38. bölüm / 76
Karmalar➕ 7.Bölüm Gönül Alma
Bölümler 76Şu an: ➕ 7.Bölüm Gönül Alma
- 1 36 Yaş - 1.Bölüm1.626 kelime
- 2 36 Yaş - 2.Bölüm1.614 kelime
- 3 36 Yaş - 3.Bölüm1.400 kelime
- 4 24 Yaş İş Kadını - 1.Bölüm1.234 kelime
- 5 24 Yaş İş Kadını - 2.Bölüm1.506 kelime
- 6 24 Yaş İş Kadını - 3.Bölüm1.354 kelime
- 7 24 Yaş İş Kadını - 4.Bölüm2.146 kelime
- 8 24 Yaş İş Kadını - 5.Bölüm1.690 kelime
- 9 Dirilme - 1.Bölüm2.041 kelime
- 10 Dirilme - 2.Bölüm1.917 kelime
- 11 Dirilme - 3.Bölüm2.397 kelime
- 12 Dirilme - 4.Bölüm2.653 kelime
- 13 ➕ Yaralı - Pansuman1.510 kelime
- 14 ➕ Teklif Sonrası1.688 kelime
- 15 ➕ Düğün Bacaktan Vurulma1.353 kelime
- 16 ➕ Kızlar Dağıtma2.367 kelime
- 17 ➕ Dörtlü Yemek2.085 kelime
- 18 ➕ Teyzenin Evinde Kalma2.626 kelime
- 19 ➕ Teyzenin Evinde Kalma 22.036 kelime
- 20 ➕ Otogar Gazozcu1.842 kelime
- 21 ➕ Arabanın Arkasından Bakış1.752 kelime
- 22 🔥 Düğüne Gidebilme2.251 kelime
- 23 🔥 Eski Eşya Odası - Ev2.557 kelime
- 24 🔥 Bungalov1.905 kelime
- 25 🔥 İlk - Çakır Keyif2.711 kelime
- 26 🔥 İlk - Çakır Keyif 21.742 kelime
- 27 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 11.824 kelime
- 28 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 21.994 kelime
- 29 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 32.020 kelime
- 30 ➕ Kaptan-Pavyon2.072 kelime
- 31 ➕ 18 sonrası1.487 kelime
- 32 ➕ 18 Sonrası Pt21.695 kelime
- 33 🔪 1.Bölüm1.656 kelime
- 34 🔪 2.Bölüm1.487 kelime
- 35 🔪 3.Bölüm2.273 kelime
- 36 🔪 4.Bölüm1.931 kelime
- 37 ➕ 18 Sonrası Kıskançlık2.021 kelime
- 38 ➕ 7.Bölüm Gönül Alma2.027 kelime · Okuduğun bölüm
- 39 ➕ 11 Ekstra - Part 11.804 kelime
- 40 ➕ 11 Ekstra - Part 22.105 kelime
- 41 ➕ 11 Ekstra - Part 32.681 kelime
- 42 11.613 kelime
- 43 22.509 kelime
- 44 32.543 kelime
- 45 Mazi2.368 kelime
- 46 Mazi 22.028 kelime
- 47 Nedim1.777 kelime
- 48 Kars2.816 kelime
- 49 Karsssss3.002 kelime
- 50 Karsssssss Devam2.604 kelime
- 51 EKSTRA | Kurabiye1.501 kelime
- 52 Kurabiye 21.035 kelime
- 53 Nesrin1.928 kelime
- 54 Nesrin 21.812 kelime
- 55 Evli2.038 kelime
- 56 88888882.080 kelime
- 57 88888888888888888888882.512 kelime
- 58 Asker 1.Bölüm1.503 kelime
- 59 Asker 2.Bölüm1.436 kelime
- 60 Asker 3.Bölüm1.871 kelime
- 61 Asker 4.Bölüm1.873 kelime
- 62 Asker 5.Bölüm2.043 kelime
- 63 Asker | Flashforward 2.Bölümden 1 ay önce1.580 kelime
- 64 Bölüm 81.454 kelime
- 65 Kış Günü2.357 kelime
- 66 Düğme2.076 kelime
- 67 Tezgah2.561 kelime
- 68 Tezgah 22.107 kelime
- 69 Yeni Sezon 12.055 kelime
- 70 Yeni Sezon 21.720 kelime
- 71 Soft Bölüm2.553 kelime
- 72 32.777 kelime
- 73 42.030 kelime
- 74 SOFTTTTTT2.278 kelime
- 75 EK Soft1.919 kelime
- 76 Halı Saha1.253 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Otogarın o bitmek bilmeyen, baş ağrıtıcı gürültüsü Vezirin omuzlarına bütün ağırlığıyla çökmüştü. Etrafındaki adamlar durmadan konuşuyor, seçim meseleleriyle kafasını şişiriyordu.
Vezir ellerini ceplerine sokmuş, yüzünde o her zamanki sarsılmaz, sert sağ kol ifadesiyle söylenenleri dinliyormuş gibi yapıyordu ama aklı her zaman olduğu gibi fersah fersah uzaktaydı.
'Bende 149 tane dükkan var.' diyordu yaşlı adam hararetle, ellerini kollarını savurarak.
'Yüz kadar da Doğu Kapının dükkanını koy üstüne.. Efelerin gönlünü yapmaya kalıyor iş.'
Vezir sabrının son demlerini yaşayarak, derin bir iç çekti. Sadece başını sallamakla yetindi. Tam o sırada ceketinin iç cebindeki telefonu titredi. Ekranda o ismi, Kudret ismini gördüğünde, içindeki o yorgunluk ve bıkkınlık saniyeler içinde yerini ince, tatlı bir heyecana bıraktı. Zaro Ağanın uzaklaşmasını bekleyip ikinci çalışında telefonu kulağına götürdü.
Hattın diğer ucunda, Karslı konağındaki odasında Kudret vardı. Aynanın karşısına geçmiş, dikkatle kendine bakıyor ve hazırlanıyordu. Sesinde o her zamanki kendinden emin, itiraz kabul etmeyen Ağa kızı tonu vardı.
'Bir saate burada olursan vakitlice gidip geliriz..' dedi Kudret, doğrudan konuya girerek.
Vezir yutkundu. Gözleri etrafındaki o kaosa, çözülmesi gereken krizlere, ondan talimat bekleyen perondaki adamlara ve birazdan girecekleri o uzun, yorucu toplantıya kaydı.
Gitmeyi, o an o arabaya atlayıp o kadının yanına sürmeyi, onun o güzel yüzünü görmeyi her şeyden çok istiyordu ama imkansızdı. Ağa bütün işleri onun üzerine yıkmıştı ve buradan çıkması o an için imkansızın da ötesindeydi.
'Kudret Hanım..' dedi Vezir, sesi mahcup ve bir o kadar da çaresizdi.
'Benim bugün buradan çıkmam çok zor.'
Kudretin aynadaki yansımasında yüzü anında asıldı. Reddedilmeye, bekletilmeye alışık değildi. Hele ki sevdiği adam tarafından ikinci plana atılmak, onun o her zamanki dik başlı gururuna fena halde dokunmuştu.
Vezir, durumu toparlamak için aceleyle ekledi.
'Bugün çıkamam ama yarın emrinizdeyim.'
Fakat bu cümle, durumu toparlamak yerine Kudretin gururuna adeta bir tokat gibi çarptı. Yarın emrinizdeyim demek, Kudretin lügatında bugün işim senden daha önemli demekti.
Çenesi kaskatı kesildi, gözlerindeki o heves anında buza dönüştü. İçindeki o kırılgan kızı susturup, o sert maskeyi yüzüne anında geçirdi.
'Gerek yok.' dedi Kudret kestirip atarak. Sesi kelimenin tam anlamıyla kutuplardan esen bir rüzgar gibiydi.
'Ben hallederim.'
Vezir daha ağzını açıp tek bir kelime bile edemeden, telefon yüzüne kapandı. Vezir, kulağındaki o dıt dıt sesleriyle birlikte okyanus yeşili gözlerinde koca bir pişmanlık ve sıkıntıyla kalakalmıştı. Eliyle ensesini sıvazladı, derin bir of çekti.
O işlerin, o karmaşanın içinde Kudretin o buz gibi sesi beyninde yankılanıp duracaktı akşama kadar.
Kudret ise odasında, kapanan telefonun ardından sinirle etrafında döndü. Saçını hışımla bağlayıp mutfağa indi. Bütün gün kendi işlerini hallederken içten içe Vezire kurularak saatleri devirdi. Ayrıca bu siniri Vezirle kalmakla bitmemiş tüm evdekilere de çarpmıştı.
. . .
Akşamın o puslu, lacivert karanlığı konağın üzerine tamamen çöktüğünde, Kudretin içindeki o kırgınlık yerini koca, sarsılmaz bir tribe bırakmıştı.
Gündüz saatleri, o devasa Karslı konağının içinde hiçbir zaman bu kadar ağır, bu kadar eziyet verici bir yavaşlıkla geçmemişti. Akşam yemeği yenmiş, ev sessizliğe bürünmüştü. Kudret, yatağının kenarına oturup alt dudağını sinirle kemirdiği sırada, komodinin üzerindeki telefonu titredi.
Ekranda Vezir yazısını gördüğünde kalbi anında tekledi ama o buzdan maskesini indirmeye hiç niyeti yoktu.
'Kudret Hanım, iyi akşamlar. Müsaitseniz arka bahçeye bir aşağı inebilir misiniz?'
Kudret gözlerini devirdi. 'Emrin olur Vezir Bey!' diye söylendi kendi kendine, boş odaya doğru.
'Bütün gün otogardan çıkamam de, telefonda beni kestirip at, sonra akşamın bu saatinde arka bahçeye çağır. İnmiyorum! Bekle dur orada sabaha kadar!'
Telefonu yatağın üzerine hışımla fırlattı. Kollarını göğsünde kavuşturup arkasına yaslandı.
Beş saniye geçti.
On saniye geçti.
Yirmi saniye dayanamadı.
Hızla ayağa fırladı. Aynanın karşısına geçip dağılan saçlarını elleriyle toparladı. Üzerindeki o rahat sabahlığı değiştirmeye tenezzül bile etmedi.
Özellikle özensiz, özellikle umursamaz görünmek istiyordu. Çenesini dikleştirdi, odasından çıkıp merdivenleri yavaş, tok adımlarla inerken içinden Vezire söyleyeceği o iğneleyici, zehir zemberek cümleleri kuruyordu.
Arka bahçeye açılan kapının kolunu sertçe indirip dışarı adımını attı.
Akşamın o serin, çiçek kokan rüzgarı yüzüne çarptı. Bahçenin loş ışıkları altında, ilerideki büyük meşe ağacının hemen altında duran o koca karaltıyı gördü.
Vezir oradaydı.
Üzerinde her zamanki karizmatik takım elbiselerinden biri vardı ceketinin önünü açmıştı.
Yorgun olduğu omuzlarının hafifçe düşüklüğünden bile belli oluyordu. Fakat Kudretin adımlarını olduğu yere çivileyen, beynindeki bütün o öfkeli cümleleri saniyeler içinde buharlaştıran şey adamın yorgunluğu değildi.
Vezirin o koca ellerinin arasında, bir bebek gibi özenle tuttuğu o kocaman, bembeyaz nergis buketiydi.
Kudretin nefesi ciğerlerinde kesildi. Gözleri fal taşı gibi açılmış, o dik, o kibirli çenesi şaşkınlıkla hafifçe aralanmıştı.
Bunca yıllık hayatı boyunca hiç kimse..
Hayatında tek bir kişi bile onu mutlu etmek, onun kalbine dokunmak için karşısına geçip bir buket çiçek uzatmamıştı. Kudret için çiçek kavramı; sadece eve, babasının iş ortaklarından gelen o soğuk, resmi ve ruhsuz devasa çelenklerden ibaretti.
Ama şimdi, karşısında duran bu adam, o karanlık dünyanın içine sürüklenmiş, elleri silah tutan bu sağ kol, ona bir buket nergis getirmişti.
Kudretin adımları yavaşladı. Kalbi kulaklarında öyle bir uğulduyordu ki, kendi ayak seslerini bile duyamıyordu. O buzdan maskesi saniyeler içinde paramparça olmuş, yerini o saf, o her şeye şaşıran, kalbi aşkla çarpan içindeki genç kıza bırakmıştı.
Vezir, Kudretin karanlığın içinden yavaşça ona doğru yaklaştığını gördüğünde olduğu yerde hafifçe dikleşti. Kalbi en az Kudretinki kadar deli gibi çarpıyordu.
Hayatında ilk defa bir kadına, üstelik patronunun kızına, gizliden gizliye taparcasına sevdiği o eşsiz kadına çiçek almıştı. Elleri terliyor, boğazı kuruyordu. O korkusuz Vezir gitmiş, yerine eli ayağına dolaşan, heyecandan kelimeleri toparlayamayan liseli bir aşık gelmişti.
Kudret, adamın bir adım ötesinde durduğunda o güzel yeşil gözlerle karşılaştı.
Aralarındaki o yoğun, elle tutulur elektrik geceyi aydınlatacak kadar güçlüydü.
'İyi akşamlar Kudret Hanım' dedi Vezir.
Sesi heyecandan biraz pürüzlü ve boğuk çıkmıştı. Boğazını temizledi. Elindeki o mis gibi kokan nergis buketini hafifçe, çekinerek kadına doğru uzattı.
'Bunlar.. Sizin için.'
Kudret yutkundu. Gözleri çiçeklerden adamın yüzüne, oradan tekrar çiçeklere kaydı. Titreyen ellerini yavaşça kaldırıp o bembeyaz buketi Vezirin ellerinden teslim aldı. Nergislerin o baş döndürücü, o eşsiz serin kokusu anında burnuna doldu.
Gözlerinin dolduğuna yemin edebilirdi ama bunu Vezire asla belli edemezdi.
'Teşekkür ederim..' dedi Kudret.
Sesi o kadar ince, o kadar narin çıkmıştı ki kendi bile şaşırdı. Burnunu hafifçe çiçeklere gömüp kokladı. Sonra aklına sabahtan beri çektiği o eziyet, telefondaki o umursamazlık geldi.
İçindeki o Ağa kızını zorla da olsa yeniden uyandırmaya çalıştı. Çenesini hafifçe kaldırdı, omuz silkti.
'Zahmet etmişsin.' dedi Kudret, sesine o kırgın ama tripli tonu eklemeyi başararak.
Gözlerini adamdan kaçırıp bahçenin karanlığına dikti.
'Gündüz telefonda bugün otogardan çıkamam derken oldukça netti sesin oysa..?'
Vezir, kadının bu nazlı, bu iğneleyici tribi karşısında hafifçe gülümsedi ama içindeki o suçluluk duygusu yakasını bırakmıyordu.
'Kudret Hanım, inanın elimde değildi..' dedi Vezir. Sesi mahcup ve açıklama yapmaya muhtaç bir haldeydi. Bir adım yaklaştı.
'Otogarda işler bir anda sarpa sardı. Sevkiyat dosyalarında pürüz çıktı, seçim, yüzlerce dükkanın derdi, bitmek bilmeyen toplantılar derken.. İnanın başımı kaşıyacak tek bir saniyem bile olmadı. Telefondaki o aceleci ve kaba tavrım için de sizden ayrıca özür dilerim.'
Kudret, çiçekleri göğsüne doğru biraz daha sımsıkı bastırdı. İçindeki o aşık kadın adamın bu dürüst, bu çaresiz açıklamasına anında inanıp onu affetmişti bile ama Kudret Karslı bu kadar kolay yelkenleri suya indiremezdi.
Alt dudağını hafifçe büzdü, başını diğer tarafa, adamdan uzağa doğru çevirdi.
'Öyle demek?' dedi Kudret, nazlı nazlı bir fısıltıyla.
'Yani ben o dükkanlardan, o otogardaki krizlerden daha önemsizim senin için, öyle Vezir? Senin o yoğun işlerinden daha kıymetsizim demek ki.'
Vezirin nefesi, duyduğu bu cümleyle taş kesti.
Kadının o başını çevirip dudak büzen hali, o nazlı sitemi Vezirin aklını başından almıştı. İçindeki o devasa, o dizginlenemez sevda göğüs kafesini kırıp dışarı taşmak üzereydi. Zerre kadar düşünmeden, beynindeki bütün o kuralları, sağ kol olma bilincini bir kenara iterek elini uzattı.
Amacı sadece Kudretin yüzünü kendine çevirmek, ona gerçeği haykırmaktı.
Parmakları, Kudretin o ince, hafifçe titreyen eline dokundu.
Sadece bir saniyelik bir temastı.
Kudretin sıcak teni, Vezirin o iri, nasırlı parmaklarına değdiği an ikisinin de bedeninden binlerce voltluk bir elektrik akımı geçti sanki.
Kudret hızla başını çevirip adamın gözlerine baktığında, Vezir de ne yaptığının farkına varıp elini anında ateşe değmiş gibi geri çekti.
İkisi de donakalmıştı. Aralarındaki o görünmez sınır, o incecik ip saniyeler önce o kısacık temasla gerilmiş, kopma noktasına gelmişti.
Vezirin göğsü hızla inip kalkıyor, Kudretin kalbi nergis buketinin ardında adeta kanatlanıp uçmak istiyordu.
'Olur mu öyle şey..' diye hırıldadı Vezir. Sesi o kadar kalın, o kadar sahiplenici ve o kadar büyüleyiciydi ki geceye adeta bir mühür gibi kazındı. Gözleri karanlıkta alev alev yanıyor, Kudretin o şaşkın gözlerinin en derinlerine bakıyordu.
'Sizin bendeki kıymetinizle yarışacak, o otogardaki işler değil, bu dünyada tek bir zerre bile yok Kudret Hanım. Olamaz da.'
Kudret yutkundu. Boğazındaki o koca düğüm yüzünden tek bir kelime bile edemedi.
Adamın bu dolaylı ama bir o kadar da net aşk itirafı, o titreyen sesi, gözlerindeki o devasa sadakat aklını başından almıştı. Bütün o tripleri, o öfkesi, o Karslı kibri saniyeler içinde eriyip gitmişti.
Vezir, aralarındaki mesafeyi bir adım daha kapattı. Çiçeklerin o serin kokusu, ikisinin o sıcak, hızlanmış nefeslerine karışıyordu.
Kudret, başını hafifçe yukarı kaldırdı. Vezirin gözleri kadının gözlerinden yavaşça dudaklarına doğru kaydı. O an, zamanın durduğu, bütün evrenin sadece o bahçede, o iki bedenin arasında küçüldüğü o andı.
Vezirin bedeni, iradesine karşı koyamayarak hafifçe öne doğru eğildi. Kudret gözlerini usulca kapattı, nergisleri göğsüne öyle bir bastırmıştı ki çiçeklerin sapları canını acıtıyordu ama hissettiği tek şey Vezirin o giderek yaklaşan sıcaklığıydı.
Tam o saniyede..
Tam o geri dönülemez, dudakların birbirine değmesine milimler kala..
Konağın o devasa, ağır demir dış kapısı büyük, korkunç bir gıcırtıyla açıldı. Ardından bir arabanın güçlü farları bahçenin o karanlık köşesini saniyeler içinde aydınlattı ve arabanın lastik sesleri kaldırım taşlarının üzerinde yankılandı.
Ve büyü bozuldu..
Kudret, gözlerini dehşetle açıp hızla bir adım geriye sıçradı. Vezir de olduğu yerde kaskatı kesilmiş, dişlerini birbirine sıkarak anında eski o sarsılmaz, o resmi duruşuna geri dönmüştü.
İkisi de nefes nefese kalmış, az önce uçurumun kenarından dönmüş gibi birbirlerine bakıyorlardı.
Gelen arabaya doğru hızla bir göz atan Kudret, Deryanın arabasını tanıdığı an paniğe kapıldı.
Eli ayağına dolaştı. Gözlerini son bir kez okyanus yeşili gözlere dikti. Yanakları utançtan ve yarım kalan o devasa heyecandan dolayı alev alev yanıyordu.
'Ben.. Ben artık gideyim.' diye fısıldadı Kudret, kelimeleri zar zor toparlayarak.
Nergis buketine adeta bir can simidi gibi sımsıkı sarıldı.
Vezir, yutkunarak başını hafifçe salladı. Gözlerinde o yarım kalan anın acısı, o deli divane hasret vardı.
'İyi geceler Kudret Hanım.'
Kudret arkasını döndüğü gibi, eteklerini toplayıp bahçenin o karanlık çimenlerinde adeta uçarcasına koşarak konağın arka kapısından içeri daldı. Merdivenleri ikişer ikişer, nefes nefese çıkıp kendi odasına girdiğinde kapıyı hızla kapatıp sırtını kapının o serin ahşap yüzeyine yasladı.
Göğsü hızla inip kalkıyor, kalbi kulaklarında adeta davul çalıyordu.
'Az kalsın..' diye fısıldadı kendi kendine, gözlerini sımsıkı kapatarak.
'Az kalsın öpecekti..'
Bu düşünce yüzüne o eşsiz, o deli dolu tebessümü yeniden yerleştirdi. Yavaşça kapıdan ayrılıp odanın ortasına doğru yürüdü. Kucağındaki o bembeyaz, o saf nergis buketine baktı.
O kadar güzellerdi ki..
O adama ait olmaları, onun o koca ellerinden gelmiş olmaları bu çiçekleri dünyanın en değerli hazinesi yapıyordu.
Kudret, çiçekleri nereye koyacağını bilemedi. Vazolardan hiçbiri onlara layık değildi sanki. Usulca, incitmekten korkarcasına çiçekleri yatağının tam ortasına, o yumuşacık örtünün üzerine yerleştirdi.
Sonra adımlarını hızlıca odasındaki o gizli, kilitli çekmeceye yönlendirdi. Anahtarı çevirip çekmeceyi açtığında, en altta, kendi özel eşyalarının arasına sakladığı o küçük vesikalık fotoğrafı çıkardı.
Bu fotoğrafı birkaç ay önce, babası Zaro Ağanın çalışma odasındaki pasaport dosyalarının arasından kimseye belli etmeden, kalbi gümbür gümbür atarak çalmıştı.
Fotoğrafta Vezir, o sert ve ulaşılamaz halinden çok daha kendisi gibi, gözlerinde hala o yirmi bir yaşındaki serseri parıltıyla, dudaklarının kenarında o belli belirsiz gülümsemesiyle kameraya bakıyordu.
Kudret için bu fotoğraf dünyadaki en değerli mücevherden bile kıymetliydi.
Fotoğrafı iki parmağının arasında sıkıca tutarak yatağına geri döndü. Işıkları kapattı. Yavaşça yatağın içine, o bembeyaz nergis buketinin tam yanına uzandı.
Odanın içi nergislerin o serin, o baş döndürücü kokusuyla dolmuştu. Kudret, yüzünü çiçeklere doğru çevirdi, onların o saf kokusunu derin derin ciğerlerine çekti. Sanki Vezirin kokusu da onlara sinmişti ve hala bu odanın içindeydi.
Elindeki o küçük, yıpranmış fotoğrafı dudaklarına götürüp usulca öptü. Sonra o fotoğrafı, kalbinin tam üzerine, göğsüne sımsıkı bastırdı. Bir elini de usulca çiçeklerine yasladı.
Gözlerini kapattığında, aklında o bahçedeki loş ışık, adamın o titreyen parmaklarının eline değdiği o yakıcı an ve o eşsiz cümle vardı.
Sizin bendeki kıymetinizle yarışacak hiçbir zerre bu dünyada yok.
Kudret, bunca yıllık hayatında ilk defa silahların, omuzlarındaki ağır Karslı soyadının ve o karanlık dünyanın gölgesinden tamamen sıyrılmıştı.
O gece, sadece aşık bir kadın olarak, kalbinin üzerinde sevdiği adamın resmi, yanı başında ondan gelen çiçeklerle dünyanın en huzurlu, en mutlu uykusuna daldı.
Bölüm etkileşimi
