71. bölüm / 76
KarmalarSoft Bölüm
Bölümler 76Şu an: Soft Bölüm
- 1 36 Yaş - 1.Bölüm1.626 kelime
- 2 36 Yaş - 2.Bölüm1.614 kelime
- 3 36 Yaş - 3.Bölüm1.400 kelime
- 4 24 Yaş İş Kadını - 1.Bölüm1.234 kelime
- 5 24 Yaş İş Kadını - 2.Bölüm1.506 kelime
- 6 24 Yaş İş Kadını - 3.Bölüm1.354 kelime
- 7 24 Yaş İş Kadını - 4.Bölüm2.146 kelime
- 8 24 Yaş İş Kadını - 5.Bölüm1.690 kelime
- 9 Dirilme - 1.Bölüm2.041 kelime
- 10 Dirilme - 2.Bölüm1.917 kelime
- 11 Dirilme - 3.Bölüm2.397 kelime
- 12 Dirilme - 4.Bölüm2.653 kelime
- 13 ➕ Yaralı - Pansuman1.510 kelime
- 14 ➕ Teklif Sonrası1.688 kelime
- 15 ➕ Düğün Bacaktan Vurulma1.353 kelime
- 16 ➕ Kızlar Dağıtma2.367 kelime
- 17 ➕ Dörtlü Yemek2.085 kelime
- 18 ➕ Teyzenin Evinde Kalma2.626 kelime
- 19 ➕ Teyzenin Evinde Kalma 22.036 kelime
- 20 ➕ Otogar Gazozcu1.842 kelime
- 21 ➕ Arabanın Arkasından Bakış1.752 kelime
- 22 🔥 Düğüne Gidebilme2.251 kelime
- 23 🔥 Eski Eşya Odası - Ev2.557 kelime
- 24 🔥 Bungalov1.905 kelime
- 25 🔥 İlk - Çakır Keyif2.711 kelime
- 26 🔥 İlk - Çakır Keyif 21.742 kelime
- 27 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 11.824 kelime
- 28 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 21.994 kelime
- 29 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 32.020 kelime
- 30 ➕ Kaptan-Pavyon2.072 kelime
- 31 ➕ 18 sonrası1.487 kelime
- 32 ➕ 18 Sonrası Pt21.695 kelime
- 33 🔪 1.Bölüm1.656 kelime
- 34 🔪 2.Bölüm1.487 kelime
- 35 🔪 3.Bölüm2.273 kelime
- 36 🔪 4.Bölüm1.931 kelime
- 37 ➕ 18 Sonrası Kıskançlık2.021 kelime
- 38 ➕ 7.Bölüm Gönül Alma2.027 kelime
- 39 ➕ 11 Ekstra - Part 11.804 kelime
- 40 ➕ 11 Ekstra - Part 22.105 kelime
- 41 ➕ 11 Ekstra - Part 32.681 kelime
- 42 11.613 kelime
- 43 22.509 kelime
- 44 32.543 kelime
- 45 Mazi2.368 kelime
- 46 Mazi 22.028 kelime
- 47 Nedim1.777 kelime
- 48 Kars2.816 kelime
- 49 Karsssss3.002 kelime
- 50 Karsssssss Devam2.604 kelime
- 51 EKSTRA | Kurabiye1.501 kelime
- 52 Kurabiye 21.035 kelime
- 53 Nesrin1.928 kelime
- 54 Nesrin 21.812 kelime
- 55 Evli2.038 kelime
- 56 88888882.080 kelime
- 57 88888888888888888888882.512 kelime
- 58 Asker 1.Bölüm1.503 kelime
- 59 Asker 2.Bölüm1.436 kelime
- 60 Asker 3.Bölüm1.871 kelime
- 61 Asker 4.Bölüm1.873 kelime
- 62 Asker 5.Bölüm2.043 kelime
- 63 Asker | Flashforward 2.Bölümden 1 ay önce1.580 kelime
- 64 Bölüm 81.454 kelime
- 65 Kış Günü2.357 kelime
- 66 Düğme2.076 kelime
- 67 Tezgah2.561 kelime
- 68 Tezgah 22.107 kelime
- 69 Yeni Sezon 12.055 kelime
- 70 Yeni Sezon 21.720 kelime
- 71 Soft Bölüm2.553 kelime · Okuduğun bölüm
- 72 32.777 kelime
- 73 42.030 kelime
- 74 SOFTTTTTT2.278 kelime
- 75 EK Soft1.919 kelime
- 76 Halı Saha1.253 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Karslı Konağı’nın o kalın taş duvarları arasına gecenin ağır, sağır edici sessizliği çökelı bir iki saat olmuştu. Konaktaki herkes çoktan odalarına çekilmiş, avludaki hareketlilik yerini zifiri bir karanlığa bırakmıştı.
Sadece üst katta, Kudret’in odasında cılız, sarımsı bir abajur ışığı yanıyordu.
Kudret, aynalı masasının önündeki küçük kadife pufa oturmuş, omuzlarından aşağı dökülen koyu kestane saçlarını yavaş, ritmik hareketlerle tarıyordu. Üzerinde o incecik, siyah ipek geceliği vardı. Teninin pürüzsüz beyazlığıyla kusursuz bir tezat oluşturan, omuzlarını, boynunu ve sırtının büyük bir kısmını tamamen açıkta bırakan o narin kumaş, kadının her hareketinde teninde usulca, adeta su gibi kayıyordu.
Aynadaki haline bakarken, dudaklarında o gün mutfakta yaşananların, Vezir’in o deli dolu, kuduruk öpücüklerinin izi ve eşsiz tebessümü hala asılıydı. Göğsü, o anları her hatırladığında tatlı bir sızıyla havalanıp iniyordu.
Aşağıda, konağın karanlık avlusunda ise Vezir kabanını giymiş, gitmekle kalmak arasında o tanıdık, devasa savaşı veriyordu. Arabanın anahtarlarını cebinde sıkıca kavramış, demir kapıya doğru bir adım atmış ama ayakları adeta yere çivilenmişti.
Başını yavaşça yukarı kaldırıp Kudret’in penceresinden sızan o cılız, davetkar ışığa baktı. Bütün akşam aklında mutfakta yılların hasretiyle kadının dudaklarına kapandığı, tenini ezberlediği dakikalar dönüp durmuştu. Şimdi, onu o odada, o yatağın kenarında hayal ederken arkasını dönüp kendi soğuk, boş evine gitmek koca adama ölüm gibi, cehennem gibi geliyordu.
Derin, titrek bir nefes aldı. Zihnindeki bütün o kurallarını, Zaro Ağa’nın evinde olmanın getirdiği o ağır saygı duvarlarını tek bir hamlede elinin tersiyle itti. Eve döndü. Konağın merdivenlerine yöneldi. Ahşap basamakları hiç ses çıkarmadan, adeta gecenin karanlığına karışmış devasa bir gölge gibi hızla tırmandı.
Kudret’in odasının ahşap kapısına geldiğinde kalbi göğüs kafesini kıracakmış gibi gümbür gümbür atıyordu. Avuç içleri terlemişti. Elini usulca kaldırdı ve kapıya, sadece ama sadece içerideki kadının duyabileceği kadar hafifçe, iki kez tıklattı.
Kudret elindeki fırçayı anında masaya bıraktı. O saatte kapısına kimin gelebileceğini düşünerek kaşlarını çattı.
Kalbi bir an kuşkuyla hızlandı. Üzerine bir sabahlık bile alma gereği duymadan, çıplak ayaklarıyla ahşap zeminde sessiz adımlarla kapıya yaklaştı. Kilidi usulca çevirip kapıyı sadece bir karış araladığında, karanlık koridorda o koca, heybetli bedeniyle dikilen Vezir’i gördü.
Kudret’in gece karası gözleri şaşkınlıkla fal taşı gibi açıldı. Nefesi boğazında düğümlendi. Bir saniye bile düşünmeden, hızla uzanıp Vezir’i kabanının yakasından yakaladığı gibi büyük bir güçle içeri çekti ve kapıyı arkalarından büyük bir telaşla kapatıp kilitledi. Sırtını ahşap kapıya yasladığında göğsü hızla inip kalkıyor, kalbi boğazında atıyordu.
"Delirdin mi Vezir!" diye fısıldadı Kudret, hem korkudan titreyen hem de gizleyemediği o devasa heyecanla yanan bir sesle.
"Biri görecek, ne işin var burada bu saatte! Babamlar uyudu gerçi ama ya uyanırlarsa?"
Vezir, odanın o loş ışığı altında sırtını kapıya yaslamış, göğsü hızla inip kalkan kadına bakarken dünyadaki diğer bütün seslere, bütün tehlikelere tamamen sağır olmuştu. Gözleri Kudret’in o açıkta kalan bembeyaz boynunda, incecik askılarla tutunan o siyah ipek geceliğinde ve omuzlarına şelale gibi dökülen saçlarında usul usul gezindi. O kadar büyüleyici duruyordu ki, Vezir’in adem elması yutkunurken belirgin bir şekilde hareket etti.
"Seni görüp.. Öyle gideyim dedim." diye mırıldandı Vezir. Sesi o kadar narin, o kadar pürüzlü ve kısıktı ki, ama odanın içindeki havayı saniyeler içinde ateşe vermişti.
Yavaş, ağır ama son derece kararlı bir adımla kadına doğru yaklaştı. Aralarındaki o incecik mesafeyi tamamen kapattığında, Kudret başını hafifçe yukarı kaldırıp adamın yeşil, alev alev yanan gözlerinde kaybolmak zorunda kaldı.
"Çok güzelsin.." diye fısıldadı Vezir. Koca, sıcak ellerini usulca kadının beline yerleştirdi. Pürüzsüz ipeğin üzerinden kadının o incecik belini kavradığında parmakları hafifçe titriyordu.
"Aklımı başımdan alacak kadar, nefesimi kesecek kadar güzelsin Kudret."
Kudret’in yanakları bu ani, bu doyumsuz iltifat karşısında alev alev yandı. Gözlerini utangaçça kaçırmak istedi ama Vezir’in onu bırakmaya zerre kadar niyeti yoktu. Adam yüzünü yavaşça eğdi, burnunu kadının boynuna, o eşsiz yasemin kokusunun tam kaynağına gömdü. Islak, sıcak dudakları Kudret’in boynuna, köprücük kemiğinin hemen üzerine yumuşacık, tüyler ürperten bir öpücük kondurdu.
"Veziiiir.. Yapmaaa.." diye inledi Kudret, adamın sıcak nefesi boynunu gıdıklarken.
Sesi titriyordu.
İtiraz ediyor gibi görünse de elleri çoktan adamın ceketinin yakalarına tutunmuş, parmakları kumaşı sıkıca kavramıştı. Huylanıyor, başını hafifçe geriye atıyor ama içindeki o devasa heyecan ve arzu bütün bedenini esir alıyordu.
Vezir dudaklarını kadının teninden ayırmadan, fısıltıyla konuştu. Nefesi Kudret’in tenini yakıp kavuruyordu.
"Kudretim.." dedi Vezir, sesi yılların o sessiz, o çaresiz sevdasının en büyük, en saf itirafıydı.
"Seni o kadar çok seviyorum ki. İliklerime kadar.. Ruhumun her zerresiyle seni çok seviyorum. Sana o kadar aşığım ki, nefes alamıyorum artık sensiz."
Bu sözler, adamın dudaklarından dökülen bu "Kudretim.." deyişi, kadının kalbindeki bütün duvarları, bütün o maskeleri yerle bir etti. Adamın aşkı o kadar hoşuna gidiyordu ki.. Kudret’in gözleri bir an için doldu. Başını hızla adama çevirdi; ellerini adamın ensesine atıp parmaklarını saçlarına geçirdi ve Vezir’i koca bir güçle kendine çekip dudaklarını adamın dudaklarına sertçe, büyük bir açlıkla mühürledi.
Vezir ilk saniye bu ani, vahşi karşılıkla şaşkına döndü ama saniyeler içinde o koca elleriyle kadının belini daha da sımsıkı kavrayıp, onu tamamen kendi vücuduna çekti.
Öpüşleri saniyeler içinde derinleşti; dilleri birbirine karışırken, ikisi de bir susuzluğu giderircesine doyumsuzca, delicesine birbirlerinin tadına varıyorlardı. Odada sadece onların ağırlaşan nefesleri ve birbirine karışan dudaklarının ıslak öğüşme sesleri vardı.
Nefes nefese, dudakları şişmiş bir halde ayrıldıklarında alınları birbirine dayalıydı. İkisi de gözleri kapalı bir halde ağır ağır soluyordu.
"Seninle çok mutluyum Vezir.." diye fısıldadı Kudret, gözleri hala kapalıyken adamın dudaklarına sürtünerek.
"İlk defa hayatta olduğumu, nefes aldığımı seninle hissediyorum."
"Ben de yavrum.." diye inledi Vezir. Kollarını kadının etrafına biraz daha sıkı sardı, yüzünü saçlarına gömdü.
"Ben de.. Sen benim her şeyimsin."
Vezir bir anda, hiç beklemeden ellerini kadının dizlerinin altına ve beline atarak Kudret’i kucağına aldı. Ayakları yerden kesilen Kudret küçük, boğuk bir çığlık atıp ellerini sıkıca adamın boynuna dolarken, Vezir onu odanın ortasındaki o koca, geniş yatağa doğru taşıdı. Yatağa ulaştıklarında Kudret’i sırtüstü o yumuşak nevresimlerin üzerine bıraktı.
Kendi heybetli bedeniyle de kadının üzerine eğilmiş, kollarını kadının başının iki yanına dayamıştı.
Vezir’in gözlerinde o kuduruk, muzip ve son derece çapkın parıltı belirdi. Yüzünü kadının yüzüne yaklaştırıp sırıttı.
"Eee.." dedi Vezir, sesini bilerek biraz alaycı, biraz da işveli bir tona sokarak.
"Babam içeride diyip, beni yarı yolda bırakıp gitmezsin değil mi yavrum? Malum, daha önce bir vukuatımız var."
Kudret duyduğu bu sözle anında akşamki o telaşlı hallerini hatırlayıp yanaklarının alev alev yandığını hissetti.
Utançtan ne yapacağını bilemeyerek ellerini Vezir’in göğsüne vurdu ve kıkırdadı.
"Yaaa Vezirrr!" diye sızlandı Kudret, başını yastığa gömerek yüzünü saklamaya çalışırken.
"Dalga geçme ! Ne bileyim ben o an kitlendim işte, ödüm koptu biri gelir diye!"
Vezir, kadının bu tatlı, bu utangaç haline daha fazla dayanamadı. Koca elleriyle Kudret’in ince belinden tutup onu kendine doğru, yatağın tam ortasına çekti ve kendi heybetli gövdesini tamamen kadının üzerine yerleştirdi. Bütün ağırlığını vermiyor, sadece dirsekleriyle kendini taşıyordu ama Kudret’e o eşsiz, koca varlığını sonuna kadar, her hücresiyle hissettiriyordu.
Bacaklarını kadının bacaklarının arasına yerleştirdiğinde, aralarındaki çekim odanın havasını kelimenin tam anlamıyla buharlaştırdı.
"Güzelim.." diye hırıldadı Vezir, yüzünü kadının boynuna gömerek. O alaycı tavır tamamen gitmiş, yerine arzudan gözü dönmüş bir adam gelmişti.
"O kadar özledim ki sana dokunmayı.. Aklımı kaçıracak gibi oluyorum bazen."
Vezir’in kaba parmakları kadının omuzlarındaki o incecik, siyah ipek askılara gitti. Askıları usulca, yavaş yavaş okşayarak omuzlarından aşağı, kollarına doğru sıyırdı. Gözleri kadının o kusursuz, pürüzsüz teninde, nefes aldıkça inip kalkan göğüslerinde alev alev yanarak geziniyordu.
Vezir hızla üzerindeki siyah kabanı ve ceketini çıkarıp yere fırlattı.
Kudret hiç beklemeden ellerini adamın gömleğinin düğmelerine attı; o telaşlı, arzudan titreyen ince parmaklarıyla düğmeleri hızla çözüp kumaşı adamın geniş, beyaz omuzlarından sıyırdı. Gömlek de odanın zeminini boyladığında, Kudret kendi üzerinden o ipek geceliği tamamen çekip aldı. Vezir de sıyırıp gecelikten kurtulduğunda iki kumaş parçası da aralarından çekilmişti. Ten tene değdikleri o ilk saniyede ikisinin de dudaklarından boğuk, sarsıcı birer inilti koptu.
Vezir’in aç, sıcak dudakları anında kadının boynuna, köprücük kemiklerine ve oradan da göğüslerine kapandı. Göğüs uçlarını usulca öpmeye başladı. Odanın içini sadece ıslak öpüşme sesleri, yatağın hafif gıcırtısı ve Kudret’in dudaklarından kaçan o kontrolsüz, zevk dolu iniltiler dolduruyordu.
Vezir, kadının teninin her bir santimini kendi tapınağı gibi işliyor, öpüyor, kokluyordu. Dudakları kadının göğüs uçlarından karnına, oradan da yavaş yavaş daha aşağılara, bacak arasına doğru doyumsuzca bir yolculuğa çıktı. Vezir o en mahrem, en sıcak noktaya ulaştığında, Kudret’in gözleri yuvalarından fırlayacak gibi açıldı.
Nefesi tamamen kesildi, başını geriye, yastığa doğru atarak omuzlarını yataktan kaldırdı. Vezir’in her dokunuşunda, her ıslak temasında Kudret yatağın çarşaflarını parçalayacakmış gibi sıkıyor, aklını yitiriyordu. Vezir diliyle o sıcaklıkta keşfe çıkmış Kudreti de daha da hazdan ıslatmaya yemin etmişti.
Ancak tam o saniye.. O dünyanın en sağır edici, en dokunulmaz hazzının tam ortasında..
Odanın kapısına art arda ve sertçe vurulan o ses, gecenin sessizliğini ve odadaki o büyüleyici yangını koca bir bıçak gibi kesti.
*Tık tık tık!*
"Abla?"
Derya’nın ince, sorgulayıcı sesi kapının hemen arkasından geliyordu. Kapının kolu dışarıdan zorlandı.
"Abla uyudun mu? Niye kilitli bu kapı?"
Kudret’in gözleri dehşetle açıldı. Bütün bedeni o an kelimenin tam anlamıyla kaskatı kesildi. Nefesi boğazında bir yumru gibi düğümlendi.
Derya kapıdaydı! Bütün konak uyanabilirdi!
Kudret dehşet içinde doğrulmaya, Vezir’e bir şeyler söylemeye çalıştı ama Vezir’in durmaya, o yatağın üzerinden kalkmaya ya da geri çekilmeye zerre kadar niyeti yoktu. Aksine, adamın gözlerindeki o karanlık, o kuduruk arzu, kapıdaki bu tehlikeyle birlikte daha da harlanmıştı.
Vezir, Kudret’in o panik dolu haline inat, dudaklarını ve dilini kadının o en hassas noktasına daha da acımasızca, daha da şiddetli bir şekilde bastırdı.
"Ahh.." Kudret’in ağzından kopan o tiz inleme, kadın son anda elini kendi ağzına kapatmasa bütün koridorda yankılanacaktı. Bedenini şiddetli bir sarsıntı ele geçirdi.
"Abla orada mısın? Sesin geldi?" diye seslendi Derya dışarıdan, şüpheyle.
Kudret, Vezir’in o delirtici dokunuşları karşısında çaresizce çırpınıyordu.
"Vezir.. Dur.." diye fısıldamaya çalıştı, nefes nefese, sessiz bir çığlıkla ama kelimeler bir iniltiye dönüşüyordu.
Vezir durmadı. Kadının bu çaresiz çırpınışından, sesindeki o zoraki kontrolden aldığı devasa hazla daha da arsızlaştı.
Kudret gözlerini sıkıca kapatıp, elini ağzından çekti ve sesini olabildiğince normal, uykulu bir tona ayarlamaya çalışarak, titreyen bir sesle bağırdı:
"Uyuyorum.. Derya.. Ne oldu?"
Sesi dalgalanıyor, kelimeler boğazından kesik kesik çıkıyordu çünkü altındaki o akıl almaz ateş onu tamamen esir almıştı.
"Ya şey soracaktım.." dedi Derya kapının arkasından, içeride kopan o kıyametten habersiz.
"Yarın sabah sen kabristana öğleden sonra git evdeki arabayı ben alacağım, benimki tamirde."
Vezir, Kudret’in bu bölünmüş halini görünce yavaşça yukarı doğru tırmandı. Koca, terlemiş gövdesini kadının üzerine tamamen yasladı. Okyanus yeşili gözleri alev alevdi.
Hızla pantolonu ve boxerından kurtuldu.
Yüzünü kadının boynuna gömerken, bacaklarının arasındaki o beton gibi sertliğini doğrudan kadının o ıslak, sıcak merkezine sürtmeye başladı. Ritmik, yavaş ama son derece ezici bir baskıydı bu.
"Ahh!" Kudret refleksle adamın omuzlarına tırnaklarını geçirdi. Bedeni bu sürtünme karşısında yay gibi gerilmişti.
"Hadi.. Derya.." diye fısıldadı Kudret, sesini yükseltmeye çalışarak ama kelimeler boğazından adeta boğuk bir inilti gibi dökülmüştü.
"Git.. Uyuyacağım ben! Ne olur git! Yarın.. Yarın alırsın arabayı!"
Vezir, sürtünmeye devam ederken dudaklarını kadının köprücük kemiklerine bastırıyor, nefesiyle Kudret’in tenini yakıyordu. Kudret artık çaresiz kalmıştı. İçindeki o delirtici yangına daha fazla karşı koyamadı; ellerini adamın o geniş, terli sırtından aşağı doğru kaydırdı ve doğrudan Vezir’in o erkekliğine, o kaskatı kesilmiş sertliğine uzandı. Parmakları adamın o bölgesini arsızca, büyük bir açlıkla kavradığında ve okşamaya başladığında, Vezir’in gözleri yuvalarından fırlayacak gibi açıldı.
Koca adamın boğazından, kontrol edemediği, hayvanı andıran derin, gür bir hırıltı koptu.
Derya’nın bunu duymaması imkansızdı. Vezir, kendi ağzından çıkacak o yüksek sesli inlemeyi bastırmak ve Derya’nın duymasını engellemek için saniyeler içinde dudaklarını Kudret’in dudaklarına vahşice mühürledi. İkisi de birbirlerinin ağzının içine inliyor, seslerini birbirlerinin dudaklarında boğuyorlardı.
"İyi tamam be, ne bağırıyorsun. İyi geceler." dedi Derya kapının ardından, oflayarak. Ayak sesleri ahşap koridorda yavaş yavaş uzaklaşmaya başladı.
Kudret ve Vezir, o ayak seslerinin tamamen kesildiğinden emin oldukları o ilk saniyede koptular. Vezir’in öpücükleri artık bir şefkat gösterisi değil, tamamen ilkel, tamamen vahşi bir ele geçirişti. Dudaklarını kadının boynundan göğüslerine indirdi; onları doyumsuzca emerken, bacaklarının arasındaki o ritmik, sert sürtünmeyi de hızlandırdı.
Derya’nın "İyi geceler" deyip koridorda uzaklaşan ayak sesleri tamamen kesildiğinde, Vezir, Kudret’in ağzından çıkacak o yüksek sesli inlemeyi bastırmak için kapandığı dudaklardan zorlukla ayrıldı. İkisi de nefes nefeseydi, göğüsleri hızla inip kalkıyor, odanın içinde adeta oksijen tükeniyordu.
Kudret, elini koca adamın terden sırılsıklam olmuş göğsüne vurdu, gece karası gözlerinde hem sitem hem de alev alev bir arzu vardı.
"Delirdin mi.." diye fısıldadı Kudret, kesik kesik nefeslerinin arasından.
"Yakalatacaksın bizi herkese! Kapının dibindeydi!"
Vezir, duyduğu bu isyana dudaklarında beliren o vahşi, çapkın ve son derece kuduruk tebessümle karşılık verdi. Okyanus yeşili gözleri karanlıkta parlıyordu. Yüzünü kadının yüzüne biraz daha yaklaştırıp alnını onun alnına yasladı.
"Kızım.." diye hırıldadı Vezir, koca ellerini kadının ince beline sarıp onu kendine biraz daha sert çekerken. "Sen altımda böyle titrerken, bana böyle dokunurken benim o saatten sonra kenara çekilmem, durmam asıl bana işkence olur. Ölürüm de şuradan şuraya kalkmam artık."
Kudret bu kışkırtıcı sözler karşısında yutkundu, itiraz edecek hiçbir gücü kalmamıştı. Vezir’in o koca, nasırlı elleri Kudret’in dizlerini usulca iki yana araladı. Kendini tam olarak konumlandırdığında, gözlerini bir saniye bile kadının gözlerinden ayırmıyordu.
"Biz bu kadar sene nasıl dayandık.." diye fısıldadı Vezir ve koca bedeniyle kadının o sıcak, ıslak ve dar derinliğine tek bir pürüzsüz, karşı konulmaz hamleyle girdi.
Kudret’in ağzından boğuk, uzun ve zevk dolu bir inilti koptu. Tırnaklarını Vezir’in geniş omuzlarına, sırtına geçirdi. Bedenini istemsizce yukarı doğru, adama kavisleyerek yasladı.
"Ahh.. Vezir.." diye inledi Kudret, gözleri hazdan kapanırken.
"Çok.. Çok derinde.."
"Biliyorum yavrum, biliyorum.." diye sayıklıyordu Vezir, her bir ritmik ve güçlü hareketinde kadını yatağa biraz daha bastırırken. Sesinde o uzun yılların acısı, hasreti ve şimdi bu anı yaşıyor olmanın o tapılası hazzı vardı.
"İzin ver, sonuna kadar senin olayım.. Sen de benim."
Hareketleri hızlandıkça odadaki tek ses, birbirine çarpan tenlerin çıkardığı o günahkar, ıslak sesler ve boğuk iniltilerdi. Zaro Ağa’nın sağ kolu gitmiş, sevdiği kadına taparcasına dokunan, onun her inlemesinde aklını biraz daha yitiren bir adam gelmişti.
Kudret bacaklarını adamın beline daha da sıkı doladı, onu daha da derine, en derinine çekti.
"Kudret.." diye hırıldadı Vezir, sesi artık kontrolünü tamamen kaybettiğinin habercisiydi. Okyanus yeşili gözleri kararmıştı.
"Dayanamıyorum.. İçine.."
Kudret gözlerinden zevk yaşları süzülürken adamın yüzünü koca ellerinin arasına aldı.
"Bırak..." diye fısıldadı, dudaklarını adamın dudaklarına sürterek.
"Bırak hepsini.. Benim ol Vezir.."
Vezir duyduğu bu sözle aklını kelimenin tam anlamıyla yitirdi. Kudretin de zirve kasılmaları içindeki hazzı tepeye çıkarıyordu aynı saniye. Son, derin ve dünyayı sarsan koca bir hamleyle kadının içine tamamen mühürlendi. Boğazından kopan, odayı inleten sağır edici, hırıltılı bir inlemeyle bütün o sıcaklığını, yılların o bitmez tükenmez sevdasıyla içindekileri Kudret'in en derinlerine, rahmine bıraktı.
İkisi de saniyelerce o eşsiz, kasılmalarla dolu zirvenin tadını çıkarırken sıkıca birbirlerine sarılı kaldılar. Zaro Ağa’nın kızı ve sağ kolu, yılların getirdiği bütün o zincirleri, bütün yasakları o yatakta, birbirlerinin teninde sonsuza dek paramparça etmişlerdi.
Nefes nefese, ter içinde kalmışlardı. Vezir, koca ağırlığıyla kadını ezmemek için kollarından destek alarak yavaşça, istemeyerek de olsa ondan ayrıldı. Ağır ağır yatağın diğer tarafına, sırtüstü uzandı. Göğsü körük gibi inip kalkıyor, tavana bakarken yüzünde o sırılsıklam aşık, tamamen tatmin olmuş ve yılların yorgunluğunu atmış bir adamın muazzam huzuru vardı.
Ancak Kudret ayrı kalmaya bir saniye bile tahammül edemedi. O yorgun ama bir o kadar da mayışmış haliyle yatakta usulca kaydı ve doğrudan Vezir'in üzerine, adamın kucağına tırmandı. Başını Vezir'in o terli, geniş göğsüne, tam o güçlü kalp atışının olduğu yere yasladı. Kollarını adamın boynuna dolamış, bir bacağını da adamın beline doğru atmıştı.
Vezir geniş, yorgun bir tebessümle koca kollarını kadının çıplak sırtına, beline sardı. Onu kendi varlığıyla tamamen sarmaladıktan sonra, yatağın kenarına doğru uzanıp kalın yorganı çekti ve ikisinin de o terli, sıcak bedenlerinin üzerini sıkıca örttü. Kudret adamın göğsünde çoktan mayışmış, dudaklarında küçük bir gülümsemeyle huzurla gözlerini kapatmıştı bile.
Vezir başını hafifçe eğdi, kadının saçlarının arasından o yumuşacık, aşktan şişmiş dudaklarını buldu. Usulca, incitmekten ölesiye korkarak dudaklarına uzun, şefkatli bir öpücük kondurdu.
Gözleri o karanlık odada sevgiyle dolup taşarken fısıldadı.
"İyi geceler sevgilim..."
Bölüm etkileşimi
