21. bölüm / 76
Karmalar➕ Arabanın Arkasından Bakış
Bölümler 76Şu an: ➕ Arabanın Arkasından Bakış
- 1 36 Yaş - 1.Bölüm1.626 kelime
- 2 36 Yaş - 2.Bölüm1.614 kelime
- 3 36 Yaş - 3.Bölüm1.400 kelime
- 4 24 Yaş İş Kadını - 1.Bölüm1.234 kelime
- 5 24 Yaş İş Kadını - 2.Bölüm1.506 kelime
- 6 24 Yaş İş Kadını - 3.Bölüm1.354 kelime
- 7 24 Yaş İş Kadını - 4.Bölüm2.146 kelime
- 8 24 Yaş İş Kadını - 5.Bölüm1.690 kelime
- 9 Dirilme - 1.Bölüm2.041 kelime
- 10 Dirilme - 2.Bölüm1.917 kelime
- 11 Dirilme - 3.Bölüm2.397 kelime
- 12 Dirilme - 4.Bölüm2.653 kelime
- 13 ➕ Yaralı - Pansuman1.510 kelime
- 14 ➕ Teklif Sonrası1.688 kelime
- 15 ➕ Düğün Bacaktan Vurulma1.353 kelime
- 16 ➕ Kızlar Dağıtma2.367 kelime
- 17 ➕ Dörtlü Yemek2.085 kelime
- 18 ➕ Teyzenin Evinde Kalma2.626 kelime
- 19 ➕ Teyzenin Evinde Kalma 22.036 kelime
- 20 ➕ Otogar Gazozcu1.842 kelime
- 21 ➕ Arabanın Arkasından Bakış1.752 kelime · Okuduğun bölüm
- 22 🔥 Düğüne Gidebilme2.251 kelime
- 23 🔥 Eski Eşya Odası - Ev2.557 kelime
- 24 🔥 Bungalov1.905 kelime
- 25 🔥 İlk - Çakır Keyif2.711 kelime
- 26 🔥 İlk - Çakır Keyif 21.742 kelime
- 27 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 11.824 kelime
- 28 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 21.994 kelime
- 29 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 32.020 kelime
- 30 ➕ Kaptan-Pavyon2.072 kelime
- 31 ➕ 18 sonrası1.487 kelime
- 32 ➕ 18 Sonrası Pt21.695 kelime
- 33 🔪 1.Bölüm1.656 kelime
- 34 🔪 2.Bölüm1.487 kelime
- 35 🔪 3.Bölüm2.273 kelime
- 36 🔪 4.Bölüm1.931 kelime
- 37 ➕ 18 Sonrası Kıskançlık2.021 kelime
- 38 ➕ 7.Bölüm Gönül Alma2.027 kelime
- 39 ➕ 11 Ekstra - Part 11.804 kelime
- 40 ➕ 11 Ekstra - Part 22.105 kelime
- 41 ➕ 11 Ekstra - Part 32.681 kelime
- 42 11.613 kelime
- 43 22.509 kelime
- 44 32.543 kelime
- 45 Mazi2.368 kelime
- 46 Mazi 22.028 kelime
- 47 Nedim1.777 kelime
- 48 Kars2.816 kelime
- 49 Karsssss3.002 kelime
- 50 Karsssssss Devam2.604 kelime
- 51 EKSTRA | Kurabiye1.501 kelime
- 52 Kurabiye 21.035 kelime
- 53 Nesrin1.928 kelime
- 54 Nesrin 21.812 kelime
- 55 Evli2.038 kelime
- 56 88888882.080 kelime
- 57 88888888888888888888882.512 kelime
- 58 Asker 1.Bölüm1.503 kelime
- 59 Asker 2.Bölüm1.436 kelime
- 60 Asker 3.Bölüm1.871 kelime
- 61 Asker 4.Bölüm1.873 kelime
- 62 Asker 5.Bölüm2.043 kelime
- 63 Asker | Flashforward 2.Bölümden 1 ay önce1.580 kelime
- 64 Bölüm 81.454 kelime
- 65 Kış Günü2.357 kelime
- 66 Düğme2.076 kelime
- 67 Tezgah2.561 kelime
- 68 Tezgah 22.107 kelime
- 69 Yeni Sezon 12.055 kelime
- 70 Yeni Sezon 21.720 kelime
- 71 Soft Bölüm2.553 kelime
- 72 32.777 kelime
- 73 42.030 kelime
- 74 SOFTTTTTT2.278 kelime
- 75 EK Soft1.919 kelime
- 76 Halı Saha1.253 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
2.Bölüm
İstanbul boğazının o karanlık, lacivert sularına çöken ağır akşam, Zaro Ağanın o koca, kasvetli konağının üzerine de adeta bir sis perdesi gibi iniyordu. Konağın o devasa kapısının ardında, çakıl taşlı geniş avluda Kudret yalnız duruyordu. Serin avluda sadece tek başına beklemeyi seçmişti. Kollarını göğsünde kavuşturmuş, yüzüne o her zamanki ulaşılamaz, buz gibi Ağa kızı maskesini geçirmişti.
Ama içindeki ateş bambaşkaydı. Günlerdir Veziri doğru dürüst görememişti. Zaronun bitmek bilmeyen toplantıları, otogardaki krizler ve şimdi de o çocuğun gelişi derken içine koca bir hasret düşmüştü.
Siyah, camları filmli aracın tekerlekleri avluya girip çakıl taşlarını ezerek tok bir sesle durduğunda, Kudretin kalbi göğüs kafesini dövmeye başladı. Direksiyonda Medeni vardı. Aracın arka kapısı açıldı ve Timur dik başlı tavrıyla arabadan aşağı adımını attı. Kadına doğru ifadesizce yürümeye başlarken, Kudretin gözleri anında arka koltuğun karanlığından dışarı çıkan diğer adama kilitlenmişti.
Vezir.
Vezir, arka koltuktan yavaşça dışarı adımını attığında, Kudretin nefesi resmen boğazında düğümlendi. Adamın üzerinde her zamanki o sıradan, tek tip takımlarından biri yoktu. Gri, üzerine jilet gibi oturan, o geniş omuzlarını ve kusursuz bir şekilde saran bir takım elbise vardı. Kudret bunu ilk kez görüyordu. Gömleğinin yakası hafifçe açıktı. O pürüzsüz, sakalsız yüzü, avlunun loş ışığında öylesine karizmatik, öylesine tehlikeli ve yakışıklı duruyordu ki, Kudret tek başına durduğu o avluda olduğu yere çivilendiğini hissetti.
Kudret, adamın okyanus gözlerinin kendisine dönmesini, o sadece ikisinin bildiği bakışı atmak için göz göze gelmeyi bekledi.
Ama tam o saniye, yalının giriş katındaki büyük pencereden Zaro Ağanın silüeti belirdi. Ağa, camdan bakarak adama o meşhur, sessiz onayını, ağır selamını verdi.
Vezir, penceredeki Ağasına o dondurucu, saygılı sağ kol selamını verdikten sonra..
Avluda duran Kudrete doğru zerre kadar dönmedi. Yüzüne bile bakmadı. Göz ucuyla dahi ona değmeden doğrudan arabanın ön yan koltuğuna geçti ve kapıyı kapattı.
Medeni gaza bastı. Araç, çakıl taşlarını savurarak avludan çıktı ve gecenin karanlığına karışıp kayboldu.
Timur eve geçerken, Kudretin beyni uyuşmuş gibiydi. Reyhanı, Timuru duymuyordu bile. Bütün zihni, bütün bedeni o siyah arabanın ön koltuğunda uzaklaşıp giden o jilet gibi adama kilitlenmişti.
'Sen bana göz ucuyla bile bakmadan!..' diye fısıldadı Kudret kendi kendine, dişlerini öyle bir sıkıyordu ki çenesi ağrımaya başlamıştı.
Kıskançlık, göğsünün tam ortasında zehirli bir sarmaşık gibi büyümeye, kalbini mengene gibi sıkmaya başlamıştı. Nereye gidiyordu o kılıkla? O özel dikim, aklını başından alan takımı kimin için giymişti? Otogardaki o izbe, rutubetli odasına o kıyafetle gitmeyeceği çok açıktı. Hele ki ön koltuğa geçip Medeniyle birlikte o karanlığa karışması..
Yoksa başka bir yere mi gidiyorlardı? Başka birine mi? Eğlenceye mi?
Bu düşünce, Kudretin kanını beynine sıçratmaya yetti. Karslıların o gururlu, o inatçı Ağa kızı çıldırmak üzereydi. Vezir onundu, onun erkeğiydi. Ve o gece, o saatte, o kadar yakışıklı bir halde nereye gittiğini bilmemek Kudreti delirtiyordu.
Timuru içeri yollayıp babasıyla baş başa bıraktıktan sonra, adımlarını hızla Zaronun çalışma odasına yöneltti.
Babası salonda Timur ile sohbete dalmıştı, oda tamamen boştu. Kudret, sessizce o karanlık odaya süzüldü. Masanın üzerinde duran Zaronun telefonunu hızla eline aldı. Şifreyi biliyordu. Rehberden o numarayı, Vezir yazan kaydı buldu. Parmakları ekrana hırsla vururken nefes nefeseydi.
'Gece 12 de konağa gel. Arka kapıdan gir, kimse görmesin.'
Mesajı gönderip telefonu aldığı yere, milimi milimine aynı şekilde bıraktı ve odadan çıktı. Şimdi tek yapması gereken, avını beklemekti.
Saatler Kudret için asır gibi geçmişti. Gece yarısına on dakika kala, yalıdaki herkes derin bir uykuya dalmış, koridorlar ölüm sessizliğine bürünmüştü. Kudret, üzerinde sadece incecik, siyah ipek bir gecelik ve üzerine aldığı aynı renk sabahlığıyla, konağın karanlık arka dış kapısının hemen dibinde bekliyordu.
Geceliğin yırtmacı kasıklarına kadar uzanıyor, teni heyecandan ve öfkeden alev alev yanıyordu. Kalbi kıskançlık ve cezalandırma arzusuyla güm güm atıyordu.
Tam on iki.
Dışarıdan yaklaşan o sessiz, ağır ayak seslerini duydu. Vezir, her zamanki o hayalet gibi sessiz yürüyüşüyle kapıya yaklaşmıştı.
Kudret, kapının kulpunu kavradı ve adamın kapıyı açmasına bile fırsat vermeden hızla araladı. Vezir, gecenin o zifiri karanlığında karşısında koruma ya da Ağasını beklerken, bir anda kapıdan uzanan o incecik, beyaz eli görünce afalladı.
Kudret, adamın o geniş, kaslı kolunu öyle bir hırsla, öyle bir güçle kavradı ki, Vezir neye uğradığını şaşırdı. Onu koca cüssesine rağmen büyük bir şiddetle içeri çekti, kapıyı arkasından tamamen sessiz ama sert bir şekilde kapattı. Ve zerre kadar beklemeden, adamı koridorun hemen sağında kalan, zifiri karanlık misafir odasının içine doğru savurdu.
Vezir, karanlık odanın içinde dengesini bulmaya çalışırken, Kudret kapıyı arkasından kilitledi ve adamı ahşap yüzeye sertçe yasladı. Odanın içine sızan tek ışık, pencerenin aralık panjurlarından vuran cılız ay ışığıydı.
'Kudret?' dedi Vezir, sesi şaşkınlık ve hafif bir telaş barındırıyordu.
'Ne yapıyorsun? Ağam çağırdı beni, adam bekliyor?'
'Ağan falan çağırmadı.' diye tısladı Kudret. Sesi o kadar tehlikeli, o kadar öfke dolu bir kışkırtıcılıktaydı ki, Vezir olduğu yere çivilendi.
'Ben çağırdım. Babamın telefonundan o mesajı ben attım.'
Vezir, karanlığa alışan gözleriyle karşısındaki kadına baktığında, yutkunmak zorunda kaldı. Kudretin o incecik siyah sabahlığının önü açılmış, altındaki o ipek gecelik ay ışığında pırıl pırıl parlıyordu.
Ama kadının gözleri.. Gözleri kelimenin tam anlamıyla ateş saçıyordu.
Kudret, kapıdan yavaşça ayrılıp avının üzerine yürüyen vahşi bir kedi gibi, yavaş, baştan çıkarıcı adımlarla adamın üzerine doğru adımladı. Adamın tam dibinde durdu. O jilet gibi takımın kokusu, Vezirin o baş döndürücü parfümüyle birbirine karışıp Kudretin genzine dolduğunda, içindeki o kıskançlık ateşi devasa bir yangına dönüştü.
'Sen bana selam bile vermeden..' diye fısıldadı Kudret, ellerini adamın o simsiyah, özel dikim ceketinin yakalarına yerleştirip onu kendine doğru sertçe çekerken.
'Nereye böyle bu güzel takımla Vezir Bey? O avluda tek başıma beklerken benim yüzüme bile bakmadan, o arabaya kurulup Medeniyle birlikte hangi cehenneme gittin bu gece? Kime süslendin sen böyle?'
Vezirin gözleri, kadının bu inanılmaz derecede vahşi, bu kıskançlıkla deliren hali karşısında anında koyulaştı. İçindeki o şaşkınlık yerini devasa bir arzuya, o karanlık odayı yakıp kavuracak bir ateşe bıraktı.
'Kudret..' diye mırıldandı Vezir, elleri refleks olarak kadının o incecik, ipek kaplı belini bulurken.
'Güzelim, delirdin mi sen? Ağam camdan bakıyordu, Timur oradaydı. Onların önünde sana nasıl bakabilirdim? Herkes bizi izlerken seninle göz göze gelmem demek, ikimizi de o avluda ateşe atmak demekti.'
Ama Kudretin onu dinlemeye zerre kadar niyeti yoktu. O gözünü karartmıştı bir kere. Mantık, açıklamalar, bahaneler umurunda değildi. O, bu adamın mülkiyetinin kime ait olduğunu ona hücrelerine kadar hatırlatmak istiyordu.
'Bana yalan söyleme Vezir.' dedi Kudret, dudakları adamın dudaklarına teğet geçerken. Parmakları çoktan ceketinin yakalarından aşağı inmişti bile.
'O takım elbiseyi otogarda uyumak için giymedin. O parfümü Medeni için sıkmadın. Nereye gittin sen benden sonra? Hangi karanlık köşelerde, hangi gözlerin hedefi oldun bu gece?'
'Hiçbir yere gitmedim.' diye mırıldandı Vezir, kadının o kışkırtıcı, o aklını başından alan kıskançlığı karşısında çıldırmak üzereydi.
'Otogara gittim Kudret. Bugün toplantı vardı, o yüzden giydim bu takımı. Benim gözüm senden başkasını görür mü hı? Aklım her saniye sendeyken ben başka bir yere gidebilir miyim?'
Kudret, adamın o derin, o çaresiz itirafını duyduğunda dudaklarında şeytani, son derece tehlikeli ve zafer dolu bir tebessüm belirdi. Eli, çoktan adamın beline inmişti.
'Demek sadece beni görüyorsun.' diye fısıldadı Kudret, gözlerinin içine baka baka.
O incecik, narin parmakları hiç tereddüt etmeden, büyük bir ustalıkla Vezirin o kalın deri kemerinin tokasını buldu. Metal tokadan çıkan o hafif tık sesi, karanlık odanın içindeki bütün oksijeni aynı saniye bitirdi.
Vezirin nefesi boğazında düğümlendi. Gözleri kocaman açıldı. Bedeni alev alev yanmaya, Kudretin o cüretkar parmaklarının dokunuşuyla titremeye başladı.
Kudret, kemeri tek bir hamlede çözüp iki yana doğru gevşettiğinde, Vezirin pantolonunun düğmesine doğru uzandı.
'Kudret..' diye inledi Vezir, başını geriye, odanın duvarına doğru atarken. Boğazındaki damarlar belirginleşmiş, sesi tamamen kalınlaşmış ve arzudan çatallanmıştı.
'Kızım ne yapıyorsun.. Delirtmek mi istiyorsun beni? Biri girecek, baban uyanacak..'
'Umrumda değil.' dedi Kudret, adamın sözünü vahşice keserek.
Elleri adamın belindeki o hakimiyeti tamamen eline alırken, gözlerini adamın o yarı baygın, gözlerine dikti.
'Seni bayadır cezalandırmıyorum Vezir Yılmaz.' diye fısıldadı Kudret, sesi kelimenin tam anlamıyla karanlık ve günah dolu bir yer gibiydi.
'Bugün benim yüzüme bakmamanın, o güzel takımla dışarılarda benim aklımı başımdan alıp beni burada böyle çaresiz bırakmanın bir bedeli olmalı. Sana, kime ait olduğunu hatırlatmam lazım.'
Ve zerre kadar beklemeden, dudaklarını adamın dudaklarına kelimenin tam anlamıyla vahşice mühürledi.
Bu, bir öpüşme değil; bu bir savaş, bir sahip olma ilanıydı. Kudretin dudakları Vezirin dudaklarını adeta parçalarcasına emiyor, dişlerini kendi hükmünü kurarcasına arsızca kullanıyordu. Vezir, kadının bu saldırgan, bu sınır tanımayan açlığı karşısında bütün iradesini, bütün ciddiyetini saniyeler içinde kaybetti.
Koca, nasırlı elleriyle Kudretin o ipek sabahlığını omuzlarından aşağı doğru sıyırıp attı. Parmakları geceliğin yırtmacından içeri daldı, kadının o bembeyaz, çıplak uyluklarını öyle bir güçle kavradı ki, Kudret o karanlık odanın içinde, adamın dudaklarının arasında tiz, boğuk bir çığlık kopardı.
Vezir, kadını belinden kavradığı gibi havaya kaldırdı. Kudret bacaklarını anında adamın geniş beline doladı. Vezir onu karanlıkta birkaç adım geriye doğru iterek, sırtını misafir odasının o soğuk, sert duvarına adeta çiviledi.
Duvardan çıkan o tok sesle birlikte, öpüşmeleri çok daha vahşi, çok daha soluksuz bir hal aldı.
Kudretin elleri çoktan adamın gömleğinin içine dalmış, o sıcak, sert göğüs kaslarının üzerinde tırnaklarını gezdiriyordu. Vezirin o maskülen kokusu, kendi arzusuyla birleşip Kudretin başını döndürüyordu. Adamın dudakları kadının dudaklarından ayrılıp boynuna, o hassas noktaya indiğinde, Kudret başını geriye doğru atarak hazla mırıldandı.
Vezirin o kaba elleri, Kudretin bacaklarından yukarıya doğru tehlikeli bir yolculuğa çıkmıştı. Geceliği tamamen kadının kalçalarına kadar sıyırmış, o incecik iç çamaşırının kenarlarında, tenini ateşe veren dokunuşlarla dolaşıyordu. Başparmağı, Kudretin bacaklarının arasındaki o yoğun ıslaklığı hissettiği an, Vezirin dudaklarından kelimeler döküldü.
'Cezalandırılan kim kraliçem?' diye mırıldandı Vezir, dudakları kadının çenesine, oradan da köprücük kemiklerine doğru inerken. Islak, sert öpücükleri Kudretin tenini yakıp kavuruyordu.
'Sen beni o kapıda karşıladığın an, ben zaten ateşin içine düştüm. Senin bu ellerin, bu dudakların.. Aklımı başımdan alıyor.'
Kudret, bacaklarının arasında hissettiği o sertlikle birlikte belini hafifçe kavislendirdi. Adamın o çözülmüş kemerinin ardından, bedenini Vezirin bedenine doğru bilerek, kışkırtıcı bir şekilde bastırdı.
'Daha yeni başladık Vezir..' diye inledi Kudret, elleriyle adamın saçlarına asılıp onun yüzünü tekrar kendine doğru çekerken. Nefes nefeseydi.
'Bana öyle bir dokunacaksın ki.. Bu gece bu odadan çıktığında, o takımın içinde sadece benim kokum olacak. Sadece benim izim kalacak.'
Vezir, kadının bu arsız, bu sınır tanımayan meydan okuması karşısında çenesini kaskatı sıktı. Yeşil gözleri tamamen siyaha dönmüştü.
Zerre kadar tereddüt etmeden, ellerini kadının o incecik iç çamaşırının kenarından içeriye doğru kaydırdı.
Kudret, adamın o sıcak, o kaba parmaklarının en mahrem, en savunmasız noktasına dokunduğu o ilk saniye..
Bütün vücudu adeta elektrik akımına kapılmış gibi kasıldı. Başı geriye düştü, ağzından kopan o boğuk, tiz iniltiyi Vezir kendi dudaklarıyla yutmak zorunda kaldı.
O zifiri karanlık misafir odasının duvarları, dışarıdaki dünyanın o soğuk, o tehlikeli sessizliğine inat; içeride birbirlerinin ruhunu ve tenini talan eden, sırılsıklam bir tutkuyla, o kıskançlık ve ceza ateşinin en günahkar haliyle yanan bu iki aşığın bitmek bilmeyen fırtınasına şahitlik ediyordu.
Kudretin o ceza diye başlattığı oyun, Vezirin o durdurulamaz yangınıyla birleştiğinde, o gece o odada sadece ve sadece sarsılmaz, hudutsuz bir teslimiyetin kuralları yazılıyordu.
Bölüm etkileşimi
