59. bölüm / 76
KarmalarAsker 2.Bölüm
Bölümler 76Şu an: Asker 2.Bölüm
- 1 36 Yaş - 1.Bölüm1.626 kelime
- 2 36 Yaş - 2.Bölüm1.614 kelime
- 3 36 Yaş - 3.Bölüm1.400 kelime
- 4 24 Yaş İş Kadını - 1.Bölüm1.234 kelime
- 5 24 Yaş İş Kadını - 2.Bölüm1.506 kelime
- 6 24 Yaş İş Kadını - 3.Bölüm1.354 kelime
- 7 24 Yaş İş Kadını - 4.Bölüm2.146 kelime
- 8 24 Yaş İş Kadını - 5.Bölüm1.690 kelime
- 9 Dirilme - 1.Bölüm2.041 kelime
- 10 Dirilme - 2.Bölüm1.917 kelime
- 11 Dirilme - 3.Bölüm2.397 kelime
- 12 Dirilme - 4.Bölüm2.653 kelime
- 13 ➕ Yaralı - Pansuman1.510 kelime
- 14 ➕ Teklif Sonrası1.688 kelime
- 15 ➕ Düğün Bacaktan Vurulma1.353 kelime
- 16 ➕ Kızlar Dağıtma2.367 kelime
- 17 ➕ Dörtlü Yemek2.085 kelime
- 18 ➕ Teyzenin Evinde Kalma2.626 kelime
- 19 ➕ Teyzenin Evinde Kalma 22.036 kelime
- 20 ➕ Otogar Gazozcu1.842 kelime
- 21 ➕ Arabanın Arkasından Bakış1.752 kelime
- 22 🔥 Düğüne Gidebilme2.251 kelime
- 23 🔥 Eski Eşya Odası - Ev2.557 kelime
- 24 🔥 Bungalov1.905 kelime
- 25 🔥 İlk - Çakır Keyif2.711 kelime
- 26 🔥 İlk - Çakır Keyif 21.742 kelime
- 27 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 11.824 kelime
- 28 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 21.994 kelime
- 29 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 32.020 kelime
- 30 ➕ Kaptan-Pavyon2.072 kelime
- 31 ➕ 18 sonrası1.487 kelime
- 32 ➕ 18 Sonrası Pt21.695 kelime
- 33 🔪 1.Bölüm1.656 kelime
- 34 🔪 2.Bölüm1.487 kelime
- 35 🔪 3.Bölüm2.273 kelime
- 36 🔪 4.Bölüm1.931 kelime
- 37 ➕ 18 Sonrası Kıskançlık2.021 kelime
- 38 ➕ 7.Bölüm Gönül Alma2.027 kelime
- 39 ➕ 11 Ekstra - Part 11.804 kelime
- 40 ➕ 11 Ekstra - Part 22.105 kelime
- 41 ➕ 11 Ekstra - Part 32.681 kelime
- 42 11.613 kelime
- 43 22.509 kelime
- 44 32.543 kelime
- 45 Mazi2.368 kelime
- 46 Mazi 22.028 kelime
- 47 Nedim1.777 kelime
- 48 Kars2.816 kelime
- 49 Karsssss3.002 kelime
- 50 Karsssssss Devam2.604 kelime
- 51 EKSTRA | Kurabiye1.501 kelime
- 52 Kurabiye 21.035 kelime
- 53 Nesrin1.928 kelime
- 54 Nesrin 21.812 kelime
- 55 Evli2.038 kelime
- 56 88888882.080 kelime
- 57 88888888888888888888882.512 kelime
- 58 Asker 1.Bölüm1.503 kelime
- 59 Asker 2.Bölüm1.436 kelime · Okuduğun bölüm
- 60 Asker 3.Bölüm1.871 kelime
- 61 Asker 4.Bölüm1.873 kelime
- 62 Asker 5.Bölüm2.043 kelime
- 63 Asker | Flashforward 2.Bölümden 1 ay önce1.580 kelime
- 64 Bölüm 81.454 kelime
- 65 Kış Günü2.357 kelime
- 66 Düğme2.076 kelime
- 67 Tezgah2.561 kelime
- 68 Tezgah 22.107 kelime
- 69 Yeni Sezon 12.055 kelime
- 70 Yeni Sezon 21.720 kelime
- 71 Soft Bölüm2.553 kelime
- 72 32.777 kelime
- 73 42.030 kelime
- 74 SOFTTTTTT2.278 kelime
- 75 EK Soft1.919 kelime
- 76 Halı Saha1.253 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Karslı Konağının o devasa, taş mutfağında sıradan, yorucu bir öğleden sonrası yaşanıyordu. Dışarıdaki soğuk havaya inat mutfağın içi sıcacıktı; ocakta kaynayan tencerelerin buharı camları buğulandırmıştı.
Vezir, köşedeki küçük ahşap masada önüne konulan yemeği sessizce, sanki sadece hayatta kalmak için bir görevmiş gibi yerken, Kudret de ona arkası dönük bir şekilde tezgahın başında dalgın gözlerle elindeki bezle mermeri siliyordu. Ocağın başında yemekleri karıştıran Nesrin ile Gülendamın o neşeli, cıvıl cıvıl sohbeti mutfağın o ağır sessizliğini dolduruyordu.
‘’Abla, benim teyzeoğlu gitmiş geçen ay Ayvalıka." diyordu Gülendam elindeki tahta kaşığı sallayarak, büyük bir heyecanla.
"Bir denizi var diyor, pırıl pırıl! Havası desen insanın ömrüne ömür katıyormuş. Ah ah.. Bir fırsatım olsa da gitsem, şu Ayvalık sokaklarını bir gezsem, o deniz kokusunu içime çeksem."
Nesrin kıkırdadı, ocaktaki yemeğin altını kıstı. "Valla doğru diyorsun. İnsanın orada yaşlanası gelmezmiş. Deniz havası, dar sokakları, günbatımı bambaşkaymış tabi."
Ayvalık.
Bu tek bir kelime, mutfağın ortasına pimi çekilmiş görünmez bir bomba gibi düştü.
Vezir’in elindeki çatal, tabağın kenarına çarpıp tok, tiz bir ses çıkardı. Ağzındaki lokma boğazına dizildi, nefesi saniyeler içinde kesildi. Kudret’in tezgahı silen elleri aniden, sanki görünmez bir bıçakla kesilmiş gibi durdu. İkisi de aynı saniye içinde, aynı cehennemin içine düşmüş gibi nefes almayı unutup başlarını kaldırdılar.
Göz göze geldiler.
O yeşil gözler ve gece karası gözler o loş mutfakta birbirine kilitlendiğinde, ikisinin de gözbebeklerinde on yıllık, kanayan, üzeri hiç örtülmemiş bir mezar açıldı.
O mezarın içinde hiç doğmamış, kokusu içine çekilememiş bir kız çocuğu ve Ayvalık’ın o rüzgarlı, Arnavut kaldırımlı sokaklarında yankılanan sırılsıklam sevdalı kahkahaları yatıyordu. Kudret’in gözleri saniyeler içinde doldu, alt dudağı titremeye başladı.
Vezir, kadının o yaşlı, o çaresiz ve darmadağın olmuş gözlerindeki devasa acıyı gördüğü an, kendi göğüs kafesinin ortadan ikiye yarıldığını hissetti. O bebeğe kıyan kadın oydu, onu o koğuşta bir mektupla öldüren kadın oydu.i..
Ama bu acı, bu tek bir kelimenin getirdiği o muazzam enkaz ikisinin de nefesini kesiyordu. İkisi de o gözlerdeki ortak yası gördü.
Vezir dayanamadı. Gözlerini hızla, sanki ateşe bakıyormuş gibi kaçırdı.
Çatalı masaya sertçe bırakıp sandalyesini geriye doğru itti. Tek kelime etmeden, omuzları çökmüş bir halde mutfaktan çıkıp karanlık koridorda gözden kayboldu.
…
On yıl önce
Gençliğin o deli dolu, damarlarda kanın şelale gibi aktığı, dünyadaki hiçbir gücün, hiçbir korkunun o koca sevdayı yıkamayacağına inanılan o eşsiz, altın sarısı zamanlar..
Vezir ve Kudret henüz yirmi dört yaşındaydı. Zaro Ağa’ya uydurdukları kusursuz, gizli bir iş bahanesiyle, iki günlük bir kaçamak için Ayvalık yollarına düşmüşlerdi. Güneşin batmaya yüz tuttuğu, Ege’nin o tuzlu, serin ve efil efil esen rüzgarının arabanın camından süzülüp Kudret’in saçlarını savurduğu muazzam bir akşamüzeriydi.
Arabanın içi sadece o yasemin ve deniz kokusuyla değil, dünyadaki en saf, en yenilmez aşkla doluydu. Vezir, tek eliyle direksiyonu tutarken diğer eliyle Kudret’in elini sımsıkı kavramış, başparmağıyla kadının tenini okşuyordu.
Gözleri sık sık yoldan ayrılıp, güneşin kızıl ışıkları altında adeta bir melek gibi parlayan sevdiği kadına kayıyordu.
Siyah arabayı yol kenarındaki, denizi tepeden gören küçük bir benzinliğe çekti.
"Sen bekle güzelim, ben hemen benzin alıp iki de soğuk su alıp geliyorum." dedi Vezir. Gözlerinin içi, kadına duyduğu o devasa hayranlıkla parlıyordu.
Vezir arabadan inmeden önce ona doğru eğildi. Kudret’in yüzünü o büyük ama bir o kadar da şefkatli ellerinin arasına aldı. Dudaklarını, kadının dudaklarına usulca, uzun ve sımsıcak bir şekilde bastırdı.
"Çok güzelsin.." diye mırıldandı nefes nefese, alnını kadının alnına yaslayarak. "Bazen sana bakarken kalbim duracak gibi oluyor Kudret."
Kudret gülümseyerek adamın yanağını okşadı. Vezir, ona o aşık, o serseri sırıtışıyla son bir kez bakıp arabadan indi ve markete doğru yürümeye başladı.
Vezir’in gidişiyle birlikte, Kudret’in kalbi göğüs kafesini kıracakmış gibi gümbür gümbür atmaya başladı. Elleri titriyor, heyecandan ve korkudan nefesi kesiliyordu. Günlerdir kendi içinde, kendi canında taşıdığı o mucizevi ama bir o kadar da korkutucu sırrı, uğruna canını vereceği bu adama söylemenin tam vaktiydi.
Ya istemezse? diye düşündü Kudret. Ya babamın korkusu ona ağır gelir de benden uzaklaşırsa? Ya bu yükü taşıyamazsak?
İçindeki o Karslı kızı korkuları onu yiyip bitirse de, sevdiği adamın gözlerindeki o devasa aşkı hatırlayarak derin bir nefes aldı. Çantasının fermuarını titreyen, buz kesmiş parmaklarla açtı.
İçinden çıkardığı o minicik, avuç içi kadar olan, civciv sarısı, yumuşacık bebek patiklerini aldı. Gözlerinden akan ilk yaşla birlikte gülümsedi. Uzanıp patiklerin ipini arabanın dikiz aynasına astı.
Sarı minik patikler, batan güneşin altın sarısı ışıkları altında, aynanın hemen altında usulca sallanmaya başladı.
Birkaç dakika sonra şoför kapısı açıldı.
Vezir elinde iki şişe soğuk suyla arabaya bindi. Suları orta konsola bırakıp kemerine uzanırken hala gülümsüyordu. Yüzündeki o tasasız, sevdiği kadınla yalnız kalmanın verdiği o huzurlu ifade her halinden belliydi.
"Yolumuz çok az kaldı Kudretim." dedi Vezir neşeyle, kemerini takmak için uzanırken.
"Akşama o çok sevdiğin deniz kenarındaki salaş balıkçıda yerimiz hazır. Sonra da sabaha kadar o dar sokaklarda el ele yürüyeceğiz. Sadece sen ve be-"
Vezir’in cümlesi, dikiz aynasında usulca sallanan o minik patikleri gördüğü an bıçak gibi, pürüzsüz bir şekilde kesildi.
Eli emniyet kemerinin üzerinde havada asılı kaldı. Arabanın içine derin, kaskatı, adeta zamanın durduğu bir sessizlik çöktü. Dışarıdan gelen rüzgarın sesi bile kesilmişti sanki.
Vezir’in okyanus yeşili gözleri, o minik patiklere kilitlenmişti. Zihni, kalbi, ruhu gördüğü şeyi algılamak, bunun gerçek olabileceğine inanmak için devasa bir savaş veriyordu. Adem elması yutkunurken belirgin bir şekilde hareket etti. Başını, korkuyla, umutla ve inanamayarak yavaşça Kudret’e doğru çevirdi.
Kudret, ellerini kucağında sımsıkı birleştirmiş, korku ve beklenti dolu yaşlı gözlerle adama bakıyordu. Gözyaşları çoktan yanaklarından süzülmeye başlamıştı bile.
"Kudret..." dedi Vezir. Sesi bir fısıltıdan bile cılız, titrek ve paramparçaydı. Titreyen elini yavaşça aynadaki patiklere doğru uzattı ama dokunmaya bile kıyamadı.
"Bunlar... Bunlar ne?"
"İçimde..." diye fısıldadı Kudret, o titreyen, kırılgan sesiyle. Alt dudağını ısırdı, ellerini usulca kendi karnına indirdi. "İçimde bizim parçamız var Vezir. İkimizin.. Aşkımızın canı var. Ha.. Hamileyim."
Vezir, duyduğu bu kelimelerle olduğu yerde kelimenin tam anlamıyla taş kesildi. Nefes almayı unuttu. Dünyanın bütün ekseni kaymış, bütün evren o an o arabanın içine, Kudret’in o dümdüz karnına sığmıştı. Gözleri yavaşça kadının ellerinin durduğu o yere, karnına kaydı, sonra tekrar Kudret’in o yaşlı, güzel gözlerine çıktı.
Koca adamın, Zaro Ağa’nın o yenilmez, o sert sağ kolunun gözpınarları saniyeler içinde doldu. O sert maske, o duvarlar tuzla buz oldu.
"Baba..." dedi Vezir, hırıltılı, inanamayan, nefesi kesilmiş bir sesle. Eliyle kendi göğsünü gösterdi.
"Ben... Ben baba mı oluyorum? Senin... Yani bizim bir bebeğimiz mi olacak?"
Kudret korkuyla ve mutlulukla başını sallayarak, "Evet.." dediği an, Vezir koca bedeniyle aradaki o boşluğu hiçe sayarak kadının üzerine atıldı. Kollarını Kudret’in boynuna sımsıkı dolayıp, onu göğsüne öyle bir bastırdı ki, Kudret’in bütün korkuları o saniye buharlaşıp Ege’nin rüzgarına karıştı.
Vezir hıçkırarak ağlamaya başladı. Koca adam, çocuk gibi ağlıyordu. Kadının dudaklarına, boynuna, yanaklarına, saçlarına vahşice ama dünyalar kadar şefkatli, taparcasına öpücükler bırakıyordu.
"Allah’ım! Sevgilim bu muhteşem bir şey!!!" diye ağlıyordu Vezir mutluluktan. Gözyaşları Kudret’in boynunu ıslatıyordu.
"Bana dünyaları verdin Aşkım.. Sen bana nefes verdin, sen bana yeniden hayat verdin!"
Hızla geri çekilip, o koca, titreyen ellerini usulca kadının karnına koydu. Yüzünü, o henüz dümdüz olan karnın hizasına kadar eğdi. Treçkotunu hafifçe aralayıp dudaklarını doğrudan kadının bluzunun üzerinden karnına bastırdı.
"Kızım.." diye fısıldadı Vezir, karnına derin, uzun öpücükler kondururken. Sesi o kadar sıcak, o kadar aşık çıkıyordu ki..
"Babam.. Benim güzel kızım, canım kızım. Hoş geldin babacığım.."
"Kız olduğunu nereden biliyorsun deli?" dedi Kudret, hıçkırıklarının arasından kıkırdayarak. Adamın o dağılmış, siyah saçlarını okşuyordu.
Vezir başını kaldırıp kadının gözlerinin içine baktı. Gözleri yaşlardan parıl parıl parlıyordu. Yüzündeki o sevda, dünyadaki her şeyi yakıp kül edecek kadar büyüktü.
"Kız tabi." dedi Vezir inatla ve büyük bir gururla. Kadının yanağını okşadı.
"Çünkü ben bu dünyada en çok seni sevdim Kudret. Hayatım boyunca sadece sana taptım. Benim kalbim, benim ruhum ancak sana benzeyen, senin gibi bakan, senin o güzel kokunu taşıyan bir kıza ait olabilir. Zaro Ağam isterse dünyayı yaksın, isterse beni kurşuna dizsin umurumda bile değil. Ben sizin için dünyayı yakarım.. Ben sizi kimseye vermem."
O devasa, o sarsıcı coşkuyla arabayı hızla çalıştırdı. Yola çıktıklarında Vezir’in içi içine sığmıyordu. Arabanın camlarını tamamen indirdi. Ayvalık’ın o ılık, iyot kokan akşam rüzgarı arabanın içine dolarken, Vezir dikiz aynasındaki patikleri kopardığı gibi eline aldı.
Bir eliyle direksiyonu sımsıkı tutarken, diğer elini o beyaz, minicik patiklerle birlikte camdan dışarı çıkardı.
"Baba oluyorum!" diye bağırdı Vezir, yoldan geçen diğer arabalara, denize, dağlara, batan güneşe karşı. Sesi göğü inletiyor, sevinci dağlara çarpıp yankılanıyordu.
"Baba oluyorum! Dünyanın en güzel kadınıyla! Duyun, baba oluyorum!"
Kudret, sevgilisinin bu deli dolu, bu sırılsıklam aşık ve gururlu haline bakarak kahkahalar atıyordu. Rüzgar saçlarını savururken, adamın o sevgi dolu gözlerinde kaybolurken hayatının en mutlu, en dokunulmaz anını yaşıyordu. Zaman durmuştu sanki.
Ve o an ikisi de, camdan dışarı sallanan o patiklerin ve rüzgara karışan o sevdalı kahkahaların, hayatlarında yaşayacakları en zirve mutluluk olduğundan tamamen habersizdiler.
Bu kusursuz sevdanın bedelini, on yıl boyunca aralarında koca bir nefretle yaşayarak, paramparça olmuş hayatlarla ödeyeceklerini henüz bilmiyorlardı. Sadece rüzgar, deniz ve onların o eşsiz, ölümsüz aşkı vardı.
Bölüm etkileşimi
