10. bölüm / 76
KarmalarDirilme - 2.Bölüm
Bölümler 76Şu an: Dirilme - 2.Bölüm
- 1 36 Yaş - 1.Bölüm1.626 kelime
- 2 36 Yaş - 2.Bölüm1.614 kelime
- 3 36 Yaş - 3.Bölüm1.400 kelime
- 4 24 Yaş İş Kadını - 1.Bölüm1.234 kelime
- 5 24 Yaş İş Kadını - 2.Bölüm1.506 kelime
- 6 24 Yaş İş Kadını - 3.Bölüm1.354 kelime
- 7 24 Yaş İş Kadını - 4.Bölüm2.146 kelime
- 8 24 Yaş İş Kadını - 5.Bölüm1.690 kelime
- 9 Dirilme - 1.Bölüm2.041 kelime
- 10 Dirilme - 2.Bölüm1.917 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 Dirilme - 3.Bölüm2.397 kelime
- 12 Dirilme - 4.Bölüm2.653 kelime
- 13 ➕ Yaralı - Pansuman1.510 kelime
- 14 ➕ Teklif Sonrası1.688 kelime
- 15 ➕ Düğün Bacaktan Vurulma1.353 kelime
- 16 ➕ Kızlar Dağıtma2.367 kelime
- 17 ➕ Dörtlü Yemek2.085 kelime
- 18 ➕ Teyzenin Evinde Kalma2.626 kelime
- 19 ➕ Teyzenin Evinde Kalma 22.036 kelime
- 20 ➕ Otogar Gazozcu1.842 kelime
- 21 ➕ Arabanın Arkasından Bakış1.752 kelime
- 22 🔥 Düğüne Gidebilme2.251 kelime
- 23 🔥 Eski Eşya Odası - Ev2.557 kelime
- 24 🔥 Bungalov1.905 kelime
- 25 🔥 İlk - Çakır Keyif2.711 kelime
- 26 🔥 İlk - Çakır Keyif 21.742 kelime
- 27 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 11.824 kelime
- 28 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 21.994 kelime
- 29 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 32.020 kelime
- 30 ➕ Kaptan-Pavyon2.072 kelime
- 31 ➕ 18 sonrası1.487 kelime
- 32 ➕ 18 Sonrası Pt21.695 kelime
- 33 🔪 1.Bölüm1.656 kelime
- 34 🔪 2.Bölüm1.487 kelime
- 35 🔪 3.Bölüm2.273 kelime
- 36 🔪 4.Bölüm1.931 kelime
- 37 ➕ 18 Sonrası Kıskançlık2.021 kelime
- 38 ➕ 7.Bölüm Gönül Alma2.027 kelime
- 39 ➕ 11 Ekstra - Part 11.804 kelime
- 40 ➕ 11 Ekstra - Part 22.105 kelime
- 41 ➕ 11 Ekstra - Part 32.681 kelime
- 42 11.613 kelime
- 43 22.509 kelime
- 44 32.543 kelime
- 45 Mazi2.368 kelime
- 46 Mazi 22.028 kelime
- 47 Nedim1.777 kelime
- 48 Kars2.816 kelime
- 49 Karsssss3.002 kelime
- 50 Karsssssss Devam2.604 kelime
- 51 EKSTRA | Kurabiye1.501 kelime
- 52 Kurabiye 21.035 kelime
- 53 Nesrin1.928 kelime
- 54 Nesrin 21.812 kelime
- 55 Evli2.038 kelime
- 56 88888882.080 kelime
- 57 88888888888888888888882.512 kelime
- 58 Asker 1.Bölüm1.503 kelime
- 59 Asker 2.Bölüm1.436 kelime
- 60 Asker 3.Bölüm1.871 kelime
- 61 Asker 4.Bölüm1.873 kelime
- 62 Asker 5.Bölüm2.043 kelime
- 63 Asker | Flashforward 2.Bölümden 1 ay önce1.580 kelime
- 64 Bölüm 81.454 kelime
- 65 Kış Günü2.357 kelime
- 66 Düğme2.076 kelime
- 67 Tezgah2.561 kelime
- 68 Tezgah 22.107 kelime
- 69 Yeni Sezon 12.055 kelime
- 70 Yeni Sezon 21.720 kelime
- 71 Soft Bölüm2.553 kelime
- 72 32.777 kelime
- 73 42.030 kelime
- 74 SOFTTTTTT2.278 kelime
- 75 EK Soft1.919 kelime
- 76 Halı Saha1.253 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Vezirin eli, Kudretin incecik bileğini öylesine sıkı kavramıştı ki, parmak boğumları bembeyaz olmuştu. Okyanus gözlerindeki o devasa korku, yerini yavaş yavaş acı bir idraka bıraktı. Kendi kurduğu tuzağa, kendi zaafına yenik düşmüştü. İki yıldır ince ince ördüğü o duvar, Kudretin o elindeki çatalı ağzına götürme hamlesiyle saniyeler içinde tuzla buz olmuştu.
Kudretin gözlerinden süzülen yaşlar, Vezirin kalbine acı acı damlıyordu.
'Biliyordum..' diye fısıldayan kadının o titrek, yaralı sesi, Vezirin içindeki bütün savaşma gücünü emip bitirmişti.
Ama yapamazdı. Bu hikayenin sonu ikisi için de karanlıktı, bunu en iyi kendisi biliyordu. Yurt dışına gidecek, ona temiz, belasız bir hayat bırakacaktı.
Vezir yutkundu. Boğazına oturan o koca yumruyla savaşarak, titreyen elini yavaşça Kudretin bileğinden geri çekti. Omuzlarını dikleştirdi, o aşık adamın üzerini zorla da olsa kalın bir zırhla kapattı.
'Kudret.. Ne olur yapma.' dedi Vezir, sesi o kadar yorgun, o kadar çaresizdi ki. Gözlerini kaçırdı.
'Bizim artık ayrı iki hayatımız var. Olan oldu, biten bitti. Lütfen, kendi yoluna git.'
Kudretin gözlerindeki o zafer parıltısı yerini büyük bir şaşkınlığa bıraktı.
'Vezir, ne diyorsun sen? Ne ayrı hayat-..'
Fakat Vezir daha fazla dayanamadı. Masanın üzerine bir miktar para bıraktı, gözlerini son bir kez o çok sevdiği yüze değdirip hızla arkasını döndü. Kafenin kapısından adeta kaçarcasına çıkıp İstanbulun o serin, kalabalık sokaklarına karıştı.
Kudret olduğu yerde kalakalmamıştı bu kez. Gözyaşlarını elinin tersiyle hızla silip çantasını kaptığı gibi adamın peşinden dışarı fırladı.
Vezir caddeye çıkmış, hızla geçen bir taksiyi durdurmuş ve arka koltuğa kendini atmıştı. Kapıyı tam kapatmak üzereyken, Kudret nefes nefese yetişip kapıyı tuttu ve zerre kadar tereddüt etmeden adamın yanına, taksinin içine daldı.
Vezir şaşkınlıktan ne yapacağını bilemez halde geriye çekildi.
'Kudret! Ne yapıyorsun, in arabadan!'
Şoför dikiz aynasından onlara şaşkınlıkla bakarken Vezir öne doğru eğildi.
'Abi hanımefendi iniyor, sen bekle.'
'Hiçbir yere inmiyorum!' diye kükredi Kudret, gözleri alev alev yanarak şoföre baktı.
'Eşiyim abi ben onun. Sür dediği yere!'
Şoför, Kudretin o kendinden emin, itiraz kabul etmez duruşu karşısında omuz silkip arabayı vitese taktı ve yola koyuldu.
Arabanın içi ölüm sessizliğine bürünmüştü. Vezir camdan dışarı bakıyor, çenesi kasılmaktan ağrıyordu. Kudret ise gözlerini bir saniye bile adamdan ayırmıyor, onun aldığı her nefesi ezberlemek ister gibi izliyordu.
Taksi, şehrin biraz dışında, oldukça eski ve sıradan bir apartmanın önünde durduğunda Vezir parayı ödeyip hızla inip binaya doğru yürüdü. Kudret de peşinden ayrılmıyordu. Vezir de pes etmişti. Merdivenleri çıkıp eski ahşap kapıyı açtıklarında, Kudret içeri adımını atar atmaz evin o buz gibi, yaşanmışlıktan uzak, bomboş havası yüzüne çarptı. Holün tam ortasında duran iki büyük valiz, kadının adımlarını olduğu yere çiviledi.
Kudretin gözleri valizlerden Vezirin yüzüne kaydı. Göğsü hızla inip kalkıyordu.
'Babam senin yüzünden ölmemiş ki Vezir..' dedi Kudret, sesinin titremesine engel olamayarak. İki yıldır kalbinde taşıdığı o devasa yükü nihayet onun yüzüne karşı söyleyebilmişti.
'Her şeyi öğrendim. Babamın kanser olduğunu, o kriz yüzünden öldüğünü.. Annemin ölümünün ardındaki o iğrenç tuzak.. Hepsi Zahidenin başının altından çıkmış. Sen suçsuzmuşsun.. Biz seni boşuna suçlamışız, senin hayatını boş yere mahvetmişiz..'
Vezir sırtı dönük bir şekilde salonun ortasında duruyordu. Derin bir nefes alıp omuzlarını düşürdü ve yavaşça kadına döndü.
'Biliyorum Kudret.' dedi Vezir usulca.
Kudret afalladı. 'Biliyor musun! Nasıl biliyorsun?'
'Medeni anlattı.' diye cevap verdi Vezir, sesi düz ve hissiz çıkmaya çalışıyordu.
'Herkesin de öğrendiğini, babanın kanserden öldüğünü biliyorum. Anneni öldürenin Zahide olduğunu.. Ama mesele bu değil Kudret. Mesele kimin kimi öldürdüğü, suçun kimde olduğu değil. Mesele benim.. Ben o karanlığın ta kendisiyim. Benim etrafımda her zaman bu karanlık olacak. Seni bu cehenneme, bu karanlığa bir daha çekemem. Çekmeyeceğim.'
Kudret, adamın sözlerindeki o kesinliği duyunca gözlerindeki yaşlar öfkeye dönüştü.
Yutkundu. Bir süre sustu.
İşaret parmağıyla holdeki valizleri gösterdi.
'O valizler ne Vezir!' diye sordu, sesi giderek yükseliyor, isyanı bütün odayı dolduruyordu.
'Ben sensiz nefes bile alamazken, her gece o eski tuvaletteki kanının görüntüsüyle vicdan azabından yavaş yavaş ölürken.. Sen de bunu bile bile, ben senin varlığını bile bilmeden çekip gidecektin öyle mi?'
Vezir yutkundu. Gözlerini kaçırdı.
'Senin iyiliğin için.. Temiz bir hayat yaşaman için..'
'Benim iyiliğim için mi!' diye bağırdı Kudret. Adımlarını hızla atıp adamın tam dibinde durdu. İki eliyle Vezirin omuzlarından tutup sarsmaya başladı.
'Senin olmadığın bir hayatın benim için cehennemden farksız olduğunu nasıl anlamazsın! İki yıl Vezir! İki koca yıl ben bir ölüden farksızdım! Nasıl gidersin!'
Vezir sessiz kalınca, Kudretin içindeki o devasa acı duvarları yıkıldı. Elleri adamın omuzlarından göğsüne doğru kaydı, başı öne düştü. Hıçkırıklarına engel olamıyordu.
'Ben o tuvalette seni kendi ellerimle kanlar içinde bıraktım..' diye ağladı Kudret, sesi paramparçaydı.
'O koca iki yılı sana bunu yaptığım için kendi kendimden iğrenerek geçirdim. Masum olduğunu öğrendiğimden beri her aldığım nefeste ölüyorum ben.. Benden nefret ediyorsun değil mi Vezir? Hayatını mahveden, canına kasteden, seni o karanlığa iten benim.. Benden nefret ediyorsun sen..'
Vezirin çenesi kaskatı kesildi. Gözlerindeki o yoğun, o devasa aşk alev alev yanmaya başlamıştı. Tek bir saniye bile beklemeden, o buz gibi maskeyi fırlatıp attı. Koca elleriyle Kudretin yaşlı yüzünü avuçlarının arasına aldı. Başparmaklarıyla kadının ıslak yanaklarını usulca, incitmekten korkarcasına okşadı.
'Hayır Kudret..' dedi Vezir, sesi o kadar derin, o kadar şefkatli ve o kadar netti ki.
'Ben senden nefret edebilir miyim sence?'
Kudretin gözleri şaşkınlık ve acıyla adamın gözlerine kilitlendi.
'Benim hayatımda senden başka hiçbir aydınlık olmadı ki.' diye devam etti Vezir, alnını kadının alnına yaslayarak.
'Sen beni öldürmedin güzelim.. Sen bana yaşamak için bir sebep verdin. Benim sana duyduğum bu aşk, ne o bıçak yarasıyla, ne de o iki yıllık sürgünle biter. Ben senden nefret etmedim ki hem de hiçbir saniye Kudret. Ben seni her gün, her nefesimde daha çok, daha deli sevdim..'
Kudret, adamın bu eşsiz, bu sarsılmaz itirafı karşısında yutkundu. İçindeki o devasa vicdan azabı, yerini adamın bu sırılsıklam sevdasına bırakıyordu. Adamın o büyük, sıcak ellerini kendi yüzünde hissederken, ayak uçlarında yükseldi ve kollarını Vezirin boynuna sımsıkı doladı.
Dudaklarını, iki yıllık o devasa, kanatan hasretin bütün vahşetiyle adamın dudaklarına mühürledi.
Vezir, saniyeler süren o şokun ardından içindeki o bastırılmış arzuya engel olamadı. Koca elleriyle Kudretin belini kavradığı gibi onu kendine yapıştırdı, dudaklarına vahşice, kana kana karşılık verdi.
O kadar özlemişlerdi ki birbirlerini.. Vezir Kudretin alt dudağını usul usul öperken Kudret de adamı boynundan kendine çekip daha da derinleştiriyordu öpüşmelerini. İkisi de nefessiz kalana dek o loş salonun ortasında birbirlerini adeta kana kana içtiler.
Ancak Vezirin zihnine aniden o kafedeki adamın, Feritin görüntüsü düştü.
Kudretin yanında gülen, onun eline dokunmaya çalışan o adam..
Vezir aniden, sanki ateşe dokunmuş gibi geri çekildi. Göğsü körük gibi inip kalkarken ellerini Kudretin belinden hızla çekti.
'Yapma..' diye hırıldadı Vezir, sesi hem arzudan hem de acıdan çatallanmıştı. Başını iki yana sallayıp geriye doğru bir adım attı.
'Sevgilin var senin Kudret. O kafedeki adam.. Kendine yeni bir hayat kurmuşsun, temiz, bensiz bir hayat. Onu da mahvetme benim yüzümden.'
Kudret duyduğu cümleyle afalladı. Ferit mi? Sevgili mi?
'Vezir ne sevgil-.. Sen ne saçmalıyorsun?' diye atıldı Kudret, ellerini havaya kaldırarak. 'Vezir bak o adam..'
Kudret tam adama doğru bir adım atmış, her şeyi düzeltecekti ki, odanın sessizliğini yırtan tiz bir telefon zili çaldı.
Vezirin cebindeki telefon ısrarla çalıyordu.
Vezir derin bir nefes alıp, titreyen elleriyle telefonu çıkardı. Ekranda Medeninin adını görünce kaşları çatıldı. Telefonu kulağına götürdüğünde, karşıdan gelen ses o kadar panik dolu ve yüksekti ki Kudret bile duyabiliyordu.
'Abi yetiş! Babannem abi balkonda düşmüş, çabuk gel!'
Vezirin yüzündeki o aşık, kırgın adam saniyeler içinde silindi. Yerini anında o endişeli ifade aldı.
Hızla kenardaki ceketini aldı. Kudrete döndüğünde gözlerinde sadece ölümcül bir ciddiyet ve acı bir veda vardı.
'Gitmem lazım.' dedi Vezir, adımlarını kapıya yönlendirirken. 'Çıkarken kapıyı çeksen yeter. Ve ne olur git Kudret.. Kendi o güzel hayatına dön. Lütfen git.'
Kudret tek kelime edemeden, kapının büyük bir gürültüyle çarpılıp kapanışını izledi. Gözlerinden süzülen yaşlar yanaklarını ıslatırken, adamın arkasında bıraktığı o buz gibi sessizliğin ortasında, o iki koca valizle yapayalnız kalakalmıştı.
. . .
Bir ay.
O karanlık, yarım kalan yüzleşmenin üzerinden tam bir ay geçmişti.
Bu bir ay içinde Karslı ailesi Veziri öğrenmişti. Zaro Ağanın kanserden öldüğü, annelerinin ölümünün Zahidenin iğrenç bir tuzağı olduğu bütün aile tarafından kesin olarak öğrenilmişti. Derya, Reyhan, Yahya ve en çok da Timur..
Hepsi Vezire yaptıklarından, onu boş yere suçlayıp iki yıl boyunca bir katil gibi damgalamalarından dolayı korkunç bir utanç ve mahcubiyet içindeydiler. Karslı ailesi, Vezir Yılmaza sadece bir özür değil, kocaman bir hayat borçluydu.
Fakat Kudret için bu bir ay, ömrünün en karanlık dönemiydi. O evin holünde gördüğü valizler, adamın gideceği gerçeği kabus gibi üzerine çökmüştü. Vezirin o yüzleşmeden sonra o valizleri alıp yurt dışına gittiğine, onu gerçekten tamamen söküp attığına inanmıştı. İşe gidip geliyor, kimseyle konuşmuyor, yemek bile doğru düzgün yemiyordu. Gözlerinin altı çökmüş, bedeni bir hayalete dönmüştü. Sadece nefes alıyordu, o kadar.
Timur, ablasının bu günbegün eriyen halini, o sessiz feryatlarını görüyordu. Vicdan azabı adamın uykularını kaçırıyordu. Vezire olan borcunu ödemenin ve ablasını o yaşayan ölü halinden kurtarıp hayata döndürmenin tek bir yolu vardı.
Timur, yeraltı dünyasındaki ve gümrüklerdeki tüm bağlantılarını kullanarak Vezirin vize işlemlerini, pasaport onaylarını büyük bir titizlikle ve gizlilikle sabote etmişti. Vezir gidememişti. Ne kadar uğraşsa da sistemde sürekli 'açıklanamayan hukuki pürüzler' çıkıyor, yurt dışı işi sürekli erteleniyordu.
Ama Timur bununla da yetinmedi. Kudreti ayağa kaldırmak için Veziri saklandığı o delikten çıkarmak, ablasıyla yüzleştirmek için kusursuz bir bahaneye ihtiyacı vardı.
Bir salı günü, otogarın en kalabalık, en yoğun olduğu saatlerde Timur, Vezirin telefonunu çaldırdı.
'Abi..' dedi Timur, sesine sahte bir panik ve çaresizlik ekleyerek.
'Baş edemiyorum. Batı taraf gümrük kapısından mal taşıyan o yeni firmayla çok büyük bir kriz çıktı. Ben başa çıkamıyorum, sözümü dinlemiyorlar. Ailemizin adı ayaklar altına alınıyor. Ne olur gel, sadece birkaç saatliğine gel, şu krizi senin o ağırlığınla yıllarının tecrübesiyle çözelim. Sonra gidersin nereye istersen. Çok rica ediyorum abi.'
Vezir, Timurun bu çaresiz yakarışına, o 'ailemizin adı' lafına dayanamadı. Yeminini bir saatliğine bozup otogarın yolunu tuttu. Kudretle karşılaşmamak için dua ediyordu.
Kudret ise aynı dakikalarda, elinde bir tomar dosyayla ana binadan peronlara doğru yürüyordu. Ruhsuz, yorgun adımlarla ilerlerken etrafındaki o karmaşayı, o bağırış çağırışları duymuyordu bile. Başı öne eğik, sadece bitmek bilmeyen günün bir an önce bitmesini diliyordu.
İdari binanın o geniş cam kapılarından içeri girip koridoru döndüğü an..
Adımları olduğu yerde mıhlandı.
Ellerindeki dosyalar büyük bir gürültüyle mermer zemine saçıldı. Kağıtlar etrafa dağılırken, Kudretin nefesi kesildi.
Koridorun diğer ucunda, siyahlar içinde, etrafındaki üç adamla sert sert konuşan, onlara talimatlar veren o heybetli, o yenilmez adam duruyordu.
Gidememişti. Vezir buradaydı. Onu bırakıp gidememişti.
Vezir, yere düşen dosyaların sesini duyunca başını o yöne çevirdi. Gözleri; solgun yüzüyle, inanamayan gözlerle kendisine bakan Kudreti bulduğunda, konuşması bıçak gibi kesildi. Yanındaki adamlar susup Vezirin baktığı yöne döndüler ama Vezir onları çoktan unutmuştu.
Kudretin gözlerine hücum eden yaşlar, bu kez çaresizliğin değil, dünyasını aydınlatan gözyaşlarıydı.
Kudretin ayakları onu daha fazla taşıyamadı. Zerre kadar düşünmeden, etraftaki onlarca insanın şaşkın ve meraklı bakışlarını zerre kadar umursamadan adımlarına hız verdi. Koşmaya başladı.
Vezir neye uğradığını şaşırmış, kolları iki yanına düşmüş bir halde kadının ona doğru koşuşunu izliyordu.
Kudret, adamın tam önüne geldiğinde hiç duraksamadan kollarını Vezirin boynuna sımsıkı doladı. Ayak uçlarında yükselip başını onun o sıcak, o sığınılası boyun çukuruna gömdü.
Vezirin bedeni birkaç saniye kaskatı kesildi ama sonra, okyanus yeşili gözleri dolarken elleri refleks olarak kadının ince beline dokundu. Kudret onu o kadar sıkı, o kadar büyük bir hasretle kendine bastırdı ki, sanki onu kaburgalarının içine saklamak istiyordu.
'Gitmemişsin..' diye hıçkırdı Kudret, adamın boynuna mutluluk gözyaşlarını akıtırken. Sesi titriyor ama omuzlarındaki o devasa ağırlık yerle bir oluyordu.
'Beni bırakmamışsın..'
Vezir, başını kadının mis kokulu saçlarına gömdü. Gözünden süzülen tek damla yaş Kudretin saçlarına karışırken, kollarını daha da sıkılaştırdı.
'Gidemedim..' diye fısıldadı Vezir, yenilgisini kabullenerek.
'Ve gidemeyecekmişim gibi de duruyor..'
Otogarın o gürültülü, kaotik koridorunda, etraftaki herkesin şaşkın bakışları altında, yılların bütün acısı, bütün yalanları ve imkansızlıkları o sımsıkı sarılmanın içinde eriyip kül olmuştu. Artık hiçbir yere gitmek, hiçbir şeyden kaçmak yoktu.
Sadece birbirlerine olan o devasa aidiyetleri ve sarsılmaz sevda vardı.
Bölüm etkileşimi
