlarını silkti.
'Bu ne böyle birdenbire!'

Vezir, refleks olarak bir saniye bile düşünmeden üzerindeki ceketini çıkardı. İki koca eliyle ceketi Kudretin başının üzerine bir şemsiye gibi gerdi. Beyaz gömleği saniyeler içinde ıslanıp üzerine yapışmaya başlamıştı bile.

'Yaklaşın Kudret Hanım, ıslanmayın!' dedi Vezir, sesi rüzgarın ve yağmurun uğultusunu bastıracak kadar gür, korumacı ve telaşlıydı.

Kudret, adamın o koca cüssesine, güven veren sıcaklığına doğru hiç itiraz etmeden bir adım daha yaklaştı. İkisi de o siyah ceketin altındaki daracık alana sığınmıştı.

Kudretin omzu doğrudan Vezirin sırılsıklam olmaya başlayan göğsüne yaslandı. Adımlarını hızlandırıp yürürlerken, adamın gömleğinin altından gelen o sıcak, tanıdık erkek kokusu ve kalbinin gümbür gümbür atan ritmi Kudretin tam kulağının dibindeydi.

Kudret istemsizce, belki de soğuktan aldığı cesaretle başını adamın göğsüne biraz daha gömdü, sendelememek için eliyle de Vezirin gömleğine sıkıca tutundu.

Vezirin nefesi kesilmeye başlamıştı. Gömleğindeki o ince elin baskısı, göğsündeki o sıcak baş, yağmurun bütün soğukluğunu bir anda yok etmiş, adamın kanını kaynatmıştı.

'Şu ev olması lazım, koşalım! dedi Vezir, kadını kolunun altına iyice alıp, onu yağmurdan tamamen sakınarak adeta sürükleyip Medeninin işaret ettiği müstakil evin ahşap bahçe kapısından içeri soktu.

Su birikintilerini sıçratarak, nefes nefese verandanın altına sığındılar. İkisi de soluk soluğaydı. Vezir sırılsıklam olmuş ceketini silkeleyip hızla Kudrete döndü.
Bakışları kadının yüzünde, ıslanmış saçlarında endişeyle gezindi.
'İyi misiniz? Üşüdünüz mü? Çok mu ıslandınız?'

'İyiyim, iyiyim..' dedi Kudret, yanakları aldığı nefesten değil, az önceki o yakınlıktan dolayı al al olmuştu. Gözlerini adamın ıslaklıktan göğsüne ikinci bir deri gibi yapışan beyaz gömleğinden kaçırmaya çalışarak boğazını temizledi.
'Kapıyı çalalım hemen. Halama sürpriz olacak.'

Vezir ahşap kapının üzerindeki tokmağı iki kez sertçe vurdu. Yağmur arkalarında tufan gibi kopmaya devam ediyordu. İçeriden ağır, tok adımlar duyuldu. Kapı yavaşça, paslı bir gıcırtıyla aralandı.
Ancak karşılarında Kudretin o sevecen, güler yüzlü halası yoktu.

Karşılarında; elinde tetiğe basmaya hazır, namlusu parlayan eski bir av tüfeğiyle, çatık kaşlı, yetmiş yaşlarında son derece huysuz ve sinirli görünen bir teyze duruyordu.
Kadın, tüfeğin namlusunu kapı açılır açılmaz doğrudan Vezirin göğsüne doğrultmuştu.

'Kimsiniz ulan siz?!' diye bağırdı teyze, sesi yağmuru ve gök gürültüsünü bastıracak kadar çirkef ve tiz çıkmıştı.

'Ne arıyorsunuz kapımda bu kıyamette? Heee yoksa siz?! Şu aşağıdaki evi tutan, orayı mesken edinen pis emelli, ahlaksız ünlülerden misiniz?! Uzayın yemeden mermiyi!'

Kudret şaşkınlık ve korkuyla bir adım geriledi, gözleri namluya takılı kalmıştı.
'Teyze dur! Ne diyorsun!'

Vezir ise tehlikeyi anında sezmişti. Medeni salaklık etmiş, numaraları karıştırmıştı. Kadın gözü dönmüş bir haldeydi ve namlunun ucundaki ölüm tehlikesini saniyesinde fark etti.

Vezirin o sokaklarda büyümüş, yıllarca ağanın sağ kolu olmuş zihni; tehlike anında saniyeler içinde çalıştı. Yanındaki Kudretin buz gibi olmuş, titreyen elini hızla tuttu. Koca parmaklarını kadının ince parmaklarına sımsıkı kenetledi ve Kudreti hafifçe arkasına, kendi cüssesinin korumasına, namlunun hedefinden uzağa aldı.

'Teyzem, gözünü seveyim indir şu tüfeği, kaza çıkacak!' dedi Vezir.
Sesine bir anda son derece masum, çaresiz ve saygılı bir aile babası tonu yerleştirmişti.

'Ne ünlüsü, ne pis emeli kurban olayım? Biz kendi halinde insanlarız. Eşimin halası ağır hastalanmış, şu aşağıdaki evlerden birinde oturuyor. Oraya geliyorduk ama fırtına bir bastırdı, arabadan inince yolda kaldık. Eşimin astımı var. Yağmur biraz dinsin, bir soluklanalım diye verandana sığındık sadece. İnan kötü niyetimiz yok.'

Kadın, tüfeğin namlusunu yavaş yavaş, tereddütle aşağı indirdi. Vezirin o iri, heybetli ama dürüst bakan yüzüne, sonra da adamın arkasına saklanmış, elini sımsıkı tutan, soğuktan gerçekten de titreyen güzel kadına baktı.

'Eşin mi?' dedi teyze, gözlerini kısarak, şüpheyle ikisini süzdü.
'Nikahlı karın mı yani?'

'Evet.' dedi Vezir, Kudretin elini biraz daha sıkarak, sesine gram yalan katmamış gibi net bir tını vererek.

Teyze derin bir iç çekti, tüfeği tamamen indirip kapının arkasına yasladı.
'Cık cık cık. Tüh, kusura bakmayın. Yağmur da felaket bastırdı zaten. Geçin içeri, kurulanın. Böyle kıyamette kapıda mı bırakılır insan. Hava durulana kadar durun salonda. Ama gözüm üzerinizde ha, ona göre!'

İçeri adım attıklarında ev buram buram yanan odun sobası ve demlenen çay kokuyordu. Kadın içeriye onlara havlu almaya gittiği an, Kudret hızla Vezire doğru eğildi. Yanakları al al olmuştu, kalbi göğsünü delip geçecek gibi atıyordu. Ama elleri hala kenetliydi.

'Vezir!' diye fısıldadı Kudret şaşkınlıkla.
'Sen ne yapıyorsun?! Ne eşi, ne nikahlı karısı?!'

Vezir hafifçe eğilip kadının kulağına doğru fısıldadı. Sıcak nefesi Kudretin boynunu yaktı.
'Kudret Hanım, görmediniz mi kadının elindeki tüfeği? Kadın manyak, gözü dönmüş! 'Evliyiz' demesek, nikahsız iki kişiyi kapıda o halde görse 'namussuzlar' diye basacaktı tetiği, vuracaktı ikimizi de! Ne yapsaydım, mecbur.'

Kudret bir an duraksadı. Adam sonuna kadar haklıydı, kadının gözü cidden karaydı. Ama içten içe, yıllardır gizliden gizliye aşık olduğu bu adamın ağzından çıkan o 'eşim' lafı Kudretin karnında kelebeklerin havalanmasına, ayaklarının yerden kesilmesine neden olmuştu.
Yüzündeki o sahte kızgınlığı korumaya çalışsa da, kalbinin çırpınışına engel olamadı.

Tam o sırada, içerideki odanın ahşap kapısı açıldı. Dışarıya kırklı yaşlarında, boylu poslu, kolları dövmeli, elinde havluyla bir adam çıktı.
Teyzenin bekar oğlu Erdemdi.

'Anne, kim gelmiş bu havada?' diye sordu Erdem.
Bakışları doğrudan salonda duran Kudrete kaydı. Kudretin yağmurdan hafifçe ıslanmış saçları, büyüleyici yüzü Erdemin gözlerini saniyesinde kamaştırmıştı. Erdemin bakışları derinleşti, kadını baştan aşağı süzerken dudaklarına son derece çapkın, rahatsız edici bir tebessüm yerleşti.
'Ooo.. Hoş geldiniz.'

Vezirin içindeki zincire vurulmuş kıskançlık canavarı, Erdemin Kudrete attığı o süzen bakışı gördüğü an kükreyerek uyandı.
Gözleri saniyesinde kapkara bir fırtınaya büründü. Sakin, mantıklı sağ kol gitmiş, yerine kıskançlıktan gözü dönmüş bir erkek gelmişti.

Vezir hiçbir kuralı, hiçbir mesafeyi umursamadı. Kudretin yanına dikildi. Koca elini uzatıp Kudretin belinden tuttu ve kadını sertçe, aralarında hiç boşluk bırakmayacak şekilde kendi göğsüne doğru çekti. Kolunu Kudretin omzuna sarıp, onu tamamen kendi kanatlarının altına aldı adeta.

'Hoş bulduk kardeş.' dedi Vezir. Sesi o kadar kalın, o kadar tehditkar çıkmıştı ki.
O kelimenin altındaki 'Gözünü oyarım.' mesajı Kudret için son derece açıktı.
'Eşimle yağmura yakalandık. Annen sağ olsun, yengeni soğuktan koruyalım diye içeri aldı bizi.'

'Yengen' kelimesi salonda yankılandığında, Erdemin yüzündeki o çapkın tebessüm anında dondu. Yutkunup bir adım geri attı.
'Ha. Öyle mi? Kusura bakmayın. Geçmiş olsun abi, hoş geldiniz yenge.'

Kudret ise o an mutluluktan sarhoş olmak üzereydi.
Vezirin bu sahiplenici, bu pervasız kıskançlığı içini bayram ettirmişti. Adamın belindeki o sıcak eli o kadar sıkıydı ki, parmakları resmen teninden içeri geçiyordu. Kudret geri çekilmek bir yana, içindeki o aşık kadının sesini dinleyip oyunu sonuna kadar kuralına göre oynamaya karar verdi.

Hafifçe başını kaldırıp Vezirin o çatık kaşlı, sinirden seğiren çenesine baktı. Elini kaldırdı, Vezirin göğsüne usulca yasladı ve okşamaya başladı. Sonuçta şu an bir oyun oynanıyordu ve oyun bitince bu yapılanları ikisi de garipsemeyecekti.

'Çok soğuk gerçekten hayatım.' dedi Kudret.
Sesi hayatında hiç olmadığı kadar cilveli, pamuk gibi çıkmıştı.
'İyi ki yanımdaydın, yoksa donardım.'

Vezir, kadının ağzından çıkan o 'hayatım' kelimesiyle ve göğsüne yaslanan bedenle olduğu yerde kaskatı kesti. Kalbi öyle bir çarpmaya başladı ki, Kudret o güm güm sesleri kulağıyla duyabiliyordu. Vezir bakışlarını Kudrete çevirdi. Kadının gözlerindeki o muzip, ama bir o kadar da ateşe çağıran parıltıyı görünce neye uğradığını şaşırdı ama asla geri adım atmadı.

Kolunu Kudretin omzunda daha da sıktı, kadını adeta kendi bedenine mühürledi.

Teyze elinde çay tepsisiyle içeri girdi.
'Geçin oturun şöyle sobanın yanına, ayakta dikilmeyin.' dedi.

Sobanın karşısındaki ikili koltuğa geçip oturdular. Ama Vezir, Erdemin salonun diğer köşesindeki tekli koltuğa kurulup hala onlara, özellikle de Kudrete baktığını görünce aralarında en ufak bir mesafe bırakmadı. Doğrudan kadının dibine, bacağı bacağına değecek şekilde bitişti.

Kudret bu durumdan, bu sahte evlilik oyunundan inanılmaz, baş döndürücü bir keyif alıyordu. Normalde konağın uzun koridorlarında birbirlerine metrelerce uzaktan, Zaro Ağanın korkusuyla bakan iki insandılar.

Şimdiyse tamamen meşru bir bahane altında, dip dibeydiler. Kudret hiç çekinmeden, sanki yıllardır onun karısıymış gibi başını Vezirin geniş omzuna yasladı. Kollarıyla Vezirin koluna sarıldı. Bir elini de Vezirin bacağına, dizinin hemen üzerine koydu. İnce parmaklarıyla adamın kumaş pantolonunu hafifçe okşadı.

Vezir yutkundu. Boğazı kurumuştu. Kadının omzundaki o yakıcı sıcaklığı, dizindeki o küçük elinin varlığı adamın aklını başından alıyor, bütün o mantık duvarlarını yıkıyordu. Erdem ise onları izledikçe huzursuz olup çayından büyük bir yudum aldı.

'Eee. Ne iş yapıyorsunuz abi siz?' diye sordu Erdem, ortamdaki o yoğun, boğucu havayı dağıtmaya çalışarak.

Vezir gözlerini Erdemden bir an bile ayırmadan, 'Aile şirketimiz var.' dedi buz gibi bir sesle. 'Kudret.. Yani eşim, işin başında. Ben de onun yanındayım. Her zaman emrine amade bir şekilde onun gölgesiyim.'

Kudret, adamın bu korumacı tavrı karşısında eridiğini hissetti. Bacağındaki elini biraz daha yukarı kaydırıp hafifçe sıktı.
Vezirin nefesinin bir anlığına kesildiğini, kulaklarının kızardığını görebiliyordu.

'Öyle valla kocam..' diye fısıldadı Kudret, sesiyle adamı adeta büyülüyordu.
'Hiç bırakmaz beni. Nereye gitsem peşimdedir. Güvende hissediyorum hep. Çok seviyorum.'

Vezir yavaşça Kudrete doğru döndü. İkisinin yüzü arasında sadece birkaç santim vardı. Vezirin yeşil gözleri, o kelimelerin altında yatan gerçeği ararcasına alev alev yanıyordu.
'Çok mu seviyorsun?' diye fısıldadı Vezir, odadaki diğer ikisinin duyamayacağı, sadece Kudretin gözlerine daldığı bir tonda. Sesi arzuyla, şaşkınlıkla ve o yılların açlığıyla boğuklaşmıştı.

'Çok seviyorum..' diye fısıldadı Kudret de. Gözlerini adamın dudaklarına düşürdü.
'Beni böyle koruyup kollamanı çok seviyorum Vezir.'

Teyze sobanın demir maşasını büyük bir gürültüyle yere düşürünce ikisi de irkilerek birbirlerinden, o büyüden koptular. Dışarıda ise gök gürültüsü ortalığı yıkıyor, rüzgar pencereleri kırarcasına zorluyordu.

Aradan saatler geçti. Yağmur hafiflemek yerine iyice şiddetlendi. Sitenin elektrikleri büyük bir gürültüyle kesildiğinde etraf tamamen karanlığa gömüldü. Teyze eski gaz lambalarını ve mumları yaktı.

'Bu yağmur sabaha kadar durmaz, yollar şimdiden göl olmuştur.' dedi teyze, pencereden dışarı, karanlığa bakarak.
'Şu sizin uzaktaki evin ışıkları da kapkara, bacası tütmüyor. Halanız evde yok besbelli, fırtınada bir akrabasında kalmıştır. Siz bu gece buradasınız.'

Kudret hafifçe panikle doğruldu.
'Teyze olur mu hiç, rahatsızlık vermeyelim.. Biz yavaş yavaş-'

'Ne rahatsızlığı kızım, delirdin mi!' diye çıkıştı teyze.
'Bu kıyamette, çamurda sokakta mı kalacaksınız? Yanında kocan da var. Üst katta konuk odamız var. Küçük bir yer ama sobası yeni yandı, sıcacıktır. Geçin yatın, sabah hava açınca gidersiniz halanıza.'

Vezir ve Kudret göz göze geldiler. İkisinin de kalbi aynı anda korkunç bir ritimle çarpmaya başladı. O saniyede itiraz etmenin kadının şüphesini çekeceğini ikisi de biliyordu.

'Peki teyze..' dedi Vezir, sesindeki o titremeyi gizlemeye çalışarak, ayağa kalktı.
'Sağ olasın her şey için. Biz yukarı geçelim o zaman.'

Teyze önde, onlar arkada gıcırdayan ahşap merdivenlerden üst kata çıktılar. Teyze ahşap kapıyı açtı. Mumu komodinin üzerine bıraktı.
'Hadi hayırlı geceler. Buralar soğuk olur, birbirinize sokulun da üşümeyin.' deyip kapıyı çekip gitti.

Oda gerçekten küçüktü. Odun sobasının çıtırtısı odayı ısıtıyor, mum ışığı duvarda sarı, titrek gölgeler yaratıyordu. Ve odanın ortasında.. Sadece tek bir, orta boy, demir başlıklı neredeyse bir buçuk kişilik bir yatak vardı.

Kapı kapandığı an, içerideki hava bir anda ağırlaştı. Bu iki aşık, yıllardır içlerinde bastırdıkları, uğruna ölmeyi göze aldıkları o devasa tutkuyla aynı odada, tek bir yatağın karşısında yapayalnız kalmışlardı.

Kudret çantasını kenardaki sandalyeye bıraktı. Yanakları, sobanın sıcağından değil, odadaki o inanılmaz, boğucu gerilimden dolayı ateş gibi yanıyordu. Vezir ise odanın ortasında kaskatı kesilmiş, elleri cebinde, yatağa bakmamak için adeta tavandaki ahşap kirişleri inceliyordu.

'Ben..' dedi Vezir, sesi pürüzlü, boğazı kurumuş bir haldeydi.
'Ben şu köşedeki sandalyede yatarım Kudret Hanım. Siz geçin yatağa. Üstünüzü iyice örtün ama.'

Kudret yavaşça yatağa doğru yürüdü. Mum ışığı kadının yüzünün yarısını aydınlatıyor, o koyu gözlerini parlatıyordu.

'Saçmalama Vezir.' dedi Kudret, sesi fısıltıdan halliceydi ama içinde bir emir barındırıyordu.
'O sandalyede her yerin tutulur. Koca adamsın, sığmazsın oraya. Hem.. Teyze gece su getirmeye ya da sobayı harlamaya falan girerse karı koca ayrı yattığımızı görüp şüphelenir. Bir şekilde yatacağız artık.'

Vezir yutkundu. Yılların o koca, sarsılmaz sağ kolu, bu küçücük odada, sevdiği kadınla o daracık yatağı paylaşma fikriyle bile kulaklarına kadar kızarmıştı. İtiraz etmek istedi, 'Olur mu Kudret Hanım öyle şey.' demek için ağzını açtı ama kadının öne sürdüğü teyze bahanesi o kadar kusursuzdu ki, çaresizce başını eğmek zorunda kaldı.

'Nasıl isterseniz Kudret Hanım..' dedi zar zor çıkan, mahcup bir sesle.

İkisi de birbirlerine sırtını dönüp, üzerlerindeki o kalın dış kıyafetlerinden kurtulup teyzenin verdiği gecelikleri giydiler. O daracık yatağa, kalın yorganın altına girdiler. İlk birkaç dakika aralarına görünmez, kalın bir duvar örmüş gibi kaskatı yatıyorlardı. İkisi de sırtüstü uzanmış, nefes dahi almaktan çekinerek karanlık tavanı izliyordu.

Ancak sobanın cılız ateşi ve aynı yorganın altında birleşen iki bedenin yaydığı o yoğun vücut ısısı, saniyeler içinde o buz gibi yatağı sıcacık bir yuvaya çevirdi. Bütün günün yorgunluğu ve o iliklerine kadar işleyen soğuk, yerini mayıştırıcı bir sıcaklığa bıraktığında Kudret daha fazla dayanamadı. Göz kapakları ağırlaştı, nefesleri yavaşladı ve o huzurlu sıcaklığın içinde saniyeler içinde derin bir uykuya daldı.

Vezir ise gözleri faltaşı gibi açık, göğüs kafesini döven kalbinin o güm güm atışını dinlerken, yanında uyuyan kadının o masum nefes seslerine odaklanmıştı.

Gecenin ilerleyen saatlerinde, Kudret uyku sersemliğiyle daha fazla sıcaklık arayarak farkında olmadan adama doğru döndü. Önce bacağını usulca Vezirin bacağının üzerine attı. Sonra uykunun o bilinçsiz, tatlı cüretiyle kollarını uzatıp, bedenini hafifçe Vezirin o geniş göğsünün üzerine doğru çekti. İnce, sıcacık eli karanlıkta yolunu bulur gibi adamın yüzüne tırmandı; avucu usulca Vezirin yanağını kavradı.

Vezir donup kalmıştı. Aldığı nefes düğümlendi. Koca adam, kımıldarsa bu büyüyü bozarım korkusuyla taş kesilmişken, Kudret başını biraz daha adama doğru yasladı. O an, karanlığın içinde yüzleri kusursuz bir şekilde hizalandı. Kudretin yumuşacık, aralık dudakları, Vezirin dudaklarına usulca, belli belirsiz ama adamın bütün dünyasını sarsacak kadar yakıcı bir temasla değdi.

Kudret, uykusunun en derin, en savunmasız yerinde, adamın dudaklarına doğru anlamsız, tatlı bir şeyler mırıldandı. Sıcacık nefesi doğrudan Vezirin dudaklarına çarpıyordu.

Vezirin göğsü kasıldı. Geri çekilmesi, 'Kendine gel Vezir.' deyip uzaklaşması gerekiyordu ama yapamadı. İradesi, mantığı, Zaro Ağanın kuralları; o dudakların kendi dudaklarına mühürlendiği o temas yerlerinde un ufak olmuştu.

Vezir derin, titrek bir nefes aldı. Kadının yanağındaki o küçük eline, dudaklarındaki o eşsiz, o yasaklı baskıya teslim oldu. Geri çekilmek yerine, yüzünü milim oynatmadan yavaşça gözlerini kapattı. Ve hayatında ilk defa, yıllardır uzaktan uzağa yandığı kadınla dudak dudağa, onun kokusunu içine çekerek huzurla uykuya daldı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

10okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18