17. bölüm / 76
Karmalar➕ Dörtlü Yemek
Bölümler 76Şu an: ➕ Dörtlü Yemek
- 1 36 Yaş - 1.Bölüm1.626 kelime
- 2 36 Yaş - 2.Bölüm1.614 kelime
- 3 36 Yaş - 3.Bölüm1.400 kelime
- 4 24 Yaş İş Kadını - 1.Bölüm1.234 kelime
- 5 24 Yaş İş Kadını - 2.Bölüm1.506 kelime
- 6 24 Yaş İş Kadını - 3.Bölüm1.354 kelime
- 7 24 Yaş İş Kadını - 4.Bölüm2.146 kelime
- 8 24 Yaş İş Kadını - 5.Bölüm1.690 kelime
- 9 Dirilme - 1.Bölüm2.041 kelime
- 10 Dirilme - 2.Bölüm1.917 kelime
- 11 Dirilme - 3.Bölüm2.397 kelime
- 12 Dirilme - 4.Bölüm2.653 kelime
- 13 ➕ Yaralı - Pansuman1.510 kelime
- 14 ➕ Teklif Sonrası1.688 kelime
- 15 ➕ Düğün Bacaktan Vurulma1.353 kelime
- 16 ➕ Kızlar Dağıtma2.367 kelime
- 17 ➕ Dörtlü Yemek2.085 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 ➕ Teyzenin Evinde Kalma2.626 kelime
- 19 ➕ Teyzenin Evinde Kalma 22.036 kelime
- 20 ➕ Otogar Gazozcu1.842 kelime
- 21 ➕ Arabanın Arkasından Bakış1.752 kelime
- 22 🔥 Düğüne Gidebilme2.251 kelime
- 23 🔥 Eski Eşya Odası - Ev2.557 kelime
- 24 🔥 Bungalov1.905 kelime
- 25 🔥 İlk - Çakır Keyif2.711 kelime
- 26 🔥 İlk - Çakır Keyif 21.742 kelime
- 27 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 11.824 kelime
- 28 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 21.994 kelime
- 29 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 32.020 kelime
- 30 ➕ Kaptan-Pavyon2.072 kelime
- 31 ➕ 18 sonrası1.487 kelime
- 32 ➕ 18 Sonrası Pt21.695 kelime
- 33 🔪 1.Bölüm1.656 kelime
- 34 🔪 2.Bölüm1.487 kelime
- 35 🔪 3.Bölüm2.273 kelime
- 36 🔪 4.Bölüm1.931 kelime
- 37 ➕ 18 Sonrası Kıskançlık2.021 kelime
- 38 ➕ 7.Bölüm Gönül Alma2.027 kelime
- 39 ➕ 11 Ekstra - Part 11.804 kelime
- 40 ➕ 11 Ekstra - Part 22.105 kelime
- 41 ➕ 11 Ekstra - Part 32.681 kelime
- 42 11.613 kelime
- 43 22.509 kelime
- 44 32.543 kelime
- 45 Mazi2.368 kelime
- 46 Mazi 22.028 kelime
- 47 Nedim1.777 kelime
- 48 Kars2.816 kelime
- 49 Karsssss3.002 kelime
- 50 Karsssssss Devam2.604 kelime
- 51 EKSTRA | Kurabiye1.501 kelime
- 52 Kurabiye 21.035 kelime
- 53 Nesrin1.928 kelime
- 54 Nesrin 21.812 kelime
- 55 Evli2.038 kelime
- 56 88888882.080 kelime
- 57 88888888888888888888882.512 kelime
- 58 Asker 1.Bölüm1.503 kelime
- 59 Asker 2.Bölüm1.436 kelime
- 60 Asker 3.Bölüm1.871 kelime
- 61 Asker 4.Bölüm1.873 kelime
- 62 Asker 5.Bölüm2.043 kelime
- 63 Asker | Flashforward 2.Bölümden 1 ay önce1.580 kelime
- 64 Bölüm 81.454 kelime
- 65 Kış Günü2.357 kelime
- 66 Düğme2.076 kelime
- 67 Tezgah2.561 kelime
- 68 Tezgah 22.107 kelime
- 69 Yeni Sezon 12.055 kelime
- 70 Yeni Sezon 21.720 kelime
- 71 Soft Bölüm2.553 kelime
- 72 32.777 kelime
- 73 42.030 kelime
- 74 SOFTTTTTT2.278 kelime
- 75 EK Soft1.919 kelime
- 76 Halı Saha1.253 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Otogarın, genzine dolan keskin mazot kokusu ve muavinlerin bitmek bilmeyen bağırışları arasında günlerdir yaşadıklarının kasvetli havasından sıyrılmış tek bir yer vardı sanırım: Tostçu Rıza’nın o derme çatma, üzeri naylon tenteyle örtülü küçük dükkanı.
Vezir, üzerinde siyah gömleği ve omuzlarına çöken koca bir haftanın yorgunluğuyla köşedeki küçük masaya kurulmuştu. Önündeki yarım ekmek kaşarlı tosta ve ince belli bardaktaki demli çaya bakarken dudaklarının kenarında, dünden beri silemediği o aşık tebessüm asılı kalmıştı.
Aklında sürekli dün geceki o kargaşa, Kudretin herkesin gözünün içine baka baka 'sevgilim' diyişi ve uykuya dalarken ki tatlılığı gelip duruyordu.
Tam o sırada, otogarın o kargaşası içinde adeta birer kuğu gibi süzülen iki kadın belirdi.
İkisi de dün geceki o saç baş kavga eden restoranın ortasında terör estiren kadınlar değil de; sanki havalı bir moda dergisinden fırlamış gibi görünüyorlardı.
Derya, ablasının koluna girmiş halde Rızanın dükkânına doğru adımladılar. Kudret Veziri gördüğünde saçlarını kulağının arkasına atıp gülümsemeye başladı. Adamın masasına doğru yöneldiler.
'Afiyet olsun Vezir.' dedi Derya, sesine o meşhur patron tonunu katarak.
'Boğazından geçiyor mu o yediğin öyle tek başına? Biz sabahtan beri muhasebede o imza senin bu imza benim koşturuyoruz, sen bizsiz keyif yapıyorsun. Hiç yakıştıramadım, hiç.' dedi alaycı bir sesle.
Vezir başını aniden kaldırdı. Gözleri, Deryanın hemen yanındaki Kudreti gördüğü an öyle bir parladı ki..
Hızla ayağa kalktı, elindeki peçeteyle ağzını sildi.
'Kudret Hanım? Derya Hanım? Bir şey mi oldu? Arasaydınız ben gelirdim.'
'Yok bir şey, Derya takılıyor Vezir.' dedi Kudret, Vezirin hemen yanındaki sandalyeye usulca yerleşirken.
Çantasını masanın üzerine bırakıp göz ucuyla adamı süzdü. Vezir de bakışlarını Kudrete çevirip gözlerinde yine zamanı durdurdu.
Derya da diğer sandalyeyi çekip oturdu bir süre ikilinin bu hallerini izledikten sonra çenesini tost makinesine doğru işaret etti.
'Çok açız ya biz de. Mis gibi koktu. Eee Vezir bize yok mu tost.' dedi rahatça arkasına yaslanarak.
'Benimki acılı olsun, ablamınki de bol kaşarlı. Dünden beri midemiz kazınıyor, açlıktan dosyaları falan kemireceğiz.'
Vezir, Deryanın bu rahat tavrına gülümseyerek tezgaha doğru seslendi.
'Rıza Usta! İki tane daha çek oradan, biri bol kaşarlı, diğeri acılı olsun. Çayları da üçleyelim!'
Vezir tekrar masaya oturduğunda, dirseklerini masaya dayayıp hafifçe onlara doğru eğildi.
'Siz dün geceden sonra nasıl bu kadar enerjik kalabildiniz inanamıyorum? Ben sabah yataktan kamyon çarpmış gibi kalktım. Kemiklerim sızlıyor hala.'
Kudret omuz silkip gülümsedi.
'Biz Karslı kadınlarıyız Vezir. Gece kavgaya da girsek, sabah en güzel kıyafetimizi giyer masaya otururuz.'
Derya, Vezirin kenara bıraktığı çay kaşığıyla oynarken 'Öyle valla.' dedi ama sesi biraz durgunlaştı.
Gözleri sürekli otogarın kalabalığında birisini arıyor gibiydi. Dün gece o arabada sızmadan hemen önce yaşadıkları, Yahyanın onu kucağında taşıdığı anın silik hatırası zihnini eritiyordu.
Tam o sırada, otogarın o gürültülü hengamesinden ağır, kendinden emin ama bir o kadar da sinir bozucu adımlarla o beklenen silüet belirdi.
Yahya.
Yahyanın gözleri, Rızanın dükkanındaki bu üçlüye takıldığında adımları yavaşladı.
Deryayı siyah ceketinin içinde gördüğü an kalbi hızlandı, midesine o tanıdık, tatlı kramp girdi. Dün gece kızı kucağında taşırken duyduğu koku hala burnundaydı.
Ama sonra gözü Vezire, onların o rahat, mutlu, adeta küçük bir aile gibi oturuşlarına kaydı. İçindeki kıskançlık o 'dışlanmışlık' hissi ağır bastı.
Yolunu değiştirip doğrudan masaya doğru yöneldi.
Kudret ve Derya, yaklaşan Yahyayı gördüklerinde yüzlerindeki tebessüm yavaşça silindi.
Vezir ise çayından aldığı yudumu yutarken gözlerini devirdi.
'Al işte.' diye homurdandı Vezir.
'Günümüzün neşesi geldi.'
Yahya masaya yaklaştığında hiçbir şey demeden, yan masadaki plastik sandalyelerden birini ayağıyla çekip, beton zeminde o sinir bozucu sürtünme sesini çıkartarak masanın tam ucuna, Deryanın yanına kuruldu. Bacaklarını iki yana açıp rahat bir tavırla arkasına yaslandı.
'Ooo Afiyet olsun.' dedi Yahya, sesine o meşhur, alaycı tonunu katarak.
'Otogarın hanım ağaları gelmiş, burada tost keyfi yapıyor bana niye haber vermediniz? Karşılardık.'
'Senin karşılamana ihtiyacımız yok Yahya.' dedi Kudret anında parlayarak.
Kaşlarını çatmış, omuzlarını dikleştirmişti.
'Sana kim otur dedi ayrıca? Görgü kurallarından bir haber 'kaba kaba' yaşamaya devam he?' diye araya girdi Derya.
'Burası Rıza Usta'nın yeri Derya, kamu alanı.' dedi Yahya, omuz silkerek.
Gözleri doğrudan Deryanın o öfkeli mavi gözlerine kilitlenmişti.
'Hem ben de tost yiyecektim. Rıza Usta, bana da bir yarım atsana!'
'Yahya Bey!' dedi Vezir, sesini alçak ama tehditkar bir tona çekerek.
'Daha geçen tüm otogarın önünde hain ilan ettiklerinizle oturmanız nasıl karşılanır acaba. Kalkın en iyisi.'
Yahya kollarını göğsünde bağlayıp dudaklarındaki o sinir bozucu tebessümü büyüttü.
'Kalkmıyorum Vezir 'Bey'. Hem ayıp yani, dünkü mesaimizden sonra insan bir çay falan ısmarlar. Ben o kadar Derya Hanımı salona kadar taşıdım. Vefa kalmamış sizde.'
Derya 'kucağımda taşıdım' lafını duyduğunda yanaklarının hafifçe kızardığını hissetti ama o sert duvarını indirmedi. Cevap bile vermedi.
Yahyanın çenesi kasıldı Deryanın bu sert tavrı canını yaksa da alaycı maskesini düşürmedi.
Bakışlarını Deryadan çekip, Vezir ve Kudretin birbirine yakın duruşuna, masanın üzerinde neredeyse birbirine değecek olan ellerine kaydırdı.
Dün geceki 'sevgilim' itirafı aklına gelince tutamadı kendini.
'Çifte kumruları yalnız bırakalım Derya, en iyisi.' dedi Yahya, son derece imalı ve iğneleyici bir sesle.
'Ablanla enişte adayımız belki evlilik planları falan konuşacaktır bu plastik masada. Davetiye listesini falan çıkarıyorlardır. Biz kalabalık etmeyelim, günaha girmeyelim bak durduk yere.'
Kudretin gözleri kocaman açıldı, Vezir ise masanın altından bacağını uzatıp Yahyanın bacağına sağlam bir tekme indirdi.
'Yahya!' diye kükredi Vezir.
'Canına susadın herhalde sabah sabah!'
Yahya acıyla yüzünü buruşturup bacağını ovalarken kıs kıs gülüyordu. Tam ağzını açıp bir şey daha söyleyecekti ki, Rıza Usta elinde sıcak tostların olduğu tabaklarla geldi. O taze ekmeğin ve erimiş kaşarın kokusu masaya yayıldığında kimsenin bir yere gitmeye niyeti olmadığı anlaşıldı.
Sessizlik içinde tostlarından birkaç ısırık aldılar. Derya hala ters ters Yahyaya bakıyor, Kudret ise ara ara Veziri kesiyordu.
Yahya elindeki tostu tabağa bıraktı. Çayından bir yudum aldı ve derin bir nefes verdi.
'Bu böyle ayaküstü, tozun toprağın içinde tost yemekle olmayacak.' dedi Yahya aniden, son derece sakin ve beklenmedik bir ciddiyetle.
Üçü de aynı anda başını kaldırıp Yahyaya baktı.
'Ne olmayacak?' diye sordu Vezir kaşlarını çatarak.
'Yemek işi.' dedi Yahya, peçeteyle ellerini silerken. Gözlerini doğrudan Deryaya dikti.
'Dün gece hepimizin burnundan geldi. Oturduğumuzdan, içtiğimizden hiçbir şey anlamadık, üstelik ortalığı da birbirine kattınız. Kursağımızda kaldı yani canım. Bu akşam düzgün, sessiz sakin, müziksiz, kavgasız gürültüsüz bir yere gidelim. Dördümüz. Benim borcum olsun, ben ısmarlıyorum.'
Deryanın elindeki çay bardağı az kalsın masaya dökülüyordu. Gözlerini kocaman açıp alaycı bir kahkaha attı.
'Sen şaka mısın Yahya? Ne dördümüzü? Ben senin gibi bir hainle..' diyerek işaret parmağıyla Yahyayı gösterdi '..aynı masaya oturup da yemek falan yemem bir daha. Bize düşman kesilenlerle ye sen yemeğini.'
'Korkuyor musunuz Derya Hanım medeni bir ortamda, kavga etmeden iki kelime etmekten?' diye kışkırttı Yahya onu.
'Yoksa yine sarhoş olup birilerine saldırmaktan mı çekiniyorsun?'
'Ben mi korkacağım be!' diye parladı Derya. En hassas yerinden vurulmuştu.
'Gidelim de gör bak ben sana nasıl içilir nasıl öğretiyorum!'
Derya karşısındaki ikiliye sertçe bakıp 'Siz de geliyorsunuz!' dedi bu istek değil adeta emirdi. Kudretle Vezir birbirlerine bakıp yutkundu ve korkuyla başlarını salladılar.
Vezir 'Medeni insanlar gibi oturup konuşabileceğimiz bir yer olsun bari. Yahya seçmesin bir de garip garip yerlere götürecek.'
Yahya hafifçe sırıtıp başını salladı. 'Kabul. Ama hesabı ben öderim, baştan söylüyorum.'
'Ben hallederim.' dedi Derya masaya elini vurarak.
'Akşama konumu atarım. Kimse yan çizmeyecek ama sizin ikinize diyorum özellikle beni bu 'hain' ile yalnız bırakamazsınız.'
Akşam saat sekiz sularında, Deryanın ayarladığı mekana geldiklerinde dördü de gerçekten şaşkındı. Derya, dün geceki o kalabalık balıkçının aksine, Çengelköy tarafında, denize sıfır ama sadece birkaç masası olan, loş, inanılmaz sakin ve şık bir et restoranı seçmişti. Arka planda müzik bile çalmıyordu; sadece denizin hafif dalga sesi ve içerideki şöminenin çıtırtısı vardı.
Kudret, üzerinde siyah, boğazlı, zarif bir kazak ve ince bir kolyeyle her zamanki gibi kusursuzdu. koyu yeşil, ipek bir gömlek giymişti. Yahya ve Vezir ise ceketlerini arabada bırakmış, gömlekleriyle o mafyatik havalarından biraz olsun sıyrılıp sadece yemeğe çıkmış iki sıradan adam gibi görünüyorlardı.
Masanın bir tarafına Kudret ve Vezir, diğer tarafına Derya ve Yahya oturdu. Menüler gelip siparişler verildiğinde, masaya ilk başta o bilindik gerginlik hakim oldu. Ancak şaraplar kadehlere doldurulup ilk yudumlar alındığında, atmosfer yavaş yavaş çözülmeye başladı.
Vezir, kadehini masaya bırakıp hafifçe öksürdü. Gözleri Kudrete kaydı, sonra dudaklarında o gün boyu tuttuğu serseri bir tebessüm belirdi.
'Ben hala dünü aklımdan çıkaramıyorum.' dedi Vezir, sesini alçak ama neşeli tutarak.
'Yirmi yıldır otogar savaşlarının içindeyim. Silahlı çatışma gördüm, pusu gördüm, mekan baskını gördüm. Ama Kudret, senin o yan masadaki kadının üzerine uçuşun gibi bir hamle yemin ediyorum görmedim.'
Yahya elindeki su bardağını masaya bırakırken kendini tutamayıp büyük bir kahkaha patlattı. Bütün gün süren o gerginlik, bu masada yerini dünkü o absürt anların komedisine bırakmıştı.
'Yahu sorma.' dedi Yahya, gözlerinden yaş gelene kadar gülerek.
'Kadın, 'Sokak süprüntüleri!' dediği an, ben Kudret ablanın yüzündeki ifadeyi gördüm. Dedim ki tamam, bu kadın şimdi ayvayı yemedi mi. Ama yemin ederim o masanın etrafından öyle bir dönüşü vardı ki, aksiyon filmlerinde dublörler yapamaz.'
Vezir de kahkahaya katıldı.
'İkisini ayırırken o kadar zorlandım ki kan ter içinde kaldım. Kudreti tutuyorum, ayakları havada hala kadına tekme sallıyor.'
'Ne varmış ablamın hamlesinde!' dedi Derya aniden araya girerek, kollarını göğsünde bağlayıp sahte bir ciddiyetle. Ama gözlerinin içi gülüyordu.
'Kadın hak etti. Bana laf edecek, ablam da oturup izleyecek miydi? Ablam benim için o masayı da devirir, adam da vurur, saç mı yolmayacak! O kadar da uçmadı ayrıca, gayet asil bir atlayıştı.'
Kudret gülerek kardeşinin eline dokundu.
'Aynen öyle. Kardeşime laf edeni yakarım. Sen asıl kendi füzenden bahset Derya. Ben kadını tutarken sen de masanın üstünden ayakkabını fırlatıyordun.'
Yahya başını iki yana sallayarak Deryaya döndü, dudaklarında sıcak bir tebessüm vardı.
'Adamcağız 'Pardon' demeye çalışırken, sen adama tuzluk fırlatıyordun.'
'İyi oldu.' dedi Derya çenesini dikleştirerek, kadehinden bir yudum alırken.
'Onlar da bizim kim olduğumuzu bilsinler. Karslı kadınlarıyla uğraşmak neymiş, öyle ağzını yaya yaya ahkam kesmek neymiş görsünler.'
Dörtlü, restoranın köşesindeki masalarında, dünkü kaosa ve kendi hallerine kahkahalarla gülmeye başladılar.
Yahya, Kudretin o anki bakışını taklit ediyor, Derya ise Vezirin panikleyip 'Durun yalvarırım.' diyişini canlandırarak kahkahalara boğuluyordu.
O an, o masada ne ihanet, ne geçmiş, ne de otogar savaşı vardı. Sadece birbirini çok iyi bilen, birbirleriyle didişmekten keyif alan, kopartılıp atılamayacak bağlarla birbirine bağlı dört insan vardı.
Ana yemekler geldiğinde o kahkahalar yerini daha sakin, daha sıcak bir sohbete bıraktı. Şaraplar tazelendi. Etlerin leziz kokusu masaya yayıldığında kimse konuşmadı bir süre.
Kudret, çatalıyla tabağındaki eti hafifçe bölerken başını kaldırıp masadaki bu üç insana baktı. Vezir şarabından yudum alıyor, Derya tabağındaki garnitürlerle oynuyor, Yahya ise göz ucuyla sürekli Deryayı izliyordu.
'Garip..' dedi Kudret aniden, sesi ortamın sıcak havasına karışırken.
Vezir başını çevirip ona baktı.
'Ne garip olan?'
'Şu masadaki halimiz.' dedi Kudret hafifçe gülümseyerek.
'Şu an dışarıdaki dünya bizim için cehennem gibi. İhanetler, ailelerimizin bitmeyen hesaplaşmaları. Biz Yahya ile gündüz birbirimizin gırtlağına çöküyorduk. Ama şimdi..' Kudret elini masanın altından uzatıp Vezirin bacağının üzerindeki elini buldu ve sımsıkı tuttu.
'Şimdi, dünyanın en imkânsız masasında birlikte yemek yiyoruz.'
Yahya elindeki bıçağı yavaşça masaya bıraktı. Gözleri Deryadan ayrılıp Kudrete kaydı. İçindeki o alaycı zırh tamamen düşmüştü.
'Bizim hayatımızda normal olan ne var ki Kudret abla?' dedi Yahya, sesi yorgun ama bir o kadar da içtendi.
'Ben daha şu kadar çocukken babamı kaybettim. Siz annenizi.. İntikam diye büyüdük. Vezir pis işlere koşup duruyor.'
Derya, Yahyanın bu itirafı karşısında yutkundu. Gözleri dolmuştu, başını hızla tabağına eğdi.
'Biz aslında..' diye devam etti Yahya, gözlerini masanın beyaz örtüsüne sabitleyerek.
'Biz aslında çok güzel bir aile olabilirdik. Eğer o silahlar, o intikamlar, ihanetler olmasaydı.. Belki şimdi burada, bu masada oturduğumuz gibi, her hafta sonu birlikte yemek yiyor olurduk. Yanımızda çocuklarımız. Ben sizin karşınızda duran düşmanınız olmazdım.'
Kudret, Yahyanın bu samimi sözleri karşısında derin bir iç çekti. Masanın altındaki elini Vezirin parmaklarına biraz daha kenetledi.
'Haklısın..' dedi Kudret yumuşacık, anaç sesiyle.
'Hepimizi bu karanlığın içine babalarımız, büyüklerimiz itti. Siz silah tuttunuz, biz o karanlık dünyada hapsolduk. Ama bak..' Kudret gülümsedi.
'Bugün buradayız işte. Bütün düşmanlıklara, kavgalara rağmen. Belki de bizi hayatta tutan şey, birbirimize duyduğumuz bu tuhaf nefret ve sevgi ikilemidir.'
Derya başını usulca kaldırdı. Gözlerindeki yaşlar loş ışıkta parlıyordu. Yanında oturan Yahyaya uzun uzun baktı. O nefret ettiği, düşman bellediği adamın aslında hala babasını bekleyen on yaşındaki çocuk olduğunu gördü.
Vezir, ortamın bu ağırlaşan, duygusal havasını dağıtmak için masanın altındaki eliyle Kudretin elini usulca okşayıp boğazını temizledi.
'Neyse, tamam.' dedi Vezir, kadehini kaldırarak.
'Bu kadar duygusallık yeter. Yoksa Derya yine ağlayıp yan masadaki adamlara saldırmaya falan kalkar, Kudret de peşinden. Bugün hesabı Yahya ödeyecek diye para da almadım, hasarı ödeyemem valla.'
Kudret kahkaha atarak boşta kalan eliyle Vezirin omzuna hafifçe vurdu.
'Ne! Bugün de siz bize belki bir kavga şovu yapıverirsiniz şu bize bakan adamlardan kaynaklı.' diyip Veziri kışkırtmak için bakışlarını çarprazdaki masaya çevirdi.
'Ne bakması hayırdır pard-..' diyip yumruğunu sıkmıştı ki Vezir çarprazdaki masada neredeyse yüz yaşında bir çiftin oturduğunu gördü. Gözlerini Kudrete çevirip 'Sen var ya çok fenasın.' diye fısıldadı kulağına doğru.
Hepsi kahkahalara boğuldu.
Derya ve Yahya da bu atışmaya gülerek katıldılar.
Kadehler o gece sadece; o güzel geçmiş ve aşklar için kalktı.
'Tertemiz o çocuklara..'
Bölüm etkileşimi
