66. bölüm / 76
KarmalarDüğme
Bölümler 76Şu an: Düğme
- 1 36 Yaş - 1.Bölüm1.626 kelime
- 2 36 Yaş - 2.Bölüm1.614 kelime
- 3 36 Yaş - 3.Bölüm1.400 kelime
- 4 24 Yaş İş Kadını - 1.Bölüm1.234 kelime
- 5 24 Yaş İş Kadını - 2.Bölüm1.506 kelime
- 6 24 Yaş İş Kadını - 3.Bölüm1.354 kelime
- 7 24 Yaş İş Kadını - 4.Bölüm2.146 kelime
- 8 24 Yaş İş Kadını - 5.Bölüm1.690 kelime
- 9 Dirilme - 1.Bölüm2.041 kelime
- 10 Dirilme - 2.Bölüm1.917 kelime
- 11 Dirilme - 3.Bölüm2.397 kelime
- 12 Dirilme - 4.Bölüm2.653 kelime
- 13 ➕ Yaralı - Pansuman1.510 kelime
- 14 ➕ Teklif Sonrası1.688 kelime
- 15 ➕ Düğün Bacaktan Vurulma1.353 kelime
- 16 ➕ Kızlar Dağıtma2.367 kelime
- 17 ➕ Dörtlü Yemek2.085 kelime
- 18 ➕ Teyzenin Evinde Kalma2.626 kelime
- 19 ➕ Teyzenin Evinde Kalma 22.036 kelime
- 20 ➕ Otogar Gazozcu1.842 kelime
- 21 ➕ Arabanın Arkasından Bakış1.752 kelime
- 22 🔥 Düğüne Gidebilme2.251 kelime
- 23 🔥 Eski Eşya Odası - Ev2.557 kelime
- 24 🔥 Bungalov1.905 kelime
- 25 🔥 İlk - Çakır Keyif2.711 kelime
- 26 🔥 İlk - Çakır Keyif 21.742 kelime
- 27 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 11.824 kelime
- 28 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 21.994 kelime
- 29 ➕ İtalya Yolcusu Kalmasın 32.020 kelime
- 30 ➕ Kaptan-Pavyon2.072 kelime
- 31 ➕ 18 sonrası1.487 kelime
- 32 ➕ 18 Sonrası Pt21.695 kelime
- 33 🔪 1.Bölüm1.656 kelime
- 34 🔪 2.Bölüm1.487 kelime
- 35 🔪 3.Bölüm2.273 kelime
- 36 🔪 4.Bölüm1.931 kelime
- 37 ➕ 18 Sonrası Kıskançlık2.021 kelime
- 38 ➕ 7.Bölüm Gönül Alma2.027 kelime
- 39 ➕ 11 Ekstra - Part 11.804 kelime
- 40 ➕ 11 Ekstra - Part 22.105 kelime
- 41 ➕ 11 Ekstra - Part 32.681 kelime
- 42 11.613 kelime
- 43 22.509 kelime
- 44 32.543 kelime
- 45 Mazi2.368 kelime
- 46 Mazi 22.028 kelime
- 47 Nedim1.777 kelime
- 48 Kars2.816 kelime
- 49 Karsssss3.002 kelime
- 50 Karsssssss Devam2.604 kelime
- 51 EKSTRA | Kurabiye1.501 kelime
- 52 Kurabiye 21.035 kelime
- 53 Nesrin1.928 kelime
- 54 Nesrin 21.812 kelime
- 55 Evli2.038 kelime
- 56 88888882.080 kelime
- 57 88888888888888888888882.512 kelime
- 58 Asker 1.Bölüm1.503 kelime
- 59 Asker 2.Bölüm1.436 kelime
- 60 Asker 3.Bölüm1.871 kelime
- 61 Asker 4.Bölüm1.873 kelime
- 62 Asker 5.Bölüm2.043 kelime
- 63 Asker | Flashforward 2.Bölümden 1 ay önce1.580 kelime
- 64 Bölüm 81.454 kelime
- 65 Kış Günü2.357 kelime
- 66 Düğme2.076 kelime · Okuduğun bölüm
- 67 Tezgah2.561 kelime
- 68 Tezgah 22.107 kelime
- 69 Yeni Sezon 12.055 kelime
- 70 Yeni Sezon 21.720 kelime
- 71 Soft Bölüm2.553 kelime
- 72 32.777 kelime
- 73 42.030 kelime
- 74 SOFTTTTTT2.278 kelime
- 75 EK Soft1.919 kelime
- 76 Halı Saha1.253 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Zaro Ağa’nın Esenler otogarının kalbinde yer alan o koca, ağır ahşap mobilyalarla döşenmiş yazıhanesi, birazdan kopacak fırtınanın sessizliğini ve gerilimini taşıyordu. Odanın ortasında Kudret Derya yüz yüzeydi.
Ortamdaki hava o kadar gergindi ki, bir kıvılcım düşse bütün otogar alev alacak gibiydi. Kudret’in gözlerinden kelimenin tam anlamıyla ateş çıkıyordu. Derya’nın o küstah, saygısızca sergilediği tavırları Kudret için bardağı taşıran son damla olmuştu.
Kudret, ince topuklu ayakkabılarının üzerinde dimdik durarak, işaret parmağını kardeşinin yüzüne doğru tehditkar bir şekilde salladı.
"Kiminle konuştuğunu sanıyorsun terbiyesiz!" diye kükredi. Sesi yazıhanenin kalın duvarlarına çarpıp yankılandı.
"Çalışanın yok karşında!"
Odanın kapısı tam o saniye büyük bir gürültüyle açıldı ve Zülfikar, o heybetli ve otoriter duruşuyla içeri adım attı. Gözleri, birbirini yiyecekmiş gibi duran iki kız kardeşin üzerinde gezinirken, gür bir sesle, "Ne oluyor burada!" diye bağırdı.
. . .
Kudret burnundan soluyordu. Zülfikar'a dönüp açıklama yapmak ya da kardeşinin o şımarık tavırlarına daha fazla tahammül etmek istemedi. İçindeki öfke o kadar büyüktü ki, masanın üzerindeki deri çantasını hışımla çekip omuzuna taktı.
"Ben eve gidiyorum!" dedi, arkasına bile bakmadan kapıya yönelerek. Odadan bir fırtına gibi çıkıp gitti.
Zülfikar derin, sabırsız bir iç çekti. Hemen kapının pervazında sessizce duran, olan biteni uzaktan izleyen Vezir'e döndü.
"Vezir, götür şunu eve. Yolda bir delilik yapmasın, siniri tepesinde. Zaten ortalık karışık, bir de onunla uğraşmayalım."
Vezir’in yeşil gözleri, çoktan koridorda gözden kaybolmak üzere olan o iddialı, yeşil elbiseli kadının arkasından kitlenmişti. Henüz aralarında resmi bir "sevgili" durumu, dile dökülmüş bir itiraf yoktu ama ikisi de birbirlerinin kalbinde yanan o devasa yangının çok iyi farkındaydı.
Vezir, başını Zülfikar’a doğru hafifçe eğerek "Emredersin Abi.." dedi ve hızla koridora fırladı.
Kudret, otogarın o bitmek bilmeyen insan selinin, egzoz kokusunun birbirine karıştığı ana koridorunda, topuklarını yere vura vura yürüyordu. Öfkesinden gözü hiçbir şeyi görmüyordu.
Vezir kalabalığı ustaca yararak kadına yetişti.
"Kudret Hanım! Bir bekleyin!" diye seslendi Vezir, sesini otogarın gürültüsünde duyurabilmek için biraz yükselterek.
Kudret durmadı, aksine adımlarını hızlandırdı. Vezir birkaç uzun adımda kadının yanına ulaştı ve o koca, nasırlı eliyle Kudret’in kolunu incitmekten korkarcasına, usulca ama kararlı bir şekilde tuttu.
"Kudret.." dedi Vezir. Ağzından o isim bir an için unvansız, sadece bir erkeğin sevdiği kadına seslenişi gibi dökülmüştü. Hemen yutkundu, duruşunu düzeltti.
"..Hanım."
Kudret, kolundaki o sıcak ve güven veren dokunuşla olduğu yerde durdu. Hışımla adama doğru döndü. Gözleri hala öfkeden alev alev yanıyordu.
Vezir, kadının bu darmadağın, sinirli ama bir o kadar da nefes kesici haline bakarken sesini dünyanın en yumuşak tonuna ayarladı.
"Biraz sakin mi olsanız?" dedi Vezir, adeta onu rüzgardan korumak istercesine üzerine hafifçe eğilerek. "Lütfen, sinirle hareket etmeyin. Ben sizi eve bırakacağım."
Kudret’i bu dünyada sakinleştirebilecek, o hırçın Karslı kızını uslu bir kediye çevirebilecek tek adam Vezir’di. Ama o an Kudret’in burnundan soluyan öfkesi buna izin vermiyordu.
"Görmüyor musun Vezir, tepeme çıktı hepsi!" diye bağırdı Kudret, kollarını iki yana açarak.
"Kimse yerini yurdunu bilmiyor artık! Ben.."
Kudret’in cümlesi havada asılı kaldı. Çünkü Vezir’in o şefkatli, onu sakinleştirmeye çalışan gözleri, aniden Kudret’in omuzunun üzerinden çok uzaklara, otogarın giriş kapısına doğru kilitlenmişti. Adamın bakışlarındaki o yumuşaklık saniyeler içinde silindi, yerine bir yırtıcının avını gördüğü andaki o kapkara, buz gibi odaklanma yerleşti.
Vezir’in günlerdir her taşın altında aradığı, Zaro Ağa’nın işlerini baltalayan ve polise öteceği bilinen o lanet muhbir, kafasına geçirdiği kasketiyle otogarın kalabalığına karışmak üzereydi. Adam kaçıyordu. Eğer muhbir Vezir’i görürse, saniyeler içinde o kalabalıkta erir, bir daha asla bulunamazdı.
Vezir’in düşünecek tek bir saniyesi bile yoktu. Kudret’in şaşkın bakışları arasında, kadının kolunu sımsıkı kavradı.
"Ne oluy-" demeye kalmadan, Vezir onu büyük bir güçle, aniden kendine doğru çekti. Etraftaki insanları umursamadan, Kudret’i hemen yanlarındaki yarı aralık duran, daracık, loş temizlik odasına soktu ve kendisi de içeri girip kapıyı arkalarından hızla kapattı.
Odanın içi loştu ve sadece sabun kokusu hakimdi. İkisi de içeri o kadar telaşlı ve dengesiz girmişti ki, kapının hemen arkasında duran uzun saplı süpürgeler ve fırçalar büyük bir gürültüyle Vezir’in sırtına doğru devrildi. Vezir, süpürgelerin Kudret’e çarpmasını engellemek için refleksle gövdesini kadının üzerine tamamen kapattı.
Kudret’in sırtı temizlik odasının soğuk fayanslarına yaslanırken, Vezir’in o sert göğsü doğrudan Kudret’in göğsüne yapışmıştı.
İkisi kelimenin tam anlamıyla burun burunaydı. Loş ışıkta, birbirlerinin nefeslerini dudaklarında hissediyorlardı.
"Ne oluyor Vezir, delirdin mi?" diye fısıldadı Kudret, nefes nefese. Adamın o ani, sert çekişi ve şimdi üzerine bu kadar kapanmış olması kalbini yerinden çıkaracak gibi attırıyordu.
Ama Vezir cevap vermek yerine, o büyük ve sıcak avucunu hızla Kudret’in dudaklarının üzerine kapattı.
"Şşşş.." diye fısıldadı Vezir.
Sesi o kadar kısık, o kadar acildi ki Kudret’in bütün bedeni kaskatı kesildi. Vezir’in gözleri kapıya kilitlenmişti.
Tam o saniye, ince ve ahşap kapının hemen arkasında, otogarın o uğultulu gürültüsünü yaran telaşlı ayak sesleri duyuldu. Adımlar tam temizlik odasının kapısının önünde durdu. Kudret, Vezir’in elinin altında nefesini tutarken, kapının arkasındaki adamın telefonla konuşan o boğuk, korku dolu sesini işitti.
"Abi tamam, geldim ben otogara.. Aynen, kimse görmedi. Bilet elimde. Akşam sekiz otobüsüyle Termal Turizm ile İzmir’e geçiyorum. Yok yok, Vezir’in falan ruhu duymaz, onlar beni çoktan kaçtı sanıyor. Tamam, sekizde perondayım."
Vezir, kapının ardındaki bu altın değerindeki bilgiyi dinlerken, bedenini tamamen Kudret’in bedenine yaslamış durumdaydı. O daracık alanda, süpürgelerin ve kovaların arasında kıpırdayacak tek bir milimetre bile yoktu. Kudret’in göğsü her nefes alışında Vezir’in göğsüne sürtünüyor, kadının o eşsiz, baş döndürücü yasemin kokusu, odadaki çamaşır suyu kokusunu tamamen ezip geçerek koca adamın ciğerlerine doluyordu.
Vezir, adamın ayak seslerinin uzaklaşıp otogarın kalabalığında kaybolduğundan emin olana kadar elini Kudret’in dudaklarından çekmedi. Ancak adamın gittiğini anladığında, o avcılık içgüdüsü, o tetikte olma hali yavaş yavaş dağıldı. Geriye sadece o daracık, karanlık odada, göğüs göğüse, dudak dudağa olduğu dünyanın en güzel kadını gerçeği kaldı.
Vezir elini usulca, sanki kadının dudaklarını incitmekten korkarcasına aşağı indirdi. Odanın kapısının altından sızan incecik, cılız ışık, Kudret’in yüzünü aydınlatıyordu. İkisi de nefes nefeseydi.
"İşim bitti.." diye mırıldandı Vezir, sesi az önceki o soğukkanlı adamdan tamamen uzak, boğuk ve hırıltılı çıkmıştı.
Kudret heyecanla nefes nefese vaziyette konuştu.
"Çıkalım mı?"
Ama Vezir "Çıkalım mı" denmesine rağmen, bedenini kadından bir milim bile uzaklaştırmadı. Aksine gözleri, kadının gözlerinden yavaşça aşağı kaydı. Kudret’in üzerinde, göğüs çatalını zarifçe ortaya çıkaran, o yeşil iddialı elbisesi vardı. Vezir’in bakışları, o dekoltenin başladığı yerde, kadının hızla inip kalkan göğüslerinde takılıp kaldı. Adem elması yutkunurken belirgin bir şekilde hareket etti.
"Hı hı.." diye mırıldandı Vezir, tamamen hipnotize olmuş bir halde, gözlerini kadının vücudundan alamayarak. Bütün o saygısı, o utangaçlığı, o aşılmaz sınırları, Kudret’in o kusursuz, sıcak teninin karşısında saniyeler içinde eriyip gitmişti.
Kudret, adamın bakışlarındaki o açlığı, o dizginlenemez tutkuyu fark ettiğinde, içindeki o kadınsı, zafer dolu his doruklara ulaştı. Babasının sağ kolunun, uğruna dünyayı yakacağı bu adamın ona böyle bakması aklını başından alıyordu.
Dudaklarının kenarına o tehlikeli, cilveli gülümsemeyi yerleştirdi. Ellerini yavaşça adamın geniş, sıcak göğsüne koydu.
"Şşşş.." diye fısıldadı Kudret, parmaklarını adamın gömleğinin üzerinde usulca gezdirerek.
"N'oluyor sağ kol.. Gözlerime bak."
Vezir bu uyarıyla irkilip gözlerini zorlukla yukarı, kadının o kuduruk, gece karası gözlerine çevirdiğinde, Kudret hiç beklemediği bir şey yaptı. Ellerini hızla adamın ensesine doladı, parmaklarını o kısa siyah saçlara geçirdi ve Vezir’i koca bir güçle kendine çekip dudaklarını adamın dudaklarına sertçe bastırdı.
Vezir ilk saniye neye uğradığını şaşırdı. Bedeni kaskatı kesildi. Ama Kudret’in dudaklarının o eşsiz yumuşaklığı, o nefes kesen tadı adamın kanına öyle bir karıştı ki, Vezir yıllardır ördüğü o koca duvarı saniyeler içinde yıktı geçti.
Saygı, ağa korkusu, otogarın ortasında olmaları.. Hepsi o daracık, karanlık temizlik odasında tuzla buz oldu.
Vezir tamamen teslim oldu. Ensesindeki ellere karşılık vererek, koca elleriyle Kudret’in ince belini sımsıkı kavradı ve onu duvara, kendi göğsüne öyle bir bastırdı ki, Kudret’in ağzından küçük, boğuk bir inilti koptu. Vezir artık sadece karşılık vermiyor, kadını adeta vahşice, hayvan gibi bir açlıkla öpüyordu.
Dudakları birbirine karışırken, Vezir kadının alt dudağını dişleri arasına alıp hafifçe, taparcasına çekiştirdi. Dili kadının ağzının içini arsızca, doyumsuzca keşfediyordu. Yılların birikmişliği, o konuşulmamış itirafların hepsi bu öpücükte patlıyordu.
Kudret tırnaklarını Vezir’in saçlarına daha da derin geçirdi, onu kendine daha da sert bastırarak inledi.
Nefessiz kaldıklarında Vezir dudaklarını zorlukla ayırdı ama duramadı. Gözleri kapkaranlıktı, arzudan tamamen delirmiş durumdaydı. Dudaklarını kadının çenesinden aşağıya, o uzun, pürüzsüz boynuna doğru indirdi. Islak, sıcak dudakları ve diliyle kadının boynunu, şah damarının attığı yeri adeta emiyor, her öpücüğünde, her hafif ısırığında Kudret’ten daha yüksek bir inleme koparıyordu.
Vezir’in o kaba, nasırlı elleri, kadının belinden yukarı, o yeşil elbisesinin yakasına doğru kaydı. Sabırsızdı, aklını yitirmişti.
Elbisenin dekoltesinin hemen devamındaki o küçük düğmeleri tek tek, aceleyle açmaya başladı. Kumaş iki yana aralanıp omuzlarından aşağı kaydığında, Vezir durmadı. Koca, sıcak elleri kadının sırtına gitti. İncecik, siyah dantelli sütyeninin kopsasını tek bir pratik, sabırsız hareketle çözdü. Askıları kadının kollarından aşağı sıyırıp o küçük kumaş parçasını tamamen çıkardığında, Kudret’in o dolgun, pürüzsüz göğüsleri karanlık odada adamın o aç, alev alev yanan bakışlarına ve dudaklarına tamamen teslim olmuştu.
Vezir’in dudakları o sıcak tene, göğüslere doyumsuzca kapandı.
"Ahh.. Ama Vezir biraz yavaş.." diye feryat etti Kudret, başını tamamen geriye, soğuk fayansa yaslayarak. Bütün bedeni yay gibi gerilmiş, kalçaları istemsizce adamın kasıklarına doğru sürtünmeye başlamıştı.
Kudret’in elleri de boş durmuyordu. Vezir’in o jilet gibi takım elbisesinin ceketini omuzlarından aşağı itti. Adamın beyaz gömleğinin düğmelerini titreyen, aceleci parmaklarla kopardı, açtı.
Ellerini, Vezir’in o geniş, kaslı, sıcak göğsüne, o yara izleriyle dolu tenine doğrudan bastırdı. Ten tene değdiği an, ikisinden de aynı anda boğuk bir inilti yükseldi. Vezir, kadını tamamen kendi içine hapsetmek ister gibi daha da şiddetli öpmeye, elleriyle kadının kalçalarını avuçlamaya başlamıştı. Odanın içinde sadece birbirine çarpan tenlerin sesi, ağır, tutku dolu nefes alışverişleri duyuluyordu.
Ama tam o an..
O dünyanın en eşsiz yangınının ortasında..
Tak. Tak.
Tıkır, tıkır..
Temizlik odasının dışındaki o incecik kapının kolu aniden ve sertçe zorlandı. Dışarıdan, yaşlı ve huysuz bir adamın sesi geldi:
"La havle vela kuvvete! Kim kilitledi lan bu temizlik odasını gündüz vakti! Kova alacağız şuradan, hey Allahım!"
Anahtar sesi duyuldu. Temizlikçi abi kapıyı açmak için anahtarı deliğe soktu.
Kudret ve Vezir o saniye kelimenin tam anlamıyla buz kestiler. Büyü, üzerlerine dökülen kaynar bir su gibi anında bozuldu. Vezir, o koca refleksleriyle, hızla sağ elini kapının arkasına, tam kilidin olduğu yere sertçe dayadı. Adam anahtarı çevirse bile kapının açılmasını koca gövdesiyle engelledi.
Dışarıdaki adam kapıyı birkaç kez daha zorlayıp açamayınca, "Tövbe estağfurullah, sıkıştı herhalde koca kapı. Gideyim de levye getireyim." diye mırıldanarak uzaklaşan ayak sesleriyle oradan ayrıldı.
İçeride ise panik, o yoğun tutkunun yerini almıştı. İkisi de nefes nefeseydi, ikisinin de üstü başı kelimenin tam anlamıyla darmadağındı.
Kudret’in elbisesinin düğmeleri karnına kadar açılmış, çamaşırı çıkarılmış, saçları birbirine girmişti.
Vezir’in gömleğinin düğmeleri tamamen çözülmüş, göğsü açığa çıkmıştı.
İkisi de birbirlerinin o dağınık, arzudan kızarmış yüzlerine bakıp sessizce kıkırdamaya başladılar. O karanlık odada, o korkunun içinde bile birbirlerine olan aşkları yüzlerinden okunuyordu.
Vezir titreyen elleriyle, az önce kendi elleriyle vahşice çıkardığı o çamaşırın kopçasını kadının sırtında beceriksizce birleştirmeye çalıştı, ardından o yeşil elbisenin minik düğmelerine uzandı. Parmakları o kadar büyük ve kabaydı ki, o küçücük düğmeleri iliklemekte zorlanıyordu.
Gözleri kadının o açığa çıkmış, sıcak tenine takılıp duruyordu.
"Kapatmak istemiyorum ki hiç.." diye mırıldandı Vezir. Sesi o utangaç, saygılı adamdan çok uzak, son derece kuduruk ve sitemkar çıkmıştı. Gözleri hala kadının göğüs çatalındaydı.
"Çok içimde kaldı."
Kudret, adamın bu arsız, bu deli dolu itirafı karşısında kıkırdayarak ellerini onun göğsüne vurdu. Kendi elleriyle adamın gömleğinin düğmelerini hızla ve beceriklice kapatmaya başladı.
"Şşşş.. Arsızlaşma." dedi Kudret, fısıltıyla ama yüzündeki o kocaman, aşık gülümsemeyi gizleyemeyerek. "Kapat hemen şu düğmeleri, adam levye falan diyordu, kapıyı kıracaklar rezil olacağız bak cümle aleme."
İkisi de zar zor üstlerini başlarını toparladıklarında, Vezir kapıya kulağını dayadı. Etrafta kimsenin olmadığından emin olunca kapıyı usulca araladı ve Kudret’i kendi arkasına siper ederek, kimseye görünmeden hızla odadan çıkıp otogarın o kalabalık, aydınlık koridoruna karıştılar.
Az önceki o loş odadaki yangından sonra, otogarın bu parlak ve gürültülü ışığı ikisini de sarsmıştı. Sanki o odada yaşananlar bambaşka, paralel bir evrende gerçekleşmiş gibiydi.
Otogarın dışına, siyah arabanın yanına doğru yürürlerken Kudret aniden adımlarını yavaşlattı. Vezir de onunla birlikte durdu. Kudret, elini yavaşça uzatıp adamın gömleğinin yakasına dokundu.
Hala hafif eğri duran yakasını özenle, sanki ona ait olduğunu belli etmek istercesine düzeltti. Gözlerinin içine o tatlı, dünyaları yakan bakışıyla baktı.
"Beni eve sen bıraksana." dedi Kudret, sesi yumuşacık, cilveli ve davetkardı.
Vezir, kadının bu masum ama bir o kadar da anlam yüklü dokunuşu karşısında, az önce temizlik odasında onu vahşice öpen adam değilmiş gibi anında eski haline döndü. Yanakları kızardı, adem elması hızla hareket etti. O utangaç, saygılı sağ kol saniyeler içinde geri gelmişti.
Başını hemen öne eğdi, boğazını temizledi.
"Ta-tabi Kudret Hanım." dedi Vezir kekeleyerek, hızla arabanın kapısını açarken.
"Hemen gidelim, buyurun."
Kudret, adamın bu tatlı, bu masum utangaçlığına bakarak içinden kıkırdadı. Arabaya zarifçe yerleşirken, otogardaki bütün o kargaşanın ya da dışarıdaki insanların hiçbir önemi kalmamıştı. O temizlik odasında birbirlerine mühürlenen o eşsiz tutku, aralarındaki o hiç söylenmemiş sevdanın, geri dönülemez bir şekilde alev aldığının en büyük ve en güzel kanıtıydı.
Bölüm etkileşimi
