Karmalar kitap kapağı

30. bölüm / 76

Karmalar

➕ Kaptan-Pavyon

Vaveyla Yazarı: 🎀 💗

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 76Şu an: ➕ Kaptan-Pavyon
  1. 1 36 Yaş - 1.Bölüm1.626 kelime
  2. 2 36 Yaş - 2.Bölüm1.614 kelime
  3. 3 36 Yaş - 3.Bölüm1.400 kelime
  4. 4 24 Yaş İş Kadını - 1.Bölüm1.234 kelime
  5. 5 24 Yaş İş Kadını - 2.Bölüm1.506 kelime
  6. 6 24 Yaş İş Kadını - 3.Bölüm1.354 kelime
  7. 7 24 Yaş İş Kadını - 4.Bölüm2.146 kelime
  8. 8 24 Yaş İş Kadını - 5.Bölüm1.690 kelime
  9. 9 Dirilme - 1.Bölüm2.041 kelime
  10. 10 Dirilme - 2.Bölüm1.917 kelime
  11. 11 Dirilme - 3.Bölüm2.397 kelime
  12. 12 Dirilme - 4.Bölüm2.653 kelime
  13. 13 ➕ Yaralı - Pansuman1.510 kelime
  14. 14 ➕ Teklif Sonrası1.688 kelime
  15. 15 ➕ Düğün Bacaktan Vurulma1.353 kelime
  16. 16 ➕ Kızlar Dağıtma2.367 kelime
  17. 17 ➕ Dörtlü Yemek2.085 kelime
  18. 18 ➕ Teyzenin Evinde Kalma2.626 kelime
  19. 19 ➕ Teyzenin Evinde Kalma 22.036 kelime
  20. 20 ➕ Otogar Gazozcu1.842 kelime
  21. 21 ➕ Arabanın Arkasından Bakış1.752 kelime
  22. 22 🔥 Düğüne Gidebilme2.251 kelime
  23. 23 🔥 Eski Eşya Odası - Ev2.557 kelime
  24. 24 🔥 Bungalov1.905 kelime
  25. 25 🔥 İlk - Çakır Keyif2.711 kelime
  26. 26 🔥 İlk - Çakır Keyif 21.742 kelime
  27. 27 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 11.824 kelime
  28. 28 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 21.994 kelime
  29. 29 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 32.020 kelime
  30. 30 ➕ Kaptan-Pavyon2.072 kelime · Okuduğun bölüm
  31. 31 ➕ 18 sonrası1.487 kelime
  32. 32 ➕ 18 Sonrası Pt21.695 kelime
  33. 33 🔪 1.Bölüm1.656 kelime
  34. 34 🔪 2.Bölüm1.487 kelime
  35. 35 🔪 3.Bölüm2.273 kelime
  36. 36 🔪 4.Bölüm1.931 kelime
  37. 37 ➕ 18 Sonrası Kıskançlık2.021 kelime
  38. 38 ➕ 7.Bölüm Gönül Alma2.027 kelime
  39. 39 ➕ 11 Ekstra - Part 11.804 kelime
  40. 40 ➕ 11 Ekstra - Part 22.105 kelime
  41. 41 ➕ 11 Ekstra - Part 32.681 kelime
  42. 42 11.613 kelime
  43. 43 22.509 kelime
  44. 44 32.543 kelime
  45. 45 Mazi2.368 kelime
  46. 46 Mazi 22.028 kelime
  47. 47 Nedim1.777 kelime
  48. 48 Kars2.816 kelime
  49. 49 Karsssss3.002 kelime
  50. 50 Karsssssss Devam2.604 kelime
  51. 51 EKSTRA | Kurabiye1.501 kelime
  52. 52 Kurabiye 21.035 kelime
  53. 53 Nesrin1.928 kelime
  54. 54 Nesrin 21.812 kelime
  55. 55 Evli2.038 kelime
  56. 56 88888882.080 kelime
  57. 57 88888888888888888888882.512 kelime
  58. 58 Asker 1.Bölüm1.503 kelime
  59. 59 Asker 2.Bölüm1.436 kelime
  60. 60 Asker 3.Bölüm1.871 kelime
  61. 61 Asker 4.Bölüm1.873 kelime
  62. 62 Asker 5.Bölüm2.043 kelime
  63. 63 Asker | Flashforward 2.Bölümden 1 ay önce1.580 kelime
  64. 64 Bölüm 81.454 kelime
  65. 65 Kış Günü2.357 kelime
  66. 66 Düğme2.076 kelime
  67. 67 Tezgah2.561 kelime
  68. 68 Tezgah 22.107 kelime
  69. 69 Yeni Sezon 12.055 kelime
  70. 70 Yeni Sezon 21.720 kelime
  71. 71 Soft Bölüm2.553 kelime
  72. 72 32.777 kelime
  73. 73 42.030 kelime
  74. 74 SOFTTTTTT2.278 kelime
  75. 75 EK Soft1.919 kelime
  76. 76 Halı Saha1.253 kelime

On yedi yaş, insanın kalbinin göğüs kafesine sığmadığı, dünyanın sadece bir çift gözden ibaret sanıldığı o deli çağ..
İstanbulun o kavurucu yaz sıcağında, Kudret aynanın karşısında geçirdiği üçüncü saatin sonuna gelmişti. Üzerine geçirdiği o uçuk pembe elbiseyi dönüp dönüp düzeltiyor, siyah saçlarını omzundan aşağı özenle tarıyordu. Yanakları heyecandan al al olmuştu. Aynadaki yansımasına bakarken dudaklarını ısırıyor, kalbinin o amansız gümbürtüsünü bastırmaya çalışıyordu.

Otogara gidecekti.

Babasının işleri için bahane uydurmuştu ama asıl sebebi başkaydı.
Hoşlandığı adam oradaydı. Herkesin parmakla gösterdiği, çalışkanlığını övdüğü o genç adam..

Kudretin otogara her gelişinde gözlerini ondan ayırmayan, o cesur bakışlı.
Kudret derin bir nefes aldı, boynuna en sevdiği parfümünden iki fıs sıktı. Acaba bugün onunla karşılaştığında ne olacaktı? Kalbi bu ihtimalle yerinden çıkacak gibi atarken, çantasını kapıp konaktan hızlı adımlarla çıktı.

Otogarın o tanıdık, ağır mazot ve simit kokan havası yüzüne çarptığında Kudretin adımları yavaşladı. Gözleri devasa otobüslerin arasında, o karmaşanın içinde gezindi. Ve çok geçmeden onu gördü.
Elindeki şeyle uğraşıyordu.

Az ötedeki Kaptan, otobüsün hemen yanında durmuş, sigarasını içiyordu. Kudreti gördüğü an gözleri parladı, sigarasını hızla yere atıp ezdi ve ona doğru uzun adımlarla yürümeye başladı.
Otobüsü yıkayan Vezir de Kudretin geldiğini görmüştü.

Kudret genci görünce olduğu yerde çivilenip kalmıştı. Kaptan, etraftaki kalabalığı zerre umursamadan Kudretin kolundan nazikçe ama sıkıca tuttu ve onu iki otobüsün arasındaki o loş, kimsenin görmediği dar koridora doğru çekti.

'Seni çok özledim...' dedi kaptan, sesi o dar alanda yankılanırken. Gözleri Kudretin yüzünde, dudaklarında arsızca geziniyordu. Bir adım daha atıp aralarındaki mesafeyi sıfıra indirmeye, onu köşeye sıkıştırmaya çalıştı.
'Günlerdir gözüm yollarda, niye gelmedin?'

Kudretin gözleri kocaman açılmıştı. Dudakları aralandı ama boğazına oturan o koca düğüm yüzünden tek bir kelime bile edemedi. Kaptanın bu cüretkar tavrı karşısında ne yapacağını bilemez haldeyken, bakışları kaptanın omzunun üzerinden, otobüsün hemen arkasındaki o gölgeye takıldı.

Oradaydı.

Başında eski kasketi, elinde o paslı temizlik kovası ve fırçasıyla..
Otogarın tuvaletlerine bakan, herkesin hor gördüğü o sarışın, suskun çocuk. Daha geçen gün, o utangaç ama bir o kadar da derin bakışlarıyla Kudrete usulca yaklaşıp, kendi dünyasından koparıp getirdiği o kasedi uzatan çocuk.

Vezirin okyanus yeşili gözleri, iki otobüsün arasında köşeye sıkışmış Kudrete ve dibine kadar girmiş o fiyakalı kaptana kilitlenmişti. O an, Vezirin yüzündeki o umut dolu, masum parıltı saniyeler içinde paramparça oldu.

Kasketinin altındaki o aydınlık yüz, yerini devasa bir acıya, kapkara bir hayal kırıklığına bıraktı. Elindeki fırçanın sapını öyle bir sıktı ki, parmak boğumları bembeyaz oldu. Zaten ona ait olmayan bir rüyadan, acımasızca uyandırılmıştı. Gözlerini hızla yere indirdi, arkasını döndü ve omuzları çökmüş bir halde hızlı adımlarla oradan uzaklaşmaya başladı.

Kudret, Vezirin arkasını dönüp gittiği o saniye aklını yitirecek gibi oldu.

'Bıraksan Yetkin!' diye bağırdı Kudret, kaptanın göğsüne iki eliyle sertçe vurup onu kendinden uzaklaştırarak. Kaptan neye uğradığını şaşırmış bir halde gerilerken, Kudret otobüslerin arasından fırladı.

'Pardon! Şey.. Bakar mısın?!' diye bağırdı Kudret, kalabalığın içinde hızla uzaklaşan o geniş omuzlu silüetin peşinden koşarak.

'Bekle!' diye bağırdı bir kez daha, ama kalabalık, peronların gürültüsü ve Vezirin o kaçıp gitme inadı, Kudretin sesini otogarın o kirli havasında yutup yok etti. Vezir çoktan kalabalığın arasına karışmış, kendi karanlığına çekilmişti.

'Ne oldu ya kim o? Niye telaş yaptın bu kadar.' diye yaklaştı Yetkin.
'Kimse! Of Yetkin! Neden anlamak istemiyorsun ki!' duraksadı fazla telaşını yalanca dizginleyip 'Babama falan söyler.. Gidiyorum ben.'

. . .

O akşam, İstanbulun arka sokaklarından birinde, rutubet ve ucuz sigara kokan o dar pavyonun içi her zamanki gibi tıklım tıklımdı. Kırmızı neon ışıkları, içerideki yoğun dumanın içinde şeytani bir şekilde parlıyordu.

Vezir, masanın en köşesine sinmiş, önündeki rakı bardağına boş gözlerle bakıyordu. On yedi yaşında olmasına rağmen, yüzündeki o ağır, yorgun ifade onu yıllarca hapis yatmış bir adam gibi gösteriyordu. İçindeki yangın o kadar büyüktü ki, ne içtiği ne de içerideki o sağır edici müzik bu acıyı dindirmeye yetiyordu.

Kafasının içinde sürekli aynı sahne dönüp duruyordu: Uçuk pembe elbisesiyle bir melek gibi duran Kudret ve onu köşeye sıkıştırmış, saçlarını koklayan o parlak kaptan. Kendi kendine gülerek cebindeki o kıza verdiğinin aynısından kendi için aldığı kaset çaları parçalamak, kalbini söküp atmak istiyordu.

'Oğlum ne bu hal?' dedi Saim, Vezirin omzuna sertçe vurarak. Saim, otogarın çakallarından, Vezirin yaşça büyük abisi sayılırdı. Onu bu perişan halde görünce kolundan tutup buraya sürüklemişti.

'Yıkılmışsın lan. Değmez oğlum hiçbir karı kız için şu hale düşmeye. Biz buraya efkarlanmaya değil, dağıtmaya geldik.'
Vezir cevap vermedi. Çenesini sıkmakla yetindi.

Çok geçmeden masalarına ağır parfümleri ve abartılı makyajlarıyla iki kadın yaklaştı. Kadınlardan biri, kırmızı dar elbisesiyle doğrudan Vezirin yanına kıvrıldı. Elini genç adamın o geniş, kaskatı kesilmiş omzuna koydu.

'Ne bu asık surat yakışıklı?' dedi kadın, sesini cilveli bir tona bürüyerek. Parmakları Vezirin tişörtünün yakasında oynamaya başlamıştı.
İyice içip dağıttıktan sonra kadın Vezirin bacağını okşayıp 'Gelsene benimle, biraz neşelendireyim seni. Hem sen çok gerginsin, sana iyi gelirim.'

Saim karşıdan pis pis sırıtıp kaş göz işareti yapıyordu. Vezir, kadının dokunuşuna hiçbir tepki vermedi. Gözleri hala boşluğa, o sönük neon tabelasına takılıydı. Zihni o kadar uyuşmuştu ki, ayağa kalktığında bacaklarının onu nereye götürdüğünü bile fark etmedi. Kadın koluna girmiş, onu pavyonun arka sokağındaki o dökük, saatlik kiralanan otele doğru sürüklüyordu.
Saim de diğer kadınla peşlerindeydi.

Otelin o küflü duvarlara sahip, loş koridorunda yürüdüler. Kadın, elindeki anahtarla 14 numaralı odanın kapısını açtı. İçeriden ağır bir rutubet ve sahte çiçek kokusu geldi. Kadın içeri adım atıp, beklentiyle Vezire döndü.

Vezir, kapının eşiğinde durdu.

Kadının o ağır, ucuz parfüm kokusu burnuna dolduğunda, zihninde birdenbire sabahki o uçuk pembe elbise, rüzgarda savrulan koyu kahverengi saçlar ve o incecik yasemin kokusu canlandı. Kulağında, kıza verdiği o kasedin içindeki şarkı çalmaya başladı.

Uçurumun kenarına getirdin ömrümü..

Vezirin nefesi boğazında düğümlendi. Göğüs kafesi öyle bir sıkıştı ki, aldığı nefes ciğerlerini yaktı. Gözlerini kapattı ve başını iki yana salladı. On yedi yaşındaydı, belki cebinde parası yoktu, belki o üniformalı kaptan gibi fiyakalı değildi ama kalbindeki o tertemiz, o kocaman sevdaya ihanet edemezdi.
O kadın o kız değildi. O koku kızın kokusu değildi.

'Ben gidiyorum,' dedi Vezir aniden. Sesi o loş koridorda bıçak gibi keskin, buz gibi soğuk çıkmıştı.

Kadın şaşkınlıkla kapının eşiğinde kalakaldı.
'Ne? Nereye gidiyorsun deli misin sen? Parasını peşin verdi arkadaşın!'

Vezir kadının yüzüne bile bakmadı. Arkasını döndü, Saimin 'Lan oğlum nereye!' diye bağırmasına zerre aldırış etmeden o küflü koridoru koşarcasına geçti. Kendini sokağa, o karanlık, serin İstanbul gecesine attığında ciğerlerine derin bir nefes çekti. İlk defa, o otogardaki ezik çocuk değil, kalbinin sesini dinleyen bir adam gibi hissetti.

. . .

Gece yarısını çoktan geçmişti. Vezirin ayakları, sanki kendi iradeleri varmış gibi onu İstanbulun o yokuşlu sokaklarından geçirip, doğrudan Karslı Konağının olduğu semte doğru sürüklüyordu. Kalbi onu oraya çağırıyor, en azından Kudretin uyuduğu pencereyi son kez uzaktan bir kez görmesi için ona yalvarıyordu.

Fakat konağın o devasa demir kapılarının, o yüksek taş duvarlarının göründüğü sokağın başına geldiğinde adımları durdu. Kendi kendine acı acı güldü.

'Ne yapıyorsun oğlum sen?' diye mırıldandı karanlığa doğru. Yumruklarını sıktı, tırnakları avuç içlerine battı.
'Kız beni tanımıyor bile. Zengin kızı, ağa kızı o. Gidip otogarın o fiyakalı kaptanıyla yaşayacağını yaşıyor, sen de kapısında köpek oluyorsun mal Vezir. Kendine gel ulan. Kendine gel.'

Gözleri dolmuştu ama gururu gözyaşlarından daha ağır bastı. Konağa doğru attığı o adımları geri aldı ve yönünü değiştirip yokuş aşağı, denizin kokusunun geldiği o ıssız sahile doğru yürümeye başladı.

Sahil tenhaydı. Denizin o hırçın dalgaları kıyıdaki kayalıklara çarpıyor, gecenin karanlığında köpürerek geri dönüyordu. Vezir, kenardaki eski, tahtaları çürümeye yüz tutmuş bir banka çöktü. Kasketini çıkarıp yanına koydu, ellerini dizlerinde birleştirip başını öne eğdi. Hayatının en uzun, en acımasız gecesiydi bu.

Aynı saatlerde, Karslı Konağının o geniş, gösterişli odasında Kudret yatağının içinde dönüp duruyordu. Gözüne bir gram uyku girmemişti. Zihni sürekli o otogardaki ana, çocuğun yüzündeki o yıkılmış, o kapkara ifadeye gidiyordu. Hoşlandığı çocuk onu yanlış anlamıştı. Kaptanla aralarında bir şey var sanmış, onun o adamla isteyerek orada durduğunu düşünmüştü. Bu düşünce Kudreti deli ediyordu. Nefes alamıyordu o odanın içinde.

Daha fazla dayanamadı. Üzerine ince, krem rengi bir hırka geçirdi. Konağın o ağır ahşap kapılarını sessizce, kimseyi uyandırmamaya özen göstererek açtı ve kendini sokağa attı. Nereye gideceğini bilmiyordu, sadece nefes almak, o göğsündeki ağırlıktan kurtulmak istiyordu.
Ayakları onu yokuş aşağı, denizin o tuzlu rüzgarının estiği sahile götürdü.

Dalgaların sesini dinleyerek yürürken, ilerideki loş sokak lambasının altında, o eski bankta oturan silüeti gördü.

O silüeti nerede olsa tanırdı.
Çocuk oradaydı. Aşkın tesadüfüydü bu.

Kudretin kalbi saniyeler içinde göğüs kafesini kıracakmış gibi gümbürdemeye başladı. Nefesi kesildi. Ayakları önce geriye doğru bir adım atsa da, içindeki o deli, o cesur kızı onu ileriye doğru itti. Hızlı, telaşlı adımlarla adama doğru yürümeye başladı.

Bankın yanına geldiğinde, titreyen ellerini hırkasının ceplerine soktu. Boğazını temizledi.

'Selam..' dedi Kudret, sesi gecenin sessizliğini ve dalga seslerini bölecek kadar ince ama net çıkmıştı.

Vezir bu sesi duyduğu an olduğu yerde kaskatı kesildi. Hayal gördüğünü sandı. Başını yavaşça kaldırdığında, karşısında o uçuşan saçları, üzerinde hırkasıyla gecenin içinde bir melek gibi duran Kudreti gördü.
Gözleri kocaman açıldı, kalbi tekledi. Ama sabahki o manzara, o kaptan aklına geldiğinde yüzündeki o şaşkınlık saniyeler içinde yerini soğuk, kırgın ve tripli bir ifadeye bıraktı.

Vezir yavaşça ayağa kalktı. Gözlerini Kudretten kaçırarak, çenesini sıktı.

Kudret, adamın bu soğuk duvarını yıkmak için elini yavaşça cebinden çıkardı ve uzattı.
'Ben Kudret.'

Vezir, havada asılı kalan o küçük, narin ele baktı. Kendi elleri nasırlıydı, kirliydi. Ve en önemlisi, o el sabah başka bir adamın göğsündeydi onun gözünde. Uzatılan eli tutmadı. Sadece başını hafifçe eğerek, soğuk bir sesle mırıldandı.

'Vezir.'

Kudret elini yavaşça geri çekti, yutkundu.

'Babanıza söylemem, merak etmeyin Kudret Hanım.' dedi Vezir aniden. Sesi alaycı ama bir o kadar da acı doluydu.
'Korkup peşimden koştunuz sabah. Aklınız bende kalmasın. Gördüklerim benimle mezara gider. Rahatça uyuyabilirsiniz.'

Kudretin gözleri bu sözler üzerine kocaman açıldı. Adamın onu neden takip ettiğini, neden peşinden koştuğunu ne kadar yanlış anladığını şimdi çok daha iyi kavrıyordu.

'Vezir, bak senin bugün gördüğün..' diye söze başladı Kudret, hızla adım atarak adamın önünü kesmeye çalıştı.

Vezir kasketini alıp başına geçirdi. Yüzü tamamen gölgede kalmıştı.
'Anlatmanıza gerek yok. Beni ilgilendirmez. Sizin hayatınız, sizin keyfiniz. Ben kendi yoluma giderim.'

Arkasına dönüp gitmeye yeltendiği an Kudret, adamın kolunu sıkıca tuttu.

'Otur lütfen.' dedi Kudret. Sesinde artık o çekingen kız çocuğu yoktu; emreden, kararlı ve kalbinin sesini duyurmaya yeminli genç bir kadın vardı.

Vezir, kolundaki o küçük elin temasıyla adeta çivilenmiş gibi durdu. Başını çevirip Kudretin o karanlıkta bile parlayan gözlerine baktı. Karşı koyamadı. Yavaşça banka geri oturdu. Kudret de hemen yanına, aralarında bir karış mesafe kalacak şekilde oturdu.

'Ben onu reddediyorum, o anlamıyor.' diye başladı Kudret, kelimeler dudaklarından bir şelale gibi dökülürken. Gözlerini denize dikmişti, elleriyle hırkasının kollarını çekiştiriyordu.
'Peşimi bırakmıyor. Karşıma çıkıp duruyor. Benim ona karşı hiçbir şey hissettiğim yok Vezir. Sabah da... Sabah da sadece zorla beni çekti oraya. O kadar.'

Vezir başını yavaşça Kudrete doğru çevirdi. Çatık kaşları hafifçe gevşemiş, okyanus yeşili gözlerindeki o kapkara öfke bulutları dağılmaya başlamıştı. Kalbinin derinliklerinde, sabahtan beri ezilmiş, parçalanmış o küçük umut tohumu yeniden yeşermeye çalışıyordu.

'Neden..' diye fısıldadı Vezir, boğazı kurumuş bir halde.
'Neden bana açıklama yapıyorsunuz ki?'

Kudret yavaşça adama doğru döndü. O aralarındaki bir karışlık mesafeyi kapatıp, kendi ince elini, Vezirin dizinin üzerindeki o nasırlı, koca elinin üzerine usulca koydu. Vezirin nefesi o saniye tamamen kesildi.

Kudret, gencin o derin, o yaralı yeşil gözlerinin tam içine baka baka, yüzünde o dünyaları aydınlatan, o masum ve cesur gülümsemesiyle fısıldadı.

'Çünkü ben.. Ben başka birine tutuldum galiba..'

Vezirin kalbi göğüs kafesinde adeta durdu. Dünya dönmeyi bıraktı. Denizin sesi, rüzgarın uğultusu tamamen silindi. Sadece Kudretin o gece karası gözleri ve elinin üzerindeki o sıcacık dokunuşu vardı.

Kudret gülümsemesini biraz daha genişletti, hafifçe öne eğildi.
'Hem..' dedi fısıltıyla, 'O tutulduğum kişi, çok güzel şarkılar dinliyor.'

Vezir ne olduğunu, ne cevap vereceğini, hatta nasıl nefes alacağını bile düşünemeden, Kudret aniden uzandı. Yumuşacık, titreyen dudaklarını Vezirin o yeni tıraş olmuş, şaşkınlıktan kaskatı kesilmiş yanağına hızlı ama bir o kadar da derin bir öpücükle bastırdı.

Öpücüğün sıcaklığı Vezirin yanağını yakıp kavururken, Kudret geri çekildi. Yüzü domates gibi kızarmıştı. Adamın o donup kalmış, şok içindeki halini görünce kıkırdadı.
Oturduğu yerden hızla kalktı ve arkasına bakmadan, uçuşan hırkasıyla karanlığın içinde, yokuş yukarı konağa doğru koşarak gözden kayboldu.

Vezir, bankın üzerinde kelimenin tam anlamıyla taş kesilmişti.

Eli yavaşça, Kudretin dudaklarının değdiği o noktaya, yanağına gitti. Parmak uçlarıyla o sıcaklığı hissetti. Kalbi az önce durmuştu ama şimdi göğüs kafesini parçalayacak kadar vahşi, deli bir ritimle atıyordu.
On yedi yıllık hayatında, o sokaklarda, o otogarın kirli köşelerinde hiç tatmadığı, adını bile bilmediği devasa bir his bütün ruhunu ele geçirmişti.

Gecenin karanlığında, dalgaların sesine karışan ince bir tebessüm döküldü dudaklarından. Yanağındaki elini çekmeden, gözleri yıldızlara dikili bir halde, hayatında ilk defa bu kadar salak, bu kadar sırılsıklam ve bu kadar mutlu bir şekilde sırıtmaya başladı.
Zaro Ağanın kızı, otogarın tuvaletçisi Vezir Yılmazın sadece kasedini değil, bütün dünyasını tek bir öpücükle tamamen esir almıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

12okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18